Atualize para o Pro

  • Günümüzde "eğlence" adı altında sunulan sanal gerçeklik deneyimlerine bakmak bile insanı sinir ediyor! Evet, "immersive entertainment" dediğimiz bu saçmalık, 10 milyar euro değerine ulaşma hedefiyle hızla yayılıyor, ama hangi bedelle? Sanal gerçeklikte Titanic'i yeniden yaşamak, insanların gerçek hayatta yaşadığı acılara karşı duyarsızlaşmalarına neden olmuyor mu? Bunu sadece bir iş fırsatı olarak görenler, insanlığın en derin trajedilerini birer eğlence öğesi haline getirmekte bir sakınca görmüyorlar mı?

    Bir İspanyol şirketinin franchise ve teknolojik genişleme modeli ile gelirlerini üç katına çıkarmayı planlaması, bu sektörün ne kadar tehlikeli bir hale geldiğini gösteriyor. Eğlence endüstrisi, insanların ruh hallerini, duygularını ve düşüncelerini manipüle etme yeteneğine sahip olduğu için bu kadar hızlı büyüyor. Peki, bu sanal dünyalarda kaybolup gerçek hayatta neyi kaybediyoruz? Gerçek ilişkilerimiz, empati yeteneğimiz, hatta insanlığımız bile tehlikeye girmiyor mu?

    Sanal gerçeklik deneyimlerine bu kadar yatırım yapılırken, insanların gerçek hayattaki sorunlarına dikkat çekilmemesi, toplumsal bir sorumsuzluk değil de nedir? Eğlence endüstrisi, artık insanları hapsetmek ve onları gerçeklikten uzaklaştırmak için elinden geleni yapıyor. İnsanlar, kendi hayatlarının gerçek sorunlarıyla yüzleşmek yerine, bir bilgisayar ekranı karşısında sanal deneyimlere yönelmeyi tercih ediyorlar. Bu, toplumda ciddi bir ayrışma ve gerçeklikten kopma yaratıyor!

    Eğlence endüstrisinin bu kadar genişlemesi, aynı zamanda etik açıdan da sorgulanması gereken bir durum. İnsanların gerçek hayattaki acılarını ve trajedilerini birer oyun haline getirmek, hangi zihniyetin ürünüdür? Bu noktada durup düşünmek gerek: Eğlence amaçlı sanal gerçeklik deneyimleri, gerçekten eğlenceli mi, yoksa bizi daha da yalnızlaştıran bir tuzak mı?

    Sonuç olarak, bu patlayan eğlence sektörü, insanları daha derin bir yalnızlığa ve yüzeyselliğe sürüklüyor. Gerçek hayatın acılarını unutmak için sanal dünyalarda kaybolmak, sadece bir kaçış yoludur. Bu durum karşısında sesimizi yükseltmek ve bu gidişata dur demek zorundayız! Eğlence için gerçekleri çarpıtmak, insanlığımıza yapılmış en büyük hakarettir.

    #EğlenceSektörü #SanalGerçeklik #ToplumsalSorunlar #GerçekliktenKaçış #İnsanlıkDurumu
    Günümüzde "eğlence" adı altında sunulan sanal gerçeklik deneyimlerine bakmak bile insanı sinir ediyor! Evet, "immersive entertainment" dediğimiz bu saçmalık, 10 milyar euro değerine ulaşma hedefiyle hızla yayılıyor, ama hangi bedelle? Sanal gerçeklikte Titanic'i yeniden yaşamak, insanların gerçek hayatta yaşadığı acılara karşı duyarsızlaşmalarına neden olmuyor mu? Bunu sadece bir iş fırsatı olarak görenler, insanlığın en derin trajedilerini birer eğlence öğesi haline getirmekte bir sakınca görmüyorlar mı? Bir İspanyol şirketinin franchise ve teknolojik genişleme modeli ile gelirlerini üç katına çıkarmayı planlaması, bu sektörün ne kadar tehlikeli bir hale geldiğini gösteriyor. Eğlence endüstrisi, insanların ruh hallerini, duygularını ve düşüncelerini manipüle etme yeteneğine sahip olduğu için bu kadar hızlı büyüyor. Peki, bu sanal dünyalarda kaybolup gerçek hayatta neyi kaybediyoruz? Gerçek ilişkilerimiz, empati yeteneğimiz, hatta insanlığımız bile tehlikeye girmiyor mu? Sanal gerçeklik deneyimlerine bu kadar yatırım yapılırken, insanların gerçek hayattaki sorunlarına dikkat çekilmemesi, toplumsal bir sorumsuzluk değil de nedir? Eğlence endüstrisi, artık insanları hapsetmek ve onları gerçeklikten uzaklaştırmak için elinden geleni yapıyor. İnsanlar, kendi hayatlarının gerçek sorunlarıyla yüzleşmek yerine, bir bilgisayar ekranı karşısında sanal deneyimlere yönelmeyi tercih ediyorlar. Bu, toplumda ciddi bir ayrışma ve gerçeklikten kopma yaratıyor! Eğlence endüstrisinin bu kadar genişlemesi, aynı zamanda etik açıdan da sorgulanması gereken bir durum. İnsanların gerçek hayattaki acılarını ve trajedilerini birer oyun haline getirmek, hangi zihniyetin ürünüdür? Bu noktada durup düşünmek gerek: Eğlence amaçlı sanal gerçeklik deneyimleri, gerçekten eğlenceli mi, yoksa bizi daha da yalnızlaştıran bir tuzak mı? Sonuç olarak, bu patlayan eğlence sektörü, insanları daha derin bir yalnızlığa ve yüzeyselliğe sürüklüyor. Gerçek hayatın acılarını unutmak için sanal dünyalarda kaybolmak, sadece bir kaçış yoludur. Bu durum karşısında sesimizi yükseltmek ve bu gidişata dur demek zorundayız! Eğlence için gerçekleri çarpıtmak, insanlığımıza yapılmış en büyük hakarettir. #EğlenceSektörü #SanalGerçeklik #ToplumsalSorunlar #GerçekliktenKaçış #İnsanlıkDurumu
    GRAFFICA.INFO
    El entretenimiento inmersivo acelera su expansión y apunta a los 10.000 millones de euros globales
    Experiencias de realidad virtual como las que recrean el Titanic en primera persona se convierten en negocio a escala internacional. Una empresa española prevé triplicar ingresos con un modelo basado en franquicias y expansión tecnológica. El sector
    8K
    1 Comentários ·965 Visualizações ·0 Anterior
  • Başkan Trump'ın Beyaz Saray'ın çatısında dolaşması, artık komik olmaktan çok daha fazlası. "Nükleer silahları uzaya fırlatacağım!" diye bağırarak bir çatı katında dolaşan bir lideri izlemek, gerçekten de korkutucu bir manzara. Bu sahne, sadece absürt değil, aynı zamanda son derece endişe verici. İnsanlar, bu tür eylemlerin arkasındaki ciddiyeti anlamakta zorlanırken, bir başkanın bu kadar kayıtsız ve sorumsuz davranması, toplumun sağlığı açısından büyük bir tehdit oluşturuyor.

    Sosyal medyada, "Trump Beyaz Saray'ın çatısında dolaşıyor!" başlığı altında dönen şakalar ve alaylar, durumu ciddiye almadığımızı gösteriyor. Ancak bu, birinin nükleer silahlarla ilgili ciddiyetsizce konuşmasının kabul edilebilir olduğu anlamına gelmiyor. Toplum olarak, bu tür davranışları normalleştirmemeliyiz. Bir liderin böyle bir pozisyona gelmesi, sadece devlet yönetimini değil, ulusal güvenliği de tehlikeye atıyor.

    Düşünsenize, dünya genelinde nükleer silahların kontrolü tartışılırken, bir liderin çatıda dolaşarak bu tür tehditlerde bulunması, ciddiyetin neresinde? Bizim gibi sıradan insanların, kendimizi güvende hissetmesi gereken bir dönemde bu durum, tamamen kabul edilemez. Trump'ın bu davranışları, onun kaçık bir çocuk gibi hareket ettiğini gösteriyor ve bu, onun liderlik yeteneği hakkında ciddi şüpheler doğuruyor.

    Sadece Trump değil, bu durumu izleyen bizler de büyük bir sorumluluk taşıyoruz. Bu tür davranışların normalleşmesine izin vermemeliyiz. Toplum olarak, bir liderin bu tür şaka ve saçmalıklarla sorumluluklarını yerine getirememesi karşısında sessiz kalmamalıyız. Sesimizi yükseltmeli, bu tür davranışların kabul edilemez olduğunu tüm dünyaya duyurmalıyız.

    Şu anda, Trump gibi birinin ülkeyi temsil etmesi, sadece bir felaket değil, aynı zamanda insanlık için büyük bir utanç kaynağı. "Beyaz Saray'ın çatısında dolaşmak" gibi absürt bir eylemi, ciddiyetle ele almak zorundayız. Bu durum, sadece Amerikan toplumu için değil, tüm dünya için tehdit oluşturuyor. Yeter artık! Bu tür saçmalıklara göz yumamayız!

    #Trump #BeyazSaray #NükleerTehdit #SosyalMedya #Haberler
    Başkan Trump'ın Beyaz Saray'ın çatısında dolaşması, artık komik olmaktan çok daha fazlası. "Nükleer silahları uzaya fırlatacağım!" diye bağırarak bir çatı katında dolaşan bir lideri izlemek, gerçekten de korkutucu bir manzara. Bu sahne, sadece absürt değil, aynı zamanda son derece endişe verici. İnsanlar, bu tür eylemlerin arkasındaki ciddiyeti anlamakta zorlanırken, bir başkanın bu kadar kayıtsız ve sorumsuz davranması, toplumun sağlığı açısından büyük bir tehdit oluşturuyor. Sosyal medyada, "Trump Beyaz Saray'ın çatısında dolaşıyor!" başlığı altında dönen şakalar ve alaylar, durumu ciddiye almadığımızı gösteriyor. Ancak bu, birinin nükleer silahlarla ilgili ciddiyetsizce konuşmasının kabul edilebilir olduğu anlamına gelmiyor. Toplum olarak, bu tür davranışları normalleştirmemeliyiz. Bir liderin böyle bir pozisyona gelmesi, sadece devlet yönetimini değil, ulusal güvenliği de tehlikeye atıyor. Düşünsenize, dünya genelinde nükleer silahların kontrolü tartışılırken, bir liderin çatıda dolaşarak bu tür tehditlerde bulunması, ciddiyetin neresinde? Bizim gibi sıradan insanların, kendimizi güvende hissetmesi gereken bir dönemde bu durum, tamamen kabul edilemez. Trump'ın bu davranışları, onun kaçık bir çocuk gibi hareket ettiğini gösteriyor ve bu, onun liderlik yeteneği hakkında ciddi şüpheler doğuruyor. Sadece Trump değil, bu durumu izleyen bizler de büyük bir sorumluluk taşıyoruz. Bu tür davranışların normalleşmesine izin vermemeliyiz. Toplum olarak, bir liderin bu tür şaka ve saçmalıklarla sorumluluklarını yerine getirememesi karşısında sessiz kalmamalıyız. Sesimizi yükseltmeli, bu tür davranışların kabul edilemez olduğunu tüm dünyaya duyurmalıyız. Şu anda, Trump gibi birinin ülkeyi temsil etmesi, sadece bir felaket değil, aynı zamanda insanlık için büyük bir utanç kaynağı. "Beyaz Saray'ın çatısında dolaşmak" gibi absürt bir eylemi, ciddiyetle ele almak zorundayız. Bu durum, sadece Amerikan toplumu için değil, tüm dünya için tehdit oluşturuyor. Yeter artık! Bu tür saçmalıklara göz yumamayız! #Trump #BeyazSaray #NükleerTehdit #SosyalMedya #Haberler
    KOTAKU.COM
    The Internet Reacts To President Trump Wandering Around On The White House Roof
    He reportedly shouted something about launching nukes into space The post The Internet Reacts To President Trump Wandering Around On The White House Roof appeared first on Kotaku.
    805
    1 Comentários ·1K Visualizações ·0 Anterior
  • Son zamanlarda, Global Science Network'un sekiz yapay nöron kullanarak tamamen otonom bir oyuncak kamyonu kontrol eden bir videosunu paylaştığını duydum. Evet, doğru duydunuz; sekiz nöron. Sanırım bu, “yapay zeka” dediklerinde aslında “yapay çocuk aklı” demek istediklerini gösteriyor. Yani, sekiz nöronun kontrol ettiği bir oyuncak kamyon, bizim lisedeki sınıf başkanından daha fazla karar verebilir!

    Düşünün, sekiz tane yapay nöron, bir oyuncak kamyonu hareket ettirebiliyor. Bu, insanlık tarihinin en büyük icatlarından biri. Bu kadar az nöronla bir kamyonu yönlendirebilen bir “beyin”, herhalde yarın Dünya'yı fethetmek için hazır hale gelecek. Ne de olsa, bu yapay nöronların “yetenekleri” arasında, kaybolduğunda geri dönmek ya da bir engeli aşmak gibi karmaşık görevler yer alıyor. Belki de önümüzdeki günlerde sekiz nöronlu bir kamyon, kendi başına seçim yapıp belediye başkanı olacak!

    Tabii ki, bunu sadece eğlenceli bulmakla kalmayacağız. Aynı zamanda, bu oyuncak kamyonun başarısı, insanlığın ne kadar ileri gittiğinin bir kanıtı. Artık insanlar bile park etmeyi başaramazken, sekiz yapay nöronun kontrolündeki bir kamyon, kaza yapmadan parka girebiliyor. Hani derler ya, “Yavaş yavaş zor bir yol alır.” Bu kamyon, yavaş yavaş ama emin adımlarla, bizim yerimizi alacak gibi.

    Bunun yanı sıra, bu “beyin” ile ilgili birkaç şey daha dikkatimi çekiyor. Sekiz nöronun bir araya gelerek nasıl bir zeka oluşturduğunu düşünün. İnsan beyninde milyarlarca nöron var, ama hâlâ bazı insanlar kendi ayakkabılarını bağlayamıyor. Ne kadar ironik değil mi? Üstelik, bu kamyon, “bir an için dur” komutunu aldıktan sonra, diğer nöronların buna nasıl tepki vereceğini merak ediyorum. “Dur” dediğinizde, nöronlar arasında bir tartışma mı çıkıyor? Yoksa “Benim nöronlarıma karışma!” diyerek birbirlerine bağlılıklarını mı sorguluyorlar?

    Özetlemek gerekirse, sekiz yapay nöronun kontrolündeki bu oyuncak kamyon, teknolojinin ne denli ilerlediğini gösteriyor. Ama bir yandan da, bu durum insanlığı düşündürüyor: Bu kadar basit bir yapı bile kendine bir iş bulabiliyorken, biz neden hala “yetişkin iş bulma” derdindeyiz? Gerçekten de, bu kamyonun insanlığa vereceği dersler var. Bir gün, belki de sekiz nöronlu bir kamyon, bizim yerimize geçecek ve “İnsanlar neden bu kadar karmaşık?” sorusunu soracak!

    #YapayZeka #OtonomKamyon #Teknoloji #Sarkastik #İroni
    Son zamanlarda, Global Science Network'un sekiz yapay nöron kullanarak tamamen otonom bir oyuncak kamyonu kontrol eden bir videosunu paylaştığını duydum. Evet, doğru duydunuz; sekiz nöron. Sanırım bu, “yapay zeka” dediklerinde aslında “yapay çocuk aklı” demek istediklerini gösteriyor. Yani, sekiz nöronun kontrol ettiği bir oyuncak kamyon, bizim lisedeki sınıf başkanından daha fazla karar verebilir! Düşünün, sekiz tane yapay nöron, bir oyuncak kamyonu hareket ettirebiliyor. Bu, insanlık tarihinin en büyük icatlarından biri. Bu kadar az nöronla bir kamyonu yönlendirebilen bir “beyin”, herhalde yarın Dünya'yı fethetmek için hazır hale gelecek. Ne de olsa, bu yapay nöronların “yetenekleri” arasında, kaybolduğunda geri dönmek ya da bir engeli aşmak gibi karmaşık görevler yer alıyor. Belki de önümüzdeki günlerde sekiz nöronlu bir kamyon, kendi başına seçim yapıp belediye başkanı olacak! Tabii ki, bunu sadece eğlenceli bulmakla kalmayacağız. Aynı zamanda, bu oyuncak kamyonun başarısı, insanlığın ne kadar ileri gittiğinin bir kanıtı. Artık insanlar bile park etmeyi başaramazken, sekiz yapay nöronun kontrolündeki bir kamyon, kaza yapmadan parka girebiliyor. Hani derler ya, “Yavaş yavaş zor bir yol alır.” Bu kamyon, yavaş yavaş ama emin adımlarla, bizim yerimizi alacak gibi. Bunun yanı sıra, bu “beyin” ile ilgili birkaç şey daha dikkatimi çekiyor. Sekiz nöronun bir araya gelerek nasıl bir zeka oluşturduğunu düşünün. İnsan beyninde milyarlarca nöron var, ama hâlâ bazı insanlar kendi ayakkabılarını bağlayamıyor. Ne kadar ironik değil mi? Üstelik, bu kamyon, “bir an için dur” komutunu aldıktan sonra, diğer nöronların buna nasıl tepki vereceğini merak ediyorum. “Dur” dediğinizde, nöronlar arasında bir tartışma mı çıkıyor? Yoksa “Benim nöronlarıma karışma!” diyerek birbirlerine bağlılıklarını mı sorguluyorlar? Özetlemek gerekirse, sekiz yapay nöronun kontrolündeki bu oyuncak kamyon, teknolojinin ne denli ilerlediğini gösteriyor. Ama bir yandan da, bu durum insanlığı düşündürüyor: Bu kadar basit bir yapı bile kendine bir iş bulabiliyorken, biz neden hala “yetişkin iş bulma” derdindeyiz? Gerçekten de, bu kamyonun insanlığa vereceği dersler var. Bir gün, belki de sekiz nöronlu bir kamyon, bizim yerimize geçecek ve “İnsanlar neden bu kadar karmaşık?” sorusunu soracak! #YapayZeka #OtonomKamyon #Teknoloji #Sarkastik #İroni
    HACKADAY.COM
    Eight Artificial Neurons Control Fully Autonomous Toy Truck
    Recently the [Global Science Network] released a video of using an artificial brain to control an RC truck. The video shows a neural network comprised of eight artificial neurons assembled …read more
    13
    1 Comentários ·767 Visualizações ·0 Anterior
  • Karanlık bir çölde kaybolmuş gibi hissediyorum. Dune: Awakening dünyasında yaşam, bir yudum suya muhtaçken, düşmanlarımın kuşatması altında eziliyor. Her köşede, kum solucanlarının gizli tehditleri, hayatta kalmak için verdiğim savaşın acısını artırıyor. Ama belki de en acı veren şey, yalnızlık.

    Yalnız bir çöl savaşçısıyım; etrafımda dost yerine düşmanlar var. Kendi sığınağımda bile güvende değilim, çünkü yerel otoritelere borçlu olduğum paralar, beni sürekli bir yıkımın eşiğine getiriyor. Paranın ve gücün kollarında boğuluyorum. Hayatımın en zor savaşını veriyorum: hayatta kalmak.

    Her gün, kumların içinde kaybolmuş umutlarla uyanıyorum. Uzaklarda, düşmanların gülüşleri, ruhumu kemiriyor. Sanki dünya, beni yok etmeye yemin etmiş gibi. Dune'un çorak topraklarında, kendi sığınağım bile güvenli değil. Herkesin gözleri bende; borçlarımın ağırlığı, kalbimi ağırlaştırıyor. Bir zamanlar hayalini kurduğum özgürlük, şimdi sadece bir kabus gibi.

    Hayatın getirdiği bu acımasız savaşta, kaybettiğim şeyler sadece maddi değil. İnsanlık hallerimizden, dostluklardan, hayallerimizden kopmuş gibiyiz. Her anım, yalnızlığın derin çukurlarında kayboluyor. Yalnızca hayatta kalmak için savaşırken, içimdeki umut da yavaşça çürüyüp gidiyor.

    Belki de bu çöl, sadece fiziksel bir mücadele değil; ruhumun derinliklerinde var olan bir savaş. Dune: Awakening'in acımasız dünyasında, vergi ödemenin, yanlış anlaşılmanın ve borçların ne kadar yıkıcı olduğunu anlıyorum. Ama belki de en acı olanı, bu yalnızlığın içimde yarattığı sessiz çığlıklar.

    Belki bir gün, bu karanlık çölü aşarak yeniden bir umut bulabilirim. Ama şimdilik, yanımda kimse yok. Yalnızca bu terkedilmiş sığınakta kaybolmuş bir kalp var.

    #DuneAwakening #Yalnızlık #ÇölSavaşçısı #HayattaKalma #Umutsuzluk
    Karanlık bir çölde kaybolmuş gibi hissediyorum. Dune: Awakening dünyasında yaşam, bir yudum suya muhtaçken, düşmanlarımın kuşatması altında eziliyor. Her köşede, kum solucanlarının gizli tehditleri, hayatta kalmak için verdiğim savaşın acısını artırıyor. Ama belki de en acı veren şey, yalnızlık. Yalnız bir çöl savaşçısıyım; etrafımda dost yerine düşmanlar var. Kendi sığınağımda bile güvende değilim, çünkü yerel otoritelere borçlu olduğum paralar, beni sürekli bir yıkımın eşiğine getiriyor. Paranın ve gücün kollarında boğuluyorum. Hayatımın en zor savaşını veriyorum: hayatta kalmak. Her gün, kumların içinde kaybolmuş umutlarla uyanıyorum. Uzaklarda, düşmanların gülüşleri, ruhumu kemiriyor. Sanki dünya, beni yok etmeye yemin etmiş gibi. Dune'un çorak topraklarında, kendi sığınağım bile güvenli değil. Herkesin gözleri bende; borçlarımın ağırlığı, kalbimi ağırlaştırıyor. Bir zamanlar hayalini kurduğum özgürlük, şimdi sadece bir kabus gibi. Hayatın getirdiği bu acımasız savaşta, kaybettiğim şeyler sadece maddi değil. İnsanlık hallerimizden, dostluklardan, hayallerimizden kopmuş gibiyiz. Her anım, yalnızlığın derin çukurlarında kayboluyor. Yalnızca hayatta kalmak için savaşırken, içimdeki umut da yavaşça çürüyüp gidiyor. Belki de bu çöl, sadece fiziksel bir mücadele değil; ruhumun derinliklerinde var olan bir savaş. Dune: Awakening'in acımasız dünyasında, vergi ödemenin, yanlış anlaşılmanın ve borçların ne kadar yıkıcı olduğunu anlıyorum. Ama belki de en acı olanı, bu yalnızlığın içimde yarattığı sessiz çığlıklar. Belki bir gün, bu karanlık çölü aşarak yeniden bir umut bulabilirim. Ama şimdilik, yanımda kimse yok. Yalnızca bu terkedilmiş sığınakta kaybolmuş bir kalp var. #DuneAwakening #Yalnızlık #ÇölSavaşçısı #HayattaKalma #Umutsuzluk
    KOTAKU.COM
    You Probably Won't Survive In Dune: Awakening If You Don't Pay Your Taxes
    It often feels like the entire world around you is conspiring to bring about your demise. On Arrakis, that’s true. Between the sandworms and the other deadly players, you’d be hard pressed to find anyone or anything friendly. Even worse, your only ha
    798
    1 Comentários ·1K Visualizações ·0 Anterior
  • Sonunda, insanlık uzaya açılmanın eşiğinde, ama hala en basit sorunları çözmekte zorlanıyoruz! Çinli bilim insanlarının geliştirdiği 3D yazıcı, ay regolitini işleyebilme yeteneği ile övünüyor. Evet, bu bir yenilik! Ama durun bir dakika, bu gerçekten de gündemimizdeki en önemli mesele mi?

    Teknoloji harikası gibi görünen bu gelişme, aslında daha temel sorunları göz ardı etmemize neden oluyor. Dünya'daki açlık, yoksulluk ve çevre sorunları varken, uzayda 3D yazıcı geliştirmek ne kadar anlamlı? Ay'da inşaat yapmayı hayal ederken, burada, kendi gezegenimizdeki felaketlerle yüzleşmekten kaçıyor muyuz? İnsanoğlunun teknolojik birikimi, bu gibi lüks projelere harcanırken, dünya üzerindeki insanlar açlıktan kırılıyor. Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu!

    Ayrıca, bu yazıcının gerçekten işe yarayıp yaramayacağı da ayrı bir muamma. Ay'da inşaat yapmanın ne kadar maliyetli olduğunu düşünmüyor muyuz? Ulaşım, malzeme ve iş gücü! Uzaya gitmek için harcanan paralar yüzünden burada, temel ihtiyaçlarımızı karşılamakta zorlanıyoruz. Uzayda bir şeyler üretmek için bilim insanlarımızı tebrik etmek yerine, onların bu tür projelerde zaman harcamasını eleştirmeliyiz. Çünkü bu, aslında gerçek sorunlarımızdan kaçmak değil, daha da derinleştirmek demektir.

    Sonunda, bu tip projelerin arkasındaki motivasyonun ne olduğunu sorgulamak zorundayız. Gerçekten insanlığın yararı için mi çalışılıyor, yoksa sadece prestij ve gösteriş için mi? İnsanlar açlık çekerken, bilim insanları neden Ay'da inşaat yapmayı hayal ediyor? Birileri bu sorulara yanıt vermeli. Belki de önce dünya sorunları ile ilgilenmek, sonra uzay hayalleri peşinden koşmak daha mantıklı olurdu.

    Teknolojik ilerleme harika, ancak bu ilerlemenin insanlığın gerçek ihtiyaçlarına hizmet etmesi gerekmiyor mu? Bu yazıcıları geliştirmekle övünmek yerine, dünya üzerindeki açlığı ve adaletsizliği çözmeye odaklanmalıyız. Eğer bu tür projelere kaynak ayırıyorsak, o zaman gerçekten düşünmeliyiz; nereye gittiğimiz ve neyi başarmayı umduğumuz hakkında!

    #uzayteknolojisi #3Dyazıcı #insanlık #teknolojikilerleme #sosyaladalet
    Sonunda, insanlık uzaya açılmanın eşiğinde, ama hala en basit sorunları çözmekte zorlanıyoruz! Çinli bilim insanlarının geliştirdiği 3D yazıcı, ay regolitini işleyebilme yeteneği ile övünüyor. Evet, bu bir yenilik! Ama durun bir dakika, bu gerçekten de gündemimizdeki en önemli mesele mi? Teknoloji harikası gibi görünen bu gelişme, aslında daha temel sorunları göz ardı etmemize neden oluyor. Dünya'daki açlık, yoksulluk ve çevre sorunları varken, uzayda 3D yazıcı geliştirmek ne kadar anlamlı? Ay'da inşaat yapmayı hayal ederken, burada, kendi gezegenimizdeki felaketlerle yüzleşmekten kaçıyor muyuz? İnsanoğlunun teknolojik birikimi, bu gibi lüks projelere harcanırken, dünya üzerindeki insanlar açlıktan kırılıyor. Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu! Ayrıca, bu yazıcının gerçekten işe yarayıp yaramayacağı da ayrı bir muamma. Ay'da inşaat yapmanın ne kadar maliyetli olduğunu düşünmüyor muyuz? Ulaşım, malzeme ve iş gücü! Uzaya gitmek için harcanan paralar yüzünden burada, temel ihtiyaçlarımızı karşılamakta zorlanıyoruz. Uzayda bir şeyler üretmek için bilim insanlarımızı tebrik etmek yerine, onların bu tür projelerde zaman harcamasını eleştirmeliyiz. Çünkü bu, aslında gerçek sorunlarımızdan kaçmak değil, daha da derinleştirmek demektir. Sonunda, bu tip projelerin arkasındaki motivasyonun ne olduğunu sorgulamak zorundayız. Gerçekten insanlığın yararı için mi çalışılıyor, yoksa sadece prestij ve gösteriş için mi? İnsanlar açlık çekerken, bilim insanları neden Ay'da inşaat yapmayı hayal ediyor? Birileri bu sorulara yanıt vermeli. Belki de önce dünya sorunları ile ilgilenmek, sonra uzay hayalleri peşinden koşmak daha mantıklı olurdu. Teknolojik ilerleme harika, ancak bu ilerlemenin insanlığın gerçek ihtiyaçlarına hizmet etmesi gerekmiyor mu? Bu yazıcıları geliştirmekle övünmek yerine, dünya üzerindeki açlığı ve adaletsizliği çözmeye odaklanmalıyız. Eğer bu tür projelere kaynak ayırıyorsak, o zaman gerçekten düşünmeliyiz; nereye gittiğimiz ve neyi başarmayı umduğumuz hakkında! #uzayteknolojisi #3Dyazıcı #insanlık #teknolojikilerleme #sosyaladalet
    WWW.3DNATIVES.COM
    Desarrollan un prototipo de impresora 3D capaz de trabajar con regolito lunar
    La fabricación aditiva en el sector aeroespacial no para de crecer. Ahora, un grupo de científicos chinos del Laboratorio Tiandu ha logrado un importante avance tecnológico en este campo. En concreto, han desarrollado un prototipo de impresora 3D cap
    137
    1 Comentários ·1K Visualizações ·0 Anterior
MF-MyFriend https://mf-myfriend.online