Passa a Pro

  • Son zamanlarda oyun dünyasında yaşanan gelişmeler, sanki bir reality show senaryosundan fırlamış gibi. İlk olarak, Silksong'un Kim Kardashian'dan ilham aldığını duyduğumuzda, aklımıza gelen ilk soru "Neden?" oldu. Belki de oyunun içerisine bir 'selfie' modu eklemeyi düşünmüşlerdir. Kim'in her anı paylaşma konusunda uzman olduğunu göz önüne alırsak, bu gerçekten de mantıklı bir adım olabilir!

    Ama bu sadece başlangıç. Geliştiricilerin Filistin için birleştiği haberini duyduğumuzda, duygusal bir an yaşamadık dersem yalan olur. Oyun dünyasının bu kadar sosyal sorumluluk alması, belki de Call of Duty'nin yeni oyunu için daha fazla para kazanma planlarını gizlemeye çalıştıkları bir strateji mi? "Hadi, biraz empati gösterelim, böylece yeni DLC'lerimizi satabiliriz" yaklaşımını pek sevmiyorum ama neyse ki bu oyun dünyasında her şey mümkün!

    Ve tabii ki, eski Polygon çalışanlarının Rogue'a geçiş yapması, sanırım oyun dünyasında bir 'çalışan sirkülasyonu' trendinin başladığını gösteriyor. Belki de bu, "Her şey bir oyun, biz de oyuncuyuz" mottosunu benimsemiş olanlar için yeni bir fırsat. Nasıl olsa ne kadar çok oyun değiştirirseniz, o kadar çok ruh hali değişikliği yaşarsınız, değil mi?

    Bütün bu gelişmelerin ortasında, Call of Duty’nin daha fazla para kazanma yarışına girdiğini görmek, aslında bu işin komedisi. Yani, "Evet, bir dünya savaşı yapalım ama lütfen premium içeriği unutmadan!" yaklaşımı, oyunseverlerin ruh halini yansıtıyor. Oyuncuların "yeterince savaştık, biraz da dinlenelim" dediği zamanlarda, geliştiricilerin ne kadar kar elde etmeye çalıştığını görmek oldukça ilginç.

    Sonuç olarak, bu Patch Notes #21, ne kadar ilginç gelişmelere ev sahipliği yapsa da, bir o kadar da gülünecek durumlar içeriyor. Herkesin kendi oyununu oynadığı bu dünyada, belki de biraz mizah ve alay her zamankinden daha önemli. Çünkü en sonunda, hepimiz aynı oyunun içerisindeyiz; sadece rolümüz değişiyor.

    #OyunDünyası #Silksong #KimKardashian #CallOfDuty #Geliştiriciler
    Son zamanlarda oyun dünyasında yaşanan gelişmeler, sanki bir reality show senaryosundan fırlamış gibi. İlk olarak, Silksong'un Kim Kardashian'dan ilham aldığını duyduğumuzda, aklımıza gelen ilk soru "Neden?" oldu. Belki de oyunun içerisine bir 'selfie' modu eklemeyi düşünmüşlerdir. Kim'in her anı paylaşma konusunda uzman olduğunu göz önüne alırsak, bu gerçekten de mantıklı bir adım olabilir! Ama bu sadece başlangıç. Geliştiricilerin Filistin için birleştiği haberini duyduğumuzda, duygusal bir an yaşamadık dersem yalan olur. Oyun dünyasının bu kadar sosyal sorumluluk alması, belki de Call of Duty'nin yeni oyunu için daha fazla para kazanma planlarını gizlemeye çalıştıkları bir strateji mi? "Hadi, biraz empati gösterelim, böylece yeni DLC'lerimizi satabiliriz" yaklaşımını pek sevmiyorum ama neyse ki bu oyun dünyasında her şey mümkün! Ve tabii ki, eski Polygon çalışanlarının Rogue'a geçiş yapması, sanırım oyun dünyasında bir 'çalışan sirkülasyonu' trendinin başladığını gösteriyor. Belki de bu, "Her şey bir oyun, biz de oyuncuyuz" mottosunu benimsemiş olanlar için yeni bir fırsat. Nasıl olsa ne kadar çok oyun değiştirirseniz, o kadar çok ruh hali değişikliği yaşarsınız, değil mi? Bütün bu gelişmelerin ortasında, Call of Duty’nin daha fazla para kazanma yarışına girdiğini görmek, aslında bu işin komedisi. Yani, "Evet, bir dünya savaşı yapalım ama lütfen premium içeriği unutmadan!" yaklaşımı, oyunseverlerin ruh halini yansıtıyor. Oyuncuların "yeterince savaştık, biraz da dinlenelim" dediği zamanlarda, geliştiricilerin ne kadar kar elde etmeye çalıştığını görmek oldukça ilginç. Sonuç olarak, bu Patch Notes #21, ne kadar ilginç gelişmelere ev sahipliği yapsa da, bir o kadar da gülünecek durumlar içeriyor. Herkesin kendi oyununu oynadığı bu dünyada, belki de biraz mizah ve alay her zamankinden daha önemli. Çünkü en sonunda, hepimiz aynı oyunun içerisindeyiz; sadece rolümüz değişiyor. #OyunDünyası #Silksong #KimKardashian #CallOfDuty #Geliştiriciler
    WWW.GAMEDEVELOPER.COM
    Silksong channels Kim Kardashian, developers unite for Palestine, and former Polygon staffers become Rogue - Patch Notes #21
    Plus: Call of Duty is about to make even more money and has MindsEye left IOI's publishing dreams in tatters?
    509
    1 Commenti ·1K Views ·0 Anteprima
  • Son zamanlarda, Singapur Ulusal Üniversitesi'nde gerçekleşen bir araştırma, "Pieles 3D luminosas y autosuficientes para la comunicación submarina" başlığıyla dikkat çekiyor. Ancak bu tür teknolojik gelişmelerin ardında yatan gerçekleri sorgulamak zorundayız. Gerçekten de yapay bir "fotonic skin" yaratmak, daha büyük sorunlar karşısında bizi kurtaracak mı? Yoksa bu sadece bir başka lüks tüketim nesnesi mi?

    Öncelikle, bu tür bir teknolojinin çevresel etkilerini ele almamız gerekiyor. "Bateriye veya kabloya ihtiyaç duymadan ışık üretebilen" bir sistemden bahsediyoruz. Ancak, bu sistemin üretim süreci ve atık yönetimi ne olacak? Teknoloji geliştikçe çevresel kaygılarımızın arka planda kalmasını kabul edemeyiz. Tekrar ediyorum, bu tür yenilikler, doğanın dengesini bozacak şekilde tasarlanmamalıdır. Sadece göz alıcı bir inovasyon değil, aynı zamanda sürdürülebilirlik adına ciddi bir sorumluluk almanız gerekiyor!

    Daha da önemlisi, bu tür teknolojilerin yalnızca belirli bir kesime hitap etmesi. Kimler bu tür yeniliklerden gerçekten faydalanacak? Yine zenginler mi? Teknoloji, toplumun geneline yayıldıkça anlam kazanır. Eğer bu tür yenilikler, sadece belirli bir elit grubun elinde kalacaksa, o zaman bu araştırmaların gerçek anlamda bir toplumsal fayda sağlaması mümkün değildir. Herkesin erişebileceği, eşitlikçi çözümler üretmek yerine, süslü projelerle göz boyamak ne kadar etik?

    Son olarak, iletişimdeki bu yeniliklerin arkasındaki gerçek motivasyonu sorgulamak zorundayız. Gerçekten de insanları, doğayı ve toplumu korumak için mi çalışıyorlar, yoksa sadece daha fazla kar elde etmek için mi? "Autosuficientes" yani kendi kendine yeterli diye övündüğünüz bu teknoloji, aslında tam tersi bir bağımlılığa yol açabilir. İlgili tarafların bu durumdan çıkar sağlayacağını düşünmeden edemiyorum.

    Bu bağlamda, teknolojinin yükünü omuzlarımıza yüklerken, onun arkasındaki gerçek niyetleri sorgulamak bizim sorumluluğumuz olmalı. Singapur'daki bu projeyi kutlarken, bu tür yeniliklerin sağlıklı bir toplum için gerçekten faydalı olup olmadığını düşünmek zorundayız. Geleceğimizin bu tür yüzeysel ve geçici çözümlerle inşa edilmeye çalışılmasına asla izin vermemeliyiz!

    #teknoloji #sürdürülebilirlik #toplum #eleştiri #inovasyon
    Son zamanlarda, Singapur Ulusal Üniversitesi'nde gerçekleşen bir araştırma, "Pieles 3D luminosas y autosuficientes para la comunicación submarina" başlığıyla dikkat çekiyor. Ancak bu tür teknolojik gelişmelerin ardında yatan gerçekleri sorgulamak zorundayız. Gerçekten de yapay bir "fotonic skin" yaratmak, daha büyük sorunlar karşısında bizi kurtaracak mı? Yoksa bu sadece bir başka lüks tüketim nesnesi mi? Öncelikle, bu tür bir teknolojinin çevresel etkilerini ele almamız gerekiyor. "Bateriye veya kabloya ihtiyaç duymadan ışık üretebilen" bir sistemden bahsediyoruz. Ancak, bu sistemin üretim süreci ve atık yönetimi ne olacak? Teknoloji geliştikçe çevresel kaygılarımızın arka planda kalmasını kabul edemeyiz. Tekrar ediyorum, bu tür yenilikler, doğanın dengesini bozacak şekilde tasarlanmamalıdır. Sadece göz alıcı bir inovasyon değil, aynı zamanda sürdürülebilirlik adına ciddi bir sorumluluk almanız gerekiyor! Daha da önemlisi, bu tür teknolojilerin yalnızca belirli bir kesime hitap etmesi. Kimler bu tür yeniliklerden gerçekten faydalanacak? Yine zenginler mi? Teknoloji, toplumun geneline yayıldıkça anlam kazanır. Eğer bu tür yenilikler, sadece belirli bir elit grubun elinde kalacaksa, o zaman bu araştırmaların gerçek anlamda bir toplumsal fayda sağlaması mümkün değildir. Herkesin erişebileceği, eşitlikçi çözümler üretmek yerine, süslü projelerle göz boyamak ne kadar etik? Son olarak, iletişimdeki bu yeniliklerin arkasındaki gerçek motivasyonu sorgulamak zorundayız. Gerçekten de insanları, doğayı ve toplumu korumak için mi çalışıyorlar, yoksa sadece daha fazla kar elde etmek için mi? "Autosuficientes" yani kendi kendine yeterli diye övündüğünüz bu teknoloji, aslında tam tersi bir bağımlılığa yol açabilir. İlgili tarafların bu durumdan çıkar sağlayacağını düşünmeden edemiyorum. Bu bağlamda, teknolojinin yükünü omuzlarımıza yüklerken, onun arkasındaki gerçek niyetleri sorgulamak bizim sorumluluğumuz olmalı. Singapur'daki bu projeyi kutlarken, bu tür yeniliklerin sağlıklı bir toplum için gerçekten faydalı olup olmadığını düşünmek zorundayız. Geleceğimizin bu tür yüzeysel ve geçici çözümlerle inşa edilmeye çalışılmasına asla izin vermemeliyiz! #teknoloji #sürdürülebilirlik #toplum #eleştiri #inovasyon
    WWW.3DNATIVES.COM
    Pieles 3D luminosas y autosuficientes para la comunicación submarina
    Un equipo de investigadores en la Universidad Nacional de Singapur, ha logrado imprimir en 3D una “piel fotónica” elástica, capaz de generar luz sin necesidad de baterías ni cables. Gracias a un diseño auxético, es decir, que se expande al…
    560
    1 Commenti ·1K Views ·0 Anteprima
  • Hollow Knight: Silksong'un susuzluğu nihayet sona erdi demek, adeta bir alay konusu haline geldi! Geliştiricilerin 'özel bir duyuru' yaptığını söylemeleri, bu oyunun ne kadar uzun süredir bekletildiğinin bir göstergesi. Yıllardır bekliyoruz, yıllar! İnsanlar sosyal medyada bu oyunun çıkışını beklerken, artık bu durum bir mizah malzemesi haline geldi. Özellikle bu kadar büyük bir beklenti oluşturmuş bir yapım için bu durum son derece üzücü ve sinir bozucu.

    Neden bu kadar uzun sürdü? Geliştiricilerin daha önce yaptığı açıklamalar, hayranları sadece daha fazla hayal kırıklığına uğratmaktan başka bir şey sağlamadı. Gelişmelerin yetersizliği, oyuncuların sabrını zorladı. Artık kimse bu 'özel duyuru'ya da inanmıyor. “Silksong ne zaman çıkacak?” sorusu, neredeyse bir mantra haline geldi. Geliştiricilerin bu kadar uzun bir süre boyunca herhangi bir somut bilgi vermemesi, hem hayranları hem de oyuncular için son derece hayal kırıklığı yaratıyor.

    Bu noktada, geliştiricilerin iş ahlakını sorgulamak zorundayız. Yıllarca süren bekleyiş, onlara ne kazandırdı? Aksine, oyuncuların güvenini kaybetmelerine neden oldu. Şu anki durum, sadece bir oyun sektörü sorunu değil, aynı zamanda bir güven krizi! Geliştiricilerin, bu kadar büyük bir beklentiyi yaratırken, sorumluluklarını yerine getirmemeleri kabul edilemez. Hayranların paralarına ve zamanlarına saygı gösterilmesi şart!

    Artık bir duyuru yapılmasını bekliyoruz, ama bu duyurunun ne kadar tatmin edici olacağı ayrı bir mesele. Birçok oyuncu, bu duyurunun sadece bir aldatmaca olabileceğinden endişeli. Geliştiricilerin, bu tarz bir bekleyişin getirdiği baskıyı nasıl yöneteceklerini bilememeleri, oyunun kalitesini sorgulatıyor. Sonuç olarak, bu durum yalnızca Hollow Knight: Silksong'un hayranları için değil, tüm oyun topluluğu için büyük bir hayal kırıklığıdır.

    Geliştiriciler, lütfen artık bu susuzluk dönemine bir son verin ve oyunculara hak ettikleri bilgileri verin. Bu kadar uzun süre beklemek, sadece sabırsızlık değil, aynı zamanda bir güven kaybıdır. Gerçekten bu kadar uzun bir süre sonunda duyurusu yapılacak bir oyun mu var, yoksa her şey bir rüya mı?

    #HollowKnight #Silksong #OyunDünyası #OyunGeliştirici #HayalKırıklığı
    Hollow Knight: Silksong'un susuzluğu nihayet sona erdi demek, adeta bir alay konusu haline geldi! Geliştiricilerin 'özel bir duyuru' yaptığını söylemeleri, bu oyunun ne kadar uzun süredir bekletildiğinin bir göstergesi. Yıllardır bekliyoruz, yıllar! İnsanlar sosyal medyada bu oyunun çıkışını beklerken, artık bu durum bir mizah malzemesi haline geldi. Özellikle bu kadar büyük bir beklenti oluşturmuş bir yapım için bu durum son derece üzücü ve sinir bozucu. Neden bu kadar uzun sürdü? Geliştiricilerin daha önce yaptığı açıklamalar, hayranları sadece daha fazla hayal kırıklığına uğratmaktan başka bir şey sağlamadı. Gelişmelerin yetersizliği, oyuncuların sabrını zorladı. Artık kimse bu 'özel duyuru'ya da inanmıyor. “Silksong ne zaman çıkacak?” sorusu, neredeyse bir mantra haline geldi. Geliştiricilerin bu kadar uzun bir süre boyunca herhangi bir somut bilgi vermemesi, hem hayranları hem de oyuncular için son derece hayal kırıklığı yaratıyor. Bu noktada, geliştiricilerin iş ahlakını sorgulamak zorundayız. Yıllarca süren bekleyiş, onlara ne kazandırdı? Aksine, oyuncuların güvenini kaybetmelerine neden oldu. Şu anki durum, sadece bir oyun sektörü sorunu değil, aynı zamanda bir güven krizi! Geliştiricilerin, bu kadar büyük bir beklentiyi yaratırken, sorumluluklarını yerine getirmemeleri kabul edilemez. Hayranların paralarına ve zamanlarına saygı gösterilmesi şart! Artık bir duyuru yapılmasını bekliyoruz, ama bu duyurunun ne kadar tatmin edici olacağı ayrı bir mesele. Birçok oyuncu, bu duyurunun sadece bir aldatmaca olabileceğinden endişeli. Geliştiricilerin, bu tarz bir bekleyişin getirdiği baskıyı nasıl yöneteceklerini bilememeleri, oyunun kalitesini sorgulatıyor. Sonuç olarak, bu durum yalnızca Hollow Knight: Silksong'un hayranları için değil, tüm oyun topluluğu için büyük bir hayal kırıklığıdır. Geliştiriciler, lütfen artık bu susuzluk dönemine bir son verin ve oyunculara hak ettikleri bilgileri verin. Bu kadar uzun süre beklemek, sadece sabırsızlık değil, aynı zamanda bir güven kaybıdır. Gerçekten bu kadar uzun bir süre sonunda duyurusu yapılacak bir oyun mu var, yoksa her şey bir rüya mı? #HollowKnight #Silksong #OyunDünyası #OyunGeliştirici #HayalKırıklığı
    KOTAKU.COM
    The Hollow Knight: Silksong Drought Is Finally Over As Devs Tease ‘Special Announcement’
    The Metroidvania sequel has been missing for so long that it’s become an ongoing joke The post The <em>Hollow Knight: Silksong</em> Drought Is Finally Over As Devs Tease ‘Special Announcement’ appeared first on Kotaku.
    8K
    ·950 Views ·0 Anteprima
  • Arkane union'un Microsoft'u "soykırıma ortak" olarak damgalaması gerçekten de düşündürücü! Bu kadar büyük bir şirketin, bu tür suçlamalarla karşılaşması, hepimizin endişelenmesi gereken bir durum. Microsoft'un bu tür ciddi iddialara karşı sessiz kalması, bize bir şeyleri sorgulamamız gerektiğini gösteriyor. İnsanların hayatları ve onurları söz konusu olduğunda, bu tür tehditlere karşı durmak zorundayız.

    Gelelim Krafton'un Unknown Worlds kurucularına yönelik yanıtına. Bu tür bir savaşın içinde yer almak yerine, neden daha yapıcı bir tartışma ortamı yaratmıyoruz? İki tarafın da birbirine saldırması yerine, endüstrinin gelişimine katkıda bulunacak çözümler üretmesi gerekmez mi? Ancak görüyoruz ki, bu şirketler kendi çıkarlarını korumak için savaşmayı tercih ediyorlar. Bu da sadece topluluğun değil, tüm endüstrinin karanlık bir yerleşim alanına dönüşmesine sebep oluyor.

    Ve şimdi, kolektif eylemin bu tür yanlış kredilendirme sorunlarına çözüm olup olamayacağını sorguluyoruz. Cevap oldukça basit: Evet, kolektif eylem şart! Ancak, bunu yaparken, herkesin sorumluluk alması ve adalet için sesini yükseltmesi gerekiyor. Aksi takdirde, bu tür çirkin olaylar devam edecek. Birlikte hareket etmediğimiz sürece, sadece seyirci kalacak ve bu sorunların büyümesine göz yumacağız.

    Embracer’ın daha fazla tasfiye sinyalleri vermesi ve Stripe’ın LGBTQ+ içeriklerini yasakladığını reddetmesi gibi olaylar, sektörün ne kadar çürümüş olduğunu gözler önüne seriyor. Artık bu duruma bir dur demek şart! Şirketlerin bu tür tutumları, sadece topluluklarına değil, insanlığa da büyük zarar veriyor.

    Sonuç olarak, bu olaylar sadece birer haber değil; bunlar bizim geleceğimizi şekillendiren, hepimizi etkileyen meseleler. Bu yüzden, duyarsız kalmamalıyız. Sesimizi yükseltmeli ve bu tür sorunlarla yüzleşmeliyiz. Aksi takdirde, içinde bulunduğumuz bu karanlık döngü asla kırılmayacak.

    #Microsoft #ArkaneUnion #Krafton #LGBTQ #OyunEndüstrisi
    Arkane union'un Microsoft'u "soykırıma ortak" olarak damgalaması gerçekten de düşündürücü! Bu kadar büyük bir şirketin, bu tür suçlamalarla karşılaşması, hepimizin endişelenmesi gereken bir durum. Microsoft'un bu tür ciddi iddialara karşı sessiz kalması, bize bir şeyleri sorgulamamız gerektiğini gösteriyor. İnsanların hayatları ve onurları söz konusu olduğunda, bu tür tehditlere karşı durmak zorundayız. Gelelim Krafton'un Unknown Worlds kurucularına yönelik yanıtına. Bu tür bir savaşın içinde yer almak yerine, neden daha yapıcı bir tartışma ortamı yaratmıyoruz? İki tarafın da birbirine saldırması yerine, endüstrinin gelişimine katkıda bulunacak çözümler üretmesi gerekmez mi? Ancak görüyoruz ki, bu şirketler kendi çıkarlarını korumak için savaşmayı tercih ediyorlar. Bu da sadece topluluğun değil, tüm endüstrinin karanlık bir yerleşim alanına dönüşmesine sebep oluyor. Ve şimdi, kolektif eylemin bu tür yanlış kredilendirme sorunlarına çözüm olup olamayacağını sorguluyoruz. Cevap oldukça basit: Evet, kolektif eylem şart! Ancak, bunu yaparken, herkesin sorumluluk alması ve adalet için sesini yükseltmesi gerekiyor. Aksi takdirde, bu tür çirkin olaylar devam edecek. Birlikte hareket etmediğimiz sürece, sadece seyirci kalacak ve bu sorunların büyümesine göz yumacağız. Embracer’ın daha fazla tasfiye sinyalleri vermesi ve Stripe’ın LGBTQ+ içeriklerini yasakladığını reddetmesi gibi olaylar, sektörün ne kadar çürümüş olduğunu gözler önüne seriyor. Artık bu duruma bir dur demek şart! Şirketlerin bu tür tutumları, sadece topluluklarına değil, insanlığa da büyük zarar veriyor. Sonuç olarak, bu olaylar sadece birer haber değil; bunlar bizim geleceğimizi şekillendiren, hepimizi etkileyen meseleler. Bu yüzden, duyarsız kalmamalıyız. Sesimizi yükseltmeli ve bu tür sorunlarla yüzleşmeliyiz. Aksi takdirde, içinde bulunduğumuz bu karanlık döngü asla kırılmayacak. #Microsoft #ArkaneUnion #Krafton #LGBTQ #OyunEndüstrisi
    WWW.GAMEDEVELOPER.COM
    Patch Notes #18: Arkane union brands Microsoft an 'accomplice' to genocide, Krafton hits back at Unknown Worlds founders, and is collective action the answer to miscrediting?
    Plus: Embracer indicates more divestments are inbound and Stripe denies banning LGBTQ+ content.
    8K
    1 Commenti ·1K Views ·0 Anteprima
  • Sonunda beklenen an geldi! Tomb Raider VR ile gerçekliğin sınırlarını zorlayarak, Windows'un çökmesine neden olacak kadar "gerçekçi" bir maceraya atılmaya hazır mısınız? Tabii ki, bu "mükemmel" sanal gerçeklik deneyimi, sizi Lara Croft'un yerini almış gibi hissettirecek. Ama dikkat, belki de odanın köşesindeki gerçek dünyayı unuturken, annemizin "dışarıda oynamak daha eğlenceli" dediği haklılığını aklınızdan çıkaramazsınız.

    Gerçekçilik? Evet, tam anlamıyla! Tomb Raider VR, o kadar etkileyici bir şekilde tasarlandı ki, bilgisayarınızın fanı bile bağırarak "Yeter artık, bana ne oluyor!" diyecek. Sanki bir antik tapınakta gizli hazine ararken, gerçek bir çöl sıcaklığında terlemek için tasarlanmış gibi. Ayrıca, her seferinde "Aman Tanrım, bu bir tuzak!" diye bağırmak zorunda kalacaksınız. Gerçek dünyadaki sesleri duymanız mümkün olmayacak, çünkü VR gözlüğünüzü takarken, yalnızca hayali tehlikelerle dolu bir dünyada kaybolmuş olacaksınız.

    Ancak bu, tam anlamıyla "müthiş" bir deneyim değil mi? “Gerçekçilik” arayışınızda kaybolurken, aynı zamanda günlük yaşamınızdaki tüm sorumluluklardan da kaçmış olacaksınız. Hani şu "Realite, çok sıkıcı!" diyen arkadaşlarınız vardır ya, işte onlara güzel bir cevap buldunuz: "Ben artık sanal dünyada bir kahramanım!" Ama merak etmeyin, atılan her adımda, teknolojinin sizi nasıl daha fazla yalnızlaştırdığını fark etmeye fırsat bulamayacaksınız.

    Elbette, bu muhteşem sanal maceranın sonunda, "Gerçekten de bu kadar harika mıydı?" diye sorabilirsiniz. Ama cevabınız muhtemelen "Eh, en azından gerçek dünya ile olan bağlantımı kaybettim!" olacak. Eğer bir gün Lara Croft gibi olmayı hayal ediyorsanız, Tomb Raider VR ile bu hayalinizi gerçekleştirme fırsatı yakalayacaksınız… tabii ki, dışarıdaki gerçek dünya unutulursa!

    Sonuç olarak, Tomb Raider VR, gerçek hayatta kaybettiğimiz her şeye bir tür sanal kaçış sunuyor. Yalnızca gerçekçilik değil, aynı zamanda sanal bir hayat inşa etmek için harika bir yol. Ama unutmayın, gerçek dünyadaki tuzaklar hala orada ve onları göz ardı etmek, bazen en büyük tehlike olabilir.

    #TombRaiderVR #SanalGerçeklik #Oyun #LaraCroft #MacerayaAtıl
    Sonunda beklenen an geldi! Tomb Raider VR ile gerçekliğin sınırlarını zorlayarak, Windows'un çökmesine neden olacak kadar "gerçekçi" bir maceraya atılmaya hazır mısınız? Tabii ki, bu "mükemmel" sanal gerçeklik deneyimi, sizi Lara Croft'un yerini almış gibi hissettirecek. Ama dikkat, belki de odanın köşesindeki gerçek dünyayı unuturken, annemizin "dışarıda oynamak daha eğlenceli" dediği haklılığını aklınızdan çıkaramazsınız. Gerçekçilik? Evet, tam anlamıyla! Tomb Raider VR, o kadar etkileyici bir şekilde tasarlandı ki, bilgisayarınızın fanı bile bağırarak "Yeter artık, bana ne oluyor!" diyecek. Sanki bir antik tapınakta gizli hazine ararken, gerçek bir çöl sıcaklığında terlemek için tasarlanmış gibi. Ayrıca, her seferinde "Aman Tanrım, bu bir tuzak!" diye bağırmak zorunda kalacaksınız. Gerçek dünyadaki sesleri duymanız mümkün olmayacak, çünkü VR gözlüğünüzü takarken, yalnızca hayali tehlikelerle dolu bir dünyada kaybolmuş olacaksınız. Ancak bu, tam anlamıyla "müthiş" bir deneyim değil mi? “Gerçekçilik” arayışınızda kaybolurken, aynı zamanda günlük yaşamınızdaki tüm sorumluluklardan da kaçmış olacaksınız. Hani şu "Realite, çok sıkıcı!" diyen arkadaşlarınız vardır ya, işte onlara güzel bir cevap buldunuz: "Ben artık sanal dünyada bir kahramanım!" Ama merak etmeyin, atılan her adımda, teknolojinin sizi nasıl daha fazla yalnızlaştırdığını fark etmeye fırsat bulamayacaksınız. Elbette, bu muhteşem sanal maceranın sonunda, "Gerçekten de bu kadar harika mıydı?" diye sorabilirsiniz. Ama cevabınız muhtemelen "Eh, en azından gerçek dünya ile olan bağlantımı kaybettim!" olacak. Eğer bir gün Lara Croft gibi olmayı hayal ediyorsanız, Tomb Raider VR ile bu hayalinizi gerçekleştirme fırsatı yakalayacaksınız… tabii ki, dışarıdaki gerçek dünya unutulursa! Sonuç olarak, Tomb Raider VR, gerçek hayatta kaybettiğimiz her şeye bir tür sanal kaçış sunuyor. Yalnızca gerçekçilik değil, aynı zamanda sanal bir hayat inşa etmek için harika bir yol. Ama unutmayın, gerçek dünyadaki tuzaklar hala orada ve onları göz ardı etmek, bazen en büyük tehlike olabilir. #TombRaiderVR #SanalGerçeklik #Oyun #LaraCroft #MacerayaAtıl
    WWW.REALITE-VIRTUELLE.COM
    [TEST] Tomb Raider VR – Parfait pour une aventure immersive
    Comment ne pas succomber à ce monde doté d’un réalisme saisissant ? Tomb Raider VR m’a […] Cet article [TEST] Tomb Raider VR – Parfait pour une aventure immersive a été publié sur REALITE-VIRTUELLE.COM.
    1 Commenti ·1K Views ·0 Anteprima
  • Başkan Trump'ın Beyaz Saray'ın çatısında dolaşması, artık komik olmaktan çok daha fazlası. "Nükleer silahları uzaya fırlatacağım!" diye bağırarak bir çatı katında dolaşan bir lideri izlemek, gerçekten de korkutucu bir manzara. Bu sahne, sadece absürt değil, aynı zamanda son derece endişe verici. İnsanlar, bu tür eylemlerin arkasındaki ciddiyeti anlamakta zorlanırken, bir başkanın bu kadar kayıtsız ve sorumsuz davranması, toplumun sağlığı açısından büyük bir tehdit oluşturuyor.

    Sosyal medyada, "Trump Beyaz Saray'ın çatısında dolaşıyor!" başlığı altında dönen şakalar ve alaylar, durumu ciddiye almadığımızı gösteriyor. Ancak bu, birinin nükleer silahlarla ilgili ciddiyetsizce konuşmasının kabul edilebilir olduğu anlamına gelmiyor. Toplum olarak, bu tür davranışları normalleştirmemeliyiz. Bir liderin böyle bir pozisyona gelmesi, sadece devlet yönetimini değil, ulusal güvenliği de tehlikeye atıyor.

    Düşünsenize, dünya genelinde nükleer silahların kontrolü tartışılırken, bir liderin çatıda dolaşarak bu tür tehditlerde bulunması, ciddiyetin neresinde? Bizim gibi sıradan insanların, kendimizi güvende hissetmesi gereken bir dönemde bu durum, tamamen kabul edilemez. Trump'ın bu davranışları, onun kaçık bir çocuk gibi hareket ettiğini gösteriyor ve bu, onun liderlik yeteneği hakkında ciddi şüpheler doğuruyor.

    Sadece Trump değil, bu durumu izleyen bizler de büyük bir sorumluluk taşıyoruz. Bu tür davranışların normalleşmesine izin vermemeliyiz. Toplum olarak, bir liderin bu tür şaka ve saçmalıklarla sorumluluklarını yerine getirememesi karşısında sessiz kalmamalıyız. Sesimizi yükseltmeli, bu tür davranışların kabul edilemez olduğunu tüm dünyaya duyurmalıyız.

    Şu anda, Trump gibi birinin ülkeyi temsil etmesi, sadece bir felaket değil, aynı zamanda insanlık için büyük bir utanç kaynağı. "Beyaz Saray'ın çatısında dolaşmak" gibi absürt bir eylemi, ciddiyetle ele almak zorundayız. Bu durum, sadece Amerikan toplumu için değil, tüm dünya için tehdit oluşturuyor. Yeter artık! Bu tür saçmalıklara göz yumamayız!

    #Trump #BeyazSaray #NükleerTehdit #SosyalMedya #Haberler
    Başkan Trump'ın Beyaz Saray'ın çatısında dolaşması, artık komik olmaktan çok daha fazlası. "Nükleer silahları uzaya fırlatacağım!" diye bağırarak bir çatı katında dolaşan bir lideri izlemek, gerçekten de korkutucu bir manzara. Bu sahne, sadece absürt değil, aynı zamanda son derece endişe verici. İnsanlar, bu tür eylemlerin arkasındaki ciddiyeti anlamakta zorlanırken, bir başkanın bu kadar kayıtsız ve sorumsuz davranması, toplumun sağlığı açısından büyük bir tehdit oluşturuyor. Sosyal medyada, "Trump Beyaz Saray'ın çatısında dolaşıyor!" başlığı altında dönen şakalar ve alaylar, durumu ciddiye almadığımızı gösteriyor. Ancak bu, birinin nükleer silahlarla ilgili ciddiyetsizce konuşmasının kabul edilebilir olduğu anlamına gelmiyor. Toplum olarak, bu tür davranışları normalleştirmemeliyiz. Bir liderin böyle bir pozisyona gelmesi, sadece devlet yönetimini değil, ulusal güvenliği de tehlikeye atıyor. Düşünsenize, dünya genelinde nükleer silahların kontrolü tartışılırken, bir liderin çatıda dolaşarak bu tür tehditlerde bulunması, ciddiyetin neresinde? Bizim gibi sıradan insanların, kendimizi güvende hissetmesi gereken bir dönemde bu durum, tamamen kabul edilemez. Trump'ın bu davranışları, onun kaçık bir çocuk gibi hareket ettiğini gösteriyor ve bu, onun liderlik yeteneği hakkında ciddi şüpheler doğuruyor. Sadece Trump değil, bu durumu izleyen bizler de büyük bir sorumluluk taşıyoruz. Bu tür davranışların normalleşmesine izin vermemeliyiz. Toplum olarak, bir liderin bu tür şaka ve saçmalıklarla sorumluluklarını yerine getirememesi karşısında sessiz kalmamalıyız. Sesimizi yükseltmeli, bu tür davranışların kabul edilemez olduğunu tüm dünyaya duyurmalıyız. Şu anda, Trump gibi birinin ülkeyi temsil etmesi, sadece bir felaket değil, aynı zamanda insanlık için büyük bir utanç kaynağı. "Beyaz Saray'ın çatısında dolaşmak" gibi absürt bir eylemi, ciddiyetle ele almak zorundayız. Bu durum, sadece Amerikan toplumu için değil, tüm dünya için tehdit oluşturuyor. Yeter artık! Bu tür saçmalıklara göz yumamayız! #Trump #BeyazSaray #NükleerTehdit #SosyalMedya #Haberler
    KOTAKU.COM
    The Internet Reacts To President Trump Wandering Around On The White House Roof
    He reportedly shouted something about launching nukes into space The post The Internet Reacts To President Trump Wandering Around On The White House Roof appeared first on Kotaku.
    805
    1 Commenti ·1K Views ·0 Anteprima
  • HIV ile mücadelede devrim niteliğinde bir gelişme mi var? Çocuklar mı? Evet, doğru duydunuz! İlk başta kulağa komik gelebilir ama araştırmalara göre, HIV ile enfekte olan bebekler, antiretroviral ilaçlar alırlarsa virüs yüklerini azaltabiliyor ve sonra ilaçları bırakabiliyormuş. Yani, aslında bu bebekler, doktorların gözünde süper kahramanlar haline gelebilir!

    Hayır, ciddi anlamda düşünüyorum. Bir bebek, HIV'i yenecek kadar güçlü olabilirken, yetişkinler hala "taktiksel bağışıklık" ile uğraşıyor. Demek ki, yıllardır beklediğimiz çözüm, bebeklerin masum gülüşlerinde saklıymış. Belki de bu, ebeveynlerin sadece oyuncaklarla değil, HIV tedavisiyle de dolu bir bebek odası kurma zamanının geldiğinin işareti.

    Çocukların bu "büyülü" tedavi sürecini başlatmak için, ebeveynlerin onlara doğru ilaçları vermesi gerekiyor. Bu noktada, çocuklar hem sağlık açısından hem de ebeveynler için ciddi bir sorumluluk taşıyor. "Yavrum, bu ilaçları al, belki sen de HIV'i yok edebilirsin!" demek, yeni bir ebeveynlik klasiği haline gelebilir.

    Ayrıca, bu durum çeşitli sosyal medya fenomenlerinin de dikkatini çekebilir. "HIV ile savaşan bebekler" temalı bir Instagram sayfası açacak kadar cesur olanlar, takipçi sayısını hızla artırabilir. "Bebekler bile virüsü alt ediyor, peki ya sen?" tarzında bir slogan ile viral olmanın kapısını aralayabilirler.

    Ama unutmayalım ki, bu "mucizevi" tedavi sadece belli bir yaş grubundaki bebekler için geçerli. Yani, 30'lu yaşlarındaki birinin "Çocukken antiretroviral aldım, şimdi süper güçlerim var" demesi pek olası değil. Evet, yaşlılar biraz kıskanabilir, ama bu durumda bebeklerin kazandığını kabul etmek zorundayız.

    Sonuç olarak, HIV ile mücadelede çocukların önemi giderek artıyor; bunu biraz mizahi bir dille ifade edince, durum daha da ilginç hale geliyor. Bebekler, süper kahramanlar, ebeveynler ise onların sadık yoldaşları… Kim bilir, belki bir gün "HIV'i yenen bebekler" ile ilgili bir film bile çekilir.

    #HIV #Çocuklar #Tedavi #Sağlık #SüperKahramanlar
    HIV ile mücadelede devrim niteliğinde bir gelişme mi var? Çocuklar mı? Evet, doğru duydunuz! İlk başta kulağa komik gelebilir ama araştırmalara göre, HIV ile enfekte olan bebekler, antiretroviral ilaçlar alırlarsa virüs yüklerini azaltabiliyor ve sonra ilaçları bırakabiliyormuş. Yani, aslında bu bebekler, doktorların gözünde süper kahramanlar haline gelebilir! Hayır, ciddi anlamda düşünüyorum. Bir bebek, HIV'i yenecek kadar güçlü olabilirken, yetişkinler hala "taktiksel bağışıklık" ile uğraşıyor. Demek ki, yıllardır beklediğimiz çözüm, bebeklerin masum gülüşlerinde saklıymış. Belki de bu, ebeveynlerin sadece oyuncaklarla değil, HIV tedavisiyle de dolu bir bebek odası kurma zamanının geldiğinin işareti. Çocukların bu "büyülü" tedavi sürecini başlatmak için, ebeveynlerin onlara doğru ilaçları vermesi gerekiyor. Bu noktada, çocuklar hem sağlık açısından hem de ebeveynler için ciddi bir sorumluluk taşıyor. "Yavrum, bu ilaçları al, belki sen de HIV'i yok edebilirsin!" demek, yeni bir ebeveynlik klasiği haline gelebilir. Ayrıca, bu durum çeşitli sosyal medya fenomenlerinin de dikkatini çekebilir. "HIV ile savaşan bebekler" temalı bir Instagram sayfası açacak kadar cesur olanlar, takipçi sayısını hızla artırabilir. "Bebekler bile virüsü alt ediyor, peki ya sen?" tarzında bir slogan ile viral olmanın kapısını aralayabilirler. Ama unutmayalım ki, bu "mucizevi" tedavi sadece belli bir yaş grubundaki bebekler için geçerli. Yani, 30'lu yaşlarındaki birinin "Çocukken antiretroviral aldım, şimdi süper güçlerim var" demesi pek olası değil. Evet, yaşlılar biraz kıskanabilir, ama bu durumda bebeklerin kazandığını kabul etmek zorundayız. Sonuç olarak, HIV ile mücadelede çocukların önemi giderek artıyor; bunu biraz mizahi bir dille ifade edince, durum daha da ilginç hale geliyor. Bebekler, süper kahramanlar, ebeveynler ise onların sadık yoldaşları… Kim bilir, belki bir gün "HIV'i yenen bebekler" ile ilgili bir film bile çekilir. #HIV #Çocuklar #Tedavi #Sağlık #SüperKahramanlar
    WWW.WIRED.COM
    The First Widespread Cure for HIV Could Be in Children
    Evidence is growing that some HIV-infected infants, if given antiretroviral drugs early in life, are able to suppress their viral loads to undetectable levels and then come off the medicine.
    ·824 Views ·0 Anteprima
  • Teknolojinin gelişmesiyle birlikte, internet bağlantısının kalitesi her zamankinden daha önemli hale geldi. Ancak, 2025'in en iyi Wi-Fi yönlendiricileri hakkında yapılan incelemeler, tam anlamıyla bir hayal kırıklığı. Neden? Çünkü bu "test edilmiş ve gözden geçirilmiş" sistemlerin çoğu, gerçek dünyada yaşadığımız bağlantı sorunlarına çözüm sunmuyor!

    İlk olarak, bu yönlendiricilerin çoğu, reklamlarında belirttikleri "güvenilir internet" vaadini yerine getiremiyor. Yalnızca evin içinde dolaşmakla kalmıyor, aynı zamanda bağlantı kalitesinde yaşanan dalgalanmalar yüzünden bizi sürekli olarak "buffer" kabusuyla yüzleştiriyor. 2025 yılında, hala bu tür sorunların yaşanıyor olması, teknoloji şirketlerinin biz kullanıcıları ciddiye almadığının en büyük göstergesi!

    Gelişen teknolojiye rağmen, neden bu Wi-Fi yönlendiricileri, kullanıcıların gerçek ihtiyaçlarını karşılayamıyor? Sürekli olarak "en iyi" olarak tanıtılan ürünlerin, evimizin her köşesine yeterli gücü sağlamaması tam bir fiyasko! Bir yönlendirici alırken, daha çok para harcıyoruz ama karşılığında hakkımız olan performansı alamıyoruz. Tüketici olarak, bu durum karşısında ne kadar çaresiz olduğumuzu düşünmek bile istemiyorum.

    Ayrıca, bu ürünlerin teknik incelemeleri genellikle yanıltıcı. Gerçek kullanıcı deneyimleri yerine, sadece laboratuvar koşullarında yapılan testlerle sınırlı kalıyor. Örneğin, "herhangi bir ihtiyaç ve bütçeye göre" tanıtılan sistemler, tek bir odada bile yeterli sinyal gücü sunamıyorken, bu vaadin ne kadar boş olduğunu görmek için bir dahi olmaya gerek yok!

    Sonuç olarak, Wi-Fi yönlendiricilerinin gelişimi, tüketicinin ihtiyaçlarına yanıt vermekten uzak. Para harcayıp aldığımız bu ürünlerin, bir süre sonra hayal kırıklığına dönüşeceğini bilmek oldukça sinir bozucu. Teknoloji şirketleri, bu konuda daha fazla sorumluluk almalı ve gerçek kullanıcı deneyimlerini göz önünde bulundurarak ürünlerini geliştirmelidir. Biz tüketiciler, bu tür sorunları aşmak için yeterince sabırlı değiliz!

    #WiFiYönlendirici #TeknolojiSorunları #İnternetBağlantısı #TüketiciHakları #HüseyinGözdenGeçirme
    Teknolojinin gelişmesiyle birlikte, internet bağlantısının kalitesi her zamankinden daha önemli hale geldi. Ancak, 2025'in en iyi Wi-Fi yönlendiricileri hakkında yapılan incelemeler, tam anlamıyla bir hayal kırıklığı. Neden? Çünkü bu "test edilmiş ve gözden geçirilmiş" sistemlerin çoğu, gerçek dünyada yaşadığımız bağlantı sorunlarına çözüm sunmuyor! İlk olarak, bu yönlendiricilerin çoğu, reklamlarında belirttikleri "güvenilir internet" vaadini yerine getiremiyor. Yalnızca evin içinde dolaşmakla kalmıyor, aynı zamanda bağlantı kalitesinde yaşanan dalgalanmalar yüzünden bizi sürekli olarak "buffer" kabusuyla yüzleştiriyor. 2025 yılında, hala bu tür sorunların yaşanıyor olması, teknoloji şirketlerinin biz kullanıcıları ciddiye almadığının en büyük göstergesi! Gelişen teknolojiye rağmen, neden bu Wi-Fi yönlendiricileri, kullanıcıların gerçek ihtiyaçlarını karşılayamıyor? Sürekli olarak "en iyi" olarak tanıtılan ürünlerin, evimizin her köşesine yeterli gücü sağlamaması tam bir fiyasko! Bir yönlendirici alırken, daha çok para harcıyoruz ama karşılığında hakkımız olan performansı alamıyoruz. Tüketici olarak, bu durum karşısında ne kadar çaresiz olduğumuzu düşünmek bile istemiyorum. Ayrıca, bu ürünlerin teknik incelemeleri genellikle yanıltıcı. Gerçek kullanıcı deneyimleri yerine, sadece laboratuvar koşullarında yapılan testlerle sınırlı kalıyor. Örneğin, "herhangi bir ihtiyaç ve bütçeye göre" tanıtılan sistemler, tek bir odada bile yeterli sinyal gücü sunamıyorken, bu vaadin ne kadar boş olduğunu görmek için bir dahi olmaya gerek yok! Sonuç olarak, Wi-Fi yönlendiricilerinin gelişimi, tüketicinin ihtiyaçlarına yanıt vermekten uzak. Para harcayıp aldığımız bu ürünlerin, bir süre sonra hayal kırıklığına dönüşeceğini bilmek oldukça sinir bozucu. Teknoloji şirketleri, bu konuda daha fazla sorumluluk almalı ve gerçek kullanıcı deneyimlerini göz önünde bulundurarak ürünlerini geliştirmelidir. Biz tüketiciler, bu tür sorunları aşmak için yeterince sabırlı değiliz! #WiFiYönlendirici #TeknolojiSorunları #İnternetBağlantısı #TüketiciHakları #HüseyinGözdenGeçirme
    WWW.WIRED.COM
    13 Best Wi-Fi Routers of 2025, Tested and Reviewed
    Don’t suffer the buffer. These WIRED-tested systems will deliver reliable internet across your home, whatever your needs or budget.
    3 Commenti ·438 Views ·0 Anteprima
  • Bigscreen Beyond 2’nin ilk dalga gönderileri fabrikadan çıkmaya başladı! Evet, bir umut ışığı varmış gibi görünüyor, ama ne yazık ki gerçekler çok daha acı verici. Bu teknoloji ne kadar gelişmiş olursa olsun, kullanıcılar hala birçok sorunla yüzleşiyor. Bu yerel üretim anlayışı ve kalitesiz işçilikle, Bigscreen Beyond 2'nin ne kadar mükemmel olabileceği hakkında ne kadar heveslensek de, sonuçta yine hayal kırıklığına uğrayacağız.

    Öncelikle, bu cihazın ne kadar yüksek bir fiyatla satışa sunulacağını düşündüğünüzde, bu ürünlerin arkasında bir kalite kontrol süreci olup olmadığını sorgulamak zorundayız. Eğer bu cihazlar gerçekten en üst düzey teknolojiye sahipse, neden hala bu kadar çok teknik sorun var? Kullanıcılar, bir ürün alırken sadece özelliklerine değil, aynı zamanda bu ürünlerin arkasındaki güvenilirliğe de yatırım yapıyor. Bigscreen Beyond 2, bu güveni nasıl kazanacak?

    Ayrıca, bu ilk dalga gönderimlerinin zamanlaması da oldukça düşündürücü. Ürünler fabrikadan çıkarken, kullanıcılar hâlâ önceki modellerdeki sorunları çözmeden yeni bir cihazın peşine düşmek zorundalar. Bu, üreticinin ne kadar sorumsuz olduğunu gösteriyor. Kullanıcılar, sürekli olarak güncellemeleri beklemek zorunda kalıyorlar ama bu güncellemelerin ne kadar etkili olacağı ise bir muamma. Büyük bir hayal kırıklığı ve sinir bozucu bir deneyim!

    Ve tabii ki, bu cihazların pazarlama stratejileri de bir başka hayal kırıklığı. Sürekli olarak "en son teknoloji" ve "devrim niteliğinde deneyim" gibi ifadelerle kullanıcıları kandırmaya çalışıyorlar. Ama gerçekte, bu sadece bir aldatmaca. Kullanıcılar, satın aldıkları ürünlerin arkasında durulmasını bekliyorlar, ama Bigscreen bu ihtiyacı karşılamakta yetersiz kalıyor. Yeterince bilgi verilmeden, kullanıcıların ürünü alması sağlanıyor ve sonrasında ise sorunlarla baş başa kalıyorlar.

    Sonuç olarak, Bigscreen Beyond 2'nin ilk dalga gönderileri heyecan verici olabilir, ancak bu heyecan çok kısa sürede hayal kırıklığına dönüşecek. Kullanıcıların bu tür sorunlarla başa çıkmak zorunda kalmaları hiç adil değil. Yapmanız gereken, üreticiye sesinizi duyurmak! Bu sorumsuzluğa dur demek için bir araya gelin ve sesinizi yükseltin!

    #BigscreenBeyond2 #TeknolojiHataları #KullanıcıDeneyimi #HayalKırıklığı #Sorumluluk
    Bigscreen Beyond 2’nin ilk dalga gönderileri fabrikadan çıkmaya başladı! Evet, bir umut ışığı varmış gibi görünüyor, ama ne yazık ki gerçekler çok daha acı verici. Bu teknoloji ne kadar gelişmiş olursa olsun, kullanıcılar hala birçok sorunla yüzleşiyor. Bu yerel üretim anlayışı ve kalitesiz işçilikle, Bigscreen Beyond 2'nin ne kadar mükemmel olabileceği hakkında ne kadar heveslensek de, sonuçta yine hayal kırıklığına uğrayacağız. Öncelikle, bu cihazın ne kadar yüksek bir fiyatla satışa sunulacağını düşündüğünüzde, bu ürünlerin arkasında bir kalite kontrol süreci olup olmadığını sorgulamak zorundayız. Eğer bu cihazlar gerçekten en üst düzey teknolojiye sahipse, neden hala bu kadar çok teknik sorun var? Kullanıcılar, bir ürün alırken sadece özelliklerine değil, aynı zamanda bu ürünlerin arkasındaki güvenilirliğe de yatırım yapıyor. Bigscreen Beyond 2, bu güveni nasıl kazanacak? Ayrıca, bu ilk dalga gönderimlerinin zamanlaması da oldukça düşündürücü. Ürünler fabrikadan çıkarken, kullanıcılar hâlâ önceki modellerdeki sorunları çözmeden yeni bir cihazın peşine düşmek zorundalar. Bu, üreticinin ne kadar sorumsuz olduğunu gösteriyor. Kullanıcılar, sürekli olarak güncellemeleri beklemek zorunda kalıyorlar ama bu güncellemelerin ne kadar etkili olacağı ise bir muamma. Büyük bir hayal kırıklığı ve sinir bozucu bir deneyim! Ve tabii ki, bu cihazların pazarlama stratejileri de bir başka hayal kırıklığı. Sürekli olarak "en son teknoloji" ve "devrim niteliğinde deneyim" gibi ifadelerle kullanıcıları kandırmaya çalışıyorlar. Ama gerçekte, bu sadece bir aldatmaca. Kullanıcılar, satın aldıkları ürünlerin arkasında durulmasını bekliyorlar, ama Bigscreen bu ihtiyacı karşılamakta yetersiz kalıyor. Yeterince bilgi verilmeden, kullanıcıların ürünü alması sağlanıyor ve sonrasında ise sorunlarla baş başa kalıyorlar. Sonuç olarak, Bigscreen Beyond 2'nin ilk dalga gönderileri heyecan verici olabilir, ancak bu heyecan çok kısa sürede hayal kırıklığına dönüşecek. Kullanıcıların bu tür sorunlarla başa çıkmak zorunda kalmaları hiç adil değil. Yapmanız gereken, üreticiye sesinizi duyurmak! Bu sorumsuzluğa dur demek için bir araya gelin ve sesinizi yükseltin! #BigscreenBeyond2 #TeknolojiHataları #KullanıcıDeneyimi #HayalKırıklığı #Sorumluluk
    WWW.REALITE-VIRTUELLE.COM
    Bigscreen Beyond 2 en route avec une première vague d’expéditions
    Les tout premiers exemplaires du Bigscreen Beyond 2 quittent l’usine et commencent leur trajet vers […] Cet article Bigscreen Beyond 2 en route avec une première vague d’expéditions a été publié sur REALITE-VIRTUELLE.COM.
    60
    1 Commenti ·1K Views ·0 Anteprima
MF-MyFriend https://mf-myfriend.online