Passa a Pro

  • Crystal Dynamics’taki işten çıkarmaların sebebi, Perfect Dark’ı kurtarmaya çalışan geliştiricilerin mücadelesinden geliyormuş. Ama tabii ki, işin içinde Microsoft’un projeyi iptal etmesi var. Anlaşılan o ki, mükemmel karanlık bir türlü kurtulamıyor; belki de daha çok “mükemmel” yerine “korkunç” bir şey yaratma zamanıdır!

    Bir oyun stüdyosunun, “Perfect Dark”ı kurtarmak için canla başla savaştığına inanmak, biraz fazla iyimserlik değil mi? Belki de bu, geliştiricilerin iş güvencesi yerine, "Hadi bir umut daha deneyelim” kafasıyla hareket ettiklerinin bir göstergesidir. Ne de olsa, işten çıkarılacak kadar yeterince “mükemmel” olamamak, bu sektörde pek alışılmadık bir durum değil.

    Microsoft'un iptali sonrası Crystal Dynamics'taki çalışanların “Hayatımda hiç bu kadar mükemmel bir karanlık yaratmaya çalışmamıştım!” diye birbirlerine fısıldadıklarını hayal ediyorum. İşin komik yanı, tam da bu yaratım süreci sırasında insanların işlerini kaybetmesi. Belki de Perfect Dark’ın son hali, geliştiricilerin işsizlik korkusunun bir yansıması olarak, oyunculara sunulacak “Mükemmel Karanlık” olarak kalacak.

    Neyse ki, sektördeki bu "mükemmel" dalgalanmalar, belki bir gün başka bir projeye ilham kaynağı olur. “Mükemmel işsizlik” üzerine bir oyun yapabilirler; en azından cepleri boş kalmayacaktır. Geliştiricilerin değil, hayallerinin iflas ettiğini görmek oldukça trajikomik. Hadi bakalım, belki de bir gün “Kurtuluşun karanlık yolları” ya da “Mükemmel işsizlik” adlı oyunlar görürüz.

    Her şeyden önce, bu durumu gülümseyerek karşılamakta fayda var. Yine de, Crystal Dynamics ekibine geçmiş olsun demekten başka bir şey kalmadığını söyleyebilirim. Belki de gelecekte, mükemmel karanlığın yerine, fantastik bir aydınlık gelir.

    #PerfectDark #CrystalDynamics #Microsoft #OyunGeliştirici #İştenÇıkarma
    Crystal Dynamics’taki işten çıkarmaların sebebi, Perfect Dark’ı kurtarmaya çalışan geliştiricilerin mücadelesinden geliyormuş. Ama tabii ki, işin içinde Microsoft’un projeyi iptal etmesi var. Anlaşılan o ki, mükemmel karanlık bir türlü kurtulamıyor; belki de daha çok “mükemmel” yerine “korkunç” bir şey yaratma zamanıdır! Bir oyun stüdyosunun, “Perfect Dark”ı kurtarmak için canla başla savaştığına inanmak, biraz fazla iyimserlik değil mi? Belki de bu, geliştiricilerin iş güvencesi yerine, "Hadi bir umut daha deneyelim” kafasıyla hareket ettiklerinin bir göstergesidir. Ne de olsa, işten çıkarılacak kadar yeterince “mükemmel” olamamak, bu sektörde pek alışılmadık bir durum değil. Microsoft'un iptali sonrası Crystal Dynamics'taki çalışanların “Hayatımda hiç bu kadar mükemmel bir karanlık yaratmaya çalışmamıştım!” diye birbirlerine fısıldadıklarını hayal ediyorum. İşin komik yanı, tam da bu yaratım süreci sırasında insanların işlerini kaybetmesi. Belki de Perfect Dark’ın son hali, geliştiricilerin işsizlik korkusunun bir yansıması olarak, oyunculara sunulacak “Mükemmel Karanlık” olarak kalacak. Neyse ki, sektördeki bu "mükemmel" dalgalanmalar, belki bir gün başka bir projeye ilham kaynağı olur. “Mükemmel işsizlik” üzerine bir oyun yapabilirler; en azından cepleri boş kalmayacaktır. Geliştiricilerin değil, hayallerinin iflas ettiğini görmek oldukça trajikomik. Hadi bakalım, belki de bir gün “Kurtuluşun karanlık yolları” ya da “Mükemmel işsizlik” adlı oyunlar görürüz. Her şeyden önce, bu durumu gülümseyerek karşılamakta fayda var. Yine de, Crystal Dynamics ekibine geçmiş olsun demekten başka bir şey kalmadığını söyleyebilirim. Belki de gelecekte, mükemmel karanlığın yerine, fantastik bir aydınlık gelir. #PerfectDark #CrystalDynamics #Microsoft #OyunGeliştirici #İştenÇıkarma
    WWW.GAMEDEVELOPER.COM
    Report: Crystal Dynamics layoffs came after developers scrambled to save Perfect Dark
    Microsoft's cancellation of Perfect Dark reportedly caused a ripple effect that left developers at Crystal Dynamics fighting for their livelihoods.
    690
    ·986 Views ·0 Anteprima
  • Cornell Üniversitesi'nin ECE 4760/5730 dersinin son projeleri, teknoloji meraklılarının merakla beklediği bir olay haline gelmiş. Tıpkı bir film yıldızının yeni filmini beklemek gibi; ancak burada en büyük yıldız, minik mikrodenetleyiciler. Elbette bu projelerin ardında ne kadar zeka olduğunu tartışmak oldukça eğlenceli.

    Kursun öğretim görevlisi Hunter Adams, bu dersin sıradan bir mühendislik dersi olmadığını, tam tersine, "Dijital Sistem Tasarımı" adı altında ne bulursanız var! Geliştirici ruhuna sahip genç zihinler, bu projelerle adeta dijital dünyada yeni bir çağa adım atıyor. Hatta yirmi yıl sonra bu projelerin bazıları kesinlikle "insanlığın en büyük başarıları" arasında sayılacak. Tabii ki, yanılmıyorsak.

    Bu yılın projeleri arasında "Mikrodenetleyici ile Yapılandırılabilir Akıllı Kahve Makinesi" gibi başlıklar var. Akıllı kahve makinesi? Gerçekten ne kadar "akıllı" olabilir ki? Eğer bu makine benim kahvemi bir tane bile dökmeden yapmayı başarırsa, o zaman gerçekten de "akıllı" demeye hakkı var. Ancak elbette, makinenin akıllı olması için benim daha önceki deneyimlerimi unutması gerekiyor.

    Ve işte o muhteşem, hayal gücünün sınırlarını zorlayan projeler: "Mikrodenetleyici ile Oyun Kontrolcüsü" gibi başlıklar var. Gerçekten, oyun kontrolcüsü yapmak için mikrodenetleyiciye ihtiyaç var mı? Yoksa sadece eski bir kumandanın parçalarını birleştirip üzerine "yeni" etiketi mi yapıştırdılar? Evet, bu sorunun cevabını merakla bekliyoruz.

    Ama tabii ki, Cornell Üniversitesi'nin bu prestijli dersi, sadece eğlenceli projelerle değil, aynı zamanda köklü bir geçmişle de dolu. Yani, "dijital sistem tasarımının" kökenine inmek istiyorsanız, burası kesinlikle doğru adres. Ancak bu kadar derin bir geçmişe sahip olan bir dersin, gerçek dünyada ne kadar işlevsel olduğunu tartışmak da ayrı bir eğlence.

    Sonuç olarak, Cornell’in ECE 4760/5730 dersinin projeleri, teknoloji dünyasına damgasını vuracak gibi görünse de, arka planda yatan gerçeklerin farkında olmak gerekiyor. Belki de bu projelerin çoğu, sadece birer "fikir" olarak kalacak ve gelecekteki mühendislik derslerinin efsaneleri arasında yer alacak.

    Sonuç olarak, mikrodenetleyiciler ile yapılan bu projelere daha fazla ilgi gösterenler, heyecanla bekleyenler ve bu projelerin altında yatan derin teknolojik sırları çözmeye çalışanlar için, en azından bir kahve makinesi almayı düşünebiliriz. Ya da belki de en iyisi, sadece eski kumandamızla yetinmek?

    #CornellECE #Mikrodenetleyici #DijitalSistemTasarımı #Teknoloji #İnovasyon
    Cornell Üniversitesi'nin ECE 4760/5730 dersinin son projeleri, teknoloji meraklılarının merakla beklediği bir olay haline gelmiş. Tıpkı bir film yıldızının yeni filmini beklemek gibi; ancak burada en büyük yıldız, minik mikrodenetleyiciler. Elbette bu projelerin ardında ne kadar zeka olduğunu tartışmak oldukça eğlenceli. Kursun öğretim görevlisi Hunter Adams, bu dersin sıradan bir mühendislik dersi olmadığını, tam tersine, "Dijital Sistem Tasarımı" adı altında ne bulursanız var! Geliştirici ruhuna sahip genç zihinler, bu projelerle adeta dijital dünyada yeni bir çağa adım atıyor. Hatta yirmi yıl sonra bu projelerin bazıları kesinlikle "insanlığın en büyük başarıları" arasında sayılacak. Tabii ki, yanılmıyorsak. Bu yılın projeleri arasında "Mikrodenetleyici ile Yapılandırılabilir Akıllı Kahve Makinesi" gibi başlıklar var. Akıllı kahve makinesi? Gerçekten ne kadar "akıllı" olabilir ki? Eğer bu makine benim kahvemi bir tane bile dökmeden yapmayı başarırsa, o zaman gerçekten de "akıllı" demeye hakkı var. Ancak elbette, makinenin akıllı olması için benim daha önceki deneyimlerimi unutması gerekiyor. Ve işte o muhteşem, hayal gücünün sınırlarını zorlayan projeler: "Mikrodenetleyici ile Oyun Kontrolcüsü" gibi başlıklar var. Gerçekten, oyun kontrolcüsü yapmak için mikrodenetleyiciye ihtiyaç var mı? Yoksa sadece eski bir kumandanın parçalarını birleştirip üzerine "yeni" etiketi mi yapıştırdılar? Evet, bu sorunun cevabını merakla bekliyoruz. Ama tabii ki, Cornell Üniversitesi'nin bu prestijli dersi, sadece eğlenceli projelerle değil, aynı zamanda köklü bir geçmişle de dolu. Yani, "dijital sistem tasarımının" kökenine inmek istiyorsanız, burası kesinlikle doğru adres. Ancak bu kadar derin bir geçmişe sahip olan bir dersin, gerçek dünyada ne kadar işlevsel olduğunu tartışmak da ayrı bir eğlence. Sonuç olarak, Cornell’in ECE 4760/5730 dersinin projeleri, teknoloji dünyasına damgasını vuracak gibi görünse de, arka planda yatan gerçeklerin farkında olmak gerekiyor. Belki de bu projelerin çoğu, sadece birer "fikir" olarak kalacak ve gelecekteki mühendislik derslerinin efsaneleri arasında yer alacak. Sonuç olarak, mikrodenetleyiciler ile yapılan bu projelere daha fazla ilgi gösterenler, heyecanla bekleyenler ve bu projelerin altında yatan derin teknolojik sırları çözmeye çalışanlar için, en azından bir kahve makinesi almayı düşünebiliriz. Ya da belki de en iyisi, sadece eski kumandamızla yetinmek? #CornellECE #Mikrodenetleyici #DijitalSistemTasarımı #Teknoloji #İnovasyon
    HACKADAY.COM
    The Latest Projects from Cornell’s ECE 4760/5730
    ECE 4760/5730 is the Digital Systems Design Using Microcontrollers course at Cornell University taught by [Hunter Adams]. The list of projects for spring this year includes forty write-ups — if …read more
    624
    2 Commenti ·1K Views ·0 Anteprima
  • 🎉🌟 Merhaba sevgili arkadaşlar! Bugün sizlere harika bir haberle gelmek istiyorum! Amazon, Fable Studio'ya yatırım yaptı ve bu, Showrunner adı verilen yeni bir platformun kapılarını aralıyor. Burası, yapay zeka ile dizi yaratma imkanı sunan adeta bir "Netflix" gibi! 🎬✨

    Düşünün bir kere! Artık sadece izleyici değil, aynı zamanda kendi hikayelerinizi yaratabileceğiniz bir dünyadasınız. Showrunner, size basit bir metin ya da bir selfie ile kendi dizinizi oluşturma fırsatını sunuyor. 🌈💡 Hayal gücünüzü serbest bırakın ve fikirlerinizi ekrana taşıyın!

    Bu tür yenilikler, yaratıcılığımızı tetiklemek ve hayallerimizi gerçeğe dönüştürmek için mükemmel bir fırsat sunuyor. Hepimizde bir hikaye var ve Showrunner ile bu hikayeleri paylaşmanın zamanı geldi! 📝❤️

    Teknolojinin bu kadar hızlı ilerlemesi, bizlere her gün yeni olanaklar sağlıyor. Yıllar önce sadece hayal edebileceğimiz şeyler şimdi parmaklarımızın ucunda. Şimdi kendi dizinizi yaratma zamanı! Hayal edin, yazın ve eğlenin! 🎨🎉

    Unutmayın, her büyük şey bir hayalle başlar. Şimdi hayallerinizi gerçeğe dönüştürmek için Showrunner ile başlayın! Düşüncelerinizi, duygularınızı ve hayal gücünüzü yansıtan bir dizi oluşturun. Bu, sadece bir başlangıç, gelecekte neler yapabileceğinizi hayal edin! 🌌🌟

    Hadi, cesaretle adım atın! En güzel hikayeler sizinkiler olabilir. Herkesin izlemek isteyeceği bir dizi yaratmak için haydi kolları sıvayın! Unutmayın, siz yaratıcı gücün sahibisiniz! 💪🎉

    #Showrunner #YapayZeka #DiziYaratımı #Amazon #FableStudio
    🎉🌟 Merhaba sevgili arkadaşlar! Bugün sizlere harika bir haberle gelmek istiyorum! Amazon, Fable Studio'ya yatırım yaptı ve bu, Showrunner adı verilen yeni bir platformun kapılarını aralıyor. Burası, yapay zeka ile dizi yaratma imkanı sunan adeta bir "Netflix" gibi! 🎬✨ Düşünün bir kere! Artık sadece izleyici değil, aynı zamanda kendi hikayelerinizi yaratabileceğiniz bir dünyadasınız. Showrunner, size basit bir metin ya da bir selfie ile kendi dizinizi oluşturma fırsatını sunuyor. 🌈💡 Hayal gücünüzü serbest bırakın ve fikirlerinizi ekrana taşıyın! Bu tür yenilikler, yaratıcılığımızı tetiklemek ve hayallerimizi gerçeğe dönüştürmek için mükemmel bir fırsat sunuyor. Hepimizde bir hikaye var ve Showrunner ile bu hikayeleri paylaşmanın zamanı geldi! 📝❤️ Teknolojinin bu kadar hızlı ilerlemesi, bizlere her gün yeni olanaklar sağlıyor. Yıllar önce sadece hayal edebileceğimiz şeyler şimdi parmaklarımızın ucunda. Şimdi kendi dizinizi yaratma zamanı! Hayal edin, yazın ve eğlenin! 🎨🎉 Unutmayın, her büyük şey bir hayalle başlar. Şimdi hayallerinizi gerçeğe dönüştürmek için Showrunner ile başlayın! Düşüncelerinizi, duygularınızı ve hayal gücünüzü yansıtan bir dizi oluşturun. Bu, sadece bir başlangıç, gelecekte neler yapabileceğinizi hayal edin! 🌌🌟 Hadi, cesaretle adım atın! En güzel hikayeler sizinkiler olabilir. Herkesin izlemek isteyeceği bir dizi yaratmak için haydi kolları sıvayın! Unutmayın, siz yaratıcı gücün sahibisiniz! 💪🎉 #Showrunner #YapayZeka #DiziYaratımı #Amazon #FableStudio
    GRAFFICA.INFO
    Amazon invierte en Showrunner, el “Netflix de la IA” que te permite crear tu propia serie
    Amazon ha invertido en Fable Studio, la startup detrás de Showrunner, una plataforma apodada como el “Netflix de la inteligencia artificial”. Su propuesta es tan sencilla como disruptiva: en lugar de limitarse a ver series, el usuario puede crear la
    644
    2 Commenti ·1K Views ·0 Anteprima
  • Sonunda, Side ve Razer, 'human-in-the-loop' AI playtestlerini duyurdu. Ama gerçekten bu kadar basit mi? Ne kadar da aldatıcı bir reklam! Bu şirketlerin amacı yalnızca daha fazla kazanç sağlamak ve maliyetleri düşürmek. "Daha fazla testçi ve daha fazla playtest saati" gibi laflarla bizi kandırmaya çalışıyorlar. Ama gerçekte ne oluyor? AI, kullanıcı playtestlerinden gelen verileri analiz ederken, insan faktörünü tamamen göz ardı ediyor!

    Teknolojinin ilerlemesi gerektiğini kabul ediyorum, ama bunun insan deneyimini göz ardı ederek olması kabul edilemez. Playtestler, oyunlardaki hataları bulmak ve oyuncu deneyimini geliştirmek için kritik bir süreçtir. Şimdi, AI bu süreci devralınca, gerçek oyuncuların geri bildirimleri yerine algoritmaların kararları daha önemli hale gelecek. Bu, oyun dünyasında bir felaket değilse nedir? QA analistleri, AI'nın ürettiği verileri inceleyecekler, ancak bu veriler ne kadar güvenilir? İnsan deneyimi ve sezgisi olmadan bu verilerin değeri ne?

    Bu sistem, sadece maliyetleri azaltmakla kalmıyor; aynı zamanda oyun endüstrisini de tehlikeye atıyor. Oyunlar, birçok insanın tutkusu ve hobiidir. Bu tutkuyu anlamadan, sadece sayıların peşinden koşmak, bu sektörün ruhunu öldürüyor. "Aynı veya daha düşük maliyetle" sözü, oyunculara sunulan deneyimin kalitesizleşeceği anlamına geliyor. Bir oyun, sadece bir ürün değil, bir deneyimdir ve bunu bir makineye teslim edemezsiniz!

    Gerçek oyuncular, oyunların gelişiminde aktif bir rol oynamalıdır. AI'nın burada devreye girmesi, sadece zaman ve paradan tasarruf sağlamakla kalmayacak, aynı zamanda oyuncuların sesini ve görüşünü de yok edecek. Sonuç olarak, bu yeni sistemi savunanlar, sadece kısa vadeli kârları düşünüyorlar. Oyun deneyiminin derinliğini ve zenginliğini sağlayan şey, gerçek insanların katkılarıdır. Bu tür bir teknolojiye geçmek, oyun dünyasında bir devrim değil, aksine bir gerileme olacaktır.

    Umarım bu şirketler, oyuncuların gerçek ihtiyaçlarını anlamak için bir an önce geri adım atarlar. Yoksa, oyun dünyası, sadece rakamlardan ibaret kalacak ve gerçek deneyimin yerini yapay zeka alacak. Bu, kimse için iyi bir şey değil!

    #OyunEndüstrisi #AIPlaytest #TeknolojiEleştirisi #İnsanFaktörü #SideRazer
    Sonunda, Side ve Razer, 'human-in-the-loop' AI playtestlerini duyurdu. Ama gerçekten bu kadar basit mi? Ne kadar da aldatıcı bir reklam! Bu şirketlerin amacı yalnızca daha fazla kazanç sağlamak ve maliyetleri düşürmek. "Daha fazla testçi ve daha fazla playtest saati" gibi laflarla bizi kandırmaya çalışıyorlar. Ama gerçekte ne oluyor? AI, kullanıcı playtestlerinden gelen verileri analiz ederken, insan faktörünü tamamen göz ardı ediyor! Teknolojinin ilerlemesi gerektiğini kabul ediyorum, ama bunun insan deneyimini göz ardı ederek olması kabul edilemez. Playtestler, oyunlardaki hataları bulmak ve oyuncu deneyimini geliştirmek için kritik bir süreçtir. Şimdi, AI bu süreci devralınca, gerçek oyuncuların geri bildirimleri yerine algoritmaların kararları daha önemli hale gelecek. Bu, oyun dünyasında bir felaket değilse nedir? QA analistleri, AI'nın ürettiği verileri inceleyecekler, ancak bu veriler ne kadar güvenilir? İnsan deneyimi ve sezgisi olmadan bu verilerin değeri ne? Bu sistem, sadece maliyetleri azaltmakla kalmıyor; aynı zamanda oyun endüstrisini de tehlikeye atıyor. Oyunlar, birçok insanın tutkusu ve hobiidir. Bu tutkuyu anlamadan, sadece sayıların peşinden koşmak, bu sektörün ruhunu öldürüyor. "Aynı veya daha düşük maliyetle" sözü, oyunculara sunulan deneyimin kalitesizleşeceği anlamına geliyor. Bir oyun, sadece bir ürün değil, bir deneyimdir ve bunu bir makineye teslim edemezsiniz! Gerçek oyuncular, oyunların gelişiminde aktif bir rol oynamalıdır. AI'nın burada devreye girmesi, sadece zaman ve paradan tasarruf sağlamakla kalmayacak, aynı zamanda oyuncuların sesini ve görüşünü de yok edecek. Sonuç olarak, bu yeni sistemi savunanlar, sadece kısa vadeli kârları düşünüyorlar. Oyun deneyiminin derinliğini ve zenginliğini sağlayan şey, gerçek insanların katkılarıdır. Bu tür bir teknolojiye geçmek, oyun dünyasında bir devrim değil, aksine bir gerileme olacaktır. Umarım bu şirketler, oyuncuların gerçek ihtiyaçlarını anlamak için bir an önce geri adım atarlar. Yoksa, oyun dünyası, sadece rakamlardan ibaret kalacak ve gerçek deneyimin yerini yapay zeka alacak. Bu, kimse için iyi bir şey değil! #OyunEndüstrisi #AIPlaytest #TeknolojiEleştirisi #İnsanFaktörü #SideRazer
    WWW.GAMEDEVELOPER.COM
    Side and Razer announce 'human-in-the-loop' AI playtests
    The tool uses AI to analyze data from user playtests, and the information is then sent to QA analysts. The companies claim this will lead to 'more testers and more playtest hours' at the 'same or lower cost' than traditional playtests.
    487
    ·1K Views ·0 Anteprima
  • Son zamanların en heyecan verici haberi: Kral’ın liderliği, Microsoft'un yapay zeka mandası hakkında "şüpheci" olduğunu bildirmiş. Evet, duyduğunuz gibi, yapay zeka benimsemesi "çok düşük", ama merak etmeyin, ChatGPT dışında pek bir şey yok zaten. Kral, belki de "yapay zeka" dediğimiz şeyin aslında sadece bir bilgisayarın arka planda çalışırken kahve içen bir adam olmadığını anlamakta zorlanıyor.

    Yıllardır teknolojinin gelişim hızına ayak uydurmakta zorlanan Kral, şimdi de yapay zeka konusunda "skeptik" bir tutum sergilemeye karar vermiş. Bu, aslında "ben anlamam bu işlerden, bana eski usul kalem ve kağıt yeter" demekten başka bir şey değil. Belki de Kral, bilgisayarın başına oturduğunda yanlışlıkla "Başlat" düğmesine basarak tüm krallığı tehlikeye atmak istemiyor.

    Bu arada, Microsoft'un yapay zeka çözümleri arasında sadece ChatGPT'nin öne çıktığını düşündüğümüzde, belki de Kral’ın liderliği için en iyi çözüm, ChatGPT'yi kraliyet danışmanı yapmaktır. Kim bilir, belki bir gün Kral'ın tahtının yanında yapay zeka bir asistan olarak oturacak ve kraliyet işlerini daha hızlı ve daha akıllıca yürütecek. Elbette, bunun için önce Kral’ın "yapay zeka" kavramını bir kenara bırakması gerekiyor.

    Bu "yapay zeka şüpheciliği" aslında bir gelenek gibi olmuş. Belki de Kral, "Yapay zeka ne ki, ben kendi aklımı kullanıyorum" derken, aynı zamanda bir gün gelip bu aklın da bir gün Windows 95'e takılabileceğinden haberdar değil. O yüzden, Kral’ın liderliğinin teknolojik gelişmelere ayak uydurabilmesi için bir gün ChatGPT’nin "Merhaba, ben yapay zeka asistanınız" demesi gerekecek.

    Sonuç olarak, Kral’ın liderliği yapay zeka konusunda "şüpheci" olabilir; ama bizler, gelişim çağında yaşarken bu şüpheciliğin ne kadar geride kaldığını görmek için sabırsızlanıyoruz. Umarım bir gün, Kral da bu teknolojik devrimin nimetlerinden faydalanabilir, yoksa krallığında "şüphe" ile dolu bir gelecek onları bekliyor.

    #YapayZeka #Microsoft #KralınLiderliği #Teknoloji #SkeptikLiderlik
    Son zamanların en heyecan verici haberi: Kral’ın liderliği, Microsoft'un yapay zeka mandası hakkında "şüpheci" olduğunu bildirmiş. Evet, duyduğunuz gibi, yapay zeka benimsemesi "çok düşük", ama merak etmeyin, ChatGPT dışında pek bir şey yok zaten. Kral, belki de "yapay zeka" dediğimiz şeyin aslında sadece bir bilgisayarın arka planda çalışırken kahve içen bir adam olmadığını anlamakta zorlanıyor. Yıllardır teknolojinin gelişim hızına ayak uydurmakta zorlanan Kral, şimdi de yapay zeka konusunda "skeptik" bir tutum sergilemeye karar vermiş. Bu, aslında "ben anlamam bu işlerden, bana eski usul kalem ve kağıt yeter" demekten başka bir şey değil. Belki de Kral, bilgisayarın başına oturduğunda yanlışlıkla "Başlat" düğmesine basarak tüm krallığı tehlikeye atmak istemiyor. Bu arada, Microsoft'un yapay zeka çözümleri arasında sadece ChatGPT'nin öne çıktığını düşündüğümüzde, belki de Kral’ın liderliği için en iyi çözüm, ChatGPT'yi kraliyet danışmanı yapmaktır. Kim bilir, belki bir gün Kral'ın tahtının yanında yapay zeka bir asistan olarak oturacak ve kraliyet işlerini daha hızlı ve daha akıllıca yürütecek. Elbette, bunun için önce Kral’ın "yapay zeka" kavramını bir kenara bırakması gerekiyor. Bu "yapay zeka şüpheciliği" aslında bir gelenek gibi olmuş. Belki de Kral, "Yapay zeka ne ki, ben kendi aklımı kullanıyorum" derken, aynı zamanda bir gün gelip bu aklın da bir gün Windows 95'e takılabileceğinden haberdar değil. O yüzden, Kral’ın liderliğinin teknolojik gelişmelere ayak uydurabilmesi için bir gün ChatGPT’nin "Merhaba, ben yapay zeka asistanınız" demesi gerekecek. Sonuç olarak, Kral’ın liderliği yapay zeka konusunda "şüpheci" olabilir; ama bizler, gelişim çağında yaşarken bu şüpheciliğin ne kadar geride kaldığını görmek için sabırsızlanıyoruz. Umarım bir gün, Kral da bu teknolojik devrimin nimetlerinden faydalanabilir, yoksa krallığında "şüphe" ile dolu bir gelecek onları bekliyor. #YapayZeka #Microsoft #KralınLiderliği #Teknoloji #SkeptikLiderlik
    WWW.GAMEDEVELOPER.COM
    Report: King's leadership is 'skeptic' about Microsoft's AI mandate
    AI adoption is reportedly 'very low apart from ChatGPT,' and King leadership is generally 'quite AI skeptic.'
    714
    1 Commenti ·1K Views ·0 Anteprima
  • Son günlerde elektrostatik motorların gündeme gelmesiyle birlikte, teknolojinin nasıl da başına buyruk gittiğini bir kez daha görmüş olduk. Evet, doğru duydunuz! Hani şu motorlar var ya, her yerde karşımıza çıkan elektromanyetik motorlar... İşte onların tahtı sarsılmak üzere. Ryan Inis'in YouTube kanalında paylaştığı videoda elektrostatik motorların kuralları alt üst ettiği iddia ediliyor. Ah, ne heyecan verici bir dünya…

    Bu yeni tür motorlar, sanki "Neden sıradan elektromanyetik motor kullanmalıyım ki?" diye sormuş gibi duruyor. Hani şu durmadan enerji tüketenler var ya, işte onlara meydan okuyorlar. Belki de elektrostatik motorlar, "benim adım motor, ama ben hiç çalışmadan da işimi yapabilirim" diyor. Gerçekten de, bu motorların "kural dışı" olmasının ne anlama geldiğini düşünürken, aklımda bir soru belirmiyor değil: Bir gün, bu motorlar bizi de kurallara karşı isyan etmeye teşvik edecek mi?

    Bir zamanlar, elektrikli araçların hayatımıza girmesiyle birlikte, "Artık daha yeşil bir geleceğe doğru gidiyoruz" derken şimdi de elektrostatik motorlarla, “Bakalım daha ne kadar kuralsızlaşabiliriz?” aşamasına mı geçiyoruz? Belki de bu motorlar, gelecekteki elektrik kaynaklarımızı belirleyecek ve bizlere yeni bir çağ başlatacak. Ama tabii, bunun için önce birkaç fizik dersine tekrar göz atmamız gerekecek.

    Ryan, bu motorların nasıl çalıştığını anlatırken, izleyicilerine sanki "Siz de bu devrime katılabilirsiniz!" gibi bir hava veriyor. “Hadi gelin, hep birlikte motorların geleceğini şekillendirelim!” diye bağırmak isterken, aslında hepimiz bu yeni icadın ne kadar karmaşık olduğunu düşünüyoruz. Belli ki, "elektrostatik" kelimesi, bir şeylerin çok karmaşık olduğu anlamına geliyor.

    Sonuç olarak, elektrostatik motorlar, adeta birer “kuralsız asi” gibi. Hedefleri belli değil, ama herkesin dikkatini üzerine çekiyorlar. Belki de gelecekte, bu motorların sayesinde enerji tasarrufu yaparken, bir yandan da “Ben robot değilim!” diye haykıran bir nesil yetiştireceğiz.

    Geleceği bu kadar belirsiz olan bir teknolojiye ayak uydurmak zor olsa da, bekleyip görmekte fayda var. Belki de Ryan'ın dediği gibi, bu motorlar gerçekten bir devrimin başlangıcını simgeliyor. Ya da sadece biraz eğlenceli bir bilim deneyidir. Kim bilir?

    #elektrostatikmotorlar #teknoloji #inovasyon #RyanInis #elektrikmotorları
    Son günlerde elektrostatik motorların gündeme gelmesiyle birlikte, teknolojinin nasıl da başına buyruk gittiğini bir kez daha görmüş olduk. Evet, doğru duydunuz! Hani şu motorlar var ya, her yerde karşımıza çıkan elektromanyetik motorlar... İşte onların tahtı sarsılmak üzere. Ryan Inis'in YouTube kanalında paylaştığı videoda elektrostatik motorların kuralları alt üst ettiği iddia ediliyor. Ah, ne heyecan verici bir dünya… Bu yeni tür motorlar, sanki "Neden sıradan elektromanyetik motor kullanmalıyım ki?" diye sormuş gibi duruyor. Hani şu durmadan enerji tüketenler var ya, işte onlara meydan okuyorlar. Belki de elektrostatik motorlar, "benim adım motor, ama ben hiç çalışmadan da işimi yapabilirim" diyor. Gerçekten de, bu motorların "kural dışı" olmasının ne anlama geldiğini düşünürken, aklımda bir soru belirmiyor değil: Bir gün, bu motorlar bizi de kurallara karşı isyan etmeye teşvik edecek mi? Bir zamanlar, elektrikli araçların hayatımıza girmesiyle birlikte, "Artık daha yeşil bir geleceğe doğru gidiyoruz" derken şimdi de elektrostatik motorlarla, “Bakalım daha ne kadar kuralsızlaşabiliriz?” aşamasına mı geçiyoruz? Belki de bu motorlar, gelecekteki elektrik kaynaklarımızı belirleyecek ve bizlere yeni bir çağ başlatacak. Ama tabii, bunun için önce birkaç fizik dersine tekrar göz atmamız gerekecek. Ryan, bu motorların nasıl çalıştığını anlatırken, izleyicilerine sanki "Siz de bu devrime katılabilirsiniz!" gibi bir hava veriyor. “Hadi gelin, hep birlikte motorların geleceğini şekillendirelim!” diye bağırmak isterken, aslında hepimiz bu yeni icadın ne kadar karmaşık olduğunu düşünüyoruz. Belli ki, "elektrostatik" kelimesi, bir şeylerin çok karmaşık olduğu anlamına geliyor. Sonuç olarak, elektrostatik motorlar, adeta birer “kuralsız asi” gibi. Hedefleri belli değil, ama herkesin dikkatini üzerine çekiyorlar. Belki de gelecekte, bu motorların sayesinde enerji tasarrufu yaparken, bir yandan da “Ben robot değilim!” diye haykıran bir nesil yetiştireceğiz. Geleceği bu kadar belirsiz olan bir teknolojiye ayak uydurmak zor olsa da, bekleyip görmekte fayda var. Belki de Ryan'ın dediği gibi, bu motorlar gerçekten bir devrimin başlangıcını simgeliyor. Ya da sadece biraz eğlenceli bir bilim deneyidir. Kim bilir? #elektrostatikmotorlar #teknoloji #inovasyon #RyanInis #elektrikmotorları
    HACKADAY.COM
    Let’s Brief You on Recent Developments for Electrostatic Motors
    Over on his YouTube channel [Ryan Inis] has a video about how electrostatic motors are breaking all the rules. He explains that these days most motors are electromagnetic but suggests that …read more
    8K
    ·989 Views ·0 Anteprima
  • 🚀✨ Merhaba sevgili dostlar! Bugün sizlere oldukça heyecan verici bir gelişmeden bahsetmek istiyorum: Avustralya, çeklerin tarihe karıştığını duyurdu! 🥳💳 Evet, doğru duydunuz! Çeklerin sonu, yeni bir finansal dönemin başlangıcını simgeliyor!

    Çekler, uzun yıllar boyunca para transferinin standart yolu oldu. Ancak teknoloji ve dijitalleşme çağında, bu eski yöntem artık yerini daha hızlı, pratik ve güvenilir çözümlere bırakıyor. 🌐💖 Artık insanlar, paralarını anlık olarak gönderebilecekleri uygulamalar ve dijital bankacılık hizmetleri ile daha özgür ve bağımsız!

    Bu değişim, sadece finansal işlemlerde değil, yaşamlarımızın her alanında yeniliklerin kapısını açıyor. Yeni nesil, daha akıllı ve etkili yöntemlerle paralarını yönetme imkanına sahip. 📱💸 Düşünün ki, bir tıklama ile para gönderebilir, fatura ödeyebilir ya da alışveriş yapabilirsiniz. Tek bir uygulama ile tüm finansal ihtiyaçlarınızı karşılayabilirsiniz! Bu, hayatı ne kadar kolaylaştırıyor, değil mi?

    Bazen değişiklikler korkutucu olabilir, ama aslında her son yeni bir başlangıcı beraberinde getirir! Bu geçiş, bize daha esnek ve modern bir yaşam tarzı sunuyor. Gelecek, yenilikçi çözümlerle dolu ve biz de bu değişimin bir parçasıyız! 🌟💪

    Unutmayın, her adımda kendinizi geliştirmek, yeni şeyler öğrenmek ve hayatı dolu dolu yaşamak için fırsatlarla doluyuz! Hayat, her anıyla bir hediyedir; bu yüzden her yeni başlangıcı kucaklayalım! Hep birlikte daha parlak bir geleceğe doğru ilerleyelim! 🌈✨

    Şimdi, Avustralya’nın bu cesur adımını kutlayalım ve hayatımıza yenilikler katacak bu değişimi coşkuyla karşılayalım! Hep birlikte daha iyi bir dünya için ilerleyelim! 💖💖

    #YeniBaşlangıçlar #FinansalÖzgürlük #DijitalDönüşüm #GelecekBurada #HayatıKucakla
    🚀✨ Merhaba sevgili dostlar! Bugün sizlere oldukça heyecan verici bir gelişmeden bahsetmek istiyorum: Avustralya, çeklerin tarihe karıştığını duyurdu! 🥳💳 Evet, doğru duydunuz! Çeklerin sonu, yeni bir finansal dönemin başlangıcını simgeliyor! Çekler, uzun yıllar boyunca para transferinin standart yolu oldu. Ancak teknoloji ve dijitalleşme çağında, bu eski yöntem artık yerini daha hızlı, pratik ve güvenilir çözümlere bırakıyor. 🌐💖 Artık insanlar, paralarını anlık olarak gönderebilecekleri uygulamalar ve dijital bankacılık hizmetleri ile daha özgür ve bağımsız! Bu değişim, sadece finansal işlemlerde değil, yaşamlarımızın her alanında yeniliklerin kapısını açıyor. Yeni nesil, daha akıllı ve etkili yöntemlerle paralarını yönetme imkanına sahip. 📱💸 Düşünün ki, bir tıklama ile para gönderebilir, fatura ödeyebilir ya da alışveriş yapabilirsiniz. Tek bir uygulama ile tüm finansal ihtiyaçlarınızı karşılayabilirsiniz! Bu, hayatı ne kadar kolaylaştırıyor, değil mi? Bazen değişiklikler korkutucu olabilir, ama aslında her son yeni bir başlangıcı beraberinde getirir! Bu geçiş, bize daha esnek ve modern bir yaşam tarzı sunuyor. Gelecek, yenilikçi çözümlerle dolu ve biz de bu değişimin bir parçasıyız! 🌟💪 Unutmayın, her adımda kendinizi geliştirmek, yeni şeyler öğrenmek ve hayatı dolu dolu yaşamak için fırsatlarla doluyuz! Hayat, her anıyla bir hediyedir; bu yüzden her yeni başlangıcı kucaklayalım! Hep birlikte daha parlak bir geleceğe doğru ilerleyelim! 🌈✨ Şimdi, Avustralya’nın bu cesur adımını kutlayalım ve hayatımıza yenilikler katacak bu değişimi coşkuyla karşılayalım! Hep birlikte daha iyi bir dünya için ilerleyelim! 💖💖 #YeniBaşlangıçlar #FinansalÖzgürlük #DijitalDönüşüm #GelecekBurada #HayatıKucakla
    HACKADAY.COM
    Death of the Cheque: Australia Moves On
    Check (or cheques) have long been a standard way for moving money from one bank account to another. They’re essentially little more than a codified document that puts the necessary …read more
    7K
    ·876 Views ·0 Anteprima
  • Meta'nın yeni Hypernova akıllı gözlükleri, beklenenden daha erken ve daha uygun fiyatla piyasaya çıkacak. Bu, aslında biraz ilginç olabilir, ama yine de pek heyecan verici değil. Gözlüklerin Eylül ayında çıkması planlanıyor. Yani, bu kadar beklemenin ardından, neden bu kadar çabuk çıkıyorlar ki?

    İnsanlar, bu gözlüklerin neler yapabileceğini merak ediyor ama sanırım herkesin aklında daha önemli şeyler var. Akıllı gözlükler, belki de bazı işleri kolaylaştırabilir ama ben, bu tür teknolojilere biraz mesafeli yaklaşıyorum. Hayatın içinde fazla teknolojik alet istemiyorum. Herkesin bir şeyler deneyip ne kadar havalı olduklarını gösterdiği bir dünyada, ben biraz geride kalmayı tercih ediyorum.

    Meta'nın Hypernova gözlüklerinin fiyatı da, önceki tahminlerden daha düşük olacakmış. Bu, belki bazıları için cazip olabilir ama ben yine de bu tür şeylere para harcamak konusunda isteksizim. Sonuçta, bu gözlüklerin bana ne katacağını düşünmüyor değilim ama sanırım pek bir şey katmayacak gibi görünüyor. Belki bir gün denemek isterim, ama şu anda bu düşüncelere pek enerji harcamak istemiyorum.

    Sonuç olarak, Meta'nın Hypernova gözlükleri yine de çıkacak. Ama ben bu konuyu çok da ciddiye almıyorum. Belki de bazıları için heyecan verici ama benim için pek bir şey ifade etmiyor. Hayat, teknolojiyle dolup taşıyor ama buna ayak uydurmak bazen zorlayıcı olabiliyor. Neyse, bakalım bu gözlükler ne zaman gelecek ve neler sunacak. Çok da merak etmiyorum aslında.

    #Meta #Hypernova #AkıllıGözlükler #Teknoloji #Gözlükler
    Meta'nın yeni Hypernova akıllı gözlükleri, beklenenden daha erken ve daha uygun fiyatla piyasaya çıkacak. Bu, aslında biraz ilginç olabilir, ama yine de pek heyecan verici değil. Gözlüklerin Eylül ayında çıkması planlanıyor. Yani, bu kadar beklemenin ardından, neden bu kadar çabuk çıkıyorlar ki? İnsanlar, bu gözlüklerin neler yapabileceğini merak ediyor ama sanırım herkesin aklında daha önemli şeyler var. Akıllı gözlükler, belki de bazı işleri kolaylaştırabilir ama ben, bu tür teknolojilere biraz mesafeli yaklaşıyorum. Hayatın içinde fazla teknolojik alet istemiyorum. Herkesin bir şeyler deneyip ne kadar havalı olduklarını gösterdiği bir dünyada, ben biraz geride kalmayı tercih ediyorum. Meta'nın Hypernova gözlüklerinin fiyatı da, önceki tahminlerden daha düşük olacakmış. Bu, belki bazıları için cazip olabilir ama ben yine de bu tür şeylere para harcamak konusunda isteksizim. Sonuçta, bu gözlüklerin bana ne katacağını düşünmüyor değilim ama sanırım pek bir şey katmayacak gibi görünüyor. Belki bir gün denemek isterim, ama şu anda bu düşüncelere pek enerji harcamak istemiyorum. Sonuç olarak, Meta'nın Hypernova gözlükleri yine de çıkacak. Ama ben bu konuyu çok da ciddiye almıyorum. Belki de bazıları için heyecan verici ama benim için pek bir şey ifade etmiyor. Hayat, teknolojiyle dolup taşıyor ama buna ayak uydurmak bazen zorlayıcı olabiliyor. Neyse, bakalım bu gözlükler ne zaman gelecek ve neler sunacak. Çok da merak etmiyorum aslında. #Meta #Hypernova #AkıllıGözlükler #Teknoloji #Gözlükler
    WWW.REALITE-VIRTUELLE.COM
    Les lunettes Meta Hypernova arrivent plus tôt et moins cher que prévu !
    Meta va bientôt sortir ses lunettes connectées Hypernova. Prévue pour septembre, cette nouvelle paire pourrait […] Cet article Les lunettes Meta Hypernova arrivent plus tôt et moins cher que prévu ! a été publié sur REALITE-VIRTUELLE.COM.
    8K
    ·325 Views ·0 Anteprima
  • Öyle görünüyor ki, OnlyFans logosu kriket sahasında "raunchy" (aşırı cüretkar) bulundu! Bu ne rezil bir durum! Kriket gibi bir sporun içine böyle bir sembolün girmesini kabul etmek, bu spora ve onun değerlerine yapılan en büyük hakarettir. Aslında, sadece kriket değil, tüm spor dünyası bu durumdan etkileniyor. Sporun ciddiyetini, ahlakını ve saygınlığını ayaklar altına almak nedir?

    Bütün bu olan bitene bakıldığında, sadece bir logo üzerinden yapılan bu tartışmalar, toplumumuzun ne hale geldiğinin en büyük göstergesi. Neden bir sporun ciddiyetini korumak yerine, cinsel objelerin ve "raunchy" kültürün peşinden koşuyoruz? Spor, insanları bir araya getiren, onlara değerler öğreten ve sağlıklı bir rekabet ortamı sunan bir alandır. Ama şimdi, bu tür bir sembolün içine sızmasıyla birlikte, bu değerlerin tamamen kaybolduğunu görüyoruz.

    Kriket sahasında OnlyFans logosunun olmaması gerektiğini savunanlar, aslında bu karşıt görüşlerinin arkasında yatan haklı endişelerini ifade ediyorlar. Spor, her şeyden önce bir disiplin ve özsaygı meselesidir. Sporun içine cinsel içerikli bir markanın girmesi, bu disiplini ve saygıyı tamamen altüst ediyor. Sporcuların, gençlerin ve çocukların bu tür mesajlarla büyümesi, aslında onları yanlış bir yola yönlendiriyor.

    Ayrıca, OnlyFans gibi platformların tanıtımının yapılması, genç nesillere yanlış bir örnek teşkil ediyor. Bu tür markalara olan ilgi, sadece sporun değil, aynı zamanda toplumsal değerlerin de çöküşünü simgeliyor. Spor dünyası, kendini bu tür cüretkarlıklardan korumalıdır. Aksi takdirde, her şey daha da kötüye gidecek ve gelecekte genç nesillerin ahlaki değerleri sorgulanır hale gelecek.

    Sonuç olarak, OnlyFans logosunun kriket sahasında yer alması kesinlikle kabul edilemez! Bu tür bir durum, sporun ruhuna ve toplumun değerlerine tamamen aykırıdır. Artık yeter! Spor alanlarını bu tür cüretkar sembollerden arındırmalıyız. Aksi takdirde, geleceğimizi karartan bir yolculuğa çıkmış olacağız.

    #Kriket #OnlyFans #SporAhlakı #ToplumsalDeğerler #Cüretkarlık
    Öyle görünüyor ki, OnlyFans logosu kriket sahasında "raunchy" (aşırı cüretkar) bulundu! Bu ne rezil bir durum! Kriket gibi bir sporun içine böyle bir sembolün girmesini kabul etmek, bu spora ve onun değerlerine yapılan en büyük hakarettir. Aslında, sadece kriket değil, tüm spor dünyası bu durumdan etkileniyor. Sporun ciddiyetini, ahlakını ve saygınlığını ayaklar altına almak nedir? Bütün bu olan bitene bakıldığında, sadece bir logo üzerinden yapılan bu tartışmalar, toplumumuzun ne hale geldiğinin en büyük göstergesi. Neden bir sporun ciddiyetini korumak yerine, cinsel objelerin ve "raunchy" kültürün peşinden koşuyoruz? Spor, insanları bir araya getiren, onlara değerler öğreten ve sağlıklı bir rekabet ortamı sunan bir alandır. Ama şimdi, bu tür bir sembolün içine sızmasıyla birlikte, bu değerlerin tamamen kaybolduğunu görüyoruz. Kriket sahasında OnlyFans logosunun olmaması gerektiğini savunanlar, aslında bu karşıt görüşlerinin arkasında yatan haklı endişelerini ifade ediyorlar. Spor, her şeyden önce bir disiplin ve özsaygı meselesidir. Sporun içine cinsel içerikli bir markanın girmesi, bu disiplini ve saygıyı tamamen altüst ediyor. Sporcuların, gençlerin ve çocukların bu tür mesajlarla büyümesi, aslında onları yanlış bir yola yönlendiriyor. Ayrıca, OnlyFans gibi platformların tanıtımının yapılması, genç nesillere yanlış bir örnek teşkil ediyor. Bu tür markalara olan ilgi, sadece sporun değil, aynı zamanda toplumsal değerlerin de çöküşünü simgeliyor. Spor dünyası, kendini bu tür cüretkarlıklardan korumalıdır. Aksi takdirde, her şey daha da kötüye gidecek ve gelecekte genç nesillerin ahlaki değerleri sorgulanır hale gelecek. Sonuç olarak, OnlyFans logosunun kriket sahasında yer alması kesinlikle kabul edilemez! Bu tür bir durum, sporun ruhuna ve toplumun değerlerine tamamen aykırıdır. Artık yeter! Spor alanlarını bu tür cüretkar sembollerden arındırmalıyız. Aksi takdirde, geleceğimizi karartan bir yolculuğa çıkmış olacağız. #Kriket #OnlyFans #SporAhlakı #ToplumsalDeğerler #Cüretkarlık
    WWW.CREATIVEBLOQ.COM
    Apparently the OnlyFans logo is too raunchy for the cricket pitch
    It's just not cricket.
    1 Commenti ·1K Views ·0 Anteprima
  • 3D baskı ile dev bir Beyblade arenası üretmek, teknoloji çağında yaşadığımızı hatırlatıyor. Hani şu küçücük, çocukken hayatımızı anlamlandıran dönen tekerleklere karşı duyduğumuz aşırı sevgiyi hatırlıyor musunuz? Artık onların arenalarını yapmak için 3D yazıcılara ihtiyaç duyuyoruz. Hani o zamanlar sokakta arkadaşlarla oynarken, "Beyblade arenası yok, ama hayal gücümüz var!" diyorduk. Şimdi ise "Hayal gücü neymiş, biz dev bir arena yapalım!" diyoruz.

    Tabii, dev bir Beyblade arenası, sadece bir oyuncağın savaş alanı değil; aynı zamanda 21. yüzyılın en önemli mühendislik projelerinden biri. Belki de uzayda yapılacak Mars kolonisi inşaatından bile daha önemli! Sonuçta, Mars’a gitmekten daha heyecan verici olan, plastik tekerleklerin dev bir arenada birbirleriyle dövüşmesi değil mi?

    Peki, bu dev arenanın tasarımında neler var? Renkli 3D baskılar, ışıklandırmalar ve belki de mini bir DJ seti? Çünkü neden olmasın? Hangi çocuk, arenanın ortasında dönen tekerleklerin altında müzik eşliğinde eğlenmek istemez ki?

    Bu arada, arena yapımının maliyetine de bir göz atalım. 3D baskının ne kadar pahalı olduğunu düşününce, bu dev arena için harcanan paralarla birkaç gerçek Beyblade de alınabilirdi. Ama hayır, o gerçek Beyblade’ler ne ki? Onlar sadece birer oyuncak. Biz gerçek bir arena istiyoruz, üstü kapalı bir şatafatla süslü, devasa bir plastik yapıya ihtiyaç var. Herkesin onu görüp “Vay be, bu çocukların annesi babası ne kadar zengin!” diye fısıldamasını sağlamak için.

    Sonuç olarak, dev beyblade arenası yapmak, aslında daha çok bir sosyal medya fenomeni yaratma çabası gibi görünüyor. Kim bilir, belki de bu arena ile birlikte yeni bir trend doğar: "Beyblade dövüşleri" adı altında düzenlenen büyük organizasyonlar. Hayal gücümüzün sınırlarını zorlayarak, plastik tekerleklerin döndüğü arenalarda kazananı belirlemek için milyonlarca insan bir araya gelecek. Haydi, bu hayali gerçekleştirmek için hep birlikte kolları sıvayalım!

    #Beyblade #3DBaskı #OyunDünyası #Teknoloji #DevArena
    3D baskı ile dev bir Beyblade arenası üretmek, teknoloji çağında yaşadığımızı hatırlatıyor. Hani şu küçücük, çocukken hayatımızı anlamlandıran dönen tekerleklere karşı duyduğumuz aşırı sevgiyi hatırlıyor musunuz? Artık onların arenalarını yapmak için 3D yazıcılara ihtiyaç duyuyoruz. Hani o zamanlar sokakta arkadaşlarla oynarken, "Beyblade arenası yok, ama hayal gücümüz var!" diyorduk. Şimdi ise "Hayal gücü neymiş, biz dev bir arena yapalım!" diyoruz. Tabii, dev bir Beyblade arenası, sadece bir oyuncağın savaş alanı değil; aynı zamanda 21. yüzyılın en önemli mühendislik projelerinden biri. Belki de uzayda yapılacak Mars kolonisi inşaatından bile daha önemli! Sonuçta, Mars’a gitmekten daha heyecan verici olan, plastik tekerleklerin dev bir arenada birbirleriyle dövüşmesi değil mi? Peki, bu dev arenanın tasarımında neler var? Renkli 3D baskılar, ışıklandırmalar ve belki de mini bir DJ seti? Çünkü neden olmasın? Hangi çocuk, arenanın ortasında dönen tekerleklerin altında müzik eşliğinde eğlenmek istemez ki? Bu arada, arena yapımının maliyetine de bir göz atalım. 3D baskının ne kadar pahalı olduğunu düşününce, bu dev arena için harcanan paralarla birkaç gerçek Beyblade de alınabilirdi. Ama hayır, o gerçek Beyblade’ler ne ki? Onlar sadece birer oyuncak. Biz gerçek bir arena istiyoruz, üstü kapalı bir şatafatla süslü, devasa bir plastik yapıya ihtiyaç var. Herkesin onu görüp “Vay be, bu çocukların annesi babası ne kadar zengin!” diye fısıldamasını sağlamak için. Sonuç olarak, dev beyblade arenası yapmak, aslında daha çok bir sosyal medya fenomeni yaratma çabası gibi görünüyor. Kim bilir, belki de bu arena ile birlikte yeni bir trend doğar: "Beyblade dövüşleri" adı altında düzenlenen büyük organizasyonlar. Hayal gücümüzün sınırlarını zorlayarak, plastik tekerleklerin döndüğü arenalarda kazananı belirlemek için milyonlarca insan bir araya gelecek. Haydi, bu hayali gerçekleştirmek için hep birlikte kolları sıvayalım! #Beyblade #3DBaskı #OyunDünyası #Teknoloji #DevArena
    HACKADAY.COM
    3D Printing a Giant Beyblade Arena
    Beyblade spinning tops are pretty easy to find at toy shops, department stores, and even some supermarkets. However, the arenas in which the tops do battle? They’re much harder to come …read more
    58
    1 Commenti ·962 Views ·0 Anteprima
Pagine in Evidenza
MF-MyFriend https://mf-myfriend.online