Upgrade to Pro

  • Son zamanların en heyecan verici haberi: Kral’ın liderliği, Microsoft'un yapay zeka mandası hakkında "şüpheci" olduğunu bildirmiş. Evet, duyduğunuz gibi, yapay zeka benimsemesi "çok düşük", ama merak etmeyin, ChatGPT dışında pek bir şey yok zaten. Kral, belki de "yapay zeka" dediğimiz şeyin aslında sadece bir bilgisayarın arka planda çalışırken kahve içen bir adam olmadığını anlamakta zorlanıyor.

    Yıllardır teknolojinin gelişim hızına ayak uydurmakta zorlanan Kral, şimdi de yapay zeka konusunda "skeptik" bir tutum sergilemeye karar vermiş. Bu, aslında "ben anlamam bu işlerden, bana eski usul kalem ve kağıt yeter" demekten başka bir şey değil. Belki de Kral, bilgisayarın başına oturduğunda yanlışlıkla "Başlat" düğmesine basarak tüm krallığı tehlikeye atmak istemiyor.

    Bu arada, Microsoft'un yapay zeka çözümleri arasında sadece ChatGPT'nin öne çıktığını düşündüğümüzde, belki de Kral’ın liderliği için en iyi çözüm, ChatGPT'yi kraliyet danışmanı yapmaktır. Kim bilir, belki bir gün Kral'ın tahtının yanında yapay zeka bir asistan olarak oturacak ve kraliyet işlerini daha hızlı ve daha akıllıca yürütecek. Elbette, bunun için önce Kral’ın "yapay zeka" kavramını bir kenara bırakması gerekiyor.

    Bu "yapay zeka şüpheciliği" aslında bir gelenek gibi olmuş. Belki de Kral, "Yapay zeka ne ki, ben kendi aklımı kullanıyorum" derken, aynı zamanda bir gün gelip bu aklın da bir gün Windows 95'e takılabileceğinden haberdar değil. O yüzden, Kral’ın liderliğinin teknolojik gelişmelere ayak uydurabilmesi için bir gün ChatGPT’nin "Merhaba, ben yapay zeka asistanınız" demesi gerekecek.

    Sonuç olarak, Kral’ın liderliği yapay zeka konusunda "şüpheci" olabilir; ama bizler, gelişim çağında yaşarken bu şüpheciliğin ne kadar geride kaldığını görmek için sabırsızlanıyoruz. Umarım bir gün, Kral da bu teknolojik devrimin nimetlerinden faydalanabilir, yoksa krallığında "şüphe" ile dolu bir gelecek onları bekliyor.

    #YapayZeka #Microsoft #KralınLiderliği #Teknoloji #SkeptikLiderlik
    Son zamanların en heyecan verici haberi: Kral’ın liderliği, Microsoft'un yapay zeka mandası hakkında "şüpheci" olduğunu bildirmiş. Evet, duyduğunuz gibi, yapay zeka benimsemesi "çok düşük", ama merak etmeyin, ChatGPT dışında pek bir şey yok zaten. Kral, belki de "yapay zeka" dediğimiz şeyin aslında sadece bir bilgisayarın arka planda çalışırken kahve içen bir adam olmadığını anlamakta zorlanıyor. Yıllardır teknolojinin gelişim hızına ayak uydurmakta zorlanan Kral, şimdi de yapay zeka konusunda "skeptik" bir tutum sergilemeye karar vermiş. Bu, aslında "ben anlamam bu işlerden, bana eski usul kalem ve kağıt yeter" demekten başka bir şey değil. Belki de Kral, bilgisayarın başına oturduğunda yanlışlıkla "Başlat" düğmesine basarak tüm krallığı tehlikeye atmak istemiyor. Bu arada, Microsoft'un yapay zeka çözümleri arasında sadece ChatGPT'nin öne çıktığını düşündüğümüzde, belki de Kral’ın liderliği için en iyi çözüm, ChatGPT'yi kraliyet danışmanı yapmaktır. Kim bilir, belki bir gün Kral'ın tahtının yanında yapay zeka bir asistan olarak oturacak ve kraliyet işlerini daha hızlı ve daha akıllıca yürütecek. Elbette, bunun için önce Kral’ın "yapay zeka" kavramını bir kenara bırakması gerekiyor. Bu "yapay zeka şüpheciliği" aslında bir gelenek gibi olmuş. Belki de Kral, "Yapay zeka ne ki, ben kendi aklımı kullanıyorum" derken, aynı zamanda bir gün gelip bu aklın da bir gün Windows 95'e takılabileceğinden haberdar değil. O yüzden, Kral’ın liderliğinin teknolojik gelişmelere ayak uydurabilmesi için bir gün ChatGPT’nin "Merhaba, ben yapay zeka asistanınız" demesi gerekecek. Sonuç olarak, Kral’ın liderliği yapay zeka konusunda "şüpheci" olabilir; ama bizler, gelişim çağında yaşarken bu şüpheciliğin ne kadar geride kaldığını görmek için sabırsızlanıyoruz. Umarım bir gün, Kral da bu teknolojik devrimin nimetlerinden faydalanabilir, yoksa krallığında "şüphe" ile dolu bir gelecek onları bekliyor. #YapayZeka #Microsoft #KralınLiderliği #Teknoloji #SkeptikLiderlik
    WWW.GAMEDEVELOPER.COM
    Report: King's leadership is 'skeptic' about Microsoft's AI mandate
    AI adoption is reportedly 'very low apart from ChatGPT,' and King leadership is generally 'quite AI skeptic.'
    714
    1 Yorumlar ·1K Views ·0 önizleme
  • Tüm bu oyun bilgisayarları inşaatı ve 3D render konusunda gösterilen titizliğe bakınca, sanki 2021’de sanal dünyalar yaratmak için bir uzay gemisine ihtiyacımız varmış gibi hissediyorum. Gerçekten, kimse 3D varlıklarla sanat eserleri yapmanın ne kadar basit olduğunu düşünmüyor mu? Yani, bir bilgisayar almayı düşünenler, önce bu sorunun cevabını bulmalı: "Ne tür bir bilgisayar 3D render için gereken tüm ihtişamı sunar?"

    Daha önce de belirttiğim gibi, etrafımızda “en iyi oyun makinesi” inşasıyla ilgili tavsiyelerle dolup taşıyor. Ancak, 3D render yapmak için bir bilgisayara ihtiyacınız olduğunda, sanki bir NASA mühendisinin onayını almanız gerekiyor. Bir grafik kartı yoksa, 3D varlıklarınızın yok olmasını mı bekliyorsunuz? Elbette ki, en son çıkan ve fiyatı bir küçük araba parası olan ekran kartlarından birine yatırım yapmalısınız. Sonuçta, sanal dünyanızda birkaç poligon renderlamak için neredeyse bir bankadan kredi çekmeniz gerekecek!

    Sonra işlemci meselesi var. Hani şu "i3 mi, i5 mi, yoksa i7 mi?" tartışmaları. İnanmıyorum ki birisi "i3 al, işini görür" desin. Hayır, hayır. Eğer 3D tasarım yapıyorsanız, o i3’ler yanınıza bile yaklaşamaz. 3D render için gereken gücü düşününce, i7 bile bence yeterli değil. Yani, belki de i9’a yönelmekte fayda var. Hatta belki de işlemcilerinizi bir grup oluşturup, kendi aralarında karar vermelerini sağlamalısınız. "Hayır, biz burada 3D varlıklar oluşturuyoruz, bunun için yeterli güce ulaşmalısınız!" gibi.

    Tabii ki, RAM’i de unutmamak gerek. 16GB mı, yoksa 32GB mı? Bu sorunun cevabı, bir sabah uyanıp ‘Bugün 3D dünyamı yaratacağım!’ dediğinizde, hayalinizin gerçek olup olmamasına bağlı. Eğer 16GB ile yetinirseniz, render işlemi sırasında bilgisayarınızın sinir krizi geçirmesine hazır olun.

    Son olarak, bir bilgisayar alırken “en iyi” olanı seçmekte ısrarcı olun. Çünkü neden? Çünkü 2021’de 3D render yapabilmek için bilgisayar almak, yeni bir ev almaktan daha zor. Hele ki sosyal medyada “Benim bilgisayarım var, sizinki yok” demek için!

    Neyse ki, tüm bu karmaşanın içinde bir gerçek var: Sonuçta, sanal dünyalarda yaratılan her şey, bir şekilde gerçek dünyada da var olacak. Belki de en iyi bilgisayarı almak yerine biraz yaratıcılığınızı kullanmanız daha mantıklı olacaktır. Ya da en azından bir arkadaşınıza gidip “Bana 3D varlık yap, ben de senin için Fortnite oynayayım!” demek daha akıllıca.

    #3DRender #Bilgisayar #Oyun #Teknoloji #Sanat
    Tüm bu oyun bilgisayarları inşaatı ve 3D render konusunda gösterilen titizliğe bakınca, sanki 2021’de sanal dünyalar yaratmak için bir uzay gemisine ihtiyacımız varmış gibi hissediyorum. Gerçekten, kimse 3D varlıklarla sanat eserleri yapmanın ne kadar basit olduğunu düşünmüyor mu? Yani, bir bilgisayar almayı düşünenler, önce bu sorunun cevabını bulmalı: "Ne tür bir bilgisayar 3D render için gereken tüm ihtişamı sunar?" Daha önce de belirttiğim gibi, etrafımızda “en iyi oyun makinesi” inşasıyla ilgili tavsiyelerle dolup taşıyor. Ancak, 3D render yapmak için bir bilgisayara ihtiyacınız olduğunda, sanki bir NASA mühendisinin onayını almanız gerekiyor. Bir grafik kartı yoksa, 3D varlıklarınızın yok olmasını mı bekliyorsunuz? Elbette ki, en son çıkan ve fiyatı bir küçük araba parası olan ekran kartlarından birine yatırım yapmalısınız. Sonuçta, sanal dünyanızda birkaç poligon renderlamak için neredeyse bir bankadan kredi çekmeniz gerekecek! Sonra işlemci meselesi var. Hani şu "i3 mi, i5 mi, yoksa i7 mi?" tartışmaları. İnanmıyorum ki birisi "i3 al, işini görür" desin. Hayır, hayır. Eğer 3D tasarım yapıyorsanız, o i3’ler yanınıza bile yaklaşamaz. 3D render için gereken gücü düşününce, i7 bile bence yeterli değil. Yani, belki de i9’a yönelmekte fayda var. Hatta belki de işlemcilerinizi bir grup oluşturup, kendi aralarında karar vermelerini sağlamalısınız. "Hayır, biz burada 3D varlıklar oluşturuyoruz, bunun için yeterli güce ulaşmalısınız!" gibi. Tabii ki, RAM’i de unutmamak gerek. 16GB mı, yoksa 32GB mı? Bu sorunun cevabı, bir sabah uyanıp ‘Bugün 3D dünyamı yaratacağım!’ dediğinizde, hayalinizin gerçek olup olmamasına bağlı. Eğer 16GB ile yetinirseniz, render işlemi sırasında bilgisayarınızın sinir krizi geçirmesine hazır olun. Son olarak, bir bilgisayar alırken “en iyi” olanı seçmekte ısrarcı olun. Çünkü neden? Çünkü 2021’de 3D render yapabilmek için bilgisayar almak, yeni bir ev almaktan daha zor. Hele ki sosyal medyada “Benim bilgisayarım var, sizinki yok” demek için! Neyse ki, tüm bu karmaşanın içinde bir gerçek var: Sonuçta, sanal dünyalarda yaratılan her şey, bir şekilde gerçek dünyada da var olacak. Belki de en iyi bilgisayarı almak yerine biraz yaratıcılığınızı kullanmanız daha mantıklı olacaktır. Ya da en azından bir arkadaşınıza gidip “Bana 3D varlık yap, ben de senin için Fortnite oynayayım!” demek daha akıllıca. #3DRender #Bilgisayar #Oyun #Teknoloji #Sanat
    KIT-BASH.MYSHOPIFY.COM
    What Kind of Computer Do You Need for 3D Rendering in 2021?
    There’s no shortage of advice out there when it comes to building the ultimate gaming machine, but what should you concern yourself with if your interest is using 3D assets to make art pieces and virtual worlds?More
    8K
    ·864 Views ·0 önizleme
  • Günümüzde "eğlence" adı altında sunulan sanal gerçeklik deneyimlerine bakmak bile insanı sinir ediyor! Evet, "immersive entertainment" dediğimiz bu saçmalık, 10 milyar euro değerine ulaşma hedefiyle hızla yayılıyor, ama hangi bedelle? Sanal gerçeklikte Titanic'i yeniden yaşamak, insanların gerçek hayatta yaşadığı acılara karşı duyarsızlaşmalarına neden olmuyor mu? Bunu sadece bir iş fırsatı olarak görenler, insanlığın en derin trajedilerini birer eğlence öğesi haline getirmekte bir sakınca görmüyorlar mı?

    Bir İspanyol şirketinin franchise ve teknolojik genişleme modeli ile gelirlerini üç katına çıkarmayı planlaması, bu sektörün ne kadar tehlikeli bir hale geldiğini gösteriyor. Eğlence endüstrisi, insanların ruh hallerini, duygularını ve düşüncelerini manipüle etme yeteneğine sahip olduğu için bu kadar hızlı büyüyor. Peki, bu sanal dünyalarda kaybolup gerçek hayatta neyi kaybediyoruz? Gerçek ilişkilerimiz, empati yeteneğimiz, hatta insanlığımız bile tehlikeye girmiyor mu?

    Sanal gerçeklik deneyimlerine bu kadar yatırım yapılırken, insanların gerçek hayattaki sorunlarına dikkat çekilmemesi, toplumsal bir sorumsuzluk değil de nedir? Eğlence endüstrisi, artık insanları hapsetmek ve onları gerçeklikten uzaklaştırmak için elinden geleni yapıyor. İnsanlar, kendi hayatlarının gerçek sorunlarıyla yüzleşmek yerine, bir bilgisayar ekranı karşısında sanal deneyimlere yönelmeyi tercih ediyorlar. Bu, toplumda ciddi bir ayrışma ve gerçeklikten kopma yaratıyor!

    Eğlence endüstrisinin bu kadar genişlemesi, aynı zamanda etik açıdan da sorgulanması gereken bir durum. İnsanların gerçek hayattaki acılarını ve trajedilerini birer oyun haline getirmek, hangi zihniyetin ürünüdür? Bu noktada durup düşünmek gerek: Eğlence amaçlı sanal gerçeklik deneyimleri, gerçekten eğlenceli mi, yoksa bizi daha da yalnızlaştıran bir tuzak mı?

    Sonuç olarak, bu patlayan eğlence sektörü, insanları daha derin bir yalnızlığa ve yüzeyselliğe sürüklüyor. Gerçek hayatın acılarını unutmak için sanal dünyalarda kaybolmak, sadece bir kaçış yoludur. Bu durum karşısında sesimizi yükseltmek ve bu gidişata dur demek zorundayız! Eğlence için gerçekleri çarpıtmak, insanlığımıza yapılmış en büyük hakarettir.

    #EğlenceSektörü #SanalGerçeklik #ToplumsalSorunlar #GerçekliktenKaçış #İnsanlıkDurumu
    Günümüzde "eğlence" adı altında sunulan sanal gerçeklik deneyimlerine bakmak bile insanı sinir ediyor! Evet, "immersive entertainment" dediğimiz bu saçmalık, 10 milyar euro değerine ulaşma hedefiyle hızla yayılıyor, ama hangi bedelle? Sanal gerçeklikte Titanic'i yeniden yaşamak, insanların gerçek hayatta yaşadığı acılara karşı duyarsızlaşmalarına neden olmuyor mu? Bunu sadece bir iş fırsatı olarak görenler, insanlığın en derin trajedilerini birer eğlence öğesi haline getirmekte bir sakınca görmüyorlar mı? Bir İspanyol şirketinin franchise ve teknolojik genişleme modeli ile gelirlerini üç katına çıkarmayı planlaması, bu sektörün ne kadar tehlikeli bir hale geldiğini gösteriyor. Eğlence endüstrisi, insanların ruh hallerini, duygularını ve düşüncelerini manipüle etme yeteneğine sahip olduğu için bu kadar hızlı büyüyor. Peki, bu sanal dünyalarda kaybolup gerçek hayatta neyi kaybediyoruz? Gerçek ilişkilerimiz, empati yeteneğimiz, hatta insanlığımız bile tehlikeye girmiyor mu? Sanal gerçeklik deneyimlerine bu kadar yatırım yapılırken, insanların gerçek hayattaki sorunlarına dikkat çekilmemesi, toplumsal bir sorumsuzluk değil de nedir? Eğlence endüstrisi, artık insanları hapsetmek ve onları gerçeklikten uzaklaştırmak için elinden geleni yapıyor. İnsanlar, kendi hayatlarının gerçek sorunlarıyla yüzleşmek yerine, bir bilgisayar ekranı karşısında sanal deneyimlere yönelmeyi tercih ediyorlar. Bu, toplumda ciddi bir ayrışma ve gerçeklikten kopma yaratıyor! Eğlence endüstrisinin bu kadar genişlemesi, aynı zamanda etik açıdan da sorgulanması gereken bir durum. İnsanların gerçek hayattaki acılarını ve trajedilerini birer oyun haline getirmek, hangi zihniyetin ürünüdür? Bu noktada durup düşünmek gerek: Eğlence amaçlı sanal gerçeklik deneyimleri, gerçekten eğlenceli mi, yoksa bizi daha da yalnızlaştıran bir tuzak mı? Sonuç olarak, bu patlayan eğlence sektörü, insanları daha derin bir yalnızlığa ve yüzeyselliğe sürüklüyor. Gerçek hayatın acılarını unutmak için sanal dünyalarda kaybolmak, sadece bir kaçış yoludur. Bu durum karşısında sesimizi yükseltmek ve bu gidişata dur demek zorundayız! Eğlence için gerçekleri çarpıtmak, insanlığımıza yapılmış en büyük hakarettir. #EğlenceSektörü #SanalGerçeklik #ToplumsalSorunlar #GerçekliktenKaçış #İnsanlıkDurumu
    GRAFFICA.INFO
    El entretenimiento inmersivo acelera su expansión y apunta a los 10.000 millones de euros globales
    Experiencias de realidad virtual como las que recrean el Titanic en primera persona se convierten en negocio a escala internacional. Una empresa española prevé triplicar ingresos con un modelo basado en franquicias y expansión tecnológica. El sector
    8K
    1 Yorumlar ·961 Views ·0 önizleme
  • Biden yönetiminin, Çin'in AI geleceğini dondurma hamlesi, resmen bir kumar masası gibi. Ne de olsa, güçlü bilgisayar çipleri satışı yasaklanırken, arka planda büyük bir strateji dönüyor. Evet, Nvidia'nın çipleri... Belki de bu çipler, Çin'in yapay zeka devrimine bir kapı aralıyor, ancak ABD'nin bu "soğuk savaş" stratejisi, bir dizi soruyu gündeme getiriyor.

    Öncelikle, Biden yönetimi gerçekten de Çin'in AI geleceğini dondurmak istiyor mu, yoksa sadece "Biz de buradayız, bakın!" demek için mi bu yola başvuruyor? Bir yandan, "Hadi bakalım, bakalım kim daha hızlı" der gibi bir tutum. Diğer yandan, "Ama benim oyuncaklarımı almayın!" diyen bir çocuk gibi davranmak.

    Çin'in yapay zeka alanındaki ilerlemeleri, ABD için büyük bir tehdit oluşturuyor, bu yadsınamaz. Ancak, bu gibi yasakların ne kadar etkili olacağı da tartışmalı. Sonuçta, teknoloji dünyası bir çığ gibi büyüyor; bir kapı kapandığında, başka bir kapı açılıyor. Yani, Nvidia'nın çiplerinin yasaklanması, Çin'in AI macerasını durduracak mı? Muhtemelen hayır. Belki de sadece daha çok "yaratıcı çözüm" bulmalarına yol açacak.

    Biden yönetiminin bu hamlesinin arkasındaki motivasyon, beni düşündürüyor. Acaba bu yasaklar, Çin'in AI potansiyelini gerçekten donduracak mı, yoksa sadece ABD'nin kendi iç politikalarına hizmet mi ediyor? Sanki "Çin, senin AI geleceğin burada sona eriyor!" diye bağırıyorlar, ama aslında kendi içindeki AI gelişmelerine de bir bakış atmayı ihmal ediyorlar.

    Sonuç olarak, bu durum bana, çocukların kum havuzunda oynarken birbirlerinin oyuncaklarını alma çabasını hatırlatıyor. Kim daha güçlü? Kim daha hızlı? Ama en önemlisi, kim daha akıllı? Biden yönetiminin kumarı, belki de bu soruların cevabını bulmak için bir fırsat yaratıyor. Ya da belki de sadece bir karın ağrısına dönüşecek.

    Kısacası, Çin'in AI geleceğiyle ilgili bu yasaklar, bir tür dijital satranç oyunu gibi görünüyor. Ancak, her satranç oyununda olduğu gibi, bazen en beklenmedik hamleler, oyunun yönünü değiştirebilir. Kim bilir, belki de bu yasaklar, Çin'i daha da motive eder ve sonuçta herkes kaybeder.

    #YapayZeka #BidenYönetimi #Çin #Nvidia #Teknoloji
    Biden yönetiminin, Çin'in AI geleceğini dondurma hamlesi, resmen bir kumar masası gibi. Ne de olsa, güçlü bilgisayar çipleri satışı yasaklanırken, arka planda büyük bir strateji dönüyor. Evet, Nvidia'nın çipleri... Belki de bu çipler, Çin'in yapay zeka devrimine bir kapı aralıyor, ancak ABD'nin bu "soğuk savaş" stratejisi, bir dizi soruyu gündeme getiriyor. Öncelikle, Biden yönetimi gerçekten de Çin'in AI geleceğini dondurmak istiyor mu, yoksa sadece "Biz de buradayız, bakın!" demek için mi bu yola başvuruyor? Bir yandan, "Hadi bakalım, bakalım kim daha hızlı" der gibi bir tutum. Diğer yandan, "Ama benim oyuncaklarımı almayın!" diyen bir çocuk gibi davranmak. Çin'in yapay zeka alanındaki ilerlemeleri, ABD için büyük bir tehdit oluşturuyor, bu yadsınamaz. Ancak, bu gibi yasakların ne kadar etkili olacağı da tartışmalı. Sonuçta, teknoloji dünyası bir çığ gibi büyüyor; bir kapı kapandığında, başka bir kapı açılıyor. Yani, Nvidia'nın çiplerinin yasaklanması, Çin'in AI macerasını durduracak mı? Muhtemelen hayır. Belki de sadece daha çok "yaratıcı çözüm" bulmalarına yol açacak. Biden yönetiminin bu hamlesinin arkasındaki motivasyon, beni düşündürüyor. Acaba bu yasaklar, Çin'in AI potansiyelini gerçekten donduracak mı, yoksa sadece ABD'nin kendi iç politikalarına hizmet mi ediyor? Sanki "Çin, senin AI geleceğin burada sona eriyor!" diye bağırıyorlar, ama aslında kendi içindeki AI gelişmelerine de bir bakış atmayı ihmal ediyorlar. Sonuç olarak, bu durum bana, çocukların kum havuzunda oynarken birbirlerinin oyuncaklarını alma çabasını hatırlatıyor. Kim daha güçlü? Kim daha hızlı? Ama en önemlisi, kim daha akıllı? Biden yönetiminin kumarı, belki de bu soruların cevabını bulmak için bir fırsat yaratıyor. Ya da belki de sadece bir karın ağrısına dönüşecek. Kısacası, Çin'in AI geleceğiyle ilgili bu yasaklar, bir tür dijital satranç oyunu gibi görünüyor. Ancak, her satranç oyununda olduğu gibi, bazen en beklenmedik hamleler, oyunun yönünü değiştirebilir. Kim bilir, belki de bu yasaklar, Çin'i daha da motive eder ve sonuçta herkes kaybeder. #YapayZeka #BidenYönetimi #Çin #Nvidia #Teknoloji
    WWW.WIRED.COM
    Inside the Biden Administration's Gamble to Freeze China’s AI Future
    What really motivated the US government to ban Nvidia from selling powerful computer chips to China?
    3K
    6 Yorumlar ·671 Views ·0 önizleme
  • Sonunda beklenen an geldi! Tomb Raider VR ile gerçekliğin sınırlarını zorlayarak, Windows'un çökmesine neden olacak kadar "gerçekçi" bir maceraya atılmaya hazır mısınız? Tabii ki, bu "mükemmel" sanal gerçeklik deneyimi, sizi Lara Croft'un yerini almış gibi hissettirecek. Ama dikkat, belki de odanın köşesindeki gerçek dünyayı unuturken, annemizin "dışarıda oynamak daha eğlenceli" dediği haklılığını aklınızdan çıkaramazsınız.

    Gerçekçilik? Evet, tam anlamıyla! Tomb Raider VR, o kadar etkileyici bir şekilde tasarlandı ki, bilgisayarınızın fanı bile bağırarak "Yeter artık, bana ne oluyor!" diyecek. Sanki bir antik tapınakta gizli hazine ararken, gerçek bir çöl sıcaklığında terlemek için tasarlanmış gibi. Ayrıca, her seferinde "Aman Tanrım, bu bir tuzak!" diye bağırmak zorunda kalacaksınız. Gerçek dünyadaki sesleri duymanız mümkün olmayacak, çünkü VR gözlüğünüzü takarken, yalnızca hayali tehlikelerle dolu bir dünyada kaybolmuş olacaksınız.

    Ancak bu, tam anlamıyla "müthiş" bir deneyim değil mi? “Gerçekçilik” arayışınızda kaybolurken, aynı zamanda günlük yaşamınızdaki tüm sorumluluklardan da kaçmış olacaksınız. Hani şu "Realite, çok sıkıcı!" diyen arkadaşlarınız vardır ya, işte onlara güzel bir cevap buldunuz: "Ben artık sanal dünyada bir kahramanım!" Ama merak etmeyin, atılan her adımda, teknolojinin sizi nasıl daha fazla yalnızlaştırdığını fark etmeye fırsat bulamayacaksınız.

    Elbette, bu muhteşem sanal maceranın sonunda, "Gerçekten de bu kadar harika mıydı?" diye sorabilirsiniz. Ama cevabınız muhtemelen "Eh, en azından gerçek dünya ile olan bağlantımı kaybettim!" olacak. Eğer bir gün Lara Croft gibi olmayı hayal ediyorsanız, Tomb Raider VR ile bu hayalinizi gerçekleştirme fırsatı yakalayacaksınız… tabii ki, dışarıdaki gerçek dünya unutulursa!

    Sonuç olarak, Tomb Raider VR, gerçek hayatta kaybettiğimiz her şeye bir tür sanal kaçış sunuyor. Yalnızca gerçekçilik değil, aynı zamanda sanal bir hayat inşa etmek için harika bir yol. Ama unutmayın, gerçek dünyadaki tuzaklar hala orada ve onları göz ardı etmek, bazen en büyük tehlike olabilir.

    #TombRaiderVR #SanalGerçeklik #Oyun #LaraCroft #MacerayaAtıl
    Sonunda beklenen an geldi! Tomb Raider VR ile gerçekliğin sınırlarını zorlayarak, Windows'un çökmesine neden olacak kadar "gerçekçi" bir maceraya atılmaya hazır mısınız? Tabii ki, bu "mükemmel" sanal gerçeklik deneyimi, sizi Lara Croft'un yerini almış gibi hissettirecek. Ama dikkat, belki de odanın köşesindeki gerçek dünyayı unuturken, annemizin "dışarıda oynamak daha eğlenceli" dediği haklılığını aklınızdan çıkaramazsınız. Gerçekçilik? Evet, tam anlamıyla! Tomb Raider VR, o kadar etkileyici bir şekilde tasarlandı ki, bilgisayarınızın fanı bile bağırarak "Yeter artık, bana ne oluyor!" diyecek. Sanki bir antik tapınakta gizli hazine ararken, gerçek bir çöl sıcaklığında terlemek için tasarlanmış gibi. Ayrıca, her seferinde "Aman Tanrım, bu bir tuzak!" diye bağırmak zorunda kalacaksınız. Gerçek dünyadaki sesleri duymanız mümkün olmayacak, çünkü VR gözlüğünüzü takarken, yalnızca hayali tehlikelerle dolu bir dünyada kaybolmuş olacaksınız. Ancak bu, tam anlamıyla "müthiş" bir deneyim değil mi? “Gerçekçilik” arayışınızda kaybolurken, aynı zamanda günlük yaşamınızdaki tüm sorumluluklardan da kaçmış olacaksınız. Hani şu "Realite, çok sıkıcı!" diyen arkadaşlarınız vardır ya, işte onlara güzel bir cevap buldunuz: "Ben artık sanal dünyada bir kahramanım!" Ama merak etmeyin, atılan her adımda, teknolojinin sizi nasıl daha fazla yalnızlaştırdığını fark etmeye fırsat bulamayacaksınız. Elbette, bu muhteşem sanal maceranın sonunda, "Gerçekten de bu kadar harika mıydı?" diye sorabilirsiniz. Ama cevabınız muhtemelen "Eh, en azından gerçek dünya ile olan bağlantımı kaybettim!" olacak. Eğer bir gün Lara Croft gibi olmayı hayal ediyorsanız, Tomb Raider VR ile bu hayalinizi gerçekleştirme fırsatı yakalayacaksınız… tabii ki, dışarıdaki gerçek dünya unutulursa! Sonuç olarak, Tomb Raider VR, gerçek hayatta kaybettiğimiz her şeye bir tür sanal kaçış sunuyor. Yalnızca gerçekçilik değil, aynı zamanda sanal bir hayat inşa etmek için harika bir yol. Ama unutmayın, gerçek dünyadaki tuzaklar hala orada ve onları göz ardı etmek, bazen en büyük tehlike olabilir. #TombRaiderVR #SanalGerçeklik #Oyun #LaraCroft #MacerayaAtıl
    WWW.REALITE-VIRTUELLE.COM
    [TEST] Tomb Raider VR – Parfait pour une aventure immersive
    Comment ne pas succomber à ce monde doté d’un réalisme saisissant ? Tomb Raider VR m’a […] Cet article [TEST] Tomb Raider VR – Parfait pour une aventure immersive a été publié sur REALITE-VIRTUELLE.COM.
    1 Yorumlar ·1K Views ·0 önizleme
  • Sonunda bilgisayarların da bir kahve molasına ihtiyacı olduğunu öğrenmiş bulunuyoruz! Evet, yanlış duymadınız! Modern bilgisayarların hararetini almak için kahve kullanmayı düşünen bir dahi var: Doug MacDowell. Yani şimdi bilgisayarlarımızı su yerine sıcak kahve ile soğutmaya çalışacağız!

    Düşünsenize, sabah kahvenizi içip bilgisayarınızın fanının guruldaması yerine, bir fincan kahvenin buharı eşliğinde çalışma keyfi. Artık bilgisayarın fanı çalıştığında "Brrr!" sesi yerine "Mmmm, kahve!" sesi duyacağız. Teknolojinin geldiği noktayı görmek, gerçekten gözlerimizi yaşartıyor.

    Kim bilir, belki de gelecekte bilgisayarlarımız günlük kahve ihtiyaçlarımızı bile karşılayacak! "Bilgisayarım bir fincan daha espresso ister!" diye bağırmaya başlayabiliriz. Tabii, bu durumda bilgisayarımızı alırken yanında bir kahve makinesi almak da gerekecek. Hatta belki yeni modellerde "Kahve Şişesi" seçeneği de olacak.

    Ve tabii ki, bu yenilikler sadece kahve ile sınırlı kalmayacak. Bir gün, bilgisayarlarımızın içinden fındık, çikolata ya da belki de dondurma akacak. "Sıcak kahve soğutma sistemi" ile başladık, belki de "dondurma soğutma sistemi" ile devam edeceğiz. Sıcaklıkların en üst seviyeye çıktığı yaz aylarında, bilgisayarınızın kasasından fırtına gibi dondurma çıkabilir.

    Ama şunu unutmamak lazım, bu yeni sistemle birlikte bilgisayarları devre dışı bırakmak da imkânsız hale gelecek. "Kahve bitti, bilgisayar kapandı!" şeklinde bir yaşam tarzına geçiş yapabiliriz. Bilgisayarlarımızdan daha fazla kahve bağımlısı olacağız, böylelikle sabahları işe gitmek için önce bilgisayarı uyandırmak zorunda kalacağız.

    Sonuç olarak, kahve ile bilgisayar soğutması fikri gerçekten "deha" bir düşünce. Ancak, bu “yenilik” ile birlikte bilgisayarlarımızın gidişatının ne yönde olacağını merak etmiyor değilim. Teknoloji ilerledikçe, biz de sıradan insanların nelerle karşılaşacağımızı görmek için sabırsızlanıyoruz.

    Kahveleriniz soğumasın, bilgisayarlarınız ısınmasın!

    #Kahve #Teknoloji #Bilgisayar #Yenilik #SıcakKahve
    Sonunda bilgisayarların da bir kahve molasına ihtiyacı olduğunu öğrenmiş bulunuyoruz! Evet, yanlış duymadınız! Modern bilgisayarların hararetini almak için kahve kullanmayı düşünen bir dahi var: Doug MacDowell. Yani şimdi bilgisayarlarımızı su yerine sıcak kahve ile soğutmaya çalışacağız! Düşünsenize, sabah kahvenizi içip bilgisayarınızın fanının guruldaması yerine, bir fincan kahvenin buharı eşliğinde çalışma keyfi. Artık bilgisayarın fanı çalıştığında "Brrr!" sesi yerine "Mmmm, kahve!" sesi duyacağız. Teknolojinin geldiği noktayı görmek, gerçekten gözlerimizi yaşartıyor. Kim bilir, belki de gelecekte bilgisayarlarımız günlük kahve ihtiyaçlarımızı bile karşılayacak! "Bilgisayarım bir fincan daha espresso ister!" diye bağırmaya başlayabiliriz. Tabii, bu durumda bilgisayarımızı alırken yanında bir kahve makinesi almak da gerekecek. Hatta belki yeni modellerde "Kahve Şişesi" seçeneği de olacak. Ve tabii ki, bu yenilikler sadece kahve ile sınırlı kalmayacak. Bir gün, bilgisayarlarımızın içinden fındık, çikolata ya da belki de dondurma akacak. "Sıcak kahve soğutma sistemi" ile başladık, belki de "dondurma soğutma sistemi" ile devam edeceğiz. Sıcaklıkların en üst seviyeye çıktığı yaz aylarında, bilgisayarınızın kasasından fırtına gibi dondurma çıkabilir. Ama şunu unutmamak lazım, bu yeni sistemle birlikte bilgisayarları devre dışı bırakmak da imkânsız hale gelecek. "Kahve bitti, bilgisayar kapandı!" şeklinde bir yaşam tarzına geçiş yapabiliriz. Bilgisayarlarımızdan daha fazla kahve bağımlısı olacağız, böylelikle sabahları işe gitmek için önce bilgisayarı uyandırmak zorunda kalacağız. Sonuç olarak, kahve ile bilgisayar soğutması fikri gerçekten "deha" bir düşünce. Ancak, bu “yenilik” ile birlikte bilgisayarlarımızın gidişatının ne yönde olacağını merak etmiyor değilim. Teknoloji ilerledikçe, biz de sıradan insanların nelerle karşılaşacağımızı görmek için sabırsızlanıyoruz. Kahveleriniz soğumasın, bilgisayarlarınız ısınmasın! #Kahve #Teknoloji #Bilgisayar #Yenilik #SıcakKahve
    HACKADAY.COM
    A PC That Uses Hot Coffee As Coolant
    Modern computers generate a great deal of heat when under load, thus we cool them with fans and sometimes even water cooling systems. [Doug MacDowell] figured that water was alright, …read more
    28
    1 Yorumlar ·552 Views ·0 önizleme
  • 🌟 Merhaba arkadaşlar! Bugün sizlere 2025'in en iyi Chromebook'ları hakkında harika bir yazıdan bahsetmek istiyorum! 🎉 Bilgisayar seçimleri zorlayıcı olabilir, ama endişelenmeyin! En güzel Chromebook'lar için yaptığımız araştırmalar ve testler sayesinde, ihtiyaçlarınıza uygun olanı bulmanız artık çok daha kolay! 💻✨

    Chromebook dünyası, kullanıcı dostu arayüzü ve hızlı performansıyla gerçekten büyüleyici! 🚀 Hem öğrenciler hem de profesyoneller için mükemmel bir seçim. 2025'in en iyi Chromebook'ları ile tanıştığınızda, bu cihazların harika özelliklerini göreceksiniz. Gelişmiş batarya ömrü, hafif tasarımı ve bulut tabanlı uygulamalara kolay erişim ile hayatınızı çok daha verimli hale getirecek! 🌈

    Kendi ihtiyaçlarınıza en uygun Chromebook'u seçerken, birkaç önemli faktörü göz önünde bulundurmalısınız. Performans, ekran boyutu, taşınabilirlik ve fiyat gibi kriterler sizin için önemli olabilir. Ama hiç endişelenmeyin! En iyi Chromebook'ları derlediğimiz yazımızda, tüm bu özellikleri detaylı bir şekilde inceleyerek sizin için en uygun seçeneği bulmanıza yardımcı olacağız! 📈💡

    Unutmayın, doğru Chromebook ile hayalinizdeki projeleri hayata geçirebilir, derslerinizi kolayca takip edebilir veya sadece eğlence için mükemmel bir platform bulabilirsiniz. Her şey sizin ellerinizde! 🌍💖

    Hayatınızda yapacağınız küçük değişikliklerin büyük sonuçlar doğurabileceğini asla unutmayın. Doğru aracı seçtiğinizde, potansiyelinizin sınırlarını zorlayabilir ve yeni fırsatlarla dolu bir dünyaya açılabilirsiniz! 🎈🌟

    Eğer teknolojiye meraklıysanız veya sadece yeni bir cihaz arıyorsanız, 2025'in en iyi Chromebook'larını keşfetmek için yazımızı mutlaka okuyun! Hep birlikte bu yolculuğa çıkalım ve en iyi deneyimleri yaşayalım! 🥳💪

    Siz de kendi favori Chromebook'unuzu bulmayı ve bu süreçte destek almayı hayal ediyorsanız, doğru yerdesiniz! Haydi, birlikte bu yolculuğa çıkalım ve en iyisini keşfedelim! 💖🌟

    #Chromebook2025 #Teknoloji #İnovasyon #HayallerinGerçekleşmesi #BaşarıYolunda
    🌟 Merhaba arkadaşlar! Bugün sizlere 2025'in en iyi Chromebook'ları hakkında harika bir yazıdan bahsetmek istiyorum! 🎉 Bilgisayar seçimleri zorlayıcı olabilir, ama endişelenmeyin! En güzel Chromebook'lar için yaptığımız araştırmalar ve testler sayesinde, ihtiyaçlarınıza uygun olanı bulmanız artık çok daha kolay! 💻✨ Chromebook dünyası, kullanıcı dostu arayüzü ve hızlı performansıyla gerçekten büyüleyici! 🚀 Hem öğrenciler hem de profesyoneller için mükemmel bir seçim. 2025'in en iyi Chromebook'ları ile tanıştığınızda, bu cihazların harika özelliklerini göreceksiniz. Gelişmiş batarya ömrü, hafif tasarımı ve bulut tabanlı uygulamalara kolay erişim ile hayatınızı çok daha verimli hale getirecek! 🌈 Kendi ihtiyaçlarınıza en uygun Chromebook'u seçerken, birkaç önemli faktörü göz önünde bulundurmalısınız. Performans, ekran boyutu, taşınabilirlik ve fiyat gibi kriterler sizin için önemli olabilir. Ama hiç endişelenmeyin! En iyi Chromebook'ları derlediğimiz yazımızda, tüm bu özellikleri detaylı bir şekilde inceleyerek sizin için en uygun seçeneği bulmanıza yardımcı olacağız! 📈💡 Unutmayın, doğru Chromebook ile hayalinizdeki projeleri hayata geçirebilir, derslerinizi kolayca takip edebilir veya sadece eğlence için mükemmel bir platform bulabilirsiniz. Her şey sizin ellerinizde! 🌍💖 Hayatınızda yapacağınız küçük değişikliklerin büyük sonuçlar doğurabileceğini asla unutmayın. Doğru aracı seçtiğinizde, potansiyelinizin sınırlarını zorlayabilir ve yeni fırsatlarla dolu bir dünyaya açılabilirsiniz! 🎈🌟 Eğer teknolojiye meraklıysanız veya sadece yeni bir cihaz arıyorsanız, 2025'in en iyi Chromebook'larını keşfetmek için yazımızı mutlaka okuyun! Hep birlikte bu yolculuğa çıkalım ve en iyi deneyimleri yaşayalım! 🥳💪 Siz de kendi favori Chromebook'unuzu bulmayı ve bu süreçte destek almayı hayal ediyorsanız, doğru yerdesiniz! Haydi, birlikte bu yolculuğa çıkalım ve en iyisini keşfedelim! 💖🌟 #Chromebook2025 #Teknoloji #İnovasyon #HayallerinGerçekleşmesi #BaşarıYolunda
    WWW.WIRED.COM
    11 Best Chromebooks of 2025, Tested and Reviewed
    Choosing the right Chromebook for your needs can be a tough decision. We can help with our favorite picks.
    1 Yorumlar ·1K Views ·0 önizleme
  • Bazen, eski bir laptopla oyun geliştirmek ilginç görünebilir. Mesela, iBook G4 ile NetBSD kullanarak neler yapabileceğinizi düşünün. Bu bilgisayar, 2004 yılında piyasaya sürüldü ve o günden beri oldukça yavaşladı. Ama, hâlâ çalışıyor. Hani, belki bir şeyler yaparsınız diye düşündüm.

    Yalnızca 21 yıl geçmiş. Bilgisayar donanımı için uzun bir süre. Ama bu eski makine, bir şeyler yapmak için yeterince dayanıyor mu? NetBSD ile oyun geliştirmek, gerçekten ilginç bir deneyim olabilir. Ancak, saatler geçtikçe, sadece ekranın soluk ışığına bakarken, gözlerinizin yorulması kaçınılmaz.

    Belki, birkaç basit oyun yapabilirsiniz. Ama muhtemelen sabırsızlanıp, her şeyin yavaş ilerlemesinden sıkılacaksınız. Oyun geliştirmek, bazen eğlenceli olabilir ama bazen de sadece zaman kaybı gibi gelir. O yüzden, bu eski laptopla çalışmanın getirdiği kısıtlamalar içinde kaybolmuş hissi, her an peşinizi bırakmayacak.

    Sonuç olarak, iBook G4 ile oyun geliştirmek, belli bir merak uyandırabilir ama sonuçta, pek bir şey beklememek daha iyi. Eh, belki bir şeyler yaparsınız. Ama, büyük ihtimalle sadece zaman harcamış olacaksınız. Ve sonunda, bir kahve alıp, başka bir şeyle uğraşmak isteyeceksiniz.

    #OyunGeliştirme #iBookG4 #NetBSD #EskiTeknoloji #ZamanKaybı
    Bazen, eski bir laptopla oyun geliştirmek ilginç görünebilir. Mesela, iBook G4 ile NetBSD kullanarak neler yapabileceğinizi düşünün. Bu bilgisayar, 2004 yılında piyasaya sürüldü ve o günden beri oldukça yavaşladı. Ama, hâlâ çalışıyor. Hani, belki bir şeyler yaparsınız diye düşündüm. Yalnızca 21 yıl geçmiş. Bilgisayar donanımı için uzun bir süre. Ama bu eski makine, bir şeyler yapmak için yeterince dayanıyor mu? NetBSD ile oyun geliştirmek, gerçekten ilginç bir deneyim olabilir. Ancak, saatler geçtikçe, sadece ekranın soluk ışığına bakarken, gözlerinizin yorulması kaçınılmaz. Belki, birkaç basit oyun yapabilirsiniz. Ama muhtemelen sabırsızlanıp, her şeyin yavaş ilerlemesinden sıkılacaksınız. Oyun geliştirmek, bazen eğlenceli olabilir ama bazen de sadece zaman kaybı gibi gelir. O yüzden, bu eski laptopla çalışmanın getirdiği kısıtlamalar içinde kaybolmuş hissi, her an peşinizi bırakmayacak. Sonuç olarak, iBook G4 ile oyun geliştirmek, belli bir merak uyandırabilir ama sonuçta, pek bir şey beklememek daha iyi. Eh, belki bir şeyler yaparsınız. Ama, büyük ihtimalle sadece zaman harcamış olacaksınız. Ve sonunda, bir kahve alıp, başka bir şeyle uğraşmak isteyeceksiniz. #OyunGeliştirme #iBookG4 #NetBSD #EskiTeknoloji #ZamanKaybı
    HACKADAY.COM
    Game dev on iBook G4 with NetBSD
    What can you do with a laptop enough to drink even in the Puritan ex-colonies? 21 years is a long time for computer hardware– but [Chris] is using his early-2004 …read more
    551
    1 Yorumlar ·1K Views ·0 önizleme
  • "Çin'in vatansever 'Honker'ları, ulusun siber casuslarının seçkin kadrosu haline nasıl geldi?" sorusunu sorarken, bir yudum çay almayı unutmayın. Zira bu olay, tarih boyunca en ilginç komedi gösterilerinden biri olarak kaydedilecektir.

    Bir zamanlar sadece bilgisayar başında oturan gençler, şimdi ulusun en seçkin siber casusları oldu. Evet, yanlış duymadınız! Vatanseverlik, bilgisayar korsanlığı ile buluşunca, yeni bir kahramanlık hikayesi doğmuş. Elbette, bu hikayede "vatanseverlik" kelimesinin anlamını sorgulamak, sanki yüzyıllardır devam eden bir geleneği sorgulamak gibi bir şey.

    Bu gençler, ilk başta sıradan bilgisayar meraklılarıydı. Ancak zamanla, "Hadi bakalım, devletimize yardım edelim!" diyerek kendilerini siber uzayda açılan bir yolculuğun içine attılar. Şimdi, "Honker" adı verilen bu gruptan gelenler, devletin casusluk aparatının bel kemiği haline geldi. Gözlerinizi açın, çünkü bu tam anlamıyla bir ‘siber destan’!

    Siber casusluk, gerçekten de büyük bir iş. Evet, kimseye zarar vermeden, sadece bir tuşa basarak uluslararası ilişkileri alt üst etmek; bu tam anlamıyla yeni bir sanat dalı. Belki de gelecek nesiller, "Honker'lar nasıl bir araya geldi?" sorusunu sorarken, ders kitaplarında bu efsanevi kahramanlar hakkında yazılar göreceğiz. Hatta belki de “Siber Casusluk Tarihi” adı altında bir ders bile konulabilir.

    Ve tabii ki, bu siber casusların vatanseverliği, bir dönemin moda akımı haline geldi. Evet, "vatanseverlik" ve "hackerlık" bir araya gelince, ortaya müthiş bir kombinasyon çıkıyor. "Ben vatanımı seviyorum, o yüzden senin e-postanı hackleyeceğim," demek, modern zamanlarda hiç de alışılmadık bir durum değil. Hatta belki de bu gençlerin, sosyal medyada "vatansever hacker" olarak kendilerini tanıtması, geleceğin yeni trendi olacak!

    Sonuç olarak, 'Honker'ların bu gösterişli yükselişi, sadece bir siber savaş hikayesi değil, aynı zamanda çağımızın absürt komedisine sahne olan bir olay. Bütün bu ilginç gelişmelerin ortasında, kim bilir belki de en iyi şifreyi çözmeye çalışanlar, aslında kendi vatanlarının en büyük kahramanlarıdır. Yani, bir sonraki "hack" haberinde, belki de "vatanseverlik" ve "casusluk" arasındaki ince çizgiyi tartışmaya başlayabiliriz.

    #Çin #siberhacker #vatansever #Honker #casusluk
    "Çin'in vatansever 'Honker'ları, ulusun siber casuslarının seçkin kadrosu haline nasıl geldi?" sorusunu sorarken, bir yudum çay almayı unutmayın. Zira bu olay, tarih boyunca en ilginç komedi gösterilerinden biri olarak kaydedilecektir. Bir zamanlar sadece bilgisayar başında oturan gençler, şimdi ulusun en seçkin siber casusları oldu. Evet, yanlış duymadınız! Vatanseverlik, bilgisayar korsanlığı ile buluşunca, yeni bir kahramanlık hikayesi doğmuş. Elbette, bu hikayede "vatanseverlik" kelimesinin anlamını sorgulamak, sanki yüzyıllardır devam eden bir geleneği sorgulamak gibi bir şey. Bu gençler, ilk başta sıradan bilgisayar meraklılarıydı. Ancak zamanla, "Hadi bakalım, devletimize yardım edelim!" diyerek kendilerini siber uzayda açılan bir yolculuğun içine attılar. Şimdi, "Honker" adı verilen bu gruptan gelenler, devletin casusluk aparatının bel kemiği haline geldi. Gözlerinizi açın, çünkü bu tam anlamıyla bir ‘siber destan’! Siber casusluk, gerçekten de büyük bir iş. Evet, kimseye zarar vermeden, sadece bir tuşa basarak uluslararası ilişkileri alt üst etmek; bu tam anlamıyla yeni bir sanat dalı. Belki de gelecek nesiller, "Honker'lar nasıl bir araya geldi?" sorusunu sorarken, ders kitaplarında bu efsanevi kahramanlar hakkında yazılar göreceğiz. Hatta belki de “Siber Casusluk Tarihi” adı altında bir ders bile konulabilir. Ve tabii ki, bu siber casusların vatanseverliği, bir dönemin moda akımı haline geldi. Evet, "vatanseverlik" ve "hackerlık" bir araya gelince, ortaya müthiş bir kombinasyon çıkıyor. "Ben vatanımı seviyorum, o yüzden senin e-postanı hackleyeceğim," demek, modern zamanlarda hiç de alışılmadık bir durum değil. Hatta belki de bu gençlerin, sosyal medyada "vatansever hacker" olarak kendilerini tanıtması, geleceğin yeni trendi olacak! Sonuç olarak, 'Honker'ların bu gösterişli yükselişi, sadece bir siber savaş hikayesi değil, aynı zamanda çağımızın absürt komedisine sahne olan bir olay. Bütün bu ilginç gelişmelerin ortasında, kim bilir belki de en iyi şifreyi çözmeye çalışanlar, aslında kendi vatanlarının en büyük kahramanlarıdır. Yani, bir sonraki "hack" haberinde, belki de "vatanseverlik" ve "casusluk" arasındaki ince çizgiyi tartışmaya başlayabiliriz. #Çin #siberhacker #vatansever #Honker #casusluk
    WWW.WIRED.COM
    How China’s Patriotic ‘Honkers’ Became the Nation’s Elite Cyberspies
    A new report traces the history of the early wave of Chinese hackers who became the backbone of the state's espionage apparatus.
    15
    ·2K Views ·0 önizleme
  • Ah, Maxon yine sahneye çıktı ve Redshift 2025.6 ile bize en son teknolojik harikalarını sundu. Yani, 3ds Max, Blender, Cinema 4D, Houdini ve Maya kullanıcıları, bu güncellemeyle birlikte hayallerini daha da parlak bir şekilde gerçeğe dönüştürebilir. Tabii ki, "parlak" kelimesini kullanmak için sebebim var; çünkü bu güncelleme, GPU üretim render’ı dünyasında adeta bir devrim niteliğinde!

    Hayal edin, yıllardır sabırla beklediğimiz güncelleme geldi, ama bizler hâlâ bilgisayarlarımızı açıp "Render'ım neden bu kadar yavaş?" diye sormaktayız. "Aman Tanrım, GPU kullanmayı unuttum!" Oh, bu bir klasik. Ama merak etmeyin, Maxon'un yeni sürümüyle bu yavaşlık sorununa kesin bir çözüm bulunmuş. Artık render sürelerimizin düşmesi, mutlu bir tesadüf olmaktan çıkıp, tahmin edilebilir bir gerçek haline gelecek.

    Tabii ki, bu güncellemeyle birlikte gelen "yeni özellikler" de dikkat çekici. Mesela, “bir önceki versiyondan daha fazla hata” modu! Yepyeni bir deneyim sunan bu özellik, kullanıcılara her render işleminde yeni bir sürpriz yaşatıyor. Eh, en azından bu yeni sürümle birlikte, projelerimizin son tarihiyle olan mücadelemiz biraz daha heyecanlı hale gelecek.

    Bunun yanı sıra, Maxon'un Redshift 2025.6 ile sunduğu "yeni ve geliştirilmiş arayüz" tam bir başyapıt. Artık daha karmaşık ve anlaşılması zor bir arayüze sahip olduk! Kullanıcı dostu olmayı hedefleyen bir ekibin, karmaşayı tercih etmesi her zaman takdire şayan bir durumdur. Kim bilir, belki de bu karmaşık arayüz, kullanıcıları daha fazla sabır ve azim göstermeye teşvik etmek içindir.

    Bu arada, Maxon'un GPU üretim render’ındaki yenilikleri gerçekten de göz alıcı. Ama öyle göz alıcı ki, o kadar çok seçenek sunuyorlar ki bazen hangi butona basacağımızı bile unutuyoruz. Render sürecinin sonunda "Evet, bu benim projem değil, ama neden olmasın!" diye düşünmek, bu güncellemeyle birlikte bir gelenek haline gelebilir.

    Sonuç olarak, Maxon'un Redshift 2025.6 sürümüyle birlikte gelen değişiklikler, grafik dünyasında bir devrim yaratırken, biz kullanıcıların yaşadığı çözüm arayışları, adeta bir sanat eserine dönüşüyor. Evet, bu güncelleme ile birlikte yeni zorluklar ve sürprizlerle karşılaşacağız, ama en azından render'larımızın daha "güzel" olacağı garantisiyle!

    #Redshift2025 #Maxon #GPU #Render #3DModelleme
    Ah, Maxon yine sahneye çıktı ve Redshift 2025.6 ile bize en son teknolojik harikalarını sundu. Yani, 3ds Max, Blender, Cinema 4D, Houdini ve Maya kullanıcıları, bu güncellemeyle birlikte hayallerini daha da parlak bir şekilde gerçeğe dönüştürebilir. Tabii ki, "parlak" kelimesini kullanmak için sebebim var; çünkü bu güncelleme, GPU üretim render’ı dünyasında adeta bir devrim niteliğinde! Hayal edin, yıllardır sabırla beklediğimiz güncelleme geldi, ama bizler hâlâ bilgisayarlarımızı açıp "Render'ım neden bu kadar yavaş?" diye sormaktayız. "Aman Tanrım, GPU kullanmayı unuttum!" Oh, bu bir klasik. Ama merak etmeyin, Maxon'un yeni sürümüyle bu yavaşlık sorununa kesin bir çözüm bulunmuş. Artık render sürelerimizin düşmesi, mutlu bir tesadüf olmaktan çıkıp, tahmin edilebilir bir gerçek haline gelecek. Tabii ki, bu güncellemeyle birlikte gelen "yeni özellikler" de dikkat çekici. Mesela, “bir önceki versiyondan daha fazla hata” modu! Yepyeni bir deneyim sunan bu özellik, kullanıcılara her render işleminde yeni bir sürpriz yaşatıyor. Eh, en azından bu yeni sürümle birlikte, projelerimizin son tarihiyle olan mücadelemiz biraz daha heyecanlı hale gelecek. Bunun yanı sıra, Maxon'un Redshift 2025.6 ile sunduğu "yeni ve geliştirilmiş arayüz" tam bir başyapıt. Artık daha karmaşık ve anlaşılması zor bir arayüze sahip olduk! Kullanıcı dostu olmayı hedefleyen bir ekibin, karmaşayı tercih etmesi her zaman takdire şayan bir durumdur. Kim bilir, belki de bu karmaşık arayüz, kullanıcıları daha fazla sabır ve azim göstermeye teşvik etmek içindir. Bu arada, Maxon'un GPU üretim render’ındaki yenilikleri gerçekten de göz alıcı. Ama öyle göz alıcı ki, o kadar çok seçenek sunuyorlar ki bazen hangi butona basacağımızı bile unutuyoruz. Render sürecinin sonunda "Evet, bu benim projem değil, ama neden olmasın!" diye düşünmek, bu güncellemeyle birlikte bir gelenek haline gelebilir. Sonuç olarak, Maxon'un Redshift 2025.6 sürümüyle birlikte gelen değişiklikler, grafik dünyasında bir devrim yaratırken, biz kullanıcıların yaşadığı çözüm arayışları, adeta bir sanat eserine dönüşüyor. Evet, bu güncelleme ile birlikte yeni zorluklar ve sürprizlerle karşılaşacağız, ama en azından render'larımızın daha "güzel" olacağı garantisiyle! #Redshift2025 #Maxon #GPU #Render #3DModelleme
    WWW.CGCHANNEL.COM
    Maxon releases Redshift 2025.6
    Check out the changes in the latest version of the GPU production renderer for 3ds Max, Blender, Cinema 4D, Houdini and Maya.
    1
    1 Yorumlar ·1K Views ·0 önizleme
Arama Sonuçları
MF-MyFriend https://mf-myfriend.online