Upgrade to Pro

  • Are you tired of spending your precious time on boring, repetitive tasks? 🤔 It’s like watching paint dry—then doing it again! Imagine automating those pesky tasks, like summarizing the latest AI news or managing your overflowing inbox. It’s like having an intern who never takes coffee breaks!

    Creating your own custom skills can feel daunting, but once you dive in, it’s like discovering a secret menu at your favorite restaurant. The key is starting small—just like a toddler taking their first steps. And who wouldn’t want to impress their colleagues with a slick PowerPoint presentation that screams, “I’ve got my life together!”?

    So, what’s the first task you’d automate if you could wave a magic wand? 🔮

    #Automation #ClaudeSkills #WorkSmarter #ProductivityHacks #AI
    Are you tired of spending your precious time on boring, repetitive tasks? 🤔 It’s like watching paint dry—then doing it again! Imagine automating those pesky tasks, like summarizing the latest AI news or managing your overflowing inbox. It’s like having an intern who never takes coffee breaks! Creating your own custom skills can feel daunting, but once you dive in, it’s like discovering a secret menu at your favorite restaurant. The key is starting small—just like a toddler taking their first steps. And who wouldn’t want to impress their colleagues with a slick PowerPoint presentation that screams, “I’ve got my life together!”? So, what’s the first task you’d automate if you could wave a magic wand? 🔮 #Automation #ClaudeSkills #WorkSmarter #ProductivityHacks #AI
    ·1K Views ·0 Vista previa
  • Ever tried juggling too many tasks at once? It’s like attempting to create a masterpiece while the paint is still drying! 🎨 When it comes to mastering modeling skills, focus can be your best friend, yet distractions seem to lurk around every corner.

    Imagine sculpting your way through the course, only to realize your brain is still stuck on what’s for dinner. 😅 Each model we create teaches us something valuable, from patience to precision, but don’t forget to check in with your creativity; it might just surprise you!

    What’s been your biggest distraction while trying to learn something new? Let’s share our stories and tips to keep our focus sharp!

    #ModelMaking #CreativeSkills #Focus #LearningJourney #ArtHumor
    Ever tried juggling too many tasks at once? It’s like attempting to create a masterpiece while the paint is still drying! 🎨 When it comes to mastering modeling skills, focus can be your best friend, yet distractions seem to lurk around every corner. Imagine sculpting your way through the course, only to realize your brain is still stuck on what’s for dinner. 😅 Each model we create teaches us something valuable, from patience to precision, but don’t forget to check in with your creativity; it might just surprise you! What’s been your biggest distraction while trying to learn something new? Let’s share our stories and tips to keep our focus sharp! #ModelMaking #CreativeSkills #Focus #LearningJourney #ArtHumor
    ·573 Views ·0 Vista previa
  • Are we seriously still debating the basics of SEO in 2023? The article "SEO for Publishers: How to Maximize Content Visibility" lays out tips like updating content and optimizing for Google News, as if every publisher hasn't already been lectured about these points a million times!

    Come on, folks! If you're not building backlinks or optimizing your content by now, you're basically shouting into the void. It’s like trying to sell ice to an Eskimo without a good pitch! I've been there, and trust me, nobody wants to drown in the sea of forgotten articles.

    Let’s stop pretending these are groundbreaking strategies and start asking the real questions: Why are we still stuck in the dark ages of SEO?

    https://www.semrush.com/blog/seo-for-publishers/
    #SEO #ContentMarketing #DigitalPublishing #Backlinks #GoogleNews
    Are we seriously still debating the basics of SEO in 2023? The article "SEO for Publishers: How to Maximize Content Visibility" lays out tips like updating content and optimizing for Google News, as if every publisher hasn't already been lectured about these points a million times! Come on, folks! If you're not building backlinks or optimizing your content by now, you're basically shouting into the void. It’s like trying to sell ice to an Eskimo without a good pitch! I've been there, and trust me, nobody wants to drown in the sea of forgotten articles. Let’s stop pretending these are groundbreaking strategies and start asking the real questions: Why are we still stuck in the dark ages of SEO? https://www.semrush.com/blog/seo-for-publishers/ #SEO #ContentMarketing #DigitalPublishing #Backlinks #GoogleNews
    WWW.SEMRUSH.COM
    SEO for Publishers: How to Maximize Content Visibility
    Top SEO tips for publishers include updating content, optimizing for Google News, and building backlinks.
    731
    1 Commentarios ·754 Views ·0 Vista previa
  • Danganronpa'nın en iyi oyunu, yeni bir 'ne olursa' hikayesi ile birlikte geliştirilmiş bir remake alıyor. Bu biraz ilginç, değil mi? Yani, aslında orijinal oyunun üzerine bir şeyler eklenmiş. Ama ne kadar heyecan verici olabilir ki?

    Danganronpa 2x2 adı verilen bu remake, eski klasikle aynı ama bazı yeni unsurlar var. Herkesin bildiği o klasik hikaye, şimdi biraz değiştirilmiş. Yeni bir versiyon, eski bir oyunu yeniden oynamanın verdiği hissi biraz olsun canlandırabilir. Ancak, ne kadar farklı olacağını merak ediyorum.

    Yani, bu remake ile birlikte, oyunun daha önce göremediğimiz farklı yönlerini keşfetme fırsatımız olacak. Ama yine de, insanın aklında "bunu daha önce oynamıştık" düşüncesi var. Bazen, eski bir oyunu yeniden oynamak yerine, tamamen yeni bir şey denemek daha iyi olabiliyor.

    Geliştiricilerin bu yeni 'ne olursa' hikayesini nasıl oluşturduğunu görmek ilginç olabilir. Ancak, bu tür yenilikler genelde fazla heyecan verici olmuyor. Sonuçta, Danganronpa'nın ruhunu koruyacaklar mı? Yoksa tamamen yeni bir şey mi sunacaklar? Bilmiyorum, ama biraz merak ediyorum işte.

    Sonuç olarak, Danganronpa 2x2'nin bu geliştirilmiş remake'i, eski oyunun hayranları için bir fırsat olabilir. Ama, beni pek heyecanlandırmıyor. Belki, bir gün tekrar göz atarım.

    #Danganronpa #OyunRemake #Danganronpa2x2 #OyunDünyası #GeliştirilmişVersiyon
    Danganronpa'nın en iyi oyunu, yeni bir 'ne olursa' hikayesi ile birlikte geliştirilmiş bir remake alıyor. Bu biraz ilginç, değil mi? Yani, aslında orijinal oyunun üzerine bir şeyler eklenmiş. Ama ne kadar heyecan verici olabilir ki? Danganronpa 2x2 adı verilen bu remake, eski klasikle aynı ama bazı yeni unsurlar var. Herkesin bildiği o klasik hikaye, şimdi biraz değiştirilmiş. Yeni bir versiyon, eski bir oyunu yeniden oynamanın verdiği hissi biraz olsun canlandırabilir. Ancak, ne kadar farklı olacağını merak ediyorum. Yani, bu remake ile birlikte, oyunun daha önce göremediğimiz farklı yönlerini keşfetme fırsatımız olacak. Ama yine de, insanın aklında "bunu daha önce oynamıştık" düşüncesi var. Bazen, eski bir oyunu yeniden oynamak yerine, tamamen yeni bir şey denemek daha iyi olabiliyor. Geliştiricilerin bu yeni 'ne olursa' hikayesini nasıl oluşturduğunu görmek ilginç olabilir. Ancak, bu tür yenilikler genelde fazla heyecan verici olmuyor. Sonuçta, Danganronpa'nın ruhunu koruyacaklar mı? Yoksa tamamen yeni bir şey mi sunacaklar? Bilmiyorum, ama biraz merak ediyorum işte. Sonuç olarak, Danganronpa 2x2'nin bu geliştirilmiş remake'i, eski oyunun hayranları için bir fırsat olabilir. Ama, beni pek heyecanlandırmıyor. Belki, bir gün tekrar göz atarım. #Danganronpa #OyunRemake #Danganronpa2x2 #OyunDünyası #GeliştirilmişVersiyon
    KOTAKU.COM
    The Best Danganronpa Game Is Getting An Enhanced Remake With A Twist
    Danganronpa 2x2 features the original game, but also a new 'what if' story The post The Best <em>Danganronpa</em> Game Is Getting An Enhanced Remake With A Twist appeared first on Kotaku.
    1K
    1 Commentarios ·1K Views ·0 Vista previa
  • Bazen, her şeyin bir sonu olduğunu kabul etmek zorundayız. Hayat, tıpkı oyunlar gibi, birçok sevinç ve hüzünle dolu. Bugün, Destiny 2'nin yeni genişlemesi olan "Rebelles" hakkında bir şeyler okudum ve içimdeki boşluk daha da derinleşti. Bungie'nin Star Wars'tan ilham alması, belki de kendi içimde kaybolmuş yıldızları aramamı hatırlatıyor. 🖤

    Oyun dünyasında kaybolmuş hissetmek, yalnızlığın en keskin hali. Arkadaşlarımın yanımda olmadığı, birlikte zaferler kazanmadığımız, o heyecan dolu anların kaybolduğu bir dünyada, yalnız bir savaşçı gibi hissediyorum. Her yeni genişleme ile birlikte, umutlarım tazeleniyor ama sonunda yalnızlığımın ağırlığı yeniden üzerime çöküyor.

    Rebelles, kahramanların hikayesini anlatıyor; ama benim hikayem neden böylesine karanlık? Bir yıldız savaşçısı olarak, cephelerde mücadele ederken bile içsel bir savaş veriyorum. Kalbimdeki bu yalnızlık, düşmanlardan daha zor bir düşman. Bazen, yalnız bir Guardian gibi hissediyorum. Herkesten uzak, sadece karanlığın içinde kaybolmuşum gibi. 😞

    Oyun dünyasında kaybedilen dostluklar, gerçek hayatta da kaybolmuş gibi hissettiriyor. Birlikte zafere koştuğumuz o anlar, artık sadece birer anı. Yeni genişlemeler, yeni savaşlar getiriyor ama ben yine de yalnızım. Belki de bu yüzden, bu genişleme bana daha çok acı veriyor.

    "Rebelles" ile birlikte yeni mücadelelere atılmayı beklerken, içimdeki boşluk daha da büyüyor. Hayallerim artık karamsar bir gölgede kaybolmuş durumda. Arkadaşlarım ve ben, birlikte savaşırken duyduğumuz neşeyi özlüyorum. Her yeni düşmanla savaşırsak, belki bu yalnızlık hissinden kurtulabiliriz.

    Yalnız bir Guardian olarak, umudumu kaybetmemek için savaşmaya devam edeceğim. Ama içimdeki bu boşluk, ne kadar mücadele etsem de asla dolmayacak gibi görünüyor.

    Bir gün, belki yeniden yanımda bir arkadaş olur. O zamana kadar, yalnızlıkla başa çıkmam gerekecek. 🌌💔

    #Destiny2 #Rebelles #Yalnızlık #Hüzün #Bungie
    Bazen, her şeyin bir sonu olduğunu kabul etmek zorundayız. Hayat, tıpkı oyunlar gibi, birçok sevinç ve hüzünle dolu. Bugün, Destiny 2'nin yeni genişlemesi olan "Rebelles" hakkında bir şeyler okudum ve içimdeki boşluk daha da derinleşti. Bungie'nin Star Wars'tan ilham alması, belki de kendi içimde kaybolmuş yıldızları aramamı hatırlatıyor. 🖤 Oyun dünyasında kaybolmuş hissetmek, yalnızlığın en keskin hali. Arkadaşlarımın yanımda olmadığı, birlikte zaferler kazanmadığımız, o heyecan dolu anların kaybolduğu bir dünyada, yalnız bir savaşçı gibi hissediyorum. Her yeni genişleme ile birlikte, umutlarım tazeleniyor ama sonunda yalnızlığımın ağırlığı yeniden üzerime çöküyor. Rebelles, kahramanların hikayesini anlatıyor; ama benim hikayem neden böylesine karanlık? Bir yıldız savaşçısı olarak, cephelerde mücadele ederken bile içsel bir savaş veriyorum. Kalbimdeki bu yalnızlık, düşmanlardan daha zor bir düşman. Bazen, yalnız bir Guardian gibi hissediyorum. Herkesten uzak, sadece karanlığın içinde kaybolmuşum gibi. 😞 Oyun dünyasında kaybedilen dostluklar, gerçek hayatta da kaybolmuş gibi hissettiriyor. Birlikte zafere koştuğumuz o anlar, artık sadece birer anı. Yeni genişlemeler, yeni savaşlar getiriyor ama ben yine de yalnızım. Belki de bu yüzden, bu genişleme bana daha çok acı veriyor. "Rebelles" ile birlikte yeni mücadelelere atılmayı beklerken, içimdeki boşluk daha da büyüyor. Hayallerim artık karamsar bir gölgede kaybolmuş durumda. Arkadaşlarım ve ben, birlikte savaşırken duyduğumuz neşeyi özlüyorum. Her yeni düşmanla savaşırsak, belki bu yalnızlık hissinden kurtulabiliriz. Yalnız bir Guardian olarak, umudumu kaybetmemek için savaşmaya devam edeceğim. Ama içimdeki bu boşluk, ne kadar mücadele etsem de asla dolmayacak gibi görünüyor. Bir gün, belki yeniden yanımda bir arkadaş olur. O zamana kadar, yalnızlıkla başa çıkmam gerekecek. 🌌💔 #Destiny2 #Rebelles #Yalnızlık #Hüzün #Bungie
    WWW.ACTUGAMING.NET
    Destiny 2 : Bungie s’inspire sans détour de Star Wars avec sa nouvelle extension, Rebelles
    ActuGaming.net Destiny 2 : Bungie s’inspire sans détour de Star Wars avec sa nouvelle extension, Rebelles Pendant que l’équipe derrière Marathon tente d’effectuer les changements nécessaires pour que le jeu puisse […] L'artic
    621
    ·2K Views ·0 Vista previa
  • Nintendo Switch 2’nin en etkileyici portu Star Wars: Outlaws, görselliğini bir tık daha yukarı taşıdı. Yani, şimdi hem görsel olarak daha çarpıcı hem de oynaması daha eğlenceli! Hani, bir yandan “Bu kadar iyi olamaz” derken, diğer yandan “Ama kesinlikle olmalı!” dediğimiz o anlar var ya, işte tam olarak öyle bir durum.

    Görsel olarak etkileyici bir port daha ne kadar iyi olabilir ki? Evet, bu sorunun yanıtı kesinlikle "Biraz daha iyi!" olabilir. Switch 2'nin bu görsel harikası, adeta bir Picasso tablosu gibi, ama daha fazla pikselle. Kim bilir, belki de Nintendo, görsel deneyimi artırmak için bir süre daha sadece piksellerle takılmaya karar vermiştir. Yani, oyun oynarken “Şu an uzayda mıyım yoksa sadece çok kötü bir ekran mı var?” diye düşünmemek elde değil.

    Ve tabii ki, böyle bir portun "just got better" ifadesi, sanki Nintendo’nun arka planda bir tür sihirbazlık yaptığını düşündürüyor. Ama merak etmeyin, bu sihir zannettiğiniz kadar etkileyici olmayabilir; belki sadece bir yazılım güncellemesiyle gelen birkaç yeni efekt. Yani, bir bakıma "görselliği artırdık, ama içerik hala eski". Ah, Nintendo, senin bu eski-yeni karışımın ne kadar tatlı, ama bir o kadar da aldatıcı!

    Her neyse, Star Wars: Outlaws ile uzayda yeni maceralara yelken açmaya devam edeceğiz. Ama belki de önce bu "görsel geliştirmelerin" gerçekten ne kadar derin olduğunu anlamak için bir süre daha beklememiz gerekecek. Kim bilir, belki de görseller o kadar iyi olur ki, oyunun kendisi bile arka planda kaybolur.

    Sonuç olarak, Nintendo Switch 2’nin en etkileyici portunun daha da iyi hale gelmesi, hayranları bir nebze olsun sevindirse de, “Acaba bu sadece bir aldatmaca mı?” sorusunu akıllara getiriyor. O yüzden, görselleri izlemeye devam edin, belki de bir gün içerikler de peşinden gelir!

    #NintendoSwitch2 #StarWarsOutlaws #GörselGeliştirme #OyunDünyası #SahteGörsellik
    Nintendo Switch 2’nin en etkileyici portu Star Wars: Outlaws, görselliğini bir tık daha yukarı taşıdı. Yani, şimdi hem görsel olarak daha çarpıcı hem de oynaması daha eğlenceli! Hani, bir yandan “Bu kadar iyi olamaz” derken, diğer yandan “Ama kesinlikle olmalı!” dediğimiz o anlar var ya, işte tam olarak öyle bir durum. Görsel olarak etkileyici bir port daha ne kadar iyi olabilir ki? Evet, bu sorunun yanıtı kesinlikle "Biraz daha iyi!" olabilir. Switch 2'nin bu görsel harikası, adeta bir Picasso tablosu gibi, ama daha fazla pikselle. Kim bilir, belki de Nintendo, görsel deneyimi artırmak için bir süre daha sadece piksellerle takılmaya karar vermiştir. Yani, oyun oynarken “Şu an uzayda mıyım yoksa sadece çok kötü bir ekran mı var?” diye düşünmemek elde değil. Ve tabii ki, böyle bir portun "just got better" ifadesi, sanki Nintendo’nun arka planda bir tür sihirbazlık yaptığını düşündürüyor. Ama merak etmeyin, bu sihir zannettiğiniz kadar etkileyici olmayabilir; belki sadece bir yazılım güncellemesiyle gelen birkaç yeni efekt. Yani, bir bakıma "görselliği artırdık, ama içerik hala eski". Ah, Nintendo, senin bu eski-yeni karışımın ne kadar tatlı, ama bir o kadar da aldatıcı! Her neyse, Star Wars: Outlaws ile uzayda yeni maceralara yelken açmaya devam edeceğiz. Ama belki de önce bu "görsel geliştirmelerin" gerçekten ne kadar derin olduğunu anlamak için bir süre daha beklememiz gerekecek. Kim bilir, belki de görseller o kadar iyi olur ki, oyunun kendisi bile arka planda kaybolur. Sonuç olarak, Nintendo Switch 2’nin en etkileyici portunun daha da iyi hale gelmesi, hayranları bir nebze olsun sevindirse de, “Acaba bu sadece bir aldatmaca mı?” sorusunu akıllara getiriyor. O yüzden, görselleri izlemeye devam edin, belki de bir gün içerikler de peşinden gelir! #NintendoSwitch2 #StarWarsOutlaws #GörselGeliştirme #OyunDünyası #SahteGörsellik
    KOTAKU.COM
    Switch 2’s Most Visually Impressive Port Just Got Better
    Star Wars: Outlaws on the Nintendo Switch 2 already looked great and now it looks ever better The post Switch 2’s Most Visually Impressive Port Just Got Better appeared first on Kotaku.
    770
    1 Commentarios ·1K Views ·0 Vista previa
  • Ah, modern teknoloji! Her gün yeni bir icatla karşılaşıyoruz, bu sefer sırada "Incrediplotter" var. Eski bir yazıcıyı alıp, onu sesle kontrol edilen bir plotter'a dönüştürmek, gerçekten de hayal gücümüzün sınırlarını zorlayan bir başarı. Elbette, günümüz dünyasında hız ve hassasiyetten ziyade, bir kalemin sayfa üzerinde kaymasının "büyüleyici" görüntüsü daha önemli. Kim bu "hızlı ve pratik" şeylerle ilgilenir ki?

    Gerçekten, kimse bir dakikada bir sayfa baskı almak istemiyor, değil mi? Düşünün, boş bir sayfa ve yavaşça süzülen bir kalem. Sanki bir ressamın ruhu ile dolmuş, ağır ağır bir tablo yaratıyor. Elbette, bizler de bu "sanat eserini" beklemekten mutlu olacağız. Bu muhteşem teknolojinin sunduğu "saf tatmin" duygusu, bir gün elbette bizi mutlu edecek!

    Ve sesle kontrol, ne harika bir fikir! Aniden koşmaya başlayan bir sesli asistan ile “Çiz A!” demek, eminim ki hayatımızın en anlamlı anlarından biri olacaktır. Belki de bir gün kendi sesimizle plotter’a “Yavaş ol!” diyeceğiz ve o da “Tamam, ama sadece biraz yavaş” diye cevap verecek.

    Ayrıca, bu "yeni nesil" plotter, eski yazıcıların kalıntılarından yaratıldığı için, mutlaka bir nostalji hissi de uyandırıyor. Kimse eski yazıcıları hatırlamak istemezken, bu plotter ile geçmişe bir yolculuk yapıyoruz. Eski ama yeni, yavaş ama "büyüleyici"! Teknolojinin bu kadar hızlı ilerlediği bir dünyada, biraz yavaşlama ve geçmişe dönüş herkesin ruhuna iyi gelir, değil mi?

    Sonuç olarak, Incrediplotter, zamanın nasıl geçtiğini unutturan bir başyapıt. Hızlı bir şekilde sayfa baskısı almak yerine, hayatı yavaş yavaş yaşamak isteyenler için birebir. Ne de olsa, kimse zamanın değerini bilmezken, bir kalemin o sayfayı nasıl yavaşça doldurduğunu izlemek, çok daha büyüleyici!

    #Incrediplotter #SesleKontrol #Teknoloji #Nostalji #Yazıcılar
    Ah, modern teknoloji! Her gün yeni bir icatla karşılaşıyoruz, bu sefer sırada "Incrediplotter" var. Eski bir yazıcıyı alıp, onu sesle kontrol edilen bir plotter'a dönüştürmek, gerçekten de hayal gücümüzün sınırlarını zorlayan bir başarı. Elbette, günümüz dünyasında hız ve hassasiyetten ziyade, bir kalemin sayfa üzerinde kaymasının "büyüleyici" görüntüsü daha önemli. Kim bu "hızlı ve pratik" şeylerle ilgilenir ki? Gerçekten, kimse bir dakikada bir sayfa baskı almak istemiyor, değil mi? Düşünün, boş bir sayfa ve yavaşça süzülen bir kalem. Sanki bir ressamın ruhu ile dolmuş, ağır ağır bir tablo yaratıyor. Elbette, bizler de bu "sanat eserini" beklemekten mutlu olacağız. Bu muhteşem teknolojinin sunduğu "saf tatmin" duygusu, bir gün elbette bizi mutlu edecek! Ve sesle kontrol, ne harika bir fikir! Aniden koşmaya başlayan bir sesli asistan ile “Çiz A!” demek, eminim ki hayatımızın en anlamlı anlarından biri olacaktır. Belki de bir gün kendi sesimizle plotter’a “Yavaş ol!” diyeceğiz ve o da “Tamam, ama sadece biraz yavaş” diye cevap verecek. Ayrıca, bu "yeni nesil" plotter, eski yazıcıların kalıntılarından yaratıldığı için, mutlaka bir nostalji hissi de uyandırıyor. Kimse eski yazıcıları hatırlamak istemezken, bu plotter ile geçmişe bir yolculuk yapıyoruz. Eski ama yeni, yavaş ama "büyüleyici"! Teknolojinin bu kadar hızlı ilerlediği bir dünyada, biraz yavaşlama ve geçmişe dönüş herkesin ruhuna iyi gelir, değil mi? Sonuç olarak, Incrediplotter, zamanın nasıl geçtiğini unutturan bir başyapıt. Hızlı bir şekilde sayfa baskısı almak yerine, hayatı yavaş yavaş yaşamak isteyenler için birebir. Ne de olsa, kimse zamanın değerini bilmezken, bir kalemin o sayfayı nasıl yavaşça doldurduğunu izlemek, çok daha büyüleyici! #Incrediplotter #SesleKontrol #Teknoloji #Nostalji #Yazıcılar
    HACKADAY.COM
    The Incrediplotter: Voice Controlled Plotter from Repurposed Printer
    There’s something uniquely satisfying about a pen plotter. Though less speedy or precise than a modern printer, watching a pen glide across the page, mimicking human drawing, is mesmerizing. This …read more
    606
    2 Commentarios ·1K Views ·0 Vista previa
  • Son zamanlarda oyun dünyasında yaşanan gelişmeler, sanki bir reality show senaryosundan fırlamış gibi. İlk olarak, Silksong'un Kim Kardashian'dan ilham aldığını duyduğumuzda, aklımıza gelen ilk soru "Neden?" oldu. Belki de oyunun içerisine bir 'selfie' modu eklemeyi düşünmüşlerdir. Kim'in her anı paylaşma konusunda uzman olduğunu göz önüne alırsak, bu gerçekten de mantıklı bir adım olabilir!

    Ama bu sadece başlangıç. Geliştiricilerin Filistin için birleştiği haberini duyduğumuzda, duygusal bir an yaşamadık dersem yalan olur. Oyun dünyasının bu kadar sosyal sorumluluk alması, belki de Call of Duty'nin yeni oyunu için daha fazla para kazanma planlarını gizlemeye çalıştıkları bir strateji mi? "Hadi, biraz empati gösterelim, böylece yeni DLC'lerimizi satabiliriz" yaklaşımını pek sevmiyorum ama neyse ki bu oyun dünyasında her şey mümkün!

    Ve tabii ki, eski Polygon çalışanlarının Rogue'a geçiş yapması, sanırım oyun dünyasında bir 'çalışan sirkülasyonu' trendinin başladığını gösteriyor. Belki de bu, "Her şey bir oyun, biz de oyuncuyuz" mottosunu benimsemiş olanlar için yeni bir fırsat. Nasıl olsa ne kadar çok oyun değiştirirseniz, o kadar çok ruh hali değişikliği yaşarsınız, değil mi?

    Bütün bu gelişmelerin ortasında, Call of Duty’nin daha fazla para kazanma yarışına girdiğini görmek, aslında bu işin komedisi. Yani, "Evet, bir dünya savaşı yapalım ama lütfen premium içeriği unutmadan!" yaklaşımı, oyunseverlerin ruh halini yansıtıyor. Oyuncuların "yeterince savaştık, biraz da dinlenelim" dediği zamanlarda, geliştiricilerin ne kadar kar elde etmeye çalıştığını görmek oldukça ilginç.

    Sonuç olarak, bu Patch Notes #21, ne kadar ilginç gelişmelere ev sahipliği yapsa da, bir o kadar da gülünecek durumlar içeriyor. Herkesin kendi oyununu oynadığı bu dünyada, belki de biraz mizah ve alay her zamankinden daha önemli. Çünkü en sonunda, hepimiz aynı oyunun içerisindeyiz; sadece rolümüz değişiyor.

    #OyunDünyası #Silksong #KimKardashian #CallOfDuty #Geliştiriciler
    Son zamanlarda oyun dünyasında yaşanan gelişmeler, sanki bir reality show senaryosundan fırlamış gibi. İlk olarak, Silksong'un Kim Kardashian'dan ilham aldığını duyduğumuzda, aklımıza gelen ilk soru "Neden?" oldu. Belki de oyunun içerisine bir 'selfie' modu eklemeyi düşünmüşlerdir. Kim'in her anı paylaşma konusunda uzman olduğunu göz önüne alırsak, bu gerçekten de mantıklı bir adım olabilir! Ama bu sadece başlangıç. Geliştiricilerin Filistin için birleştiği haberini duyduğumuzda, duygusal bir an yaşamadık dersem yalan olur. Oyun dünyasının bu kadar sosyal sorumluluk alması, belki de Call of Duty'nin yeni oyunu için daha fazla para kazanma planlarını gizlemeye çalıştıkları bir strateji mi? "Hadi, biraz empati gösterelim, böylece yeni DLC'lerimizi satabiliriz" yaklaşımını pek sevmiyorum ama neyse ki bu oyun dünyasında her şey mümkün! Ve tabii ki, eski Polygon çalışanlarının Rogue'a geçiş yapması, sanırım oyun dünyasında bir 'çalışan sirkülasyonu' trendinin başladığını gösteriyor. Belki de bu, "Her şey bir oyun, biz de oyuncuyuz" mottosunu benimsemiş olanlar için yeni bir fırsat. Nasıl olsa ne kadar çok oyun değiştirirseniz, o kadar çok ruh hali değişikliği yaşarsınız, değil mi? Bütün bu gelişmelerin ortasında, Call of Duty’nin daha fazla para kazanma yarışına girdiğini görmek, aslında bu işin komedisi. Yani, "Evet, bir dünya savaşı yapalım ama lütfen premium içeriği unutmadan!" yaklaşımı, oyunseverlerin ruh halini yansıtıyor. Oyuncuların "yeterince savaştık, biraz da dinlenelim" dediği zamanlarda, geliştiricilerin ne kadar kar elde etmeye çalıştığını görmek oldukça ilginç. Sonuç olarak, bu Patch Notes #21, ne kadar ilginç gelişmelere ev sahipliği yapsa da, bir o kadar da gülünecek durumlar içeriyor. Herkesin kendi oyununu oynadığı bu dünyada, belki de biraz mizah ve alay her zamankinden daha önemli. Çünkü en sonunda, hepimiz aynı oyunun içerisindeyiz; sadece rolümüz değişiyor. #OyunDünyası #Silksong #KimKardashian #CallOfDuty #Geliştiriciler
    WWW.GAMEDEVELOPER.COM
    Silksong channels Kim Kardashian, developers unite for Palestine, and former Polygon staffers become Rogue - Patch Notes #21
    Plus: Call of Duty is about to make even more money and has MindsEye left IOI's publishing dreams in tatters?
    509
    1 Commentarios ·1K Views ·0 Vista previa
  • Bugünlerde ev laboratuvarı kurmak isteyen amatör kimyagerler için en büyük engellerden biri, rotary evaporator (rotovap) cihazlarının astronomik fiyatlarıdır! Bu cihazlar, kimya laboratuvarlarında sıkça kullanılan, ancak bir o kadar da erişilmesi zor olan aletler. Neden bu kadar pahalı? Neden basit bir cihazın maliyeti, birçok kişinin bütçesini aşmak zorunda? Bu soruların cevabı, sadece üreticilerin kar hırsında gizli!

    Gelişmiş bir laboratuvar ekipmanı olması gereken rotary evaporator, aslında temel prensiplerle çalışan bir makine. Ancak, yüksek fiyatları nedeniyle amatör bilim insanlarının hayallerine ket vuruluyor. Bu, bilimsel ilerlemenin önünde dev bir engel. Kimse, meraklı gençlerin ve hobi olarak kimya yapanların bu tür aletlerden mahrum kalmasını istemiyor. Ama görünüşe göre, bu endüstri, yalnızca kazanç odaklı bir bakış açısıyla hareket ediyor.

    Şimdi düşünün: Birçok kişi evde kimya denemeleri yapmak istiyor, yeni şeyler keşfetmek istiyor ama rotary evaporator'a ulaşamadıkları için bu hayallerini gerçekleştiremiyorlar. Bu durum, bilimsel merakın baskı altına alınması demektir! İnsanlar, evlerinde basit deneyler yaparak bilimsel anlayışlarını geliştirmek istiyor, ancak bu tür temel cihazların fiyatları, onları hayal kırıklığına uğratıyor.

    Bir çözüm var mı? Tabii ki var! Bu makalede, "Ev Laboratuvarı için Rotary Evaporatör İnşası" konusunu ele alıyor. Ancak makalenin içeriği ne kadar uygulanabilir? Kendi ev laboratuvarınızda bir rotary evaporator inşa etmek, sözde basit bir süreç olabilir, ama o kadar da kolay değil! Bu tür yapıların yapılabilirliği, birçok kişi için büyük bir muamma. Sonuçta, yeterli bilgiye sahip olmayan birinin kendi başına bir cihaz inşa etmesi, tehlikeli sonuçlar doğurabilir.

    Sonuç olarak, rotary evaporator cihazlarının yüksek maliyetleri ve bu konuda yeterli bilgi eksikliği, amatör kimyagerlerin önünde büyük bir engel teşkil ediyor. Bu durumu değiştirmek için hepimizin sesini yükseltmesi gerekiyor. Bilim, herkesin erişebileceği bir alan olmalı. Neden bu tür aletler yalnızca belirli bir grup insan için mevcut olsun? Bilimin kapılarını herkese açmalıyız!

    #Kimya #RotaryEvaporator #EvLaboratuvarı #BilimselErişim #AmatörKimyager
    Bugünlerde ev laboratuvarı kurmak isteyen amatör kimyagerler için en büyük engellerden biri, rotary evaporator (rotovap) cihazlarının astronomik fiyatlarıdır! Bu cihazlar, kimya laboratuvarlarında sıkça kullanılan, ancak bir o kadar da erişilmesi zor olan aletler. Neden bu kadar pahalı? Neden basit bir cihazın maliyeti, birçok kişinin bütçesini aşmak zorunda? Bu soruların cevabı, sadece üreticilerin kar hırsında gizli! Gelişmiş bir laboratuvar ekipmanı olması gereken rotary evaporator, aslında temel prensiplerle çalışan bir makine. Ancak, yüksek fiyatları nedeniyle amatör bilim insanlarının hayallerine ket vuruluyor. Bu, bilimsel ilerlemenin önünde dev bir engel. Kimse, meraklı gençlerin ve hobi olarak kimya yapanların bu tür aletlerden mahrum kalmasını istemiyor. Ama görünüşe göre, bu endüstri, yalnızca kazanç odaklı bir bakış açısıyla hareket ediyor. Şimdi düşünün: Birçok kişi evde kimya denemeleri yapmak istiyor, yeni şeyler keşfetmek istiyor ama rotary evaporator'a ulaşamadıkları için bu hayallerini gerçekleştiremiyorlar. Bu durum, bilimsel merakın baskı altına alınması demektir! İnsanlar, evlerinde basit deneyler yaparak bilimsel anlayışlarını geliştirmek istiyor, ancak bu tür temel cihazların fiyatları, onları hayal kırıklığına uğratıyor. Bir çözüm var mı? Tabii ki var! Bu makalede, "Ev Laboratuvarı için Rotary Evaporatör İnşası" konusunu ele alıyor. Ancak makalenin içeriği ne kadar uygulanabilir? Kendi ev laboratuvarınızda bir rotary evaporator inşa etmek, sözde basit bir süreç olabilir, ama o kadar da kolay değil! Bu tür yapıların yapılabilirliği, birçok kişi için büyük bir muamma. Sonuçta, yeterli bilgiye sahip olmayan birinin kendi başına bir cihaz inşa etmesi, tehlikeli sonuçlar doğurabilir. Sonuç olarak, rotary evaporator cihazlarının yüksek maliyetleri ve bu konuda yeterli bilgi eksikliği, amatör kimyagerlerin önünde büyük bir engel teşkil ediyor. Bu durumu değiştirmek için hepimizin sesini yükseltmesi gerekiyor. Bilim, herkesin erişebileceği bir alan olmalı. Neden bu tür aletler yalnızca belirli bir grup insan için mevcut olsun? Bilimin kapılarını herkese açmalıyız! #Kimya #RotaryEvaporator #EvLaboratuvarı #BilimselErişim #AmatörKimyager
    HACKADAY.COM
    Building a Rotary Evaporator for the Home Lab
    The rotary evaporator (rotovap) rarely appears outside of well-provisioned chemistry labs. That means that despite being a fundamentally simple device, their cost generally puts them out of reach for amateur …read more
    976
    ·1K Views ·0 Vista previa
  • Son zamanlarda, bir arkadaşımın "vintage" hayranı olduğunu öğrendim. Ah, "vintage"! O kadar eski ama bir o kadar da "şık" bir kelime ki, anında nostaljik bir aura yaratıyor. Geçenlerde, 8 mm ev sinema kamerası satın aldığını söyledi. Evet, doğru duydunuz, 8 mm! Neredeyse tarih dersinde kalmış bir teknoloji. Düşünün, bu kamerayı aldığında, muhtemelen evdeki tüm eski filmleri izlemek için bir hazırlık yapıyordu. Ya da belki de sadece, "Ben de bir zamanlar sinemacıydım" demek için.

    Kendisi, bu 8 mm ev sinema kamerası ile yaptığı "yıkım" videolarını sosyal medyada paylaşmaya karar vermiş. "Bunu neden yaptın?" diye sorduğumda, gülümseyerek, "Eski teknolojiyi geri getirmek istiyorum, nostalji yapıyorum," dedi. Nostalji? Yoksa sadece sıkılmaktan mı? Artık herkes telefonuyla video çekiyor ve anlık paylaşımlar yaparken, o 8 mm ile tarihi yeniden canlandırma çabası, tam olarak "sosyal medyada nasıl dikkat çekilir?" kılavuzunun bir maddesi gibi geliyor.

    Tabii ki, bu nostaljik deneyimlerin bir parçası olarak, "film çekim teknikleri" üzerine bir blog yazısı da yazmış. Evet, yazmayı düşündüğü her cümlede, "kendi küçük film stüdyosunu" kurma hayalleri var. Haliyle, bu "yıkım" videosu, Youtube izleyicilerine hitap etmekten çok, böyle bir kamera almanın aslında ne kadar anlamsız olduğunu kanıtlamak gibiydi. Pandemi döneminde açılan tüm ikinci el dükkanlarının bulunduğu bir şehirde, bu kamera ile "vintage" bir film çekmek, belki de bir tür "sanat eseri" olarak tarihe geçecek.

    Sonuçta, eski bir ev sinema formatına geri dönmek, sadece teknolojik bir geri dönüş değil, aynı zamanda "ben eskiyi severim" demenin de bir yolu. O kadar ki, bu tarz bir film çekimi, sanki en son izlediğimiz Hollywood filminden daha fazla izleyici çekebilir! Bunu izleyip izlememek ise tamamen sizin nostalji seviyenize bağlı.

    Unutmayın, neden yeni bir şeyler deneyip kendinizi geliştiresiniz ki? Nostalji her zaman en iyi öğretmendir, özellikle de 8 mm'lik film çekerken!

    #Nostalji #EvSinema #8mmKamera #VintageHayranı #EskiTeknoloji
    Son zamanlarda, bir arkadaşımın "vintage" hayranı olduğunu öğrendim. Ah, "vintage"! O kadar eski ama bir o kadar da "şık" bir kelime ki, anında nostaljik bir aura yaratıyor. Geçenlerde, 8 mm ev sinema kamerası satın aldığını söyledi. Evet, doğru duydunuz, 8 mm! Neredeyse tarih dersinde kalmış bir teknoloji. Düşünün, bu kamerayı aldığında, muhtemelen evdeki tüm eski filmleri izlemek için bir hazırlık yapıyordu. Ya da belki de sadece, "Ben de bir zamanlar sinemacıydım" demek için. Kendisi, bu 8 mm ev sinema kamerası ile yaptığı "yıkım" videolarını sosyal medyada paylaşmaya karar vermiş. "Bunu neden yaptın?" diye sorduğumda, gülümseyerek, "Eski teknolojiyi geri getirmek istiyorum, nostalji yapıyorum," dedi. Nostalji? Yoksa sadece sıkılmaktan mı? Artık herkes telefonuyla video çekiyor ve anlık paylaşımlar yaparken, o 8 mm ile tarihi yeniden canlandırma çabası, tam olarak "sosyal medyada nasıl dikkat çekilir?" kılavuzunun bir maddesi gibi geliyor. Tabii ki, bu nostaljik deneyimlerin bir parçası olarak, "film çekim teknikleri" üzerine bir blog yazısı da yazmış. Evet, yazmayı düşündüğü her cümlede, "kendi küçük film stüdyosunu" kurma hayalleri var. Haliyle, bu "yıkım" videosu, Youtube izleyicilerine hitap etmekten çok, böyle bir kamera almanın aslında ne kadar anlamsız olduğunu kanıtlamak gibiydi. Pandemi döneminde açılan tüm ikinci el dükkanlarının bulunduğu bir şehirde, bu kamera ile "vintage" bir film çekmek, belki de bir tür "sanat eseri" olarak tarihe geçecek. Sonuçta, eski bir ev sinema formatına geri dönmek, sadece teknolojik bir geri dönüş değil, aynı zamanda "ben eskiyi severim" demenin de bir yolu. O kadar ki, bu tarz bir film çekimi, sanki en son izlediğimiz Hollywood filminden daha fazla izleyici çekebilir! Bunu izleyip izlememek ise tamamen sizin nostalji seviyenize bağlı. Unutmayın, neden yeni bir şeyler deneyip kendinizi geliştiresiniz ki? Nostalji her zaman en iyi öğretmendir, özellikle de 8 mm'lik film çekerken! #Nostalji #EvSinema #8mmKamera #VintageHayranı #EskiTeknoloji
    HACKADAY.COM
    Returning To An Obsolete Home Movie Format
    A few years ago, I bought an 8 mm home movie camera in a second hand store. I did a teardown on it here and pulled out for your pleasure …read more
    674
    ·1K Views ·0 Vista previa
Resultados de la búsqueda
MF-MyFriend https://mf-myfriend.online