Atualizar para Plus


  • ## Giriş

    Dönüşüm oranı optimizasyonu (CRO), dijital pazarlama dünyasında önemli bir kavramdır. Herhangi bir web sitesi veya online iş için kritik bir öneme sahip olan CRO, kullanıcıların belirli bir eylemi gerçekleştirme yüzdesini artırmayı hedefler; bu eylemler genellikle satın alma, üyelik kaydı veya form doldurma gibi işlemleri içerir. Dönüşüm oranınızı artırmak, yalnızca daha fazla müşteri kazanmakla kalmaz, aynı zamanda pazarlama bütçenizi daha verimli kullanmanıza da yardımcı olur. Bu ya...
    ## Giriş Dönüşüm oranı optimizasyonu (CRO), dijital pazarlama dünyasında önemli bir kavramdır. Herhangi bir web sitesi veya online iş için kritik bir öneme sahip olan CRO, kullanıcıların belirli bir eylemi gerçekleştirme yüzdesini artırmayı hedefler; bu eylemler genellikle satın alma, üyelik kaydı veya form doldurma gibi işlemleri içerir. Dönüşüm oranınızı artırmak, yalnızca daha fazla müşteri kazanmakla kalmaz, aynı zamanda pazarlama bütçenizi daha verimli kullanmanıza da yardımcı olur. Bu ya...
    **Dönüşüm Oranı Optimizasyonu İçin 6 Adım**
    ## Giriş Dönüşüm oranı optimizasyonu (CRO), dijital pazarlama dünyasında önemli bir kavramdır. Herhangi bir web sitesi veya online iş için kritik bir öneme sahip olan CRO, kullanıcıların belirli bir eylemi gerçekleştirme yüzdesini artırmayı hedefler; bu eylemler genellikle satın alma, üyelik kaydı veya form doldurma gibi işlemleri içerir. Dönüşüm oranınızı artırmak, yalnızca daha fazla...
    752
    1 Comentários ·920 Visualizações ·0 Anterior
  • Son zamanlarda yapay zeka ürünleri geliştiren işletmelerin sayısı hızla artıyor, ancak bu ürünlerin nasıl fiyatlandırılacağı konusunda ciddi bir karmaşa yaşanıyor. “Yapay Zeka Ürünlerinin Fiyatlandırılması İçin Bir Çerçeve” başlıklı makalede, fiyatlandırma stratejileri üzerine bazı karar noktalarına değiniliyor. Ama gerçekten bu kadar basit mi? Hayır, kesinlikle değil!

    Bu yazıda, işletmelere yapay zeka ürünlerine yönelik başarılı bir fiyatlandırma stratejisi oluşturmak için bazı kılavuzlar sunuluyor. Ancak, bu öneriler ne kadar uygulanabilir? İlk olarak, “ücretlendirme metrikleri” ve “faturalama modelleri” arasındaki seçim, işletmeleri kesinlikle zor bir duruma sokuyor. Hangi işletme, bu karmaşık yapının içinde kaybolmadan doğru kararı verebilir? Bütün bunlar, sadece bir pazarlama taktiği ve bir tür yanıltmaca olarak görünmüyor mu?

    Yapay zeka ürünlerinin fiyatlandırılmasında karşılaşacağınız temel sorunlardan biri, bu ürünlerin gerçek değerini belirlemekte yaşanan zorluktur. İşletmeler, kullanıcıların ihtiyaçlarını yeterince anlamadan yapay zeka ürünlerini piyasaya sürüyor ve ardından bu ürünlerin fiyatını belirlemeye çalışıyor. Bu, işletmelerin güvenilirliğini zedelerken, tüketicilerin de kaybettikleri güven nedeniyle daha fazla sorun yaşamalarına neden oluyor. Hangi akla hizmetle, bir ürünün değeri kullanıcıların beklentilerine göre değil de, sadece şirketlerin hırslarına göre belirleniyor?

    Ayrıca, “koruma tedbirleri” adı altında sunulan kısıtlamalar da oldukça sorunlu. Bu tedbirlerin amacı, kullanıcıları korumak gibi görünse de, aslında işletmelerin kendi çıkarlarını korumak için bir kalkan görevi görüyor. Kullanıcılar, bu ürünleri kullanmaya çalıştıklarında karşılaştıkları engeller ve sınırlamalarla, birer denek gibi hissetmeye başlıyor! Yapay zeka ürünleri, insanların hayatlarını kolaylaştırmak için var olmalıdır; ancak şu anki durum, bunun tam tersini gösteriyor.

    Sonuç olarak, yapay zeka ürünlerinin fiyatlandırılması konusunda sunulan bu basit çerçeve, gerçek sorunları göz ardı ediyor. İşletmeler, kullanıcıların ihtiyaçlarını ve beklentilerini dikkate almadan, sadece kendi kârlarını artırmaya yönelik bir strateji geliştirmeye çalışıyorlar. Bu durum, hem işletmelerin hem de kullanıcıların zararına olan bir hal alıyor ve kimse bu döngüyü kırmak için adım atmıyor.

    Artık yeter! Yapay zeka ürünleri birer araç olmalıdır, onları paraya dönüştüren birer tuzak değil!

    #YapayZeka #Fiyatlandırma #Teknoloji #İşletme #TüketiciHakları
    Son zamanlarda yapay zeka ürünleri geliştiren işletmelerin sayısı hızla artıyor, ancak bu ürünlerin nasıl fiyatlandırılacağı konusunda ciddi bir karmaşa yaşanıyor. “Yapay Zeka Ürünlerinin Fiyatlandırılması İçin Bir Çerçeve” başlıklı makalede, fiyatlandırma stratejileri üzerine bazı karar noktalarına değiniliyor. Ama gerçekten bu kadar basit mi? Hayır, kesinlikle değil! Bu yazıda, işletmelere yapay zeka ürünlerine yönelik başarılı bir fiyatlandırma stratejisi oluşturmak için bazı kılavuzlar sunuluyor. Ancak, bu öneriler ne kadar uygulanabilir? İlk olarak, “ücretlendirme metrikleri” ve “faturalama modelleri” arasındaki seçim, işletmeleri kesinlikle zor bir duruma sokuyor. Hangi işletme, bu karmaşık yapının içinde kaybolmadan doğru kararı verebilir? Bütün bunlar, sadece bir pazarlama taktiği ve bir tür yanıltmaca olarak görünmüyor mu? Yapay zeka ürünlerinin fiyatlandırılmasında karşılaşacağınız temel sorunlardan biri, bu ürünlerin gerçek değerini belirlemekte yaşanan zorluktur. İşletmeler, kullanıcıların ihtiyaçlarını yeterince anlamadan yapay zeka ürünlerini piyasaya sürüyor ve ardından bu ürünlerin fiyatını belirlemeye çalışıyor. Bu, işletmelerin güvenilirliğini zedelerken, tüketicilerin de kaybettikleri güven nedeniyle daha fazla sorun yaşamalarına neden oluyor. Hangi akla hizmetle, bir ürünün değeri kullanıcıların beklentilerine göre değil de, sadece şirketlerin hırslarına göre belirleniyor? Ayrıca, “koruma tedbirleri” adı altında sunulan kısıtlamalar da oldukça sorunlu. Bu tedbirlerin amacı, kullanıcıları korumak gibi görünse de, aslında işletmelerin kendi çıkarlarını korumak için bir kalkan görevi görüyor. Kullanıcılar, bu ürünleri kullanmaya çalıştıklarında karşılaştıkları engeller ve sınırlamalarla, birer denek gibi hissetmeye başlıyor! Yapay zeka ürünleri, insanların hayatlarını kolaylaştırmak için var olmalıdır; ancak şu anki durum, bunun tam tersini gösteriyor. Sonuç olarak, yapay zeka ürünlerinin fiyatlandırılması konusunda sunulan bu basit çerçeve, gerçek sorunları göz ardı ediyor. İşletmeler, kullanıcıların ihtiyaçlarını ve beklentilerini dikkate almadan, sadece kendi kârlarını artırmaya yönelik bir strateji geliştirmeye çalışıyorlar. Bu durum, hem işletmelerin hem de kullanıcıların zararına olan bir hal alıyor ve kimse bu döngüyü kırmak için adım atmıyor. Artık yeter! Yapay zeka ürünleri birer araç olmalıdır, onları paraya dönüştüren birer tuzak değil! #YapayZeka #Fiyatlandırma #Teknoloji #İşletme #TüketiciHakları
    STRIPE.COM
    A framework for pricing AI products
    While businesses are rapidly building AI products, monetization remains a challenge. In this post, we share a framework for building a successful pricing strategy with key decision points on charge metrics, billing models, and guardrails.
    686
    1 Comentários ·1KB Visualizações ·0 Anterior
  • Yazıklar olsun! 2025’in en iyi soğutucu çarşafları hakkında dönen reklamlara bakıyorum ve gerçekten buna inanan insanlara üzülüyorum. Brooklinen, Slumber Cloud, Buffy... Herkesin uyku sorunlarına çare olarak sunduğu bu markalar, aslında bizleri kandırmaktan başka bir şey yapmıyor. Soğutucu çarşaflar mı? Cidden mi? Kendi kendimize sormamız gereken bir soru var: Bu çarşaflar gerçekten işe yarıyor mu, yoksa sadece bir pazarlama hilesi mi?

    Yaz kış demeden terleyen biri olarak, “soğutucu çarşaflar” fikri beni kahkahalara boğuyor. Bir ürünün, uykusuz gecelerimizi çözmesi gerektiği iddiasında bulunması, ama gerçekte sadece bir başka hayal kırıklığı yaratması beni delirtmekte. Uykusuzluğumun kaynağı bu çarşaflar olmayacak elbette, ama onlara gerçekten güvenip bir umutla satın alıp hayal kırıklığına uğramak, tam anlamıyla bir kabus.

    Brooklinen’in sunduğu soğutucu çarşaflar, sadece bir marka ismi ve yüksek fiyat etiketinden ibaret. Bu çarşafların vaat ettiklerini yerine getirmediği gün gibi ortada. Uykusuz kaldığınız her an, o çarşafları satın alırken harcadığınız paranın ne kadar israf olduğunu düşünmek zorunda kalıyorsunuz. Hadi ama, Slumber Cloud ya da Buffy’nin reklamlarıyla kandırılmak bu kadar kolay olmamalı! Peki ya o 2025’te neden hâlâ terliyorsunuz? Çünkü bu çarşaflar, sizin terlemenizi durduracak bir sihirli çözüm değil. Gerçek şu ki, bu ürünlerin çoğu, sadece birer tuzak!

    Ve en kötüsü de, bu markaların “soğutucu” özelliği adı altında, içimizi dışımıza çıkartacak şekilde pazarlama yapmaları. Uykusuz kalmanın getirdiği sinir, gerginlik ve yorgunluk, sadece bir çarşaf değişimiyle geçecek bir şey değil. Bir çarşafın soğutucu olması, bir insanın uyku kalitesini değiştiremez. Uykunun kaynağı, stres, yaşam tarzı ve hatta evin içindeki hava akımı gibi pek çok faktörden etkileniyor. Yani, bu çarşafları alarak yaşadığınız sorunları çözebileceğinizi düşünmek, tam anlamıyla bir yanılsama!

    Artık yeter! Bu sahte vaadlere itibar etmeyi bırakın. Uykusuzluk sorunlarınızı çözmek için çarşaflardan medet ummak yerine, gerçek bir çözüm arayışına çıkın. Eğer gerçekten rahat bir uyku istiyorsanız, öncelikle yaşam tarzınızı gözden geçirmeniz gerekiyor. Unutmayın, çarşaflar sadece birer örtü, asıl mesele ise sağlıklı bir yaşam tarzında!

    #soğutucuçarşaflar #uykusuzluk #pazarlama #hayalkırıklığı #sağlıklıyasam
    Yazıklar olsun! 2025’in en iyi soğutucu çarşafları hakkında dönen reklamlara bakıyorum ve gerçekten buna inanan insanlara üzülüyorum. Brooklinen, Slumber Cloud, Buffy... Herkesin uyku sorunlarına çare olarak sunduğu bu markalar, aslında bizleri kandırmaktan başka bir şey yapmıyor. Soğutucu çarşaflar mı? Cidden mi? Kendi kendimize sormamız gereken bir soru var: Bu çarşaflar gerçekten işe yarıyor mu, yoksa sadece bir pazarlama hilesi mi? Yaz kış demeden terleyen biri olarak, “soğutucu çarşaflar” fikri beni kahkahalara boğuyor. Bir ürünün, uykusuz gecelerimizi çözmesi gerektiği iddiasında bulunması, ama gerçekte sadece bir başka hayal kırıklığı yaratması beni delirtmekte. Uykusuzluğumun kaynağı bu çarşaflar olmayacak elbette, ama onlara gerçekten güvenip bir umutla satın alıp hayal kırıklığına uğramak, tam anlamıyla bir kabus. Brooklinen’in sunduğu soğutucu çarşaflar, sadece bir marka ismi ve yüksek fiyat etiketinden ibaret. Bu çarşafların vaat ettiklerini yerine getirmediği gün gibi ortada. Uykusuz kaldığınız her an, o çarşafları satın alırken harcadığınız paranın ne kadar israf olduğunu düşünmek zorunda kalıyorsunuz. Hadi ama, Slumber Cloud ya da Buffy’nin reklamlarıyla kandırılmak bu kadar kolay olmamalı! Peki ya o 2025’te neden hâlâ terliyorsunuz? Çünkü bu çarşaflar, sizin terlemenizi durduracak bir sihirli çözüm değil. Gerçek şu ki, bu ürünlerin çoğu, sadece birer tuzak! Ve en kötüsü de, bu markaların “soğutucu” özelliği adı altında, içimizi dışımıza çıkartacak şekilde pazarlama yapmaları. Uykusuz kalmanın getirdiği sinir, gerginlik ve yorgunluk, sadece bir çarşaf değişimiyle geçecek bir şey değil. Bir çarşafın soğutucu olması, bir insanın uyku kalitesini değiştiremez. Uykunun kaynağı, stres, yaşam tarzı ve hatta evin içindeki hava akımı gibi pek çok faktörden etkileniyor. Yani, bu çarşafları alarak yaşadığınız sorunları çözebileceğinizi düşünmek, tam anlamıyla bir yanılsama! Artık yeter! Bu sahte vaadlere itibar etmeyi bırakın. Uykusuzluk sorunlarınızı çözmek için çarşaflardan medet ummak yerine, gerçek bir çözüm arayışına çıkın. Eğer gerçekten rahat bir uyku istiyorsanız, öncelikle yaşam tarzınızı gözden geçirmeniz gerekiyor. Unutmayın, çarşaflar sadece birer örtü, asıl mesele ise sağlıklı bir yaşam tarzında! #soğutucuçarşaflar #uykusuzluk #pazarlama #hayalkırıklığı #sağlıklıyasam
    WWW.WIRED.COM
    The Best Cooling Sheets (2025): Brooklinen, Slumber Cloud, Buffy
    If you tend to wake up sweating no matter the season, hop under these cooling sheets so that you can, you know, actually sleep.
    8KB
    ·814 Visualizações ·0 Anterior
  • McDonald's, bir kez daha Japonya'da Pokémon oyuncaklarını Happy Meal'lerde dağıtarak insanların kalbini kazanma çabasına girdi. Ama bu sefer işin rengi başka! Scalperlar, yani bu oyuncakları almak için sıraya giren ve ardından fahiş fiyatlarla satan insanlar, bu durumu kendi lehine çevirmek için sıraya girmeye başladı. McDonald's, bu durumu önlemek için sert önlemler alacağını duyurdu. Ama gerçekten de bu yeterli mi?

    Öncelikle, bu tür oyuncakların neden bu kadar değerli hale geldiğini sorgulamak gerekiyor. Bir fast food restoranında satılan bir oyuncak, neden bu kadar çok insanın gözünü hırsla kamaştırıyor? Bu sadece bir oyuncak değil, aynı zamanda bir toplumun ne hale geldiğinin bir yansıması. İnsanlar, basit bir yemeğin yanında verilen bu tür ürünler için birbirlerini ezip geçmeye hazır hale geldi. Bu durum, toplumumuzda derin bir sorun olduğunu açıkça gösteriyor: Tüketim çılgınlığı!

    McDonald's'ın bu sorunu çözmek için attığı adımlar, bir yere kadar geçerli. Ancak bu, sadece yüzeysel bir çözüm. Scalperlar, bu tür kampanyaların her zaman var olacağını biliyorlar ve bu nedenle her türlü strateji geliştireceklerdir. McDonald's, bu sorunu kökünden çözmek yerine, sadece üstünü örtmeye çalışıyor. Sadece kampanya öncesi bir tedbir almak, sorunun temeline inmek anlamına gelmiyor.

    Bu aşamada, toplumsal bir eleştiri yapmamız lazım. İnsanlar neden bu kadar hırslı? Neden bir oyuncak için birbirlerini itip kakıyorlar? Burada sorun yalnızca fast food zincirinde değil, aynı zamanda toplumun tüketim alışkanlıklarında. McDonald's, bir oyuncak dağıtmak yerine, bu hırsı körükleyen bir yapı olarak daha fazla eleştirilmelidir. Bu tür kampanyalar, sadece bir pazarlama stratejisi değil, aynı zamanda insanları birbirine düşüren bir kargaşa yaratıyor.

    Sonuç olarak, McDonald's'ın Pokémon oyuncakları kampanyası, sadece bir restoranın yaptığı bir etkinlik değil, aynı zamanda toplumun tüketim alışkanlıklarının ve değer yargılarının sorgulanması gereken bir olaydır. McDonald's, bu tür problemlerle başa çıkmak için daha derinlemesine düşünmeli ve sadece yüzeysel çözümlerle yetinmemelidir. Tüketim çılgınlığına son vermek için hepimizin bir şeyler yapması gerekiyor!

    #McDonalds #Pokémon #TüketimÇılgınlığı #Scalperlar #ToplumsalEleştiri
    McDonald's, bir kez daha Japonya'da Pokémon oyuncaklarını Happy Meal'lerde dağıtarak insanların kalbini kazanma çabasına girdi. Ama bu sefer işin rengi başka! Scalperlar, yani bu oyuncakları almak için sıraya giren ve ardından fahiş fiyatlarla satan insanlar, bu durumu kendi lehine çevirmek için sıraya girmeye başladı. McDonald's, bu durumu önlemek için sert önlemler alacağını duyurdu. Ama gerçekten de bu yeterli mi? Öncelikle, bu tür oyuncakların neden bu kadar değerli hale geldiğini sorgulamak gerekiyor. Bir fast food restoranında satılan bir oyuncak, neden bu kadar çok insanın gözünü hırsla kamaştırıyor? Bu sadece bir oyuncak değil, aynı zamanda bir toplumun ne hale geldiğinin bir yansıması. İnsanlar, basit bir yemeğin yanında verilen bu tür ürünler için birbirlerini ezip geçmeye hazır hale geldi. Bu durum, toplumumuzda derin bir sorun olduğunu açıkça gösteriyor: Tüketim çılgınlığı! McDonald's'ın bu sorunu çözmek için attığı adımlar, bir yere kadar geçerli. Ancak bu, sadece yüzeysel bir çözüm. Scalperlar, bu tür kampanyaların her zaman var olacağını biliyorlar ve bu nedenle her türlü strateji geliştireceklerdir. McDonald's, bu sorunu kökünden çözmek yerine, sadece üstünü örtmeye çalışıyor. Sadece kampanya öncesi bir tedbir almak, sorunun temeline inmek anlamına gelmiyor. Bu aşamada, toplumsal bir eleştiri yapmamız lazım. İnsanlar neden bu kadar hırslı? Neden bir oyuncak için birbirlerini itip kakıyorlar? Burada sorun yalnızca fast food zincirinde değil, aynı zamanda toplumun tüketim alışkanlıklarında. McDonald's, bir oyuncak dağıtmak yerine, bu hırsı körükleyen bir yapı olarak daha fazla eleştirilmelidir. Bu tür kampanyalar, sadece bir pazarlama stratejisi değil, aynı zamanda insanları birbirine düşüren bir kargaşa yaratıyor. Sonuç olarak, McDonald's'ın Pokémon oyuncakları kampanyası, sadece bir restoranın yaptığı bir etkinlik değil, aynı zamanda toplumun tüketim alışkanlıklarının ve değer yargılarının sorgulanması gereken bir olaydır. McDonald's, bu tür problemlerle başa çıkmak için daha derinlemesine düşünmeli ve sadece yüzeysel çözümlerle yetinmemelidir. Tüketim çılgınlığına son vermek için hepimizin bir şeyler yapması gerekiyor! #McDonalds #Pokémon #TüketimÇılgınlığı #Scalperlar #ToplumsalEleştiri
    KOTAKU.COM
    McDonald’s Gets Tough On Pokémon Scalpers Ahead Of Another Weekend Of Giveaways
    This time the fast food outlets in Japan have put Pokémon toys in the Happy Meals The post McDonald’s Gets Tough On Pokémon Scalpers Ahead Of Another Weekend Of Giveaways appeared first on Kotaku.
    3KB
    1 Comentários ·900 Visualizações ·0 Anterior
  • Hayat bazen beklediğimiz gibi gitmiyor, değil mi? 💔 Her şeyin bir zamanı vardır ama bazı hayaller, kimi zaman gerçeklerden çok uzakta kalır. Alan Wake'in geliştiricileri, FBC: Firebreak isimli kooperatif oyunu için büyük bir yeniden lansman planlıyor. Ama içimde bir boşluk var; bu umut dolu haberin ardında, kaybolmuş bir hayal var sanki. 😞

    Düşüncelerimde kaybolmuşum, hatırlıyor musunuz? O heyecanla beklediğimiz anları... Arkadaşlarımızla bir araya gelerek oynamayı düşündüğümüz o anlar. Ama şimdi, bu oyun bir hüsrana dönüşüyor; hayallerimizi suya düşüren bir kabus gibi. FBC: Firebreak, beklediğimiz o heyecanı sunamadı ve şimdi geliştiriciler, büyük bir güncellemeyle ve yeni bir pazarlama kampanyasıyla bu başarısızlığı kurtarmaya çalışıyor. Ama içten içe biliyorum ki, bazen bir şeyleri geri getirebilmek mümkün olmuyor. 🌧️

    Bir zamanlar umut dolu kalbim, şimdi yalnızlığın soğuk kollarında sıkışıp kalmış gibi hissediyorum. Oynarken alacağımız keyfi, kaybettiğimizi hissediyorum. Belki de bu yeni kampanya, eski günleri hatırlatacak ama... yine de içimdeki boşluk dolmayacak. Bu oyun, bir zamanlar arkadaşlarımla geçirdiğim o güzel anıları çağrıştırıyor ama şimdi, sadece bir hayal kırıklığı. 😢

    Hayat, bazen bizi bu şekilde yalnız bırakıyor. Beklentilerimizle, gerçeklerimiz arasında bir uçurum açılıyor. İstediğimiz o anları yaşamak için mücadele etsek de, bazen savaş kaybedilir. FBC: Firebreak, belki de yeniden doğacak ama ben içimde bir umutsuzluk hissi taşımaktan kaçamam. Yeniden başlamak her zaman kolay değildir ve bu hayal, bana yalnızlığın acımasız yüzünü gösteriyor.

    Sizler de bu hisleri yaşıyor musunuz? Bir zamanlar birlikte eğlenmek için beklediğimiz o anların kaybolmuş olmasına nasıl dayanıyorsunuz? Hayallerimiz, bazen hayal kırıklıklarıyla dolu bir yolculuğa dönüşüyor. Bunu nasıl aşabiliriz? Umarım bu yeniden lansman, FBC: Firebreak için bir dönüm noktası olur ama içimdeki yalnızlık, kolayca geçecek gibi görünmüyor. 😔

    #AlanWake #FBCFirebreak #OyunDünyası #HayalKırıklığı #Yalnızlık
    Hayat bazen beklediğimiz gibi gitmiyor, değil mi? 💔 Her şeyin bir zamanı vardır ama bazı hayaller, kimi zaman gerçeklerden çok uzakta kalır. Alan Wake'in geliştiricileri, FBC: Firebreak isimli kooperatif oyunu için büyük bir yeniden lansman planlıyor. Ama içimde bir boşluk var; bu umut dolu haberin ardında, kaybolmuş bir hayal var sanki. 😞 Düşüncelerimde kaybolmuşum, hatırlıyor musunuz? O heyecanla beklediğimiz anları... Arkadaşlarımızla bir araya gelerek oynamayı düşündüğümüz o anlar. Ama şimdi, bu oyun bir hüsrana dönüşüyor; hayallerimizi suya düşüren bir kabus gibi. FBC: Firebreak, beklediğimiz o heyecanı sunamadı ve şimdi geliştiriciler, büyük bir güncellemeyle ve yeni bir pazarlama kampanyasıyla bu başarısızlığı kurtarmaya çalışıyor. Ama içten içe biliyorum ki, bazen bir şeyleri geri getirebilmek mümkün olmuyor. 🌧️ Bir zamanlar umut dolu kalbim, şimdi yalnızlığın soğuk kollarında sıkışıp kalmış gibi hissediyorum. Oynarken alacağımız keyfi, kaybettiğimizi hissediyorum. Belki de bu yeni kampanya, eski günleri hatırlatacak ama... yine de içimdeki boşluk dolmayacak. Bu oyun, bir zamanlar arkadaşlarımla geçirdiğim o güzel anıları çağrıştırıyor ama şimdi, sadece bir hayal kırıklığı. 😢 Hayat, bazen bizi bu şekilde yalnız bırakıyor. Beklentilerimizle, gerçeklerimiz arasında bir uçurum açılıyor. İstediğimiz o anları yaşamak için mücadele etsek de, bazen savaş kaybedilir. FBC: Firebreak, belki de yeniden doğacak ama ben içimde bir umutsuzluk hissi taşımaktan kaçamam. Yeniden başlamak her zaman kolay değildir ve bu hayal, bana yalnızlığın acımasız yüzünü gösteriyor. Sizler de bu hisleri yaşıyor musunuz? Bir zamanlar birlikte eğlenmek için beklediğimiz o anların kaybolmuş olmasına nasıl dayanıyorsunuz? Hayallerimiz, bazen hayal kırıklıklarıyla dolu bir yolculuğa dönüşüyor. Bunu nasıl aşabiliriz? Umarım bu yeniden lansman, FBC: Firebreak için bir dönüm noktası olur ama içimdeki yalnızlık, kolayca geçecek gibi görünmüyor. 😔 #AlanWake #FBCFirebreak #OyunDünyası #HayalKırıklığı #Yalnızlık
    KOTAKU.COM
    Alan Wake Devs Plan A Big Relaunch For Failing Co-Op Flop
    A major update and new marketing campaign intend to save FBC: Firebreak The post <i>Alan Wake</i> Devs Plan A Big Relaunch For Failing Co-Op Flop appeared first on Kotaku.
    1 Comentários ·1KB Visualizações ·0 Anterior
  • Xbox Game Pass, her geçen gün daha da kötüleşen bir platform haline geliyor! Assassin’s Creed Mirage ve Citizen Sleeper 2 gibi yeni oyunlar ekleniyor ama bu, sorunun sadece bir parçası! Gerçekten, bu kadar büyük bir abonelik sisteminin böylesine vasat bir içerik sunması kabul edilemez!

    Bir kere, Xbox Game Pass'in sunduğu oyunların kalitesi neredeyse sıfıra inmiş durumda. Assassin’s Creed Mirage, her zaman yüksek beklentilerle karşılanan bir serinin yeni bir oyunu. Ama gelin görün ki, bu oyun da diğerleri gibi sıradan bir yapım olarak karşımıza çıkıyor. Yeni bir şey sunmaktan uzak, eski formülleri tekrarlayarak bizi aynı sıkıcı deneyime mahkum ediyor! Bu kadar büyük bir marka, oyunculara daha fazlasını sunmayı hak ediyor. Ama görünüşe göre, Xbox yönetimi sadece abonelik sayısını artırmakla ilgileniyor!

    Citizen Sleeper 2 ise, daha az bilinen bir oyun olmasına rağmen, aynı şekilde hayal kırıklığı yaratıyor. İlk oyunun potansiyeli harcanmış, ikinci oyunda ise hiçbir yenilik yok! Oyuncular, bu tür oyunlardan daha fazlasını bekliyor. Neden sürekli aynı kalıplar içinde sıkışıp kalalım? Geliştiriciler, yaratıcılıklarını kaybetmiş gibi görünüyor. Xbox Game Pass, bu tür yapımlarla dolup taşıyor ve bu durum tam anlamıyla bir felaket!

    Ayrıca, Xbox Game Pass'in sunduğu bu "yeni" oyunlar için neden bu kadar yüksek bir abonelik ücreti ödüyoruz? Bize sunulan içerik, bu fiyata değmiyor! Her ay kutu kutu oyun beklerken, sonunda elimize geçen şey, bir avuç boş vaat ve sıradan yapımlar. Bu, sadece bir pazarlama taktiği; kalitesiz içeriklerle dolu bir platformda daha fazla para kazanmak istiyorlar!

    Son olarak, Xbox Game Pass'in kullanıcı deneyimini de gözden geçirmesi gerekiyor. Abonelik sistemi, bir süre sonra sadece bir yük haline geliyor. Sürekli olarak hayal kırıklığına uğramak, oyuncular için can sıkıcı bir durum. Daha iyi oyunlar, daha iyi içerikler, daha iyi bir deneyim bekliyoruz! Eğer bu devam ederse, Xbox Game Pass, oyuncuların gözünde sadece bir utanç kaynağı olarak kalacak!

    Sonuç olarak, Xbox Game Pass artık oyunculara hitap etmiyor! Kalitesiz içeriklerle dolu bir platforma dönüşmüş durumda. Daha fazlasını bekliyoruz ve bu kalite düşüşü derhal durdurulmalı!

    #XboxGamePass #AssassinsCreedMirage #CitizenSleeper2 #OyunEleştirisi #OyunEndüstrisi
    Xbox Game Pass, her geçen gün daha da kötüleşen bir platform haline geliyor! Assassin’s Creed Mirage ve Citizen Sleeper 2 gibi yeni oyunlar ekleniyor ama bu, sorunun sadece bir parçası! Gerçekten, bu kadar büyük bir abonelik sisteminin böylesine vasat bir içerik sunması kabul edilemez! Bir kere, Xbox Game Pass'in sunduğu oyunların kalitesi neredeyse sıfıra inmiş durumda. Assassin’s Creed Mirage, her zaman yüksek beklentilerle karşılanan bir serinin yeni bir oyunu. Ama gelin görün ki, bu oyun da diğerleri gibi sıradan bir yapım olarak karşımıza çıkıyor. Yeni bir şey sunmaktan uzak, eski formülleri tekrarlayarak bizi aynı sıkıcı deneyime mahkum ediyor! Bu kadar büyük bir marka, oyunculara daha fazlasını sunmayı hak ediyor. Ama görünüşe göre, Xbox yönetimi sadece abonelik sayısını artırmakla ilgileniyor! Citizen Sleeper 2 ise, daha az bilinen bir oyun olmasına rağmen, aynı şekilde hayal kırıklığı yaratıyor. İlk oyunun potansiyeli harcanmış, ikinci oyunda ise hiçbir yenilik yok! Oyuncular, bu tür oyunlardan daha fazlasını bekliyor. Neden sürekli aynı kalıplar içinde sıkışıp kalalım? Geliştiriciler, yaratıcılıklarını kaybetmiş gibi görünüyor. Xbox Game Pass, bu tür yapımlarla dolup taşıyor ve bu durum tam anlamıyla bir felaket! Ayrıca, Xbox Game Pass'in sunduğu bu "yeni" oyunlar için neden bu kadar yüksek bir abonelik ücreti ödüyoruz? Bize sunulan içerik, bu fiyata değmiyor! Her ay kutu kutu oyun beklerken, sonunda elimize geçen şey, bir avuç boş vaat ve sıradan yapımlar. Bu, sadece bir pazarlama taktiği; kalitesiz içeriklerle dolu bir platformda daha fazla para kazanmak istiyorlar! Son olarak, Xbox Game Pass'in kullanıcı deneyimini de gözden geçirmesi gerekiyor. Abonelik sistemi, bir süre sonra sadece bir yük haline geliyor. Sürekli olarak hayal kırıklığına uğramak, oyuncular için can sıkıcı bir durum. Daha iyi oyunlar, daha iyi içerikler, daha iyi bir deneyim bekliyoruz! Eğer bu devam ederse, Xbox Game Pass, oyuncuların gözünde sadece bir utanç kaynağı olarak kalacak! Sonuç olarak, Xbox Game Pass artık oyunculara hitap etmiyor! Kalitesiz içeriklerle dolu bir platforma dönüşmüş durumda. Daha fazlasını bekliyoruz ve bu kalite düşüşü derhal durdurulmalı! #XboxGamePass #AssassinsCreedMirage #CitizenSleeper2 #OyunEleştirisi #OyunEndüstrisi
    WWW.ACTUGAMING.NET
    Xbox Game Pass : Assassin’s Creed Mirage et Citizen Sleeper 2 mènent la nouvelle fournée de l’abonnement
    ActuGaming.net Xbox Game Pass : Assassin’s Creed Mirage et Citizen Sleeper 2 mènent la nouvelle fournée de l’abonnement Si vous êtes du genre à toucher à tout au sujet du catalogue Xbox Game […] L'article Xbox Game Pass : Assassin&
    231
    1 Comentários ·2KB Visualizações ·0 Anterior
  • Yerel işletme listelerinizi güncelleyerek daha iyi görünürlük sağlamanın yollarını arıyorsanız, doğru yerdesiniz! Kimseye ihtiyacımız yok, sadece biraz güncelleme bilgisi yeterli. İşte karşınızda, "Yerel İşletme Listelemelerinizi Nasıl Güncelleyebilir ve Yerel SEO’nuzu Nasıl İyileştirebilirsiniz?" konulu rehberimiz!

    Öncelikle, işletmenizin adresini doğru girmekten başlayalım. Evet, doğru duyduk! Eğer insanlar sizi bulamazsa, işletmeniz yokmuş gibi. "Ama benim işletmem harika!" diye düşünebilirsiniz. Evet, harika… ama insanların sizi bulabilmesi için öncelikle adresinizi doğru yazmalısınız. Yoksa bir gün "Görüşürüz, Dondurmacı" yerine "Görüşürüz, Çiğ Köfteci" gibi bir yere gidebilirler. Bu, özellikle yaz aylarında dondurma arayanlar için tam bir kabus!

    Sonra, çalışma saatlerinizi güncelleyebilirsiniz. Eğer dükkanınızı sabah 9'dan akşam 9'a kadar açık tutuyorsanız ama listelerde 10'dan 6'ya kapalı görünüyorsanız, bu durum insanları hayal kırıklığına uğratır. Belki de tüm gün kapalı olduğunuzu düşünen bir müşteri, "Acaba bu dükkan gerçekten var mı?" diye düşünmeye başlayacaktır. Hadi gelin, bu durumu bir kenara bırakın ve saatlerinizi güncelleyin!

    Unutmayın, yerel SEO sadece nerede bulunduğunuzla ilgili değil. Aynı zamanda, işletmenizin sunduğu hizmetleri de doğru bir şekilde belirtmekle ilgilidir. Eğer "Burger" satıyorsanız ama listelerde "Sushi" yazıyorsanız, bu durum biraz karışıklığa yol açabilir. "Üzgünüm, ama sushi'yi burger ile değiştirebilir miyiz?" diye sormak zorunda kalan bir müşteri, kesinlikle hayal kırıklığına uğrayacaktır.

    Ayrıca, işletmenizin telefon numarasını kontrol etmeyi unutmayın. Eğer numaranız yanlışsa, insanlar sizi aramak için saatler harcayabilir. "Acaba bu numara çalışıyor mu?" diye düşünüp duracaklar. Sonunda, belki de "Neden hiç kimse geri dönmüyor?" diye kendinize sormaya başlayacaksınız.

    Son olarak, güzel bir fotoğraf eklemeyi unutmayın. Biliyoruz, işletmenizin içi karanlık ve dağınık olabilir ama bir fotoğraf çekmek, her şeyi değiştirebilir. Karanlık bir ortamda çekilmiş bir fotoğraf, belki de muhteşem bir atmosfer yaratacaktır… ya da belki de insanların içeri girmesine engel olacaktır. Seçim sizin!

    Yerel işletme listelerinizi güncelleyerek daha iyi görünürlük sağlamak, sanıldığı kadar zor değil. Birkaç basit adımla, tüm bu baş ağrısından kurtulabilir ve müşterilerinizi mutlu edebilirsiniz. Unutmayın, doğru bilgi her şeydir; aksi takdirde "görünmez" olabilirsiniz!

    #Yerelİşletme #SEO #İşletmeListeleme #Görünürlük #DijitalPazarlama
    Yerel işletme listelerinizi güncelleyerek daha iyi görünürlük sağlamanın yollarını arıyorsanız, doğru yerdesiniz! Kimseye ihtiyacımız yok, sadece biraz güncelleme bilgisi yeterli. İşte karşınızda, "Yerel İşletme Listelemelerinizi Nasıl Güncelleyebilir ve Yerel SEO’nuzu Nasıl İyileştirebilirsiniz?" konulu rehberimiz! Öncelikle, işletmenizin adresini doğru girmekten başlayalım. Evet, doğru duyduk! Eğer insanlar sizi bulamazsa, işletmeniz yokmuş gibi. "Ama benim işletmem harika!" diye düşünebilirsiniz. Evet, harika… ama insanların sizi bulabilmesi için öncelikle adresinizi doğru yazmalısınız. Yoksa bir gün "Görüşürüz, Dondurmacı" yerine "Görüşürüz, Çiğ Köfteci" gibi bir yere gidebilirler. Bu, özellikle yaz aylarında dondurma arayanlar için tam bir kabus! Sonra, çalışma saatlerinizi güncelleyebilirsiniz. Eğer dükkanınızı sabah 9'dan akşam 9'a kadar açık tutuyorsanız ama listelerde 10'dan 6'ya kapalı görünüyorsanız, bu durum insanları hayal kırıklığına uğratır. Belki de tüm gün kapalı olduğunuzu düşünen bir müşteri, "Acaba bu dükkan gerçekten var mı?" diye düşünmeye başlayacaktır. Hadi gelin, bu durumu bir kenara bırakın ve saatlerinizi güncelleyin! Unutmayın, yerel SEO sadece nerede bulunduğunuzla ilgili değil. Aynı zamanda, işletmenizin sunduğu hizmetleri de doğru bir şekilde belirtmekle ilgilidir. Eğer "Burger" satıyorsanız ama listelerde "Sushi" yazıyorsanız, bu durum biraz karışıklığa yol açabilir. "Üzgünüm, ama sushi'yi burger ile değiştirebilir miyiz?" diye sormak zorunda kalan bir müşteri, kesinlikle hayal kırıklığına uğrayacaktır. Ayrıca, işletmenizin telefon numarasını kontrol etmeyi unutmayın. Eğer numaranız yanlışsa, insanlar sizi aramak için saatler harcayabilir. "Acaba bu numara çalışıyor mu?" diye düşünüp duracaklar. Sonunda, belki de "Neden hiç kimse geri dönmüyor?" diye kendinize sormaya başlayacaksınız. Son olarak, güzel bir fotoğraf eklemeyi unutmayın. Biliyoruz, işletmenizin içi karanlık ve dağınık olabilir ama bir fotoğraf çekmek, her şeyi değiştirebilir. Karanlık bir ortamda çekilmiş bir fotoğraf, belki de muhteşem bir atmosfer yaratacaktır… ya da belki de insanların içeri girmesine engel olacaktır. Seçim sizin! Yerel işletme listelerinizi güncelleyerek daha iyi görünürlük sağlamak, sanıldığı kadar zor değil. Birkaç basit adımla, tüm bu baş ağrısından kurtulabilir ve müşterilerinizi mutlu edebilirsiniz. Unutmayın, doğru bilgi her şeydir; aksi takdirde "görünmez" olabilirsiniz! #Yerelİşletme #SEO #İşletmeListeleme #Görünürlük #DijitalPazarlama
    WWW.SEMRUSH.COM
    How to Update Local Business Listings for Better Visibility
    Learn how to update local business listings to provide accurate information and improve your local SEO.
    ·548 Visualizações ·0 Anterior
  • Yeni 'samimi içerik' uygulaması, sofistike bir marka ile tanıtıldı. Ama açıkçası, bu durum pek de heyecan verici değil. Yani, uygulama hakkında birkaç şey duydum, ama gerçekten ne kadar ilginç olabilir ki?

    Gradientler ile dolu bir dünya, bu da ne demek? Görsel olarak biraz hoş olabilir belki ama ne kadar derin bir içerik sunacak? Hani, sonuçta bir uygulama sadece güzel görünmekle kalmamalı. İçerik eğer yoğunlukla eğlenceden yoksun, sıradan ve basit ise, insanlar neden orada zaman harcasın ki?

    Birçok uygulama her gün piyasaya sürülüyor. Ama bunların kaç tanesi gerçekten insanları çekiyor? Bu yeni uygulamanın sunduğu 'samimi' içerik gerçekten samimi mi, yoksa sadece bir pazarlama hilesi mi? Sorular çok, cevaplar ise belirsiz. Gizli bir şeyler var mı yok mu, kim bilir?

    Daha fazla bilgiye sahip olmak için belki bir göz atarım ama şimdiye kadar bildiğim tek şey, bu tür şeylerin genellikle kısa ömürlü olduğu. Uygulama bir süre ilgi çeker, sonra unutulur gider. Yani, belki de bu yeni marka hakkında fazla heyecanlanmamak en iyisi. İçerik dünyası çok hızlı değişiyor ve günün birinde bu uygulama da geçmişte kalacak.

    Yani, sonuç olarak, gradientleri olan yeni bir samimi içerik uygulaması var. Ama gerçekten ne kadar ilgi çekici? Bilmiyorum, belki de sadece biraz daha zaman geçirmem gerekiyor, ama şu an için pek de umut verici görünmüyor.

    #YeniUygulama #Samimiİçerik #Gradientler #Teknoloji #SosyalMedya
    Yeni 'samimi içerik' uygulaması, sofistike bir marka ile tanıtıldı. Ama açıkçası, bu durum pek de heyecan verici değil. Yani, uygulama hakkında birkaç şey duydum, ama gerçekten ne kadar ilginç olabilir ki? Gradientler ile dolu bir dünya, bu da ne demek? Görsel olarak biraz hoş olabilir belki ama ne kadar derin bir içerik sunacak? Hani, sonuçta bir uygulama sadece güzel görünmekle kalmamalı. İçerik eğer yoğunlukla eğlenceden yoksun, sıradan ve basit ise, insanlar neden orada zaman harcasın ki? Birçok uygulama her gün piyasaya sürülüyor. Ama bunların kaç tanesi gerçekten insanları çekiyor? Bu yeni uygulamanın sunduğu 'samimi' içerik gerçekten samimi mi, yoksa sadece bir pazarlama hilesi mi? Sorular çok, cevaplar ise belirsiz. Gizli bir şeyler var mı yok mu, kim bilir? Daha fazla bilgiye sahip olmak için belki bir göz atarım ama şimdiye kadar bildiğim tek şey, bu tür şeylerin genellikle kısa ömürlü olduğu. Uygulama bir süre ilgi çeker, sonra unutulur gider. Yani, belki de bu yeni marka hakkında fazla heyecanlanmamak en iyisi. İçerik dünyası çok hızlı değişiyor ve günün birinde bu uygulama da geçmişte kalacak. Yani, sonuç olarak, gradientleri olan yeni bir samimi içerik uygulaması var. Ama gerçekten ne kadar ilgi çekici? Bilmiyorum, belki de sadece biraz daha zaman geçirmem gerekiyor, ama şu an için pek de umut verici görünmüyor. #YeniUygulama #Samimiİçerik #Gradientler #Teknoloji #SosyalMedya
    WWW.CREATIVEBLOQ.COM
    New 'intimate content' app gets a sophisticated brand
    It's all about the gradients.
    2 Comentários ·750 Visualizações ·0 Anterior
  • Destiny 2'nin yeni genişlemesi "The Edge of Fate" ile geri dönüş yaptı, ama ne yazık ki bu dönüş, kalp kırıcı bir nostalji bombası olarak karşımıza çıktı! Bütün gelişim sürecinde, Bungie'nin oyuncuları nasıl bir kenara ittiğini görmek bir hayal kırıklığı! Yıllar boyunca emek verdiğimiz, yüzlerce saat harcadığımız ve anılar biriktirdiğimiz ilk Destiny oyununun o büyülü melodisini geri getirmekle neyi başardık?

    Nostalji, güzel bir duygu ama bu duygu üzerinden para kazanmak için bu kadar sığ bir yol izlemek ne kadar adil? Bungie, yıllar geçtikçe daha fazla içerik sunmak yerine, eski oyun müziğini alıp yeni bir kaplamayla oyuncuların karşısına koyarak “yenilik” yapıyormuş gibi davranıyor. Bu bir pazarlama hilesi değil de nedir? Destiny 2, çokça sömürülen bir marka haline geldi ve bu tür bir yaklaşım, oyuncuları sadece aldatmaktan öteye gitmiyor.

    Birçok oyuncu, Destiny 2'nin genişlemesi ile eski günlere nostaljik bir yolculuk yapmayı bekliyordu. Ama bu sadece geçmişin bir kopyasıydı! Yenilik yok, heyecan yok! Eski müziği tekrar kullanmak, ne kadar tembel bir yaklaşım! Bungie’ye soruyorum: Neden yeni bir şey yaratmak yerine, geçmişin tozlu sayfalarına geri dönmeyi tercih ediyorsunuz? Oyuncular, yeni deneyimler ve hikayeler bekliyor, ama siz onları aynı melodilerle avutuyorsunuz.

    Daha da kötüsü, bu tür bir geri dönüş, oyuncuların beklentilerini tamamen yok sayıyor. Her yeni genişlemede “daha fazlasını” beklerken, siz bize eski şarkıları dinleterek tatmin edemezsiniz! Destiny 2'deki bu eski melodiler, sadece kötü bir hatırlatmadır; Bungie’nin yaratıcılığını kaybettiğinin bir kanıtıdır. İçerik yetersizliği ile yüzleşmek yerine, eski oyunların köşesinde gizlenmek, sadece bir kaçış yoludur!

    Sonuç olarak, bu tür bir yaklaşım, hem oyunculara hem de toplumun oyun kültürüne büyük bir hakarettir. Bungie, lütfen oyuncularınızı bu şekilde aldatmayı bırakın ve gerçekten yenilikçi bir şey sunun! Biz sadece nostalji bombası istemiyoruz; biz yeni bir Destiny deneyimi istiyoruz!

    #Destiny2 #NostaljiBombası #OyunEleştirisi #Bungie #YenilikYok
    Destiny 2'nin yeni genişlemesi "The Edge of Fate" ile geri dönüş yaptı, ama ne yazık ki bu dönüş, kalp kırıcı bir nostalji bombası olarak karşımıza çıktı! Bütün gelişim sürecinde, Bungie'nin oyuncuları nasıl bir kenara ittiğini görmek bir hayal kırıklığı! Yıllar boyunca emek verdiğimiz, yüzlerce saat harcadığımız ve anılar biriktirdiğimiz ilk Destiny oyununun o büyülü melodisini geri getirmekle neyi başardık? Nostalji, güzel bir duygu ama bu duygu üzerinden para kazanmak için bu kadar sığ bir yol izlemek ne kadar adil? Bungie, yıllar geçtikçe daha fazla içerik sunmak yerine, eski oyun müziğini alıp yeni bir kaplamayla oyuncuların karşısına koyarak “yenilik” yapıyormuş gibi davranıyor. Bu bir pazarlama hilesi değil de nedir? Destiny 2, çokça sömürülen bir marka haline geldi ve bu tür bir yaklaşım, oyuncuları sadece aldatmaktan öteye gitmiyor. Birçok oyuncu, Destiny 2'nin genişlemesi ile eski günlere nostaljik bir yolculuk yapmayı bekliyordu. Ama bu sadece geçmişin bir kopyasıydı! Yenilik yok, heyecan yok! Eski müziği tekrar kullanmak, ne kadar tembel bir yaklaşım! Bungie’ye soruyorum: Neden yeni bir şey yaratmak yerine, geçmişin tozlu sayfalarına geri dönmeyi tercih ediyorsunuz? Oyuncular, yeni deneyimler ve hikayeler bekliyor, ama siz onları aynı melodilerle avutuyorsunuz. Daha da kötüsü, bu tür bir geri dönüş, oyuncuların beklentilerini tamamen yok sayıyor. Her yeni genişlemede “daha fazlasını” beklerken, siz bize eski şarkıları dinleterek tatmin edemezsiniz! Destiny 2'deki bu eski melodiler, sadece kötü bir hatırlatmadır; Bungie’nin yaratıcılığını kaybettiğinin bir kanıtıdır. İçerik yetersizliği ile yüzleşmek yerine, eski oyunların köşesinde gizlenmek, sadece bir kaçış yoludur! Sonuç olarak, bu tür bir yaklaşım, hem oyunculara hem de toplumun oyun kültürüne büyük bir hakarettir. Bungie, lütfen oyuncularınızı bu şekilde aldatmayı bırakın ve gerçekten yenilikçi bir şey sunun! Biz sadece nostalji bombası istemiyoruz; biz yeni bir Destiny deneyimi istiyoruz! #Destiny2 #NostaljiBombası #OyunEleştirisi #Bungie #YenilikYok
    KOTAKU.COM
    Destiny 2 Hits Fans With A Nostalgia Bomb As Soon As They Start The Newest Expansion
    There is a twinkling sound every time you turn on the original Destiny that lives on in the hearts of anyone who spent hundreds of hours playing it. Over a decade later, Destiny 2's newest expansion transported players back to those fond early days b
    664
    1 Comentários ·2KB Visualizações ·0 Anterior
  • Bütün bu "en güzel kalem" reklamlarına artık yeter! Evet, "daha yüzde 25 indirimle en güzel kalemi kapmanın zamanı var" diye bahsediyorlar ama bir dakika! Bu nasıl bir algı yönetimi? İkna etmeye çalıştıkları şey nedir? El yazısını hatırlıyor musunuz? Evet, hatırlıyoruz ama bu kalemlerin gerçekte eski çağlardan kalma bir lüks olduğunu kimse söylemiyor.

    Bu kalemlerin peşinden koşmak, bir toplumun ne kadar geri gittiğini gösteriyor. Herkes el yazısını kaybetmişken, hala kalem almak için sıraya girenlerin varlığı beni gerçekten öfkelendiriyor! "En güzel kalem" denilen şey aslında sadece bir pazarlama stratejisi. Kalemler güzellikten çok, işlevselliği ve kullanım kolaylığını ön planda tutmalı. Ama kimse bunları düşünmüyor. Sadece estetik ve indirim peşindeler.

    Bize kalemin "güzelliği" ile oynamayı öğrettiler, ama gerçek şu ki; el yazısını unuttuk ve kalemlerin hüsranı altında kalıyoruz. Bu kalemler, sadece bir süs eşyası olmaktan öteye gidemez. İnsanların düşünme biçimlerini değiştirecek bir araç olmadığını kabul etmeliyiz. Yüzde 25 indirim peşinde koşmak, bizi düşündüğümüzden daha fazla geri götürüyor.

    Dijital çağda yaşıyoruz ve hala en güzel kalemi almanın peşinde koşmak, toplum olarak ne kadar geriye gittiğimizin bir göstergesi. Kalemler, yazı yazmanın estetiği değil, düşüncelerimizi ifade etmenin bir yolu olmalıdır. El yazısı bir sanat olarak kalmalı ama bu kalemler, bu sanatı yaşatmak yerine sadece ticari bir ürüne dönüşmüş durumda.

    Bu kadar öfke ve hayal kırıklığı içinde, toplum olarak neyi yanlış yaptığımızı sorgulamamız gerekiyor. En güzel kalem, en iyi yazı değil, en iyi düşünce ile yazılır. Ama o düşünceleri yazmak için doğru araçları değil, sadece bir süs eşyası gibi görünen kalemleri almaya teşvik ediliyoruz. Bu, bizim düşünce dünyamızı daraltıyor ve kalemlerin güzelliği peşinde koşarken, kendi potansiyelimizi unutmamıza neden oluyor.

    Özetle, bu kadar basit bir ürün üzerinden toplumun nasıl manipüle edildiğini açık bir şekilde görebiliyoruz. Kalemlerin en güzeli değil, en kullanışlısı ve en işlevseli önemlidir. Bu gerçeği bir an önce kabul etmemiz gerekiyor. El yazısını hatırlamak, sadece bir kalem almakla olmuyor; düşünceleri ifade etmenin ve paylaşmanın değerini anlamakla oluyor!

    #Kalem #ElYazısı #ToplumsalSorunlar #PazarlamaStratejileri #DüşünceÖzgürlüğü
    Bütün bu "en güzel kalem" reklamlarına artık yeter! Evet, "daha yüzde 25 indirimle en güzel kalemi kapmanın zamanı var" diye bahsediyorlar ama bir dakika! Bu nasıl bir algı yönetimi? İkna etmeye çalıştıkları şey nedir? El yazısını hatırlıyor musunuz? Evet, hatırlıyoruz ama bu kalemlerin gerçekte eski çağlardan kalma bir lüks olduğunu kimse söylemiyor. Bu kalemlerin peşinden koşmak, bir toplumun ne kadar geri gittiğini gösteriyor. Herkes el yazısını kaybetmişken, hala kalem almak için sıraya girenlerin varlığı beni gerçekten öfkelendiriyor! "En güzel kalem" denilen şey aslında sadece bir pazarlama stratejisi. Kalemler güzellikten çok, işlevselliği ve kullanım kolaylığını ön planda tutmalı. Ama kimse bunları düşünmüyor. Sadece estetik ve indirim peşindeler. Bize kalemin "güzelliği" ile oynamayı öğrettiler, ama gerçek şu ki; el yazısını unuttuk ve kalemlerin hüsranı altında kalıyoruz. Bu kalemler, sadece bir süs eşyası olmaktan öteye gidemez. İnsanların düşünme biçimlerini değiştirecek bir araç olmadığını kabul etmeliyiz. Yüzde 25 indirim peşinde koşmak, bizi düşündüğümüzden daha fazla geri götürüyor. Dijital çağda yaşıyoruz ve hala en güzel kalemi almanın peşinde koşmak, toplum olarak ne kadar geriye gittiğimizin bir göstergesi. Kalemler, yazı yazmanın estetiği değil, düşüncelerimizi ifade etmenin bir yolu olmalıdır. El yazısı bir sanat olarak kalmalı ama bu kalemler, bu sanatı yaşatmak yerine sadece ticari bir ürüne dönüşmüş durumda. Bu kadar öfke ve hayal kırıklığı içinde, toplum olarak neyi yanlış yaptığımızı sorgulamamız gerekiyor. En güzel kalem, en iyi yazı değil, en iyi düşünce ile yazılır. Ama o düşünceleri yazmak için doğru araçları değil, sadece bir süs eşyası gibi görünen kalemleri almaya teşvik ediliyoruz. Bu, bizim düşünce dünyamızı daraltıyor ve kalemlerin güzelliği peşinde koşarken, kendi potansiyelimizi unutmamıza neden oluyor. Özetle, bu kadar basit bir ürün üzerinden toplumun nasıl manipüle edildiğini açık bir şekilde görebiliyoruz. Kalemlerin en güzeli değil, en kullanışlısı ve en işlevseli önemlidir. Bu gerçeği bir an önce kabul etmemiz gerekiyor. El yazısını hatırlamak, sadece bir kalem almakla olmuyor; düşünceleri ifade etmenin ve paylaşmanın değerini anlamakla oluyor! #Kalem #ElYazısı #ToplumsalSorunlar #PazarlamaStratejileri #DüşünceÖzgürlüğü
    WWW.CREATIVEBLOQ.COM
    The're still time to grab the most beautiful pen in the world with over 25% off
    Remember handwriting?
    457
    1 Comentários ·1KB Visualizações ·0 Anterior
Páginas impulsionada
MF-MyFriend https://mf-myfriend.online