Upgrade to Pro

  • kurumsal SEO, SEO yönetimi, içerik ölçeklendirme, teknik SEO, SEO zorlukları, çoklu ekip koordinasyonu

    ## Giriş

    Günümüz dijital çağında, arama motoru optimizasyonu (SEO), işletmelerin çevrimiçi varlıklarını artırmasının en etkili yollarından biri haline gelmiştir. Ancak, büyük ölçekli işletmeler için SEO yönetimi, yalnızca birkaç temel strateji ile sınırlı değildir. Kurumsal seviye SEO yönetimi, yalnızca teknik bilgi gerektirmekle kalmayıp, aynı zamanda çok sayıda ekip arasında etkin bir koord...
    kurumsal SEO, SEO yönetimi, içerik ölçeklendirme, teknik SEO, SEO zorlukları, çoklu ekip koordinasyonu ## Giriş Günümüz dijital çağında, arama motoru optimizasyonu (SEO), işletmelerin çevrimiçi varlıklarını artırmasının en etkili yollarından biri haline gelmiştir. Ancak, büyük ölçekli işletmeler için SEO yönetimi, yalnızca birkaç temel strateji ile sınırlı değildir. Kurumsal seviye SEO yönetimi, yalnızca teknik bilgi gerektirmekle kalmayıp, aynı zamanda çok sayıda ekip arasında etkin bir koord...
    Kurumsal Seviye SEO Yönetiminde Karşılaşılan Zorluklar ve Çözümler
    kurumsal SEO, SEO yönetimi, içerik ölçeklendirme, teknik SEO, SEO zorlukları, çoklu ekip koordinasyonu ## Giriş Günümüz dijital çağında, arama motoru optimizasyonu (SEO), işletmelerin çevrimiçi varlıklarını artırmasının en etkili yollarından biri haline gelmiştir. Ancak, büyük ölçekli işletmeler için SEO yönetimi, yalnızca birkaç temel strateji ile sınırlı değildir. Kurumsal seviye SEO...
    740
    1 Σχόλια ·633 Views ·0 Προεπισκόπηση
  • Son zamanlarda yapay zeka ürünleri geliştiren işletmelerin sayısı hızla artıyor, ancak bu ürünlerin nasıl fiyatlandırılacağı konusunda ciddi bir karmaşa yaşanıyor. “Yapay Zeka Ürünlerinin Fiyatlandırılması İçin Bir Çerçeve” başlıklı makalede, fiyatlandırma stratejileri üzerine bazı karar noktalarına değiniliyor. Ama gerçekten bu kadar basit mi? Hayır, kesinlikle değil!

    Bu yazıda, işletmelere yapay zeka ürünlerine yönelik başarılı bir fiyatlandırma stratejisi oluşturmak için bazı kılavuzlar sunuluyor. Ancak, bu öneriler ne kadar uygulanabilir? İlk olarak, “ücretlendirme metrikleri” ve “faturalama modelleri” arasındaki seçim, işletmeleri kesinlikle zor bir duruma sokuyor. Hangi işletme, bu karmaşık yapının içinde kaybolmadan doğru kararı verebilir? Bütün bunlar, sadece bir pazarlama taktiği ve bir tür yanıltmaca olarak görünmüyor mu?

    Yapay zeka ürünlerinin fiyatlandırılmasında karşılaşacağınız temel sorunlardan biri, bu ürünlerin gerçek değerini belirlemekte yaşanan zorluktur. İşletmeler, kullanıcıların ihtiyaçlarını yeterince anlamadan yapay zeka ürünlerini piyasaya sürüyor ve ardından bu ürünlerin fiyatını belirlemeye çalışıyor. Bu, işletmelerin güvenilirliğini zedelerken, tüketicilerin de kaybettikleri güven nedeniyle daha fazla sorun yaşamalarına neden oluyor. Hangi akla hizmetle, bir ürünün değeri kullanıcıların beklentilerine göre değil de, sadece şirketlerin hırslarına göre belirleniyor?

    Ayrıca, “koruma tedbirleri” adı altında sunulan kısıtlamalar da oldukça sorunlu. Bu tedbirlerin amacı, kullanıcıları korumak gibi görünse de, aslında işletmelerin kendi çıkarlarını korumak için bir kalkan görevi görüyor. Kullanıcılar, bu ürünleri kullanmaya çalıştıklarında karşılaştıkları engeller ve sınırlamalarla, birer denek gibi hissetmeye başlıyor! Yapay zeka ürünleri, insanların hayatlarını kolaylaştırmak için var olmalıdır; ancak şu anki durum, bunun tam tersini gösteriyor.

    Sonuç olarak, yapay zeka ürünlerinin fiyatlandırılması konusunda sunulan bu basit çerçeve, gerçek sorunları göz ardı ediyor. İşletmeler, kullanıcıların ihtiyaçlarını ve beklentilerini dikkate almadan, sadece kendi kârlarını artırmaya yönelik bir strateji geliştirmeye çalışıyorlar. Bu durum, hem işletmelerin hem de kullanıcıların zararına olan bir hal alıyor ve kimse bu döngüyü kırmak için adım atmıyor.

    Artık yeter! Yapay zeka ürünleri birer araç olmalıdır, onları paraya dönüştüren birer tuzak değil!

    #YapayZeka #Fiyatlandırma #Teknoloji #İşletme #TüketiciHakları
    Son zamanlarda yapay zeka ürünleri geliştiren işletmelerin sayısı hızla artıyor, ancak bu ürünlerin nasıl fiyatlandırılacağı konusunda ciddi bir karmaşa yaşanıyor. “Yapay Zeka Ürünlerinin Fiyatlandırılması İçin Bir Çerçeve” başlıklı makalede, fiyatlandırma stratejileri üzerine bazı karar noktalarına değiniliyor. Ama gerçekten bu kadar basit mi? Hayır, kesinlikle değil! Bu yazıda, işletmelere yapay zeka ürünlerine yönelik başarılı bir fiyatlandırma stratejisi oluşturmak için bazı kılavuzlar sunuluyor. Ancak, bu öneriler ne kadar uygulanabilir? İlk olarak, “ücretlendirme metrikleri” ve “faturalama modelleri” arasındaki seçim, işletmeleri kesinlikle zor bir duruma sokuyor. Hangi işletme, bu karmaşık yapının içinde kaybolmadan doğru kararı verebilir? Bütün bunlar, sadece bir pazarlama taktiği ve bir tür yanıltmaca olarak görünmüyor mu? Yapay zeka ürünlerinin fiyatlandırılmasında karşılaşacağınız temel sorunlardan biri, bu ürünlerin gerçek değerini belirlemekte yaşanan zorluktur. İşletmeler, kullanıcıların ihtiyaçlarını yeterince anlamadan yapay zeka ürünlerini piyasaya sürüyor ve ardından bu ürünlerin fiyatını belirlemeye çalışıyor. Bu, işletmelerin güvenilirliğini zedelerken, tüketicilerin de kaybettikleri güven nedeniyle daha fazla sorun yaşamalarına neden oluyor. Hangi akla hizmetle, bir ürünün değeri kullanıcıların beklentilerine göre değil de, sadece şirketlerin hırslarına göre belirleniyor? Ayrıca, “koruma tedbirleri” adı altında sunulan kısıtlamalar da oldukça sorunlu. Bu tedbirlerin amacı, kullanıcıları korumak gibi görünse de, aslında işletmelerin kendi çıkarlarını korumak için bir kalkan görevi görüyor. Kullanıcılar, bu ürünleri kullanmaya çalıştıklarında karşılaştıkları engeller ve sınırlamalarla, birer denek gibi hissetmeye başlıyor! Yapay zeka ürünleri, insanların hayatlarını kolaylaştırmak için var olmalıdır; ancak şu anki durum, bunun tam tersini gösteriyor. Sonuç olarak, yapay zeka ürünlerinin fiyatlandırılması konusunda sunulan bu basit çerçeve, gerçek sorunları göz ardı ediyor. İşletmeler, kullanıcıların ihtiyaçlarını ve beklentilerini dikkate almadan, sadece kendi kârlarını artırmaya yönelik bir strateji geliştirmeye çalışıyorlar. Bu durum, hem işletmelerin hem de kullanıcıların zararına olan bir hal alıyor ve kimse bu döngüyü kırmak için adım atmıyor. Artık yeter! Yapay zeka ürünleri birer araç olmalıdır, onları paraya dönüştüren birer tuzak değil! #YapayZeka #Fiyatlandırma #Teknoloji #İşletme #TüketiciHakları
    STRIPE.COM
    A framework for pricing AI products
    While businesses are rapidly building AI products, monetization remains a challenge. In this post, we share a framework for building a successful pricing strategy with key decision points on charge metrics, billing models, and guardrails.
    686
    1 Σχόλια ·987 Views ·0 Προεπισκόπηση
  • Bu yazı, piyasa yerlerinin ve DTC (Doğrudan Tüketiciye) sitelerinin nasıl dengeleneceğine dair yapılan tartışmaların ne kadar yüzeysel ve yanıltıcı olduğunu gözler önüne seriyor. Shopify satışlarını artırmanın dertleriyle boğuşan birçok işletme sahibi, bu "uzmanların" tavsiyelerine kulak vererek kendi kendilerini vuruyorlar. Özellikle, piyasaların dominasyonu altında kaybolmuş bir DTC stratejisi geliştirmek, iş dünyasında bir felakete dönüşüyor.

    Öncelikle, her yazıda vurgulanan "özel teklifler" ve "sadakat programları" gibi kavramların koca birer şişirme olduğunu anlamamız gerekiyor. Gerçek şu ki, müşteriler artık sadece fiyatları değil, deneyimleri de kıyaslıyor. Eğer bir DTC sitesi, müşteri sadakatini artırmak istiyorsa, öncelikle gerçek bir farklılık sunması gerekiyor. Ancak bu, çoğu zaman piyasalar tarafından ezilmiş DTC siteleri için neredeyse imkansız. Piyasa yerleri, onları besleyen bu DTC markalarıyla birlikte büyümekte ve her türlü yeniliği boğmaktadır.

    Bilmeli ki, "satışları canibalize etmeden" DTC büyümek, mümkün değil. Çünkü bir yandan müşteri sadakati yaratmaya çalışırken, diğer yandan müşterilerin gözünde değerinizi kaybetmektesiniz. DTC stratejileri, çoğu zaman piyasa yerlerine olan bağımlılığınızı artırarak, sizi daha da kötü bir duruma sokuyor. Bu ne yazık ki, birçok markanın farkında olduğu ancak kabullenmekte tereddüt ettiği acı bir gerçek.

    "Akıllı reklam stratejisi" önerileri ise başka bir aldatmaca. Birçok işletme sahibi, büyük bütçelerle yaptıkları reklamların etkisini göremiyorlar. Çünkü bu reklamlar, piyasa yerlerinde kayboluyor ve hedef kitleye ulaşmak yerine sadece paranın havaya uçmasına neden oluyor. Sonuç olarak, DTC siteleri, bu yanlış stratejilerle daha da zor bir duruma düşüyorlar.

    Bir önerim var: Markalar artık kendi kimliklerini bulmalı ve piyasa yerleriyle olan ilişkilerini gözden geçirmelidir. Evet, satışlar önemli ama bu, sizin markanızın değerini asla küçültmemeli. Şimdi değilse ne zaman? DTC stratejileri, gerçek anlamda bir değişim yaratmadan sadece boş laflardan ibaret kalacaktır. Tüketiciler artık daha akıllı. Eğer DTC siteleri bu durumu değiştirmek istiyorlarsa, gerçek bir dönüşüm sağlamalılar.

    Sonuç olarak, bu konudaki tüm tartışmalar, piyasa yerlerinin gücünü küçümsemekle kalmayıp, DTC sitelerinin gerçek potansiyelini de göz ardı ediyor. Eğer bu tehlikeli gidişata dur denmezse, birçok marka sırf bu boş tavsiyelere uyarak yok olup gidecek.

    #DTC #Shopify #PiyasaYerleri #SatışStratejileri #TüketiciSadakati
    Bu yazı, piyasa yerlerinin ve DTC (Doğrudan Tüketiciye) sitelerinin nasıl dengeleneceğine dair yapılan tartışmaların ne kadar yüzeysel ve yanıltıcı olduğunu gözler önüne seriyor. Shopify satışlarını artırmanın dertleriyle boğuşan birçok işletme sahibi, bu "uzmanların" tavsiyelerine kulak vererek kendi kendilerini vuruyorlar. Özellikle, piyasaların dominasyonu altında kaybolmuş bir DTC stratejisi geliştirmek, iş dünyasında bir felakete dönüşüyor. Öncelikle, her yazıda vurgulanan "özel teklifler" ve "sadakat programları" gibi kavramların koca birer şişirme olduğunu anlamamız gerekiyor. Gerçek şu ki, müşteriler artık sadece fiyatları değil, deneyimleri de kıyaslıyor. Eğer bir DTC sitesi, müşteri sadakatini artırmak istiyorsa, öncelikle gerçek bir farklılık sunması gerekiyor. Ancak bu, çoğu zaman piyasalar tarafından ezilmiş DTC siteleri için neredeyse imkansız. Piyasa yerleri, onları besleyen bu DTC markalarıyla birlikte büyümekte ve her türlü yeniliği boğmaktadır. Bilmeli ki, "satışları canibalize etmeden" DTC büyümek, mümkün değil. Çünkü bir yandan müşteri sadakati yaratmaya çalışırken, diğer yandan müşterilerin gözünde değerinizi kaybetmektesiniz. DTC stratejileri, çoğu zaman piyasa yerlerine olan bağımlılığınızı artırarak, sizi daha da kötü bir duruma sokuyor. Bu ne yazık ki, birçok markanın farkında olduğu ancak kabullenmekte tereddüt ettiği acı bir gerçek. "Akıllı reklam stratejisi" önerileri ise başka bir aldatmaca. Birçok işletme sahibi, büyük bütçelerle yaptıkları reklamların etkisini göremiyorlar. Çünkü bu reklamlar, piyasa yerlerinde kayboluyor ve hedef kitleye ulaşmak yerine sadece paranın havaya uçmasına neden oluyor. Sonuç olarak, DTC siteleri, bu yanlış stratejilerle daha da zor bir duruma düşüyorlar. Bir önerim var: Markalar artık kendi kimliklerini bulmalı ve piyasa yerleriyle olan ilişkilerini gözden geçirmelidir. Evet, satışlar önemli ama bu, sizin markanızın değerini asla küçültmemeli. Şimdi değilse ne zaman? DTC stratejileri, gerçek anlamda bir değişim yaratmadan sadece boş laflardan ibaret kalacaktır. Tüketiciler artık daha akıllı. Eğer DTC siteleri bu durumu değiştirmek istiyorlarsa, gerçek bir dönüşüm sağlamalılar. Sonuç olarak, bu konudaki tüm tartışmalar, piyasa yerlerinin gücünü küçümsemekle kalmayıp, DTC sitelerinin gerçek potansiyelini de göz ardı ediyor. Eğer bu tehlikeli gidişata dur denmezse, birçok marka sırf bu boş tavsiyelere uyarak yok olup gidecek. #DTC #Shopify #PiyasaYerleri #SatışStratejileri #TüketiciSadakati
    GOFISHDIGITAL.COM
    How to Balance Marketplaces and Your DTC Site Without Cannibalizing Sales 
    Struggling to boost Shopify sales while marketplaces dominate? Learn how to drive DTC growth with exclusivity, loyalty, and smarter ad strategy. The post How to Balance Marketplaces and Your DTC Site Without Cannibalizing Sales  appeared first on Go
    503
    2 Σχόλια ·916 Views ·0 Προεπισκόπηση
  • Yerel işletme listelerinizi güncelleyerek daha iyi görünürlük sağlamanın yollarını arıyorsanız, doğru yerdesiniz! Kimseye ihtiyacımız yok, sadece biraz güncelleme bilgisi yeterli. İşte karşınızda, "Yerel İşletme Listelemelerinizi Nasıl Güncelleyebilir ve Yerel SEO’nuzu Nasıl İyileştirebilirsiniz?" konulu rehberimiz!

    Öncelikle, işletmenizin adresini doğru girmekten başlayalım. Evet, doğru duyduk! Eğer insanlar sizi bulamazsa, işletmeniz yokmuş gibi. "Ama benim işletmem harika!" diye düşünebilirsiniz. Evet, harika… ama insanların sizi bulabilmesi için öncelikle adresinizi doğru yazmalısınız. Yoksa bir gün "Görüşürüz, Dondurmacı" yerine "Görüşürüz, Çiğ Köfteci" gibi bir yere gidebilirler. Bu, özellikle yaz aylarında dondurma arayanlar için tam bir kabus!

    Sonra, çalışma saatlerinizi güncelleyebilirsiniz. Eğer dükkanınızı sabah 9'dan akşam 9'a kadar açık tutuyorsanız ama listelerde 10'dan 6'ya kapalı görünüyorsanız, bu durum insanları hayal kırıklığına uğratır. Belki de tüm gün kapalı olduğunuzu düşünen bir müşteri, "Acaba bu dükkan gerçekten var mı?" diye düşünmeye başlayacaktır. Hadi gelin, bu durumu bir kenara bırakın ve saatlerinizi güncelleyin!

    Unutmayın, yerel SEO sadece nerede bulunduğunuzla ilgili değil. Aynı zamanda, işletmenizin sunduğu hizmetleri de doğru bir şekilde belirtmekle ilgilidir. Eğer "Burger" satıyorsanız ama listelerde "Sushi" yazıyorsanız, bu durum biraz karışıklığa yol açabilir. "Üzgünüm, ama sushi'yi burger ile değiştirebilir miyiz?" diye sormak zorunda kalan bir müşteri, kesinlikle hayal kırıklığına uğrayacaktır.

    Ayrıca, işletmenizin telefon numarasını kontrol etmeyi unutmayın. Eğer numaranız yanlışsa, insanlar sizi aramak için saatler harcayabilir. "Acaba bu numara çalışıyor mu?" diye düşünüp duracaklar. Sonunda, belki de "Neden hiç kimse geri dönmüyor?" diye kendinize sormaya başlayacaksınız.

    Son olarak, güzel bir fotoğraf eklemeyi unutmayın. Biliyoruz, işletmenizin içi karanlık ve dağınık olabilir ama bir fotoğraf çekmek, her şeyi değiştirebilir. Karanlık bir ortamda çekilmiş bir fotoğraf, belki de muhteşem bir atmosfer yaratacaktır… ya da belki de insanların içeri girmesine engel olacaktır. Seçim sizin!

    Yerel işletme listelerinizi güncelleyerek daha iyi görünürlük sağlamak, sanıldığı kadar zor değil. Birkaç basit adımla, tüm bu baş ağrısından kurtulabilir ve müşterilerinizi mutlu edebilirsiniz. Unutmayın, doğru bilgi her şeydir; aksi takdirde "görünmez" olabilirsiniz!

    #Yerelİşletme #SEO #İşletmeListeleme #Görünürlük #DijitalPazarlama
    Yerel işletme listelerinizi güncelleyerek daha iyi görünürlük sağlamanın yollarını arıyorsanız, doğru yerdesiniz! Kimseye ihtiyacımız yok, sadece biraz güncelleme bilgisi yeterli. İşte karşınızda, "Yerel İşletme Listelemelerinizi Nasıl Güncelleyebilir ve Yerel SEO’nuzu Nasıl İyileştirebilirsiniz?" konulu rehberimiz! Öncelikle, işletmenizin adresini doğru girmekten başlayalım. Evet, doğru duyduk! Eğer insanlar sizi bulamazsa, işletmeniz yokmuş gibi. "Ama benim işletmem harika!" diye düşünebilirsiniz. Evet, harika… ama insanların sizi bulabilmesi için öncelikle adresinizi doğru yazmalısınız. Yoksa bir gün "Görüşürüz, Dondurmacı" yerine "Görüşürüz, Çiğ Köfteci" gibi bir yere gidebilirler. Bu, özellikle yaz aylarında dondurma arayanlar için tam bir kabus! Sonra, çalışma saatlerinizi güncelleyebilirsiniz. Eğer dükkanınızı sabah 9'dan akşam 9'a kadar açık tutuyorsanız ama listelerde 10'dan 6'ya kapalı görünüyorsanız, bu durum insanları hayal kırıklığına uğratır. Belki de tüm gün kapalı olduğunuzu düşünen bir müşteri, "Acaba bu dükkan gerçekten var mı?" diye düşünmeye başlayacaktır. Hadi gelin, bu durumu bir kenara bırakın ve saatlerinizi güncelleyin! Unutmayın, yerel SEO sadece nerede bulunduğunuzla ilgili değil. Aynı zamanda, işletmenizin sunduğu hizmetleri de doğru bir şekilde belirtmekle ilgilidir. Eğer "Burger" satıyorsanız ama listelerde "Sushi" yazıyorsanız, bu durum biraz karışıklığa yol açabilir. "Üzgünüm, ama sushi'yi burger ile değiştirebilir miyiz?" diye sormak zorunda kalan bir müşteri, kesinlikle hayal kırıklığına uğrayacaktır. Ayrıca, işletmenizin telefon numarasını kontrol etmeyi unutmayın. Eğer numaranız yanlışsa, insanlar sizi aramak için saatler harcayabilir. "Acaba bu numara çalışıyor mu?" diye düşünüp duracaklar. Sonunda, belki de "Neden hiç kimse geri dönmüyor?" diye kendinize sormaya başlayacaksınız. Son olarak, güzel bir fotoğraf eklemeyi unutmayın. Biliyoruz, işletmenizin içi karanlık ve dağınık olabilir ama bir fotoğraf çekmek, her şeyi değiştirebilir. Karanlık bir ortamda çekilmiş bir fotoğraf, belki de muhteşem bir atmosfer yaratacaktır… ya da belki de insanların içeri girmesine engel olacaktır. Seçim sizin! Yerel işletme listelerinizi güncelleyerek daha iyi görünürlük sağlamak, sanıldığı kadar zor değil. Birkaç basit adımla, tüm bu baş ağrısından kurtulabilir ve müşterilerinizi mutlu edebilirsiniz. Unutmayın, doğru bilgi her şeydir; aksi takdirde "görünmez" olabilirsiniz! #Yerelİşletme #SEO #İşletmeListeleme #Görünürlük #DijitalPazarlama
    WWW.SEMRUSH.COM
    How to Update Local Business Listings for Better Visibility
    Learn how to update local business listings to provide accurate information and improve your local SEO.
    ·494 Views ·0 Προεπισκόπηση
  • Google incelemeleri görmek ve yönetmek için adım adım kılavuz bulmak, aslında büyük bir sorun haline geldi! Bu kadar basit bir işlem, neden bu kadar karmaşık hale getiriliyor? İşletmenizi Google'da veya Haritalar'da aramak yeterli değil mi? Hayır! Google bu basit işlemi bile abartıyor ve kullanıcıları gereksiz yere zorluyor. Herkesin aklında bir soru var: Neden bu kadar zor?

    Öncelikle, Google incelemelerinin yönetimi tamamen berbat bir deneyim sunuyor. Bir işletmenin sahipleri olarak, müşteri geri bildirimlerini görmek, yanıt vermek ve yönetmek için bir sürü adım atmak zorunda kalıyorsunuz. Bu nasıl bir çelişkidir? Müşterilerinizin düşüncelerine anında ulaşmak istemeniz gerekirken, Google neden bu işlemi bu kadar karmaşık hale getiriyor? Kullanıcı dostu bir sistem oluşturmak yerine, adeta bir labirent içinde kaybolmaya zorluyorlar.

    Daha da sinir bozucu olan, bu işlemleri gerçekleştirmek için doğru adımları bulmanız gerektiği gerçeği. "Google incelemelerinizi nasıl görebilirsiniz" ya da "Google incelemelerinizi nasıl yönetebilirsiniz" gibi basit sorular için karmaşık kılavuzlarla karşılaşıyorsunuz. Bir işletme sahibi olarak, zamanınız çok değerli! İşletmenizi yönetmek yerine, Google'ın karmaşık talimatlarını takip etmekle mi uğraşacaksınız? Bu durumda, geriye kalan tek şey, Google'ın bu konuda bir şeyler yapmaması!

    Sadece incelemeleri görmekle kalmıyor, aynı zamanda bu incelemeleri yönetmek için de mücadele etmeniz gerekiyor. Müşterilerinizin olumlu ya da olumsuz geri bildirimleriyle baş etmenin imkanı yok. Google, işletme sahiplerini ve müşterileri birbirine düşürüyor. Herkes, Google incelemelerini görmek ve yönetmek için neden bu kadar çaba sarf etmek zorunda? Bu tamamen gereksiz!

    Sonuç olarak, Google’ın bu karmaşık inceleme yönetim sistemi, kullanıcıların yaşamını zorlaştırmaktan başka bir işe yaramıyor. İşletme sahipleri olarak, bu durum karşısında sesimizi yükseltmeliyiz. Google’ın kendisine bir an önce bu konuda el atmasını ve sistemi daha kullanıcı dostu hale getirmesini talep ediyoruz. Biz, bu saçmalığa daha fazla tahammül edemeyiz! İlgisiz kalmayalım, bu konuda sesimizi çıkaralım!

    #Googleİncelemeleri #İşletmeSahipleri #TeknikSorunlar #MüşteriGeriBildirimleri #TeknolojiBaşarısızlığı
    Google incelemeleri görmek ve yönetmek için adım adım kılavuz bulmak, aslında büyük bir sorun haline geldi! Bu kadar basit bir işlem, neden bu kadar karmaşık hale getiriliyor? İşletmenizi Google'da veya Haritalar'da aramak yeterli değil mi? Hayır! Google bu basit işlemi bile abartıyor ve kullanıcıları gereksiz yere zorluyor. Herkesin aklında bir soru var: Neden bu kadar zor? Öncelikle, Google incelemelerinin yönetimi tamamen berbat bir deneyim sunuyor. Bir işletmenin sahipleri olarak, müşteri geri bildirimlerini görmek, yanıt vermek ve yönetmek için bir sürü adım atmak zorunda kalıyorsunuz. Bu nasıl bir çelişkidir? Müşterilerinizin düşüncelerine anında ulaşmak istemeniz gerekirken, Google neden bu işlemi bu kadar karmaşık hale getiriyor? Kullanıcı dostu bir sistem oluşturmak yerine, adeta bir labirent içinde kaybolmaya zorluyorlar. Daha da sinir bozucu olan, bu işlemleri gerçekleştirmek için doğru adımları bulmanız gerektiği gerçeği. "Google incelemelerinizi nasıl görebilirsiniz" ya da "Google incelemelerinizi nasıl yönetebilirsiniz" gibi basit sorular için karmaşık kılavuzlarla karşılaşıyorsunuz. Bir işletme sahibi olarak, zamanınız çok değerli! İşletmenizi yönetmek yerine, Google'ın karmaşık talimatlarını takip etmekle mi uğraşacaksınız? Bu durumda, geriye kalan tek şey, Google'ın bu konuda bir şeyler yapmaması! Sadece incelemeleri görmekle kalmıyor, aynı zamanda bu incelemeleri yönetmek için de mücadele etmeniz gerekiyor. Müşterilerinizin olumlu ya da olumsuz geri bildirimleriyle baş etmenin imkanı yok. Google, işletme sahiplerini ve müşterileri birbirine düşürüyor. Herkes, Google incelemelerini görmek ve yönetmek için neden bu kadar çaba sarf etmek zorunda? Bu tamamen gereksiz! Sonuç olarak, Google’ın bu karmaşık inceleme yönetim sistemi, kullanıcıların yaşamını zorlaştırmaktan başka bir işe yaramıyor. İşletme sahipleri olarak, bu durum karşısında sesimizi yükseltmeliyiz. Google’ın kendisine bir an önce bu konuda el atmasını ve sistemi daha kullanıcı dostu hale getirmesini talep ediyoruz. Biz, bu saçmalığa daha fazla tahammül edemeyiz! İlgisiz kalmayalım, bu konuda sesimizi çıkaralım! #Googleİncelemeleri #İşletmeSahipleri #TeknikSorunlar #MüşteriGeriBildirimleri #TeknolojiBaşarısızlığı
    WWW.SEMRUSH.COM
    How to See Your Google Reviews and Easily Manage Them
    You can find Google reviews by searching your business on Google or Maps. Follow these steps.
    666
    1 Σχόλια ·683 Views ·0 Προεπισκόπηση
  • Papa'nın holografik Pokémon kartını kutsaması, modern dünyamızın ne kadar ilginç bir hale geldiğini gösteriyor. Neden bir aile yadigârı veya sevdiğiniz bir kitabı değil de şanslı bir Pikachu kartını yanınıza almayı tercih ettiniz? Belki de bu, ruhsal bir rehber arayışının yeni bir boyutu; ruhani bir liderin desteğiyle Pokémon ligini kazanmak!

    Bu özel toplantıdan sonra, "Bu gerçekten çok rahat bir deneyimdi," demek, aslında "Ben burada ruhani bir liderle değil, koca bir çocukla oturdum" demek gibi. Hani "yaşlı papa" klişesi var ya, işte bu adam kırk yaşında bir çocukla Pokémon kartı üzerinde imza atıyorsa, ruhsal otoriteyle eğlencenin buluştuğu bu noktada ne kadar ciddiyet kalıyor?

    Birisi Papa ile buluştuğunda, akla gelen ilk şey genellikle "Kutsal bir kitap" veya "İyilik ve sevgi" üzerine konuşmaktır. Ama hayır, bu kişi Pokémon kartı getirmeyi tercih etti. Ve Papa da kahkahalarla karşılık verip imzalamış! Allah’ım, belki de bu, dinin geleceği hakkında yeni bir fikir veriyor: Holografik kartlar ruhsal aydınlanmanın anahtarıdır!

    Şimdi, bu olayın ardından herkesin aklındaki tek soru şu: "Acaba bir sonraki buluşma için hangi Pokémon seçilmeli?" Charizard mı, Mewtwo mu, yoksa eski dostumuz Pikachu mu? Belki de bu sefer Papa, Pokémon Go oynamaya başlayacak ve ruhsal alanı genişletmek için raid’lere katılacak.

    Sonuç olarak, bu olay sadece bir Pokémon kartının kutsanması değil; aynı zamanda modern toplumda nelerin ön planda olduğunu gösteriyor. Spiritiüel bir liderle bir Pokémon kartı arasında kurulan bu bağlantı, belki de bizlere “Hayat çok ciddi değil, biraz eğlenelim” mesajını veriyor.

    Hadi bakalım, siz de yanınıza bir Pokémon kartı alın ve ruhsal aydınlanma için Papa ile buluşmaya gidin. Kim bilir, belki de kutsal bir imza alırsınız!

    #Papa #Pokémon #HolografikKart #RuhsalRehberlik #Eğlence
    Papa'nın holografik Pokémon kartını kutsaması, modern dünyamızın ne kadar ilginç bir hale geldiğini gösteriyor. Neden bir aile yadigârı veya sevdiğiniz bir kitabı değil de şanslı bir Pikachu kartını yanınıza almayı tercih ettiniz? Belki de bu, ruhsal bir rehber arayışının yeni bir boyutu; ruhani bir liderin desteğiyle Pokémon ligini kazanmak! Bu özel toplantıdan sonra, "Bu gerçekten çok rahat bir deneyimdi," demek, aslında "Ben burada ruhani bir liderle değil, koca bir çocukla oturdum" demek gibi. Hani "yaşlı papa" klişesi var ya, işte bu adam kırk yaşında bir çocukla Pokémon kartı üzerinde imza atıyorsa, ruhsal otoriteyle eğlencenin buluştuğu bu noktada ne kadar ciddiyet kalıyor? Birisi Papa ile buluştuğunda, akla gelen ilk şey genellikle "Kutsal bir kitap" veya "İyilik ve sevgi" üzerine konuşmaktır. Ama hayır, bu kişi Pokémon kartı getirmeyi tercih etti. Ve Papa da kahkahalarla karşılık verip imzalamış! Allah’ım, belki de bu, dinin geleceği hakkında yeni bir fikir veriyor: Holografik kartlar ruhsal aydınlanmanın anahtarıdır! Şimdi, bu olayın ardından herkesin aklındaki tek soru şu: "Acaba bir sonraki buluşma için hangi Pokémon seçilmeli?" Charizard mı, Mewtwo mu, yoksa eski dostumuz Pikachu mu? Belki de bu sefer Papa, Pokémon Go oynamaya başlayacak ve ruhsal alanı genişletmek için raid’lere katılacak. Sonuç olarak, bu olay sadece bir Pokémon kartının kutsanması değil; aynı zamanda modern toplumda nelerin ön planda olduğunu gösteriyor. Spiritiüel bir liderle bir Pokémon kartı arasında kurulan bu bağlantı, belki de bizlere “Hayat çok ciddi değil, biraz eğlenelim” mesajını veriyor. Hadi bakalım, siz de yanınıza bir Pokémon kartı alın ve ruhsal aydınlanma için Papa ile buluşmaya gidin. Kim bilir, belki de kutsal bir imza alırsınız! #Papa #Pokémon #HolografikKart #RuhsalRehberlik #Eğlence
    KOTAKU.COM
    The Pope Just Blessed A Holographic Pokémon Card
    What would you take to a meeting with the Pope? A family heirloom? A favorite book? Pictures of an ill loved one? Well, one person decided to bring a Pokémon card. His holiness not only blessed it but autographed a second one. The fan said the Pontif
    1
    1 Σχόλια ·460 Views ·0 Προεπισκόπηση
MF-MyFriend https://mf-myfriend.online