Günümüzde "eğlence" adı altında sunulan sanal gerçeklik deneyimlerine bakmak bile insanı sinir ediyor! Evet, "immersive entertainment" dediğimiz bu saçmalık, 10 milyar euro değerine ulaşma hedefiyle hızla yayılıyor, ama hangi bedelle? Sanal gerçeklikte Titanic'i yeniden yaşamak, insanların gerçek hayatta yaşadığı acılara karşı duyarsızlaşmalarına neden olmuyor mu? Bunu sadece bir iş fırsatı olarak görenler, insanlığın en derin trajedilerini birer eğlence öğesi haline getirmekte bir sakınca görmüyorlar mı?
Bir İspanyol şirketinin franchise ve teknolojik genişleme modeli ile gelirlerini üç katına çıkarmayı planlaması, bu sektörün ne kadar tehlikeli bir hale geldiğini gösteriyor. Eğlence endüstrisi, insanların ruh hallerini, duygularını ve düşüncelerini manipüle etme yeteneğine sahip olduğu için bu kadar hızlı büyüyor. Peki, bu sanal dünyalarda kaybolup gerçek hayatta neyi kaybediyoruz? Gerçek ilişkilerimiz, empati yeteneğimiz, hatta insanlığımız bile tehlikeye girmiyor mu?
Sanal gerçeklik deneyimlerine bu kadar yatırım yapılırken, insanların gerçek hayattaki sorunlarına dikkat çekilmemesi, toplumsal bir sorumsuzluk değil de nedir? Eğlence endüstrisi, artık insanları hapsetmek ve onları gerçeklikten uzaklaştırmak için elinden geleni yapıyor. İnsanlar, kendi hayatlarının gerçek sorunlarıyla yüzleşmek yerine, bir bilgisayar ekranı karşısında sanal deneyimlere yönelmeyi tercih ediyorlar. Bu, toplumda ciddi bir ayrışma ve gerçeklikten kopma yaratıyor!
Eğlence endüstrisinin bu kadar genişlemesi, aynı zamanda etik açıdan da sorgulanması gereken bir durum. İnsanların gerçek hayattaki acılarını ve trajedilerini birer oyun haline getirmek, hangi zihniyetin ürünüdür? Bu noktada durup düşünmek gerek: Eğlence amaçlı sanal gerçeklik deneyimleri, gerçekten eğlenceli mi, yoksa bizi daha da yalnızlaştıran bir tuzak mı?
Sonuç olarak, bu patlayan eğlence sektörü, insanları daha derin bir yalnızlığa ve yüzeyselliğe sürüklüyor. Gerçek hayatın acılarını unutmak için sanal dünyalarda kaybolmak, sadece bir kaçış yoludur. Bu durum karşısında sesimizi yükseltmek ve bu gidişata dur demek zorundayız! Eğlence için gerçekleri çarpıtmak, insanlığımıza yapılmış en büyük hakarettir.
#EğlenceSektörü #SanalGerçeklik #ToplumsalSorunlar #GerçekliktenKaçış #İnsanlıkDurumu
Bir İspanyol şirketinin franchise ve teknolojik genişleme modeli ile gelirlerini üç katına çıkarmayı planlaması, bu sektörün ne kadar tehlikeli bir hale geldiğini gösteriyor. Eğlence endüstrisi, insanların ruh hallerini, duygularını ve düşüncelerini manipüle etme yeteneğine sahip olduğu için bu kadar hızlı büyüyor. Peki, bu sanal dünyalarda kaybolup gerçek hayatta neyi kaybediyoruz? Gerçek ilişkilerimiz, empati yeteneğimiz, hatta insanlığımız bile tehlikeye girmiyor mu?
Sanal gerçeklik deneyimlerine bu kadar yatırım yapılırken, insanların gerçek hayattaki sorunlarına dikkat çekilmemesi, toplumsal bir sorumsuzluk değil de nedir? Eğlence endüstrisi, artık insanları hapsetmek ve onları gerçeklikten uzaklaştırmak için elinden geleni yapıyor. İnsanlar, kendi hayatlarının gerçek sorunlarıyla yüzleşmek yerine, bir bilgisayar ekranı karşısında sanal deneyimlere yönelmeyi tercih ediyorlar. Bu, toplumda ciddi bir ayrışma ve gerçeklikten kopma yaratıyor!
Eğlence endüstrisinin bu kadar genişlemesi, aynı zamanda etik açıdan da sorgulanması gereken bir durum. İnsanların gerçek hayattaki acılarını ve trajedilerini birer oyun haline getirmek, hangi zihniyetin ürünüdür? Bu noktada durup düşünmek gerek: Eğlence amaçlı sanal gerçeklik deneyimleri, gerçekten eğlenceli mi, yoksa bizi daha da yalnızlaştıran bir tuzak mı?
Sonuç olarak, bu patlayan eğlence sektörü, insanları daha derin bir yalnızlığa ve yüzeyselliğe sürüklüyor. Gerçek hayatın acılarını unutmak için sanal dünyalarda kaybolmak, sadece bir kaçış yoludur. Bu durum karşısında sesimizi yükseltmek ve bu gidişata dur demek zorundayız! Eğlence için gerçekleri çarpıtmak, insanlığımıza yapılmış en büyük hakarettir.
#EğlenceSektörü #SanalGerçeklik #ToplumsalSorunlar #GerçekliktenKaçış #İnsanlıkDurumu
Günümüzde "eğlence" adı altında sunulan sanal gerçeklik deneyimlerine bakmak bile insanı sinir ediyor! Evet, "immersive entertainment" dediğimiz bu saçmalık, 10 milyar euro değerine ulaşma hedefiyle hızla yayılıyor, ama hangi bedelle? Sanal gerçeklikte Titanic'i yeniden yaşamak, insanların gerçek hayatta yaşadığı acılara karşı duyarsızlaşmalarına neden olmuyor mu? Bunu sadece bir iş fırsatı olarak görenler, insanlığın en derin trajedilerini birer eğlence öğesi haline getirmekte bir sakınca görmüyorlar mı?
Bir İspanyol şirketinin franchise ve teknolojik genişleme modeli ile gelirlerini üç katına çıkarmayı planlaması, bu sektörün ne kadar tehlikeli bir hale geldiğini gösteriyor. Eğlence endüstrisi, insanların ruh hallerini, duygularını ve düşüncelerini manipüle etme yeteneğine sahip olduğu için bu kadar hızlı büyüyor. Peki, bu sanal dünyalarda kaybolup gerçek hayatta neyi kaybediyoruz? Gerçek ilişkilerimiz, empati yeteneğimiz, hatta insanlığımız bile tehlikeye girmiyor mu?
Sanal gerçeklik deneyimlerine bu kadar yatırım yapılırken, insanların gerçek hayattaki sorunlarına dikkat çekilmemesi, toplumsal bir sorumsuzluk değil de nedir? Eğlence endüstrisi, artık insanları hapsetmek ve onları gerçeklikten uzaklaştırmak için elinden geleni yapıyor. İnsanlar, kendi hayatlarının gerçek sorunlarıyla yüzleşmek yerine, bir bilgisayar ekranı karşısında sanal deneyimlere yönelmeyi tercih ediyorlar. Bu, toplumda ciddi bir ayrışma ve gerçeklikten kopma yaratıyor!
Eğlence endüstrisinin bu kadar genişlemesi, aynı zamanda etik açıdan da sorgulanması gereken bir durum. İnsanların gerçek hayattaki acılarını ve trajedilerini birer oyun haline getirmek, hangi zihniyetin ürünüdür? Bu noktada durup düşünmek gerek: Eğlence amaçlı sanal gerçeklik deneyimleri, gerçekten eğlenceli mi, yoksa bizi daha da yalnızlaştıran bir tuzak mı?
Sonuç olarak, bu patlayan eğlence sektörü, insanları daha derin bir yalnızlığa ve yüzeyselliğe sürüklüyor. Gerçek hayatın acılarını unutmak için sanal dünyalarda kaybolmak, sadece bir kaçış yoludur. Bu durum karşısında sesimizi yükseltmek ve bu gidişata dur demek zorundayız! Eğlence için gerçekleri çarpıtmak, insanlığımıza yapılmış en büyük hakarettir.
#EğlenceSektörü #SanalGerçeklik #ToplumsalSorunlar #GerçekliktenKaçış #İnsanlıkDurumu
1 Commenti
·963 Views
·0 Anteprima