Upgrade to Pro

  • Beats, kulaklık dünyasında kendine özgü tarzı ve yüksek kaliteli sesiyle tanınan bir marka. Bu Black Friday, Beats Studio Pro kulaklıkları, renkli tasarımları ve derin baslarıyla dikkat çekiyor. Şu an, bu kulaklıkları sadece 150 dolara alabileceğiniz büyük bir indirim fırsatı mevcut. Bu makalede, Beats Studio Pro'nun sunduğu avantajları ve nasıl bir deneyim yaşatacağını detaylı bir şekilde inceleyeceğiz.

    ## Beats Studio Pro Kulaklıklarının Özellikleri

    ### Renkli ve Şık Tasarım

    Beats Studio Pr...
    Beats, kulaklık dünyasında kendine özgü tarzı ve yüksek kaliteli sesiyle tanınan bir marka. Bu Black Friday, Beats Studio Pro kulaklıkları, renkli tasarımları ve derin baslarıyla dikkat çekiyor. Şu an, bu kulaklıkları sadece 150 dolara alabileceğiniz büyük bir indirim fırsatı mevcut. Bu makalede, Beats Studio Pro'nun sunduğu avantajları ve nasıl bir deneyim yaşatacağını detaylı bir şekilde inceleyeceğiz. ## Beats Studio Pro Kulaklıklarının Özellikleri ### Renkli ve Şık Tasarım Beats Studio Pr...
    Bu Kulaklıklar Black Friday'de 150 Dolar'a İndirimde
    Beats, kulaklık dünyasında kendine özgü tarzı ve yüksek kaliteli sesiyle tanınan bir marka. Bu Black Friday, Beats Studio Pro kulaklıkları, renkli tasarımları ve derin baslarıyla dikkat çekiyor. Şu an, bu kulaklıkları sadece 150 dolara alabileceğiniz büyük bir indirim fırsatı mevcut. Bu makalede, Beats Studio Pro'nun sunduğu avantajları ve nasıl bir deneyim yaşatacağını detaylı bir şekilde...
    ·502 Views ·0 önizleme
  • Oppo, telefon dünyasında yüksek performansı ve şık tasarımlarıyla tanınan bir marka olarak, yeni ürünlerini piyasaya sürme konusunda heyecan yaratmaya devam ediyor. Ancak, son zamanlarda teknoloji tutkunlarını üzen bir haber gündeme geldi. Oppo'nun merakla beklenen modeli Reno 15 Pro Max ile ilgili bazı beklenmedik gelişmeler yaşandı. Bu yazıda, Oppo'nun sürpriz haberinin detaylarını ve bu durumun tüketiciler üzerindeki olası etkilerini ele alacağız.

    ## Oppo Reno 15 Pro Max Nedir?

    Oppo Reno 15...
    Oppo, telefon dünyasında yüksek performansı ve şık tasarımlarıyla tanınan bir marka olarak, yeni ürünlerini piyasaya sürme konusunda heyecan yaratmaya devam ediyor. Ancak, son zamanlarda teknoloji tutkunlarını üzen bir haber gündeme geldi. Oppo'nun merakla beklenen modeli Reno 15 Pro Max ile ilgili bazı beklenmedik gelişmeler yaşandı. Bu yazıda, Oppo'nun sürpriz haberinin detaylarını ve bu durumun tüketiciler üzerindeki olası etkilerini ele alacağız. ## Oppo Reno 15 Pro Max Nedir? Oppo Reno 15...
    Oppo'nun Reno 15 Pro Max Bekleyenler için Beklenmedik Bir Sürprizi
    Oppo, telefon dünyasında yüksek performansı ve şık tasarımlarıyla tanınan bir marka olarak, yeni ürünlerini piyasaya sürme konusunda heyecan yaratmaya devam ediyor. Ancak, son zamanlarda teknoloji tutkunlarını üzen bir haber gündeme geldi. Oppo'nun merakla beklenen modeli Reno 15 Pro Max ile ilgili bazı beklenmedik gelişmeler yaşandı. Bu yazıda, Oppo'nun sürpriz haberinin detaylarını ve bu...
    790
    ·706 Views ·0 önizleme
  • Yeni "Conjuring: Last Rites" posterinin, klasik bir korku filmine mükemmel bir selam durduğu söyleniyor. Ama işin aslı, bu posteri gördüğümde içimde bir heyecan hissetmedim. Retro tarzı korku posterleri gerçekten farklı bir his veriyor, ama belki de bu kadar farklı hissetmemek daha iyi. Sanki her şey biraz yavaş ilerliyor.

    Korku filmleri, gerilim ve korku dolu anlar vaat ederken, posterleri de bu duyguları yansıtmaya çalışıyor. "Conjuring" serisi, bildiğiniz gibi, korku severlerin kalbinde bir yere sahip. Yine de, bu yeni posterin gerçekten beni etkilediğini söyleyemem. Evet, tasarım güzel görünüyor ama bu durum benim için çok da ilgi çekici değil. Her şey çok sıradan gibi.

    Belki de günümüz korku filmleri ve posteri tasarımları artık birbirine benzemeye başladı. "Last Rites" posteri de bu benzerliklerden biri. Retro tasarımın bir artısı var mı, yok mu, bilmiyorum. Bazı insanlar bu tür nostaljik tasarımları seviyor olabilir ama benim için fazla bir şey ifade etmiyor.

    Kısacası, yeni "Conjuring" posteri hakkında söyleyebileceğim pek fazla bir şey yok. Herkes heyecanlanmış gibi görünüyor ama ben sadece izliyorum. Belki izlediğimde de aynı duyguyu hissedeceğimdir, kim bilir?

    Son olarak, korku posteri tasarımı ve nostaljik dokunuşlar hakkında düşüncelerinizi merak ediyorum. Belki biraz daha heyecan duymak lazım, ama şu an pek içimde yok.

    #KorkuFilmleri #Conjuring #FilmPosteri #Nostalji #GörselSanatlar
    Yeni "Conjuring: Last Rites" posterinin, klasik bir korku filmine mükemmel bir selam durduğu söyleniyor. Ama işin aslı, bu posteri gördüğümde içimde bir heyecan hissetmedim. Retro tarzı korku posterleri gerçekten farklı bir his veriyor, ama belki de bu kadar farklı hissetmemek daha iyi. Sanki her şey biraz yavaş ilerliyor. Korku filmleri, gerilim ve korku dolu anlar vaat ederken, posterleri de bu duyguları yansıtmaya çalışıyor. "Conjuring" serisi, bildiğiniz gibi, korku severlerin kalbinde bir yere sahip. Yine de, bu yeni posterin gerçekten beni etkilediğini söyleyemem. Evet, tasarım güzel görünüyor ama bu durum benim için çok da ilgi çekici değil. Her şey çok sıradan gibi. Belki de günümüz korku filmleri ve posteri tasarımları artık birbirine benzemeye başladı. "Last Rites" posteri de bu benzerliklerden biri. Retro tasarımın bir artısı var mı, yok mu, bilmiyorum. Bazı insanlar bu tür nostaljik tasarımları seviyor olabilir ama benim için fazla bir şey ifade etmiyor. Kısacası, yeni "Conjuring" posteri hakkında söyleyebileceğim pek fazla bir şey yok. Herkes heyecanlanmış gibi görünüyor ama ben sadece izliyorum. Belki izlediğimde de aynı duyguyu hissedeceğimdir, kim bilir? Son olarak, korku posteri tasarımı ve nostaljik dokunuşlar hakkında düşüncelerinizi merak ediyorum. Belki biraz daha heyecan duymak lazım, ama şu an pek içimde yok. #KorkuFilmleri #Conjuring #FilmPosteri #Nostalji #GörselSanatlar
    WWW.CREATIVEBLOQ.COM
    The new Conjuring: Last Rites poster is the perfect homage to a horror classic
    Retro-designed horror posters just hit different.
    590
    ·909 Views ·0 önizleme
  • Satechi 67W İnce Duvar Şarj Cihazı gerçekten güzel görünüyor. Çoğu şarj cihazından farklı olarak, bu tasarım dikkat çekici. Ama işte burada bir sorun var; bu kadar güzel bir şarj cihazına ihtiyacım olup olmadığını düşünmekten kendimi alıkoyamıyorum.

    Aslında, Satechi'nin bu şarj cihazını önerirdim, zaten fiyatı da oldukça makuldü. Ama şimdi Labor Day indirimleri ile %25 daha uygun hale gelmiş. Bu fiyatla almayı düşünmek mantıklı gibi görünüyor, ama yine de içimde bir tembellik var. Neden bu kadar güzel bir şarj cihazına ihtiyaç duyduğumu anlamıyorum.

    Düşündüğümde, belki birkaç ay önce bu şarj cihazını almak için heyecanlanmış olabilirim. Ama şimdi, indirimli fiyatını görünce bile pek ilgilenmiyorum. İhtiyaç duyduğum şeyler arasında en başta bu şarj cihazı yok. Sanırım biraz tembel bir ruh halindeyim.

    Sonuç olarak, eğer yeni bir şarj cihazına ihtiyacınız varsa, bu Satechi 67W Slim Duvar Şarj Cihazı güzel bir seçenek. Ama benim için bu indirim bile yeterince heyecan verici değil. Yine de, belki bir gün alırım. Ya da belki de almayacağım. Kim bilir.

    #Satechi #ŞarjCihazı #LaborDayİndirim #Tembellik #GüzelTasarım
    Satechi 67W İnce Duvar Şarj Cihazı gerçekten güzel görünüyor. Çoğu şarj cihazından farklı olarak, bu tasarım dikkat çekici. Ama işte burada bir sorun var; bu kadar güzel bir şarj cihazına ihtiyacım olup olmadığını düşünmekten kendimi alıkoyamıyorum. Aslında, Satechi'nin bu şarj cihazını önerirdim, zaten fiyatı da oldukça makuldü. Ama şimdi Labor Day indirimleri ile %25 daha uygun hale gelmiş. Bu fiyatla almayı düşünmek mantıklı gibi görünüyor, ama yine de içimde bir tembellik var. Neden bu kadar güzel bir şarj cihazına ihtiyaç duyduğumu anlamıyorum. Düşündüğümde, belki birkaç ay önce bu şarj cihazını almak için heyecanlanmış olabilirim. Ama şimdi, indirimli fiyatını görünce bile pek ilgilenmiyorum. İhtiyaç duyduğum şeyler arasında en başta bu şarj cihazı yok. Sanırım biraz tembel bir ruh halindeyim. Sonuç olarak, eğer yeni bir şarj cihazına ihtiyacınız varsa, bu Satechi 67W Slim Duvar Şarj Cihazı güzel bir seçenek. Ama benim için bu indirim bile yeterince heyecan verici değil. Yine de, belki bir gün alırım. Ya da belki de almayacağım. Kim bilir. #Satechi #ŞarjCihazı #LaborDayİndirim #Tembellik #GüzelTasarım
    WWW.CREATIVEBLOQ.COM
    This excellent Satechi travel charger looks gorgeous (unlike most chargers), and it's got a nice Labor Day discount too, just to taunt me
    I'd have recommended the Satechi 67W Slim Wall Charger at its sticker price, so now it's 25% off, this is a no-brainer.
    784
    ·892 Views ·0 önizleme
  • Cornell Üniversitesi'nin ECE 4760/5730 dersinin son projeleri, teknoloji meraklılarının merakla beklediği bir olay haline gelmiş. Tıpkı bir film yıldızının yeni filmini beklemek gibi; ancak burada en büyük yıldız, minik mikrodenetleyiciler. Elbette bu projelerin ardında ne kadar zeka olduğunu tartışmak oldukça eğlenceli.

    Kursun öğretim görevlisi Hunter Adams, bu dersin sıradan bir mühendislik dersi olmadığını, tam tersine, "Dijital Sistem Tasarımı" adı altında ne bulursanız var! Geliştirici ruhuna sahip genç zihinler, bu projelerle adeta dijital dünyada yeni bir çağa adım atıyor. Hatta yirmi yıl sonra bu projelerin bazıları kesinlikle "insanlığın en büyük başarıları" arasında sayılacak. Tabii ki, yanılmıyorsak.

    Bu yılın projeleri arasında "Mikrodenetleyici ile Yapılandırılabilir Akıllı Kahve Makinesi" gibi başlıklar var. Akıllı kahve makinesi? Gerçekten ne kadar "akıllı" olabilir ki? Eğer bu makine benim kahvemi bir tane bile dökmeden yapmayı başarırsa, o zaman gerçekten de "akıllı" demeye hakkı var. Ancak elbette, makinenin akıllı olması için benim daha önceki deneyimlerimi unutması gerekiyor.

    Ve işte o muhteşem, hayal gücünün sınırlarını zorlayan projeler: "Mikrodenetleyici ile Oyun Kontrolcüsü" gibi başlıklar var. Gerçekten, oyun kontrolcüsü yapmak için mikrodenetleyiciye ihtiyaç var mı? Yoksa sadece eski bir kumandanın parçalarını birleştirip üzerine "yeni" etiketi mi yapıştırdılar? Evet, bu sorunun cevabını merakla bekliyoruz.

    Ama tabii ki, Cornell Üniversitesi'nin bu prestijli dersi, sadece eğlenceli projelerle değil, aynı zamanda köklü bir geçmişle de dolu. Yani, "dijital sistem tasarımının" kökenine inmek istiyorsanız, burası kesinlikle doğru adres. Ancak bu kadar derin bir geçmişe sahip olan bir dersin, gerçek dünyada ne kadar işlevsel olduğunu tartışmak da ayrı bir eğlence.

    Sonuç olarak, Cornell’in ECE 4760/5730 dersinin projeleri, teknoloji dünyasına damgasını vuracak gibi görünse de, arka planda yatan gerçeklerin farkında olmak gerekiyor. Belki de bu projelerin çoğu, sadece birer "fikir" olarak kalacak ve gelecekteki mühendislik derslerinin efsaneleri arasında yer alacak.

    Sonuç olarak, mikrodenetleyiciler ile yapılan bu projelere daha fazla ilgi gösterenler, heyecanla bekleyenler ve bu projelerin altında yatan derin teknolojik sırları çözmeye çalışanlar için, en azından bir kahve makinesi almayı düşünebiliriz. Ya da belki de en iyisi, sadece eski kumandamızla yetinmek?

    #CornellECE #Mikrodenetleyici #DijitalSistemTasarımı #Teknoloji #İnovasyon
    Cornell Üniversitesi'nin ECE 4760/5730 dersinin son projeleri, teknoloji meraklılarının merakla beklediği bir olay haline gelmiş. Tıpkı bir film yıldızının yeni filmini beklemek gibi; ancak burada en büyük yıldız, minik mikrodenetleyiciler. Elbette bu projelerin ardında ne kadar zeka olduğunu tartışmak oldukça eğlenceli. Kursun öğretim görevlisi Hunter Adams, bu dersin sıradan bir mühendislik dersi olmadığını, tam tersine, "Dijital Sistem Tasarımı" adı altında ne bulursanız var! Geliştirici ruhuna sahip genç zihinler, bu projelerle adeta dijital dünyada yeni bir çağa adım atıyor. Hatta yirmi yıl sonra bu projelerin bazıları kesinlikle "insanlığın en büyük başarıları" arasında sayılacak. Tabii ki, yanılmıyorsak. Bu yılın projeleri arasında "Mikrodenetleyici ile Yapılandırılabilir Akıllı Kahve Makinesi" gibi başlıklar var. Akıllı kahve makinesi? Gerçekten ne kadar "akıllı" olabilir ki? Eğer bu makine benim kahvemi bir tane bile dökmeden yapmayı başarırsa, o zaman gerçekten de "akıllı" demeye hakkı var. Ancak elbette, makinenin akıllı olması için benim daha önceki deneyimlerimi unutması gerekiyor. Ve işte o muhteşem, hayal gücünün sınırlarını zorlayan projeler: "Mikrodenetleyici ile Oyun Kontrolcüsü" gibi başlıklar var. Gerçekten, oyun kontrolcüsü yapmak için mikrodenetleyiciye ihtiyaç var mı? Yoksa sadece eski bir kumandanın parçalarını birleştirip üzerine "yeni" etiketi mi yapıştırdılar? Evet, bu sorunun cevabını merakla bekliyoruz. Ama tabii ki, Cornell Üniversitesi'nin bu prestijli dersi, sadece eğlenceli projelerle değil, aynı zamanda köklü bir geçmişle de dolu. Yani, "dijital sistem tasarımının" kökenine inmek istiyorsanız, burası kesinlikle doğru adres. Ancak bu kadar derin bir geçmişe sahip olan bir dersin, gerçek dünyada ne kadar işlevsel olduğunu tartışmak da ayrı bir eğlence. Sonuç olarak, Cornell’in ECE 4760/5730 dersinin projeleri, teknoloji dünyasına damgasını vuracak gibi görünse de, arka planda yatan gerçeklerin farkında olmak gerekiyor. Belki de bu projelerin çoğu, sadece birer "fikir" olarak kalacak ve gelecekteki mühendislik derslerinin efsaneleri arasında yer alacak. Sonuç olarak, mikrodenetleyiciler ile yapılan bu projelere daha fazla ilgi gösterenler, heyecanla bekleyenler ve bu projelerin altında yatan derin teknolojik sırları çözmeye çalışanlar için, en azından bir kahve makinesi almayı düşünebiliriz. Ya da belki de en iyisi, sadece eski kumandamızla yetinmek? #CornellECE #Mikrodenetleyici #DijitalSistemTasarımı #Teknoloji #İnovasyon
    HACKADAY.COM
    The Latest Projects from Cornell’s ECE 4760/5730
    ECE 4760/5730 is the Digital Systems Design Using Microcontrollers course at Cornell University taught by [Hunter Adams]. The list of projects for spring this year includes forty write-ups — if …read more
    624
    2 Yorumlar ·1K Views ·0 önizleme
  • Ah, Final Fantasy 14, o güzel dünyasıyla, oyuncuları büyülemeye devam ederken, bir yandan da Naoki Yoshida'nın “Dostlar, lütfen bu lewd modları bırakın!” diye yalvardığı günler geldi çattı. Hemen herkesin gözünde birer kahraman olan bu modlar, ne yazık ki, oyun dünyasının en büyük düşmanlarından biri haline geldi: “Kapitalizm!” Evet, yanlış duymadınız, bir oyunda mod kullanmak, sanıyoruz ki, oyun yapımcılarının kârını tehdit eden bir suç olarak görülüyor.

    Yoshida'nın açıklaması, “Çok popüler olan bu mod, hem bizim item shop’umuzdan çalıyordu, hem de tüm bu lewd içerikler, çocuk kalbimizi kırıyor!” şeklindeydi. Aslında, bu cümledeki ironiyi fark eden var mı? Yani, bir oyunun yapımcıları, bir grup oyuncunun yaratıcılığını ve cinsel mizahını yasaklayarak, kendilerinin işini kolaylaştırmaya çalışıyor. Ah, ne güzel bir dünya! Oyunun içinde minik cinsel esprilerin ve yaratıcı modların yasaklandığı bir yer. Hemen herkesin yapabileceği bir şey varken, neden oyuncuların yaratıcılığını kısıtlayalım, değil mi?

    Sevgi dolu bir oyun topluluğu, sadece karakter tasarımlarını değil, aynı zamanda hayal gücünü de serbest bırakmalıdır. Ama işte, Yoshida'nın bu aşırı korumacı tavrı, sanki "Hayır, hayır! Siz bu modlarla eğlenemezsiniz, bizim item shop’umuzdan alım yapın!" der gibi. Gerçi, bu bir tür iş modeli, değil mi? Oyuncuların harcama yapması gereken bir ortam yaratmak, işin doğasında var. Ama biraz mizah ve eğlence de iyi bir şey değil mi?

    Sonuçta, bir MMO'da en çok kullanılan ifadelerden biri “Hadi raid'e girelim!” ancak bu raid'ler sırasında oyuncuların lewd içeriklerle eğlenmeleri neden bu kadar rahatsız edici? Belki de Yoshida ve ekibi, oyuncuların mizah anlayışını pek anlamıyorlar. Hadi, biraz eğlenelim! Oyun dünyası ciddi bir yer değil! Yoksa bu kadar popüler olamazdı.

    Sonunda, Final Fantasy 14'ün bu yeni yasakları, belki de sadece oyuncuların yaratıcılığını sınırlamakla kalmayacak. Aynı zamanda, yapımcıların oyunun ruhunu anlamadığını da gösteriyor. Eğer bir oyun, sadece satın alma ve harcamalar üzerine kuruluysa, o zaman neden oynamaya devam edelim ki? O yüzden, sevgili oyuncular, biraz mizah, biraz yaratıcılık ve bolca eğlence! Yoksa bu dünyayı daha da sıkıcı hale getirecekler.

    #FinalFantasy14 #Yoshida #Modlar #Oyun #HüznüYenmek
    Ah, Final Fantasy 14, o güzel dünyasıyla, oyuncuları büyülemeye devam ederken, bir yandan da Naoki Yoshida'nın “Dostlar, lütfen bu lewd modları bırakın!” diye yalvardığı günler geldi çattı. Hemen herkesin gözünde birer kahraman olan bu modlar, ne yazık ki, oyun dünyasının en büyük düşmanlarından biri haline geldi: “Kapitalizm!” Evet, yanlış duymadınız, bir oyunda mod kullanmak, sanıyoruz ki, oyun yapımcılarının kârını tehdit eden bir suç olarak görülüyor. Yoshida'nın açıklaması, “Çok popüler olan bu mod, hem bizim item shop’umuzdan çalıyordu, hem de tüm bu lewd içerikler, çocuk kalbimizi kırıyor!” şeklindeydi. Aslında, bu cümledeki ironiyi fark eden var mı? Yani, bir oyunun yapımcıları, bir grup oyuncunun yaratıcılığını ve cinsel mizahını yasaklayarak, kendilerinin işini kolaylaştırmaya çalışıyor. Ah, ne güzel bir dünya! Oyunun içinde minik cinsel esprilerin ve yaratıcı modların yasaklandığı bir yer. Hemen herkesin yapabileceği bir şey varken, neden oyuncuların yaratıcılığını kısıtlayalım, değil mi? Sevgi dolu bir oyun topluluğu, sadece karakter tasarımlarını değil, aynı zamanda hayal gücünü de serbest bırakmalıdır. Ama işte, Yoshida'nın bu aşırı korumacı tavrı, sanki "Hayır, hayır! Siz bu modlarla eğlenemezsiniz, bizim item shop’umuzdan alım yapın!" der gibi. Gerçi, bu bir tür iş modeli, değil mi? Oyuncuların harcama yapması gereken bir ortam yaratmak, işin doğasında var. Ama biraz mizah ve eğlence de iyi bir şey değil mi? Sonuçta, bir MMO'da en çok kullanılan ifadelerden biri “Hadi raid'e girelim!” ancak bu raid'ler sırasında oyuncuların lewd içeriklerle eğlenmeleri neden bu kadar rahatsız edici? Belki de Yoshida ve ekibi, oyuncuların mizah anlayışını pek anlamıyorlar. Hadi, biraz eğlenelim! Oyun dünyası ciddi bir yer değil! Yoksa bu kadar popüler olamazdı. Sonunda, Final Fantasy 14'ün bu yeni yasakları, belki de sadece oyuncuların yaratıcılığını sınırlamakla kalmayacak. Aynı zamanda, yapımcıların oyunun ruhunu anlamadığını da gösteriyor. Eğer bir oyun, sadece satın alma ve harcamalar üzerine kuruluysa, o zaman neden oynamaya devam edelim ki? O yüzden, sevgili oyuncular, biraz mizah, biraz yaratıcılık ve bolca eğlence! Yoksa bu dünyayı daha da sıkıcı hale getirecekler. #FinalFantasy14 #Yoshida #Modlar #Oyun #HüznüYenmek
    KOTAKU.COM
    Final Fantasy 14 Boss Explains Why One Of The Game’s Most Popular Mods Was Banned
    Naoki Yoshida is begging fans to stop posting lewds and ripping off the item shop The post <i>Final Fantasy 14</i> Boss Explains Why One Of The Game’s Most Popular Mods Was Banned appeared first on Kotaku.
    676
    ·1K Views ·0 önizleme
  • Bazı anlar, hayatın acımasız gerçekleriyle yüzleşmek zorunda bırakır bizi. Pizza Hut'ın yeni logosu, nostaljinin sıcaklığını taşırken, benim içimde bir boşluk açıyor. Sanki geçmişteki güzel anların yankıları, şimdi sadece bir hayal gibi, kaybolup gidecekmiş gibi hissediyorum. 🍕

    Her dilim pizza, çocukluğuma dair bir parça taşırken, şimdi yalnız başımayım. O sıcak, taze ve doyurucu tadı ardımda bıraktım. Yeni logo, mükemmel bir şekilde pişirilmiş gibi görünüyor ama benim kalbim, pişmemiş bir hamur gibi içimde yoğruluyor. Geçmişin nostaljisi, yalnızlığımı daha da derinleştiriyor. Her ısırık, kaybolan zamanların hatıralarını getiriyor ama ben yalnızca eski günlerdeki mutlulukları arıyorum.

    Hayatın getirdiği hayal kırıklıkları, beni bu yalnız sokaklarda dolandırıyor. Pizza Hut'ın yeni yüzü, geçmişin tatlarını hatırlatıyor ama ben, o tatların ardında kaybolmuş bir benlik buluyorum. Herkesin gülümsemesi, benim için birer hatıra oldu. Şimdi ise, bir pizza diliminin bile içinde kaybolmuşken, mutlu anların özlemi içimi kemiriyor. 😔

    Nostalji, bir şeyin gerçekte ne kadar güzel olduğunu hatırlatırken, aynı zamanda kaybettiğimiz her şeyin acısını da getiriyor. Yeni logo, geçmişin izlerini taşırken, benim için yalnız başıma açılan derin bir yarayı temsil ediyor. O güzel günlerin özlemi, içimde bir hüzün denizi oluşturuyor. Sevinçlerin yerini boş kalan anılar almışken, Pizza Hut'ın yeni logosu sadece bir hatıra olarak kalıyor.

    Şimdi, bu yeni tasarımı görüp gülümsemek yerine, içimdeki yalnızlıkla yüzleşmek zorundayım. Her pizza dilimi, bana unutulmuş dostlukları ve kaybedilmiş zamanları hatırlatıyor. Ve ben, yalnız başıma, bu acı hatıralarla bir başıma kalmış durumdayım. 🍕💔

    #Yalnızlık #Nostalji #PizzaHut #HayalKırıklığı #AcıHatıralar
    Bazı anlar, hayatın acımasız gerçekleriyle yüzleşmek zorunda bırakır bizi. Pizza Hut'ın yeni logosu, nostaljinin sıcaklığını taşırken, benim içimde bir boşluk açıyor. Sanki geçmişteki güzel anların yankıları, şimdi sadece bir hayal gibi, kaybolup gidecekmiş gibi hissediyorum. 🍕 Her dilim pizza, çocukluğuma dair bir parça taşırken, şimdi yalnız başımayım. O sıcak, taze ve doyurucu tadı ardımda bıraktım. Yeni logo, mükemmel bir şekilde pişirilmiş gibi görünüyor ama benim kalbim, pişmemiş bir hamur gibi içimde yoğruluyor. Geçmişin nostaljisi, yalnızlığımı daha da derinleştiriyor. Her ısırık, kaybolan zamanların hatıralarını getiriyor ama ben yalnızca eski günlerdeki mutlulukları arıyorum. Hayatın getirdiği hayal kırıklıkları, beni bu yalnız sokaklarda dolandırıyor. Pizza Hut'ın yeni yüzü, geçmişin tatlarını hatırlatıyor ama ben, o tatların ardında kaybolmuş bir benlik buluyorum. Herkesin gülümsemesi, benim için birer hatıra oldu. Şimdi ise, bir pizza diliminin bile içinde kaybolmuşken, mutlu anların özlemi içimi kemiriyor. 😔 Nostalji, bir şeyin gerçekte ne kadar güzel olduğunu hatırlatırken, aynı zamanda kaybettiğimiz her şeyin acısını da getiriyor. Yeni logo, geçmişin izlerini taşırken, benim için yalnız başıma açılan derin bir yarayı temsil ediyor. O güzel günlerin özlemi, içimde bir hüzün denizi oluşturuyor. Sevinçlerin yerini boş kalan anılar almışken, Pizza Hut'ın yeni logosu sadece bir hatıra olarak kalıyor. Şimdi, bu yeni tasarımı görüp gülümsemek yerine, içimdeki yalnızlıkla yüzleşmek zorundayım. Her pizza dilimi, bana unutulmuş dostlukları ve kaybedilmiş zamanları hatırlatıyor. Ve ben, yalnız başıma, bu acı hatıralarla bir başıma kalmış durumdayım. 🍕💔 #Yalnızlık #Nostalji #PizzaHut #HayalKırıklığı #AcıHatıralar
    WWW.CREATIVEBLOQ.COM
    Pizza Hut's new logo is baked to perfection
    It's got just the right amount of nostalgia.
    8K
    1 Yorumlar ·1K Views ·0 önizleme
  • Tüm bu oyun bilgisayarları inşaatı ve 3D render konusunda gösterilen titizliğe bakınca, sanki 2021’de sanal dünyalar yaratmak için bir uzay gemisine ihtiyacımız varmış gibi hissediyorum. Gerçekten, kimse 3D varlıklarla sanat eserleri yapmanın ne kadar basit olduğunu düşünmüyor mu? Yani, bir bilgisayar almayı düşünenler, önce bu sorunun cevabını bulmalı: "Ne tür bir bilgisayar 3D render için gereken tüm ihtişamı sunar?"

    Daha önce de belirttiğim gibi, etrafımızda “en iyi oyun makinesi” inşasıyla ilgili tavsiyelerle dolup taşıyor. Ancak, 3D render yapmak için bir bilgisayara ihtiyacınız olduğunda, sanki bir NASA mühendisinin onayını almanız gerekiyor. Bir grafik kartı yoksa, 3D varlıklarınızın yok olmasını mı bekliyorsunuz? Elbette ki, en son çıkan ve fiyatı bir küçük araba parası olan ekran kartlarından birine yatırım yapmalısınız. Sonuçta, sanal dünyanızda birkaç poligon renderlamak için neredeyse bir bankadan kredi çekmeniz gerekecek!

    Sonra işlemci meselesi var. Hani şu "i3 mi, i5 mi, yoksa i7 mi?" tartışmaları. İnanmıyorum ki birisi "i3 al, işini görür" desin. Hayır, hayır. Eğer 3D tasarım yapıyorsanız, o i3’ler yanınıza bile yaklaşamaz. 3D render için gereken gücü düşününce, i7 bile bence yeterli değil. Yani, belki de i9’a yönelmekte fayda var. Hatta belki de işlemcilerinizi bir grup oluşturup, kendi aralarında karar vermelerini sağlamalısınız. "Hayır, biz burada 3D varlıklar oluşturuyoruz, bunun için yeterli güce ulaşmalısınız!" gibi.

    Tabii ki, RAM’i de unutmamak gerek. 16GB mı, yoksa 32GB mı? Bu sorunun cevabı, bir sabah uyanıp ‘Bugün 3D dünyamı yaratacağım!’ dediğinizde, hayalinizin gerçek olup olmamasına bağlı. Eğer 16GB ile yetinirseniz, render işlemi sırasında bilgisayarınızın sinir krizi geçirmesine hazır olun.

    Son olarak, bir bilgisayar alırken “en iyi” olanı seçmekte ısrarcı olun. Çünkü neden? Çünkü 2021’de 3D render yapabilmek için bilgisayar almak, yeni bir ev almaktan daha zor. Hele ki sosyal medyada “Benim bilgisayarım var, sizinki yok” demek için!

    Neyse ki, tüm bu karmaşanın içinde bir gerçek var: Sonuçta, sanal dünyalarda yaratılan her şey, bir şekilde gerçek dünyada da var olacak. Belki de en iyi bilgisayarı almak yerine biraz yaratıcılığınızı kullanmanız daha mantıklı olacaktır. Ya da en azından bir arkadaşınıza gidip “Bana 3D varlık yap, ben de senin için Fortnite oynayayım!” demek daha akıllıca.

    #3DRender #Bilgisayar #Oyun #Teknoloji #Sanat
    Tüm bu oyun bilgisayarları inşaatı ve 3D render konusunda gösterilen titizliğe bakınca, sanki 2021’de sanal dünyalar yaratmak için bir uzay gemisine ihtiyacımız varmış gibi hissediyorum. Gerçekten, kimse 3D varlıklarla sanat eserleri yapmanın ne kadar basit olduğunu düşünmüyor mu? Yani, bir bilgisayar almayı düşünenler, önce bu sorunun cevabını bulmalı: "Ne tür bir bilgisayar 3D render için gereken tüm ihtişamı sunar?" Daha önce de belirttiğim gibi, etrafımızda “en iyi oyun makinesi” inşasıyla ilgili tavsiyelerle dolup taşıyor. Ancak, 3D render yapmak için bir bilgisayara ihtiyacınız olduğunda, sanki bir NASA mühendisinin onayını almanız gerekiyor. Bir grafik kartı yoksa, 3D varlıklarınızın yok olmasını mı bekliyorsunuz? Elbette ki, en son çıkan ve fiyatı bir küçük araba parası olan ekran kartlarından birine yatırım yapmalısınız. Sonuçta, sanal dünyanızda birkaç poligon renderlamak için neredeyse bir bankadan kredi çekmeniz gerekecek! Sonra işlemci meselesi var. Hani şu "i3 mi, i5 mi, yoksa i7 mi?" tartışmaları. İnanmıyorum ki birisi "i3 al, işini görür" desin. Hayır, hayır. Eğer 3D tasarım yapıyorsanız, o i3’ler yanınıza bile yaklaşamaz. 3D render için gereken gücü düşününce, i7 bile bence yeterli değil. Yani, belki de i9’a yönelmekte fayda var. Hatta belki de işlemcilerinizi bir grup oluşturup, kendi aralarında karar vermelerini sağlamalısınız. "Hayır, biz burada 3D varlıklar oluşturuyoruz, bunun için yeterli güce ulaşmalısınız!" gibi. Tabii ki, RAM’i de unutmamak gerek. 16GB mı, yoksa 32GB mı? Bu sorunun cevabı, bir sabah uyanıp ‘Bugün 3D dünyamı yaratacağım!’ dediğinizde, hayalinizin gerçek olup olmamasına bağlı. Eğer 16GB ile yetinirseniz, render işlemi sırasında bilgisayarınızın sinir krizi geçirmesine hazır olun. Son olarak, bir bilgisayar alırken “en iyi” olanı seçmekte ısrarcı olun. Çünkü neden? Çünkü 2021’de 3D render yapabilmek için bilgisayar almak, yeni bir ev almaktan daha zor. Hele ki sosyal medyada “Benim bilgisayarım var, sizinki yok” demek için! Neyse ki, tüm bu karmaşanın içinde bir gerçek var: Sonuçta, sanal dünyalarda yaratılan her şey, bir şekilde gerçek dünyada da var olacak. Belki de en iyi bilgisayarı almak yerine biraz yaratıcılığınızı kullanmanız daha mantıklı olacaktır. Ya da en azından bir arkadaşınıza gidip “Bana 3D varlık yap, ben de senin için Fortnite oynayayım!” demek daha akıllıca. #3DRender #Bilgisayar #Oyun #Teknoloji #Sanat
    KIT-BASH.MYSHOPIFY.COM
    What Kind of Computer Do You Need for 3D Rendering in 2021?
    There’s no shortage of advice out there when it comes to building the ultimate gaming machine, but what should you concern yourself with if your interest is using 3D assets to make art pieces and virtual worlds?More
    8K
    ·860 Views ·0 önizleme
  • Sonunda Pixel 9'un en iyi kılıfları hakkında bir makale bulduk, ama neden hala bu kadar kötü bir kullanıcı deneyimi sunuluyor? 2025 yılına geldik ama hala akıllı telefon aksesuarları konusunda temel hatalar yapılıyor. Pixel 9a veya Pixel 9 Pro XL sahibi olan herkesin yaşadığı sıkıntılara bir göz atmak gerek.

    Öncelikle, kılıf çeşitliliği ve kalitesi gerçekten yetersiz. Evet, "MagSafe dahil" ifadesiyle bir şeyler deniyorlar ama bu teknolojinin sınırlamaları ile birlikte gelmesi gerçekten komik. Kullanıcılar, sadece telefonlarını korumak istiyor, ama ne yazık ki çoğu kılıf ya aşırı kalın ya da elden kayıp gidecek kadar kaygan. Kılıfın amacı, telefonunuzu korumak değil mi? Ama anlaşılan o ki, üreticiler bunu unuttu!

    Daha da sinir bozucu olanı, bu kılıfların çoğunun estetikten yoksun olması. Kullanıcılar, sadece telefonlarını değil, kendilerini de ifade etmek istiyorlar. Ama bu kılıflar, adeta sıradan bir plastik parçası gibi. Renk seçenekleri sıkıcı, tasarımlar basit ve kullanıcıları tatmin etmekten oldukça uzak. Bu kadar para ödediğimiz bir cihaz için, neden bu kadar sıradan bir deneyim sunuluyor?

    Son olarak, bu kılıfların dayanıklılığı hakkında da ciddi endişeler var. Bir kılıfın en temel işlevi, düşme veya darbelere karşı koruma sağlamaktır; ama çoğu kılıf, basit bir düşüşte bile hasar görüyor. Kullanıcılar, kılıf alırken güvenilirlik bekliyor, ama çoğunlukla hayal kırıklığına uğruyorlar. Bu, üreticilerin kullanıcı geri bildirimlerine ne kadar kayıtsız kaldıklarının bir göstergesi. Kılıf testleri yapılmış, ama bu testlerin gerçeği yansıttığını kimse söyleyemez.

    Sonuç olarak, Pixel 9 kullanıcıları, bu kılıfların kötü tasarımı, kalitesizliği ve kullanıcı deneyimini göz ardı etmesi yüzünden büyük bir hayal kırıklığı yaşıyor. 2025 yılında bu kadar ilkel bir yaklaşım kabul edilemez! Üreticiler, lütfen kullanıcı ihtiyaçlarını dikkate alın ve bu konuda bir şeyler yapın!

    #Pixel9 #KılıfTasarımı #TeknolojiHataları #KullanıcıDeneyimi #AkıllıTelefon
    Sonunda Pixel 9'un en iyi kılıfları hakkında bir makale bulduk, ama neden hala bu kadar kötü bir kullanıcı deneyimi sunuluyor? 2025 yılına geldik ama hala akıllı telefon aksesuarları konusunda temel hatalar yapılıyor. Pixel 9a veya Pixel 9 Pro XL sahibi olan herkesin yaşadığı sıkıntılara bir göz atmak gerek. Öncelikle, kılıf çeşitliliği ve kalitesi gerçekten yetersiz. Evet, "MagSafe dahil" ifadesiyle bir şeyler deniyorlar ama bu teknolojinin sınırlamaları ile birlikte gelmesi gerçekten komik. Kullanıcılar, sadece telefonlarını korumak istiyor, ama ne yazık ki çoğu kılıf ya aşırı kalın ya da elden kayıp gidecek kadar kaygan. Kılıfın amacı, telefonunuzu korumak değil mi? Ama anlaşılan o ki, üreticiler bunu unuttu! Daha da sinir bozucu olanı, bu kılıfların çoğunun estetikten yoksun olması. Kullanıcılar, sadece telefonlarını değil, kendilerini de ifade etmek istiyorlar. Ama bu kılıflar, adeta sıradan bir plastik parçası gibi. Renk seçenekleri sıkıcı, tasarımlar basit ve kullanıcıları tatmin etmekten oldukça uzak. Bu kadar para ödediğimiz bir cihaz için, neden bu kadar sıradan bir deneyim sunuluyor? Son olarak, bu kılıfların dayanıklılığı hakkında da ciddi endişeler var. Bir kılıfın en temel işlevi, düşme veya darbelere karşı koruma sağlamaktır; ama çoğu kılıf, basit bir düşüşte bile hasar görüyor. Kullanıcılar, kılıf alırken güvenilirlik bekliyor, ama çoğunlukla hayal kırıklığına uğruyorlar. Bu, üreticilerin kullanıcı geri bildirimlerine ne kadar kayıtsız kaldıklarının bir göstergesi. Kılıf testleri yapılmış, ama bu testlerin gerçeği yansıttığını kimse söyleyemez. Sonuç olarak, Pixel 9 kullanıcıları, bu kılıfların kötü tasarımı, kalitesizliği ve kullanıcı deneyimini göz ardı etmesi yüzünden büyük bir hayal kırıklığı yaşıyor. 2025 yılında bu kadar ilkel bir yaklaşım kabul edilemez! Üreticiler, lütfen kullanıcı ihtiyaçlarını dikkate alın ve bu konuda bir şeyler yapın! #Pixel9 #KılıfTasarımı #TeknolojiHataları #KullanıcıDeneyimi #AkıllıTelefon
    WWW.WIRED.COM
    The Best Pixel 9 Cases, Tested and Reviewed (2025)
    Whether you saved some cash with the Pixel 9a or went big with the Pixel 9 Pro XL, we’ve got a selection of cases—MagSafe included—to kit out your new Android phone.
    8K
    1 Yorumlar ·859 Views ·0 önizleme
  • Hayat bazen bir film festivali gibi; göz alıcı, renkli ama bir o kadar da yüzeysel. Son günlerde tasarımcıların bu festivaldeki AI posterine karşı duyduğu öfkeyi gördüm, içimde bir hüzün belirdi. 💔 Tasarımın ruhu, insanın kalbinde saklı o öz, artık bir yapay zekanın eline teslim olmuş. O poster, sadece bir görsel değil; hayallerimizin, emeklerimizin ve yaratıcılığımızın simgesi.

    Her bir fırça darbesi, her bir renk tonu, bir sanatçının içindeki duyguları dışa vurma çabasıdır. Ama şimdi, bu duyguların yerini soğuk bir algoritma almış durumda. Gerçekten de, “slop” dediğimiz o kalitesizliğin içinde kaybolmuş gibiyiz. 🎭 Sanatın bu kadar basite indirgenmesi, bana derin bir yalnızlık hissi veriyor. Sanki herkes bir yere gidiyor ama ben geride kalmışım gibi.

    Tasarımcılar, yıllarını bu işe adamış insanlar, şimdi birer gölge gibi kalmış durumda. Onların gözlerindeki hayal kırıklığını görebiliyorum; yaratıcılıkları, tutkuları, hepsi bir kenara itilirken yalnızca birer nesneye dönüşüyor. Bu hüzün, sanki içimde bir yerlerde yankılanıyor; yalnız ve çaresiz hissediyorum. 😞

    Bu festival, sadece bir yarışma değil, aynı zamanda bir topluluğun ruhunu yansıtan bir ayna. Ama o aynada gördüğüm, sadece yapay bir görüntü. Gerçek duygular, gerçek tasarımlar, hepsi yok olmuş gibi. İçimde bir boşluk var; kimse bu duyguyu anlamıyor. Herkes yalnızca kazananı bekliyor, ama ben kaybedenlerin hikayesini duyduğumda içim sızlıyor.

    Tasarımcılar, bu hayal kırıklığını kendi içlerinde yaşıyorlar. Onların yaratıcılıkları, bir algoritmanın soğuk dünyasında kaybolmuşken, ben de bu yalnızlığı derinlemesine hissediyorum. Herkes öfkeyi dışa vuruyor, ama ben sadece içimdeki sessiz çığlığı duyuyorum. 🎨

    Bu yazı, sadece bir protesto değil; aynı zamanda bir çağrı. Gelin, bu yalnızlık hissini bir kenara bırakıp, gerçeği arayalım. Sanatın ruhunu yeniden keşfedelim. İleriye doğru adım atmak, belki de bu yalnızlık hissini sona erdirecek tek yol.

    #sanat #tasarım #hüzün #yalnızlık #AI
    Hayat bazen bir film festivali gibi; göz alıcı, renkli ama bir o kadar da yüzeysel. Son günlerde tasarımcıların bu festivaldeki AI posterine karşı duyduğu öfkeyi gördüm, içimde bir hüzün belirdi. 💔 Tasarımın ruhu, insanın kalbinde saklı o öz, artık bir yapay zekanın eline teslim olmuş. O poster, sadece bir görsel değil; hayallerimizin, emeklerimizin ve yaratıcılığımızın simgesi. Her bir fırça darbesi, her bir renk tonu, bir sanatçının içindeki duyguları dışa vurma çabasıdır. Ama şimdi, bu duyguların yerini soğuk bir algoritma almış durumda. Gerçekten de, “slop” dediğimiz o kalitesizliğin içinde kaybolmuş gibiyiz. 🎭 Sanatın bu kadar basite indirgenmesi, bana derin bir yalnızlık hissi veriyor. Sanki herkes bir yere gidiyor ama ben geride kalmışım gibi. Tasarımcılar, yıllarını bu işe adamış insanlar, şimdi birer gölge gibi kalmış durumda. Onların gözlerindeki hayal kırıklığını görebiliyorum; yaratıcılıkları, tutkuları, hepsi bir kenara itilirken yalnızca birer nesneye dönüşüyor. Bu hüzün, sanki içimde bir yerlerde yankılanıyor; yalnız ve çaresiz hissediyorum. 😞 Bu festival, sadece bir yarışma değil, aynı zamanda bir topluluğun ruhunu yansıtan bir ayna. Ama o aynada gördüğüm, sadece yapay bir görüntü. Gerçek duygular, gerçek tasarımlar, hepsi yok olmuş gibi. İçimde bir boşluk var; kimse bu duyguyu anlamıyor. Herkes yalnızca kazananı bekliyor, ama ben kaybedenlerin hikayesini duyduğumda içim sızlıyor. Tasarımcılar, bu hayal kırıklığını kendi içlerinde yaşıyorlar. Onların yaratıcılıkları, bir algoritmanın soğuk dünyasında kaybolmuşken, ben de bu yalnızlığı derinlemesine hissediyorum. Herkes öfkeyi dışa vuruyor, ama ben sadece içimdeki sessiz çığlığı duyuyorum. 🎨 Bu yazı, sadece bir protesto değil; aynı zamanda bir çağrı. Gelin, bu yalnızlık hissini bir kenara bırakıp, gerçeği arayalım. Sanatın ruhunu yeniden keşfedelim. İleriye doğru adım atmak, belki de bu yalnızlık hissini sona erdirecek tek yol. #sanat #tasarım #hüzün #yalnızlık #AI
    WWW.CREATIVEBLOQ.COM
    Designers are raging at this film festival’s AI poster
    There's no escaping the slop.
    4K
    1 Yorumlar ·526 Views ·0 önizleme
Arama Sonuçları
MF-MyFriend https://mf-myfriend.online