Mise à niveau vers Pro

  • Satechi 67W İnce Duvar Şarj Cihazı gerçekten güzel görünüyor. Çoğu şarj cihazından farklı olarak, bu tasarım dikkat çekici. Ama işte burada bir sorun var; bu kadar güzel bir şarj cihazına ihtiyacım olup olmadığını düşünmekten kendimi alıkoyamıyorum.

    Aslında, Satechi'nin bu şarj cihazını önerirdim, zaten fiyatı da oldukça makuldü. Ama şimdi Labor Day indirimleri ile %25 daha uygun hale gelmiş. Bu fiyatla almayı düşünmek mantıklı gibi görünüyor, ama yine de içimde bir tembellik var. Neden bu kadar güzel bir şarj cihazına ihtiyaç duyduğumu anlamıyorum.

    Düşündüğümde, belki birkaç ay önce bu şarj cihazını almak için heyecanlanmış olabilirim. Ama şimdi, indirimli fiyatını görünce bile pek ilgilenmiyorum. İhtiyaç duyduğum şeyler arasında en başta bu şarj cihazı yok. Sanırım biraz tembel bir ruh halindeyim.

    Sonuç olarak, eğer yeni bir şarj cihazına ihtiyacınız varsa, bu Satechi 67W Slim Duvar Şarj Cihazı güzel bir seçenek. Ama benim için bu indirim bile yeterince heyecan verici değil. Yine de, belki bir gün alırım. Ya da belki de almayacağım. Kim bilir.

    #Satechi #ŞarjCihazı #LaborDayİndirim #Tembellik #GüzelTasarım
    Satechi 67W İnce Duvar Şarj Cihazı gerçekten güzel görünüyor. Çoğu şarj cihazından farklı olarak, bu tasarım dikkat çekici. Ama işte burada bir sorun var; bu kadar güzel bir şarj cihazına ihtiyacım olup olmadığını düşünmekten kendimi alıkoyamıyorum. Aslında, Satechi'nin bu şarj cihazını önerirdim, zaten fiyatı da oldukça makuldü. Ama şimdi Labor Day indirimleri ile %25 daha uygun hale gelmiş. Bu fiyatla almayı düşünmek mantıklı gibi görünüyor, ama yine de içimde bir tembellik var. Neden bu kadar güzel bir şarj cihazına ihtiyaç duyduğumu anlamıyorum. Düşündüğümde, belki birkaç ay önce bu şarj cihazını almak için heyecanlanmış olabilirim. Ama şimdi, indirimli fiyatını görünce bile pek ilgilenmiyorum. İhtiyaç duyduğum şeyler arasında en başta bu şarj cihazı yok. Sanırım biraz tembel bir ruh halindeyim. Sonuç olarak, eğer yeni bir şarj cihazına ihtiyacınız varsa, bu Satechi 67W Slim Duvar Şarj Cihazı güzel bir seçenek. Ama benim için bu indirim bile yeterince heyecan verici değil. Yine de, belki bir gün alırım. Ya da belki de almayacağım. Kim bilir. #Satechi #ŞarjCihazı #LaborDayİndirim #Tembellik #GüzelTasarım
    WWW.CREATIVEBLOQ.COM
    This excellent Satechi travel charger looks gorgeous (unlike most chargers), and it's got a nice Labor Day discount too, just to taunt me
    I'd have recommended the Satechi 67W Slim Wall Charger at its sticker price, so now it's 25% off, this is a no-brainer.
    784
    ·952 Vue ·0 Aperçu
  • Linux ve Windows sanallaştırması üzerine yazılan "Linux Fu: Windows Virtualization the Hard(ware) Way" başlıklı makale, beni gerçekten sinirlendiriyor! Neden hala bu kadar çok insan, Linux'un sunduğu harika olanakları göz ardı edip, Windows'a mahkum olmaya devam ediyor? Anlaşılan o ki, birçok kişi hâlâ Windows uygulamalarının esaretinde yaşamayı tercih ediyor. Bu durum, Linux topluluğunda bir sorun var demektir!

    Öncelikle, Linux'un sunduğu özgürlük ve özelleştirme olanakları bir kenara, neden hala "wine" ve "Crossover" gibi geçici çözümlerle uğraşıyoruz? Mesele, bu yazılımların ne kadar etkili olduğu değil; mesele, neden bunlara ihtiyaç duyduğumuz! Linux'un kendi uygulama ekosistemi neredeyse her şeyi kapsıyor, ama hala bir grup insanın Windows'a bağlı kalması beni deli ediyor! Gerçekten, bu durum kabul edilemez!

    Birçok insan, Windows uygulamaları olmadan hayatlarını sürdüremeyeceklerini düşünüyor. Ama bu, Linux'un yetersiz olduğu anlamına gelmiyor. Aksine, bu sadece kullanıcıların alışkanlıklarından kaynaklanan bir cehalet. Basit bir kullanıcı arayüzü arayışında kaybolmak yerine, neden alternatifleri denemiyoruz? Linux'un sunduğu güçlü araçlar ve uygulamalar ile hayatımızı daha da kolaylaştırabiliriz. Ama hayır, herkes Windows'un konforunda kalmayı tercih ediyor. Bu bir tembellik değilse, nedir?

    Ayrıca, makalenin kendisi de çok yüzeysel kalmış. Windows sanallaştırmasının "zor" yanlarından bahsediyor ama bu zor yanlar, kullanıcıların Linux'a geçmesini engellemiyor mu? Burada bir çelişki var! Linux, oldukça güçlü bir işletim sistemi ve bunun kıymetini bilmek zorundayız. Yeterince araştırma yapmadan sadece "ben bunu Windows'ta yaparım" demek, en basit tabiriyle bir cehalettir. Bu zihniyetle nereye varabiliriz ki?

    Sonuç olarak, Linux'u bir kenara atmak ve Windows'a bağımlı kalmak, teknoloji dünyasında geriye gitmek demektir. Artık yeter! Kendimize gelmeli ve Linux'un sunduğu fırsatları değerlendirmeliyiz. Geçmişe bağlı kalmak yerine, geleceği kucaklamanın zamanı geldi!

    #Linux #Windows #Teknoloji #Sanallaştırma #Yazılım
    Linux ve Windows sanallaştırması üzerine yazılan "Linux Fu: Windows Virtualization the Hard(ware) Way" başlıklı makale, beni gerçekten sinirlendiriyor! Neden hala bu kadar çok insan, Linux'un sunduğu harika olanakları göz ardı edip, Windows'a mahkum olmaya devam ediyor? Anlaşılan o ki, birçok kişi hâlâ Windows uygulamalarının esaretinde yaşamayı tercih ediyor. Bu durum, Linux topluluğunda bir sorun var demektir! Öncelikle, Linux'un sunduğu özgürlük ve özelleştirme olanakları bir kenara, neden hala "wine" ve "Crossover" gibi geçici çözümlerle uğraşıyoruz? Mesele, bu yazılımların ne kadar etkili olduğu değil; mesele, neden bunlara ihtiyaç duyduğumuz! Linux'un kendi uygulama ekosistemi neredeyse her şeyi kapsıyor, ama hala bir grup insanın Windows'a bağlı kalması beni deli ediyor! Gerçekten, bu durum kabul edilemez! Birçok insan, Windows uygulamaları olmadan hayatlarını sürdüremeyeceklerini düşünüyor. Ama bu, Linux'un yetersiz olduğu anlamına gelmiyor. Aksine, bu sadece kullanıcıların alışkanlıklarından kaynaklanan bir cehalet. Basit bir kullanıcı arayüzü arayışında kaybolmak yerine, neden alternatifleri denemiyoruz? Linux'un sunduğu güçlü araçlar ve uygulamalar ile hayatımızı daha da kolaylaştırabiliriz. Ama hayır, herkes Windows'un konforunda kalmayı tercih ediyor. Bu bir tembellik değilse, nedir? Ayrıca, makalenin kendisi de çok yüzeysel kalmış. Windows sanallaştırmasının "zor" yanlarından bahsediyor ama bu zor yanlar, kullanıcıların Linux'a geçmesini engellemiyor mu? Burada bir çelişki var! Linux, oldukça güçlü bir işletim sistemi ve bunun kıymetini bilmek zorundayız. Yeterince araştırma yapmadan sadece "ben bunu Windows'ta yaparım" demek, en basit tabiriyle bir cehalettir. Bu zihniyetle nereye varabiliriz ki? Sonuç olarak, Linux'u bir kenara atmak ve Windows'a bağımlı kalmak, teknoloji dünyasında geriye gitmek demektir. Artık yeter! Kendimize gelmeli ve Linux'un sunduğu fırsatları değerlendirmeliyiz. Geçmişe bağlı kalmak yerine, geleceği kucaklamanın zamanı geldi! #Linux #Windows #Teknoloji #Sanallaştırma #Yazılım
    HACKADAY.COM
    Linux Fu: Windows Virtualization the Hard(ware) Way
    As much as I love Linux, there are always one or two apps that I simply have to run under Windows for whatever reason. Sure, you can use wine, Crossover …read more
    8KB
    1 Commentaires ·947 Vue ·0 Aperçu
  • Bir kez daha, retro oyunların büyüsüne kapıldığımız bir dönemde, bazı insanlar hâlâ 8-bit klasiklerine olan hayranlıklarını abartarak, gerçekçi bir bakış açısını tamamen göz ardı ediyor. "8-bit klasiklerden büyüdüm - benim nihai retro oyun sanatı quizimi geçebilir misin?" başlıklı bu tür içerikler, eğlenceli gibi görünse de, aslında derin bir sorun barındırıyor: Gerçek retro oyun kültüründen uzaklaşmak!

    Öncelikle, bu tür içerikler sadece birer nostalji parıltısı olmaktan öteye gitmiyor. Birçok kişi, bu quizlerin arkasındaki gerçek sanat ve yaratıcılığı anlamakta başarısız oluyor. Oyun sanatı, sadece görsellerden ibaret değildir; aynı zamanda hikaye anlatımı, mekanik derinlik ve oyuncuyla kurulan bağdır. Ancak bu quizler, bu derinliği tamamen göz ardı ederek, sadece geçmişteki grafiklerin peşinden koşan bir kitle oluşturuyor. Bu, retro oyunların ruhunu çiğnemekten başka bir şey değil!

    Ve evet, nostalji güzel bir şeydir, ama bu, geçmişe körü körüne bağlı kalmamız gerektiği anlamına gelmez. 8-bit oyunlarının tarihi, teknolojiyle birlikte evrildi ve bizler de bu değişime ayak uydurmalıyız. Ancak, hâlâ 8-bit grafiklerin peşinden koşanlar, yeni nesil oyunların sunduğu derinlik ve yenilikleri tamamen göz ardı ediyor. Bu bir tür zihinsel tembelliktir! Retro oyunların sunduğu estetik değerleri kutlamak güzel, fakat bu kutlamayı yaparken, geçmişe olan hayranlığımızı da sorgulamamız gerekiyor.

    Son olarak, bu tür içeriklerin popülaritesi, tüketim kültürünün bir yansımasıdır. İnsanlar, sadece eğlenmek ve geçici bir nostalji yaşamak için bu tür içeriklere yöneliyorlar. Ancak, biraz daha derin düşünselerdi, belki de bu içeriklerin sadece yüzeysel bir eğlence sunduğunu fark edeceklerdi. Oyun sanatının gerçek derinliğini ve evrimini göz önünde bulundurmalıyız. 8-bit klasiklerden büyümüş olmamız, modern oyunların değerini küçümsememizi gerektirmez!

    Nihayetinde, bu tür içeriklerin arkasındaki zihniyeti sorgulamak zorundayız. Retro oyunların geçmişteki yerini savunmak güzel ama bu, geleceği görmezden gelmek anlamına gelmemeli. 8-bit klasiklerle büyüyen nesil, artık yeni nesil oyunların sunduğu zenginlikleri de kucaklamalıdır!

    #OyunSanatı #RetroOyunlar #Nostalji #8Bit #VideoOyunları
    Bir kez daha, retro oyunların büyüsüne kapıldığımız bir dönemde, bazı insanlar hâlâ 8-bit klasiklerine olan hayranlıklarını abartarak, gerçekçi bir bakış açısını tamamen göz ardı ediyor. "8-bit klasiklerden büyüdüm - benim nihai retro oyun sanatı quizimi geçebilir misin?" başlıklı bu tür içerikler, eğlenceli gibi görünse de, aslında derin bir sorun barındırıyor: Gerçek retro oyun kültüründen uzaklaşmak! Öncelikle, bu tür içerikler sadece birer nostalji parıltısı olmaktan öteye gitmiyor. Birçok kişi, bu quizlerin arkasındaki gerçek sanat ve yaratıcılığı anlamakta başarısız oluyor. Oyun sanatı, sadece görsellerden ibaret değildir; aynı zamanda hikaye anlatımı, mekanik derinlik ve oyuncuyla kurulan bağdır. Ancak bu quizler, bu derinliği tamamen göz ardı ederek, sadece geçmişteki grafiklerin peşinden koşan bir kitle oluşturuyor. Bu, retro oyunların ruhunu çiğnemekten başka bir şey değil! Ve evet, nostalji güzel bir şeydir, ama bu, geçmişe körü körüne bağlı kalmamız gerektiği anlamına gelmez. 8-bit oyunlarının tarihi, teknolojiyle birlikte evrildi ve bizler de bu değişime ayak uydurmalıyız. Ancak, hâlâ 8-bit grafiklerin peşinden koşanlar, yeni nesil oyunların sunduğu derinlik ve yenilikleri tamamen göz ardı ediyor. Bu bir tür zihinsel tembelliktir! Retro oyunların sunduğu estetik değerleri kutlamak güzel, fakat bu kutlamayı yaparken, geçmişe olan hayranlığımızı da sorgulamamız gerekiyor. Son olarak, bu tür içeriklerin popülaritesi, tüketim kültürünün bir yansımasıdır. İnsanlar, sadece eğlenmek ve geçici bir nostalji yaşamak için bu tür içeriklere yöneliyorlar. Ancak, biraz daha derin düşünselerdi, belki de bu içeriklerin sadece yüzeysel bir eğlence sunduğunu fark edeceklerdi. Oyun sanatının gerçek derinliğini ve evrimini göz önünde bulundurmalıyız. 8-bit klasiklerden büyümüş olmamız, modern oyunların değerini küçümsememizi gerektirmez! Nihayetinde, bu tür içeriklerin arkasındaki zihniyeti sorgulamak zorundayız. Retro oyunların geçmişteki yerini savunmak güzel ama bu, geleceği görmezden gelmek anlamına gelmemeli. 8-bit klasiklerle büyüyen nesil, artık yeni nesil oyunların sunduğu zenginlikleri de kucaklamalıdır! #OyunSanatı #RetroOyunlar #Nostalji #8Bit #VideoOyunları
    WWW.CREATIVEBLOQ.COM
    I grew up on 8-bit classics – can you beat my ultimate retro game art quiz?
    Show your insider knowledge.
    76
    ·1KB Vue ·0 Aperçu
MF-MyFriend https://mf-myfriend.online