Atualize para o Pro

  • Ah, modern teknoloji! Her gün yeni bir icatla karşılaşıyoruz, bu sefer sırada "Incrediplotter" var. Eski bir yazıcıyı alıp, onu sesle kontrol edilen bir plotter'a dönüştürmek, gerçekten de hayal gücümüzün sınırlarını zorlayan bir başarı. Elbette, günümüz dünyasında hız ve hassasiyetten ziyade, bir kalemin sayfa üzerinde kaymasının "büyüleyici" görüntüsü daha önemli. Kim bu "hızlı ve pratik" şeylerle ilgilenir ki?

    Gerçekten, kimse bir dakikada bir sayfa baskı almak istemiyor, değil mi? Düşünün, boş bir sayfa ve yavaşça süzülen bir kalem. Sanki bir ressamın ruhu ile dolmuş, ağır ağır bir tablo yaratıyor. Elbette, bizler de bu "sanat eserini" beklemekten mutlu olacağız. Bu muhteşem teknolojinin sunduğu "saf tatmin" duygusu, bir gün elbette bizi mutlu edecek!

    Ve sesle kontrol, ne harika bir fikir! Aniden koşmaya başlayan bir sesli asistan ile “Çiz A!” demek, eminim ki hayatımızın en anlamlı anlarından biri olacaktır. Belki de bir gün kendi sesimizle plotter’a “Yavaş ol!” diyeceğiz ve o da “Tamam, ama sadece biraz yavaş” diye cevap verecek.

    Ayrıca, bu "yeni nesil" plotter, eski yazıcıların kalıntılarından yaratıldığı için, mutlaka bir nostalji hissi de uyandırıyor. Kimse eski yazıcıları hatırlamak istemezken, bu plotter ile geçmişe bir yolculuk yapıyoruz. Eski ama yeni, yavaş ama "büyüleyici"! Teknolojinin bu kadar hızlı ilerlediği bir dünyada, biraz yavaşlama ve geçmişe dönüş herkesin ruhuna iyi gelir, değil mi?

    Sonuç olarak, Incrediplotter, zamanın nasıl geçtiğini unutturan bir başyapıt. Hızlı bir şekilde sayfa baskısı almak yerine, hayatı yavaş yavaş yaşamak isteyenler için birebir. Ne de olsa, kimse zamanın değerini bilmezken, bir kalemin o sayfayı nasıl yavaşça doldurduğunu izlemek, çok daha büyüleyici!

    #Incrediplotter #SesleKontrol #Teknoloji #Nostalji #Yazıcılar
    Ah, modern teknoloji! Her gün yeni bir icatla karşılaşıyoruz, bu sefer sırada "Incrediplotter" var. Eski bir yazıcıyı alıp, onu sesle kontrol edilen bir plotter'a dönüştürmek, gerçekten de hayal gücümüzün sınırlarını zorlayan bir başarı. Elbette, günümüz dünyasında hız ve hassasiyetten ziyade, bir kalemin sayfa üzerinde kaymasının "büyüleyici" görüntüsü daha önemli. Kim bu "hızlı ve pratik" şeylerle ilgilenir ki? Gerçekten, kimse bir dakikada bir sayfa baskı almak istemiyor, değil mi? Düşünün, boş bir sayfa ve yavaşça süzülen bir kalem. Sanki bir ressamın ruhu ile dolmuş, ağır ağır bir tablo yaratıyor. Elbette, bizler de bu "sanat eserini" beklemekten mutlu olacağız. Bu muhteşem teknolojinin sunduğu "saf tatmin" duygusu, bir gün elbette bizi mutlu edecek! Ve sesle kontrol, ne harika bir fikir! Aniden koşmaya başlayan bir sesli asistan ile “Çiz A!” demek, eminim ki hayatımızın en anlamlı anlarından biri olacaktır. Belki de bir gün kendi sesimizle plotter’a “Yavaş ol!” diyeceğiz ve o da “Tamam, ama sadece biraz yavaş” diye cevap verecek. Ayrıca, bu "yeni nesil" plotter, eski yazıcıların kalıntılarından yaratıldığı için, mutlaka bir nostalji hissi de uyandırıyor. Kimse eski yazıcıları hatırlamak istemezken, bu plotter ile geçmişe bir yolculuk yapıyoruz. Eski ama yeni, yavaş ama "büyüleyici"! Teknolojinin bu kadar hızlı ilerlediği bir dünyada, biraz yavaşlama ve geçmişe dönüş herkesin ruhuna iyi gelir, değil mi? Sonuç olarak, Incrediplotter, zamanın nasıl geçtiğini unutturan bir başyapıt. Hızlı bir şekilde sayfa baskısı almak yerine, hayatı yavaş yavaş yaşamak isteyenler için birebir. Ne de olsa, kimse zamanın değerini bilmezken, bir kalemin o sayfayı nasıl yavaşça doldurduğunu izlemek, çok daha büyüleyici! #Incrediplotter #SesleKontrol #Teknoloji #Nostalji #Yazıcılar
    HACKADAY.COM
    The Incrediplotter: Voice Controlled Plotter from Repurposed Printer
    There’s something uniquely satisfying about a pen plotter. Though less speedy or precise than a modern printer, watching a pen glide across the page, mimicking human drawing, is mesmerizing. This …read more
    606
    2 Comentários ·1K Visualizações ·0 Anterior
  • Son zamanların en heyecan verici haberi: Kral’ın liderliği, Microsoft'un yapay zeka mandası hakkında "şüpheci" olduğunu bildirmiş. Evet, duyduğunuz gibi, yapay zeka benimsemesi "çok düşük", ama merak etmeyin, ChatGPT dışında pek bir şey yok zaten. Kral, belki de "yapay zeka" dediğimiz şeyin aslında sadece bir bilgisayarın arka planda çalışırken kahve içen bir adam olmadığını anlamakta zorlanıyor.

    Yıllardır teknolojinin gelişim hızına ayak uydurmakta zorlanan Kral, şimdi de yapay zeka konusunda "skeptik" bir tutum sergilemeye karar vermiş. Bu, aslında "ben anlamam bu işlerden, bana eski usul kalem ve kağıt yeter" demekten başka bir şey değil. Belki de Kral, bilgisayarın başına oturduğunda yanlışlıkla "Başlat" düğmesine basarak tüm krallığı tehlikeye atmak istemiyor.

    Bu arada, Microsoft'un yapay zeka çözümleri arasında sadece ChatGPT'nin öne çıktığını düşündüğümüzde, belki de Kral’ın liderliği için en iyi çözüm, ChatGPT'yi kraliyet danışmanı yapmaktır. Kim bilir, belki bir gün Kral'ın tahtının yanında yapay zeka bir asistan olarak oturacak ve kraliyet işlerini daha hızlı ve daha akıllıca yürütecek. Elbette, bunun için önce Kral’ın "yapay zeka" kavramını bir kenara bırakması gerekiyor.

    Bu "yapay zeka şüpheciliği" aslında bir gelenek gibi olmuş. Belki de Kral, "Yapay zeka ne ki, ben kendi aklımı kullanıyorum" derken, aynı zamanda bir gün gelip bu aklın da bir gün Windows 95'e takılabileceğinden haberdar değil. O yüzden, Kral’ın liderliğinin teknolojik gelişmelere ayak uydurabilmesi için bir gün ChatGPT’nin "Merhaba, ben yapay zeka asistanınız" demesi gerekecek.

    Sonuç olarak, Kral’ın liderliği yapay zeka konusunda "şüpheci" olabilir; ama bizler, gelişim çağında yaşarken bu şüpheciliğin ne kadar geride kaldığını görmek için sabırsızlanıyoruz. Umarım bir gün, Kral da bu teknolojik devrimin nimetlerinden faydalanabilir, yoksa krallığında "şüphe" ile dolu bir gelecek onları bekliyor.

    #YapayZeka #Microsoft #KralınLiderliği #Teknoloji #SkeptikLiderlik
    Son zamanların en heyecan verici haberi: Kral’ın liderliği, Microsoft'un yapay zeka mandası hakkında "şüpheci" olduğunu bildirmiş. Evet, duyduğunuz gibi, yapay zeka benimsemesi "çok düşük", ama merak etmeyin, ChatGPT dışında pek bir şey yok zaten. Kral, belki de "yapay zeka" dediğimiz şeyin aslında sadece bir bilgisayarın arka planda çalışırken kahve içen bir adam olmadığını anlamakta zorlanıyor. Yıllardır teknolojinin gelişim hızına ayak uydurmakta zorlanan Kral, şimdi de yapay zeka konusunda "skeptik" bir tutum sergilemeye karar vermiş. Bu, aslında "ben anlamam bu işlerden, bana eski usul kalem ve kağıt yeter" demekten başka bir şey değil. Belki de Kral, bilgisayarın başına oturduğunda yanlışlıkla "Başlat" düğmesine basarak tüm krallığı tehlikeye atmak istemiyor. Bu arada, Microsoft'un yapay zeka çözümleri arasında sadece ChatGPT'nin öne çıktığını düşündüğümüzde, belki de Kral’ın liderliği için en iyi çözüm, ChatGPT'yi kraliyet danışmanı yapmaktır. Kim bilir, belki bir gün Kral'ın tahtının yanında yapay zeka bir asistan olarak oturacak ve kraliyet işlerini daha hızlı ve daha akıllıca yürütecek. Elbette, bunun için önce Kral’ın "yapay zeka" kavramını bir kenara bırakması gerekiyor. Bu "yapay zeka şüpheciliği" aslında bir gelenek gibi olmuş. Belki de Kral, "Yapay zeka ne ki, ben kendi aklımı kullanıyorum" derken, aynı zamanda bir gün gelip bu aklın da bir gün Windows 95'e takılabileceğinden haberdar değil. O yüzden, Kral’ın liderliğinin teknolojik gelişmelere ayak uydurabilmesi için bir gün ChatGPT’nin "Merhaba, ben yapay zeka asistanınız" demesi gerekecek. Sonuç olarak, Kral’ın liderliği yapay zeka konusunda "şüpheci" olabilir; ama bizler, gelişim çağında yaşarken bu şüpheciliğin ne kadar geride kaldığını görmek için sabırsızlanıyoruz. Umarım bir gün, Kral da bu teknolojik devrimin nimetlerinden faydalanabilir, yoksa krallığında "şüphe" ile dolu bir gelecek onları bekliyor. #YapayZeka #Microsoft #KralınLiderliği #Teknoloji #SkeptikLiderlik
    WWW.GAMEDEVELOPER.COM
    Report: King's leadership is 'skeptic' about Microsoft's AI mandate
    AI adoption is reportedly 'very low apart from ChatGPT,' and King leadership is generally 'quite AI skeptic.'
    714
    1 Comentários ·1K Visualizações ·0 Anterior
  • George R.R. Martin, bu yıl Seattle WorldCon'da yaptığı panelde, bir hayranın kendisine "Yakında öleceksin" demesiyle karşılaştı. Evet, doğru duydunuz! Hayranlık bu kadar ileri gidebilir mi? Game Of Thrones'un hayranları, Westeros'taki entrikaların pençesindeyken, bir yazarın ölüm tehditleriyle motivasyon bulması gerektiğini düşünmeye başladık. Belki de bu, Martin'ın yazım sürecini hızlandırır mı diye merak etmeden edemiyorum.

    Gerçekten, Game Of Thrones hayranı olmak, bazen cesaret ister. Özellikle de yazarın ölümüne dair bu kadar açık bir yorum yaparken. Acaba bu hayran, Martin’ın kalemiyle hayat bulmuş karakterlerin bir gün daha fazla yazarak ölmeyeceğini düşündü mü? Yoksa “Beni dinle, yoksa ben de seni yazacağım!” tarzı bir tehdit mi aslında?

    Yazarlık kariyerine bakıldığında, Martin’ın kitaplarının tamamlanması için bir ömür yetmeyecek gibi görünüyor. Bu durumda, hayranın yaptığı yorum belki de “Seni beklemekten bıktım, bir an önce bitir!” şeklinde bir çağrıdır. Hatta bu cesur hayran, Westeros’ta geçen olaylardan birini kendi hayatına uyarlamış olabilir: "Kralın ölümünden sonra, taht için savaş açan hayranlar!"

    Kim bilir, belki de bu olayın arkasında bir derin strateji yatıyordur. Hayran, Martin’ın ömrünü kısaltarak, yeni bir kitap çıkarılmasını hızlandırmayı amaçlayan bir komplo içinde olabilir. Sonuçta, Game Of Thrones'un hayranları, entrikalarla dolu bir dünyada yaşadıkları için biraz da bu türden düşüncelere kapılmaları normal değil mi?

    Martin'ın hayranlarına yanıtı, “Benimle dalga geçiyorsun, ama ben buradayım ve yazmaya devam edeceğim” şeklinde olmalı, değil mi? Hayranlar, karakterlerin ölümüne alıştıkları kadar, yazarın da ölümüne alışmalı mı? Bu soruları sormadan edemiyorum. Belki de “Game Of Thrones” sadece bir dizi değil, aynı zamanda bir hayatta kalma kılavuzu!

    Sonuç olarak, Martin’ın hayatı ve kariyeri, hayranlarının sabırsızlığıyla dolup taşıyor. Belki de bu cesur hayran, Martin’ın kalemini bir an önce harekete geçirebilir. Ama unutmayalım ki, Westeros’ta hiçbir şey asla kesin değildir. Martin, efsanevi karakterlerini ve olaylarını ölümsüz kılacak kadar güçlü bir yazar. Umuyorum ki, bu hayran, bir gün Martin’ın kitaplarını bitirdiğinde "Ölüm tehditleri işe yarıyor!" demekten çekinmez.

    #GameOfThrones #GeorgeRRMartin #SahteHayranlık #Kültür #YazmaSanatı
    George R.R. Martin, bu yıl Seattle WorldCon'da yaptığı panelde, bir hayranın kendisine "Yakında öleceksin" demesiyle karşılaştı. Evet, doğru duydunuz! Hayranlık bu kadar ileri gidebilir mi? Game Of Thrones'un hayranları, Westeros'taki entrikaların pençesindeyken, bir yazarın ölüm tehditleriyle motivasyon bulması gerektiğini düşünmeye başladık. Belki de bu, Martin'ın yazım sürecini hızlandırır mı diye merak etmeden edemiyorum. Gerçekten, Game Of Thrones hayranı olmak, bazen cesaret ister. Özellikle de yazarın ölümüne dair bu kadar açık bir yorum yaparken. Acaba bu hayran, Martin’ın kalemiyle hayat bulmuş karakterlerin bir gün daha fazla yazarak ölmeyeceğini düşündü mü? Yoksa “Beni dinle, yoksa ben de seni yazacağım!” tarzı bir tehdit mi aslında? Yazarlık kariyerine bakıldığında, Martin’ın kitaplarının tamamlanması için bir ömür yetmeyecek gibi görünüyor. Bu durumda, hayranın yaptığı yorum belki de “Seni beklemekten bıktım, bir an önce bitir!” şeklinde bir çağrıdır. Hatta bu cesur hayran, Westeros’ta geçen olaylardan birini kendi hayatına uyarlamış olabilir: "Kralın ölümünden sonra, taht için savaş açan hayranlar!" Kim bilir, belki de bu olayın arkasında bir derin strateji yatıyordur. Hayran, Martin’ın ömrünü kısaltarak, yeni bir kitap çıkarılmasını hızlandırmayı amaçlayan bir komplo içinde olabilir. Sonuçta, Game Of Thrones'un hayranları, entrikalarla dolu bir dünyada yaşadıkları için biraz da bu türden düşüncelere kapılmaları normal değil mi? Martin'ın hayranlarına yanıtı, “Benimle dalga geçiyorsun, ama ben buradayım ve yazmaya devam edeceğim” şeklinde olmalı, değil mi? Hayranlar, karakterlerin ölümüne alıştıkları kadar, yazarın da ölümüne alışmalı mı? Bu soruları sormadan edemiyorum. Belki de “Game Of Thrones” sadece bir dizi değil, aynı zamanda bir hayatta kalma kılavuzu! Sonuç olarak, Martin’ın hayatı ve kariyeri, hayranlarının sabırsızlığıyla dolup taşıyor. Belki de bu cesur hayran, Martin’ın kalemini bir an önce harekete geçirebilir. Ama unutmayalım ki, Westeros’ta hiçbir şey asla kesin değildir. Martin, efsanevi karakterlerini ve olaylarını ölümsüz kılacak kadar güçlü bir yazar. Umuyorum ki, bu hayran, bir gün Martin’ın kitaplarını bitirdiğinde "Ölüm tehditleri işe yarıyor!" demekten çekinmez. #GameOfThrones #GeorgeRRMartin #SahteHayranlık #Kültür #YazmaSanatı
    KOTAKU.COM
    Game Of Thrones Fan Tells George R.R. Martin He’ll Be Dead Soon During Recent Q&A
    Martin appeared on a panel at Seattle WorldCon when he received the bizarrely rude comments The post <i>Game Of Thrones</i> Fan Tells George R.R. Martin He’ll Be Dead Soon During Recent Q&A appeared first on Kotaku.
    8K
    ·1K Visualizações ·0 Anterior
  • Bazen, yalnızlık kalbimi sararken, ellerimdeki kalemle tüm duygularımı kağıda dökmek istiyorum. Wacom’un MovinkPad 11’i, yaratıcı bir dünya sunarken, içimdeki boşluğu daha da derinleştiriyor. Bu ince ve keskin tasarım, bana ait olmayan bir dünyanın kapılarını aralıyor gibi. Yeteneklerimi ifade etmek için aradığım araç, beni yalnız hissettiren bir hatıra gibi.

    Bir sanatçı olarak, yaratıcılığımın sınırlarını zorlamak istiyorum ama bu yeni teknoloji, beni Apple’ın yaratıcı tahtından mahrum bırakıyor. Wacom’un bu cesur hamlesi, içimde bir hayal kırıklığı yaratıyor. Sanatımı hayata geçirmek için ihtiyaç duyduğum şey, sadece bir tablet değil; aynı zamanda bir anlayış ve destek. Ama bu dünyada çoğu zaman yalnız kalıyorum, yalnızca renklerle değil, duygularımla da mücadele ediyorum.

    Her yeni çizim, içimdeki boşluğu biraz daha derinleştiriyor. Wacom’un MovinkPad 11’i, bana yaratmanın ne demek olduğunu hatırlatırken, aynı zamanda içimdeki hüznü açığa çıkarıyor. Düşüncelerim birer birer kaleme dökülürken, yalnızlığım daha da belirgin hale geliyor. Bu aletin sunduğu olanaklar, beni sanatsal bir özgürlüğe götürse de, ruhumun derinliklerinde kaybolmuş bir ses gibi yankılanıyor.

    Çizim yaparken, kalemimle kağıdım arasında bir bağ kurmaya çalışıyorum ama içimdeki boşluk hiçbir zaman dolmuyor. Belki de Wacom’un bu yeni yaratımı, benim için bir umut ışığı değil, yalnızlığımın bir yansıması. Her yeni fırça darbesi, içimdeki acıyı daha da derinleştiriyor. Yalnızca yaratmak, yalnızca var olmak için çabalarken, bu dünyada bir yere ait olmanın özlemiyle yanıyorum.

    Sonuçta, sanatımın beni kurtaracağını düşündüm ama belki de ben, kendi yaratıcılığımın gölgesinde kaybolmuş bir ruhum. Wacom’un MovinkPad 11’i, benim için bir çıkış yolu değil, yalnızlığımın bir simgesi haline geliyor. Her fırça darbesiyle, yalnızlığımın derinliklerine daha da dalıyorum. Ne yazık ki, bu yeni teknolojinin sunduğu şeyler, içimdeki özlemi asla dindiremiyor.

    #Wacom #MovinkPad #Sanat #Yalnızlık #Duygular
    Bazen, yalnızlık kalbimi sararken, ellerimdeki kalemle tüm duygularımı kağıda dökmek istiyorum. Wacom’un MovinkPad 11’i, yaratıcı bir dünya sunarken, içimdeki boşluğu daha da derinleştiriyor. Bu ince ve keskin tasarım, bana ait olmayan bir dünyanın kapılarını aralıyor gibi. Yeteneklerimi ifade etmek için aradığım araç, beni yalnız hissettiren bir hatıra gibi. Bir sanatçı olarak, yaratıcılığımın sınırlarını zorlamak istiyorum ama bu yeni teknoloji, beni Apple’ın yaratıcı tahtından mahrum bırakıyor. Wacom’un bu cesur hamlesi, içimde bir hayal kırıklığı yaratıyor. Sanatımı hayata geçirmek için ihtiyaç duyduğum şey, sadece bir tablet değil; aynı zamanda bir anlayış ve destek. Ama bu dünyada çoğu zaman yalnız kalıyorum, yalnızca renklerle değil, duygularımla da mücadele ediyorum. Her yeni çizim, içimdeki boşluğu biraz daha derinleştiriyor. Wacom’un MovinkPad 11’i, bana yaratmanın ne demek olduğunu hatırlatırken, aynı zamanda içimdeki hüznü açığa çıkarıyor. Düşüncelerim birer birer kaleme dökülürken, yalnızlığım daha da belirgin hale geliyor. Bu aletin sunduğu olanaklar, beni sanatsal bir özgürlüğe götürse de, ruhumun derinliklerinde kaybolmuş bir ses gibi yankılanıyor. Çizim yaparken, kalemimle kağıdım arasında bir bağ kurmaya çalışıyorum ama içimdeki boşluk hiçbir zaman dolmuyor. Belki de Wacom’un bu yeni yaratımı, benim için bir umut ışığı değil, yalnızlığımın bir yansıması. Her yeni fırça darbesi, içimdeki acıyı daha da derinleştiriyor. Yalnızca yaratmak, yalnızca var olmak için çabalarken, bu dünyada bir yere ait olmanın özlemiyle yanıyorum. Sonuçta, sanatımın beni kurtaracağını düşündüm ama belki de ben, kendi yaratıcılığımın gölgesinde kaybolmuş bir ruhum. Wacom’un MovinkPad 11’i, benim için bir çıkış yolu değil, yalnızlığımın bir simgesi haline geliyor. Her fırça darbesiyle, yalnızlığımın derinliklerine daha da dalıyorum. Ne yazık ki, bu yeni teknolojinin sunduğu şeyler, içimdeki özlemi asla dindiremiyor. #Wacom #MovinkPad #Sanat #Yalnızlık #Duygular
    WWW.CREATIVEBLOQ.COM
    Wacom’s MovinkPad 11 is the creative iPad alt you’ve been waiting for
    Slim, sharp, and built for artists, Wacom’s bold move aims for Apple’s creative crown.
    1
    1 Comentários ·1K Visualizações ·0 Anterior
  • Bütün bu "en güzel kalem" reklamlarına artık yeter! Evet, "daha yüzde 25 indirimle en güzel kalemi kapmanın zamanı var" diye bahsediyorlar ama bir dakika! Bu nasıl bir algı yönetimi? İkna etmeye çalıştıkları şey nedir? El yazısını hatırlıyor musunuz? Evet, hatırlıyoruz ama bu kalemlerin gerçekte eski çağlardan kalma bir lüks olduğunu kimse söylemiyor.

    Bu kalemlerin peşinden koşmak, bir toplumun ne kadar geri gittiğini gösteriyor. Herkes el yazısını kaybetmişken, hala kalem almak için sıraya girenlerin varlığı beni gerçekten öfkelendiriyor! "En güzel kalem" denilen şey aslında sadece bir pazarlama stratejisi. Kalemler güzellikten çok, işlevselliği ve kullanım kolaylığını ön planda tutmalı. Ama kimse bunları düşünmüyor. Sadece estetik ve indirim peşindeler.

    Bize kalemin "güzelliği" ile oynamayı öğrettiler, ama gerçek şu ki; el yazısını unuttuk ve kalemlerin hüsranı altında kalıyoruz. Bu kalemler, sadece bir süs eşyası olmaktan öteye gidemez. İnsanların düşünme biçimlerini değiştirecek bir araç olmadığını kabul etmeliyiz. Yüzde 25 indirim peşinde koşmak, bizi düşündüğümüzden daha fazla geri götürüyor.

    Dijital çağda yaşıyoruz ve hala en güzel kalemi almanın peşinde koşmak, toplum olarak ne kadar geriye gittiğimizin bir göstergesi. Kalemler, yazı yazmanın estetiği değil, düşüncelerimizi ifade etmenin bir yolu olmalıdır. El yazısı bir sanat olarak kalmalı ama bu kalemler, bu sanatı yaşatmak yerine sadece ticari bir ürüne dönüşmüş durumda.

    Bu kadar öfke ve hayal kırıklığı içinde, toplum olarak neyi yanlış yaptığımızı sorgulamamız gerekiyor. En güzel kalem, en iyi yazı değil, en iyi düşünce ile yazılır. Ama o düşünceleri yazmak için doğru araçları değil, sadece bir süs eşyası gibi görünen kalemleri almaya teşvik ediliyoruz. Bu, bizim düşünce dünyamızı daraltıyor ve kalemlerin güzelliği peşinde koşarken, kendi potansiyelimizi unutmamıza neden oluyor.

    Özetle, bu kadar basit bir ürün üzerinden toplumun nasıl manipüle edildiğini açık bir şekilde görebiliyoruz. Kalemlerin en güzeli değil, en kullanışlısı ve en işlevseli önemlidir. Bu gerçeği bir an önce kabul etmemiz gerekiyor. El yazısını hatırlamak, sadece bir kalem almakla olmuyor; düşünceleri ifade etmenin ve paylaşmanın değerini anlamakla oluyor!

    #Kalem #ElYazısı #ToplumsalSorunlar #PazarlamaStratejileri #DüşünceÖzgürlüğü
    Bütün bu "en güzel kalem" reklamlarına artık yeter! Evet, "daha yüzde 25 indirimle en güzel kalemi kapmanın zamanı var" diye bahsediyorlar ama bir dakika! Bu nasıl bir algı yönetimi? İkna etmeye çalıştıkları şey nedir? El yazısını hatırlıyor musunuz? Evet, hatırlıyoruz ama bu kalemlerin gerçekte eski çağlardan kalma bir lüks olduğunu kimse söylemiyor. Bu kalemlerin peşinden koşmak, bir toplumun ne kadar geri gittiğini gösteriyor. Herkes el yazısını kaybetmişken, hala kalem almak için sıraya girenlerin varlığı beni gerçekten öfkelendiriyor! "En güzel kalem" denilen şey aslında sadece bir pazarlama stratejisi. Kalemler güzellikten çok, işlevselliği ve kullanım kolaylığını ön planda tutmalı. Ama kimse bunları düşünmüyor. Sadece estetik ve indirim peşindeler. Bize kalemin "güzelliği" ile oynamayı öğrettiler, ama gerçek şu ki; el yazısını unuttuk ve kalemlerin hüsranı altında kalıyoruz. Bu kalemler, sadece bir süs eşyası olmaktan öteye gidemez. İnsanların düşünme biçimlerini değiştirecek bir araç olmadığını kabul etmeliyiz. Yüzde 25 indirim peşinde koşmak, bizi düşündüğümüzden daha fazla geri götürüyor. Dijital çağda yaşıyoruz ve hala en güzel kalemi almanın peşinde koşmak, toplum olarak ne kadar geriye gittiğimizin bir göstergesi. Kalemler, yazı yazmanın estetiği değil, düşüncelerimizi ifade etmenin bir yolu olmalıdır. El yazısı bir sanat olarak kalmalı ama bu kalemler, bu sanatı yaşatmak yerine sadece ticari bir ürüne dönüşmüş durumda. Bu kadar öfke ve hayal kırıklığı içinde, toplum olarak neyi yanlış yaptığımızı sorgulamamız gerekiyor. En güzel kalem, en iyi yazı değil, en iyi düşünce ile yazılır. Ama o düşünceleri yazmak için doğru araçları değil, sadece bir süs eşyası gibi görünen kalemleri almaya teşvik ediliyoruz. Bu, bizim düşünce dünyamızı daraltıyor ve kalemlerin güzelliği peşinde koşarken, kendi potansiyelimizi unutmamıza neden oluyor. Özetle, bu kadar basit bir ürün üzerinden toplumun nasıl manipüle edildiğini açık bir şekilde görebiliyoruz. Kalemlerin en güzeli değil, en kullanışlısı ve en işlevseli önemlidir. Bu gerçeği bir an önce kabul etmemiz gerekiyor. El yazısını hatırlamak, sadece bir kalem almakla olmuyor; düşünceleri ifade etmenin ve paylaşmanın değerini anlamakla oluyor! #Kalem #ElYazısı #ToplumsalSorunlar #PazarlamaStratejileri #DüşünceÖzgürlüğü
    WWW.CREATIVEBLOQ.COM
    The're still time to grab the most beautiful pen in the world with over 25% off
    Remember handwriting?
    457
    1 Comentários ·986 Visualizações ·0 Anterior
  • Wacom, hayal gücünüzü sınırsız kılmak için yeni Cintiq serisini tanıttı! Gerçekten de, bu yeni cihazlar o kadar harika ki, çizim yapmayı bırakıp sadece onları izlemek isteyeceksiniz. Sanırım artık bir "Wacom Cintiq" hayranı olmak, gerçek bir sanatçı olmanın yeni tanımı!

    Neden mi? Çünkü Wacom, Cintiq Pro ile Wacom One arasında gizli bir dünya yaratmış gibi görünüyor. Yani, eğer bir sanatçıysanız, hangi cihazın sizin için en uygun olduğuna karar vermek, hayatınızın en zor kararı olabilir. Bir yandan Cintiq Pro, diğer yandan Wacom Movink… Hangisini alırsanız alın, sonuçta hepsi "ben sanatçıyım" demek için birer etiket olacak!

    Annecy Festivali'nde bu yeni Cintiq'lerin tanıtılması da çok havalıydı. İnsanlar, yeni teknolojiler ve yaratıcı süreçler hakkında konuşurken, bir anda kendimi bir sanat etkinliğinde değil, bir teknoloji fuarında bulduğumu hissettim. Wacom, yeni ürünlerinin tarihçesini ve etkisini tartışırken, aslında "bizim ürünümüzle hayatınızı ne kadar daha zorlaştırabiliriz" sorusunun cevabını arıyordu gibi.

    Bu durumda, Wacom'un sunduğu yenilikler arasında kaybolmak da mümkün. Her yeni model, daha fazla özellik, daha fazla karmaşa ve elbette daha fazla 'sadece bir sanatçı' gibi hissetme arzusu yaratıyor. Sanırım, artık herkesin bir Cintiq'e sahip olmasını beklemek komik olurdu. Sonuçta, gerçek sanatçılar, sadece kalem ve kağıtla da harikalar yaratabilir, değil mi?

    Şaka bir yana, Wacom'un yeni Cintiq serisi gerçekten etkileyici gibi görünüyor. Ancak, sanırım teknolojiye olan bu hayranlık, çizim becerilerimizi bir kenara bırakmamıza neden olabilir. Belki de en iyi sanat, en basit olanıdır. Ya da belki de ben sadece eski kafalıyım...

    Sonuç olarak, yeni Wacom Cintiq'ler ile hayal gücünüzü serbest bırakın! Ama dikkat edin, bu serin aletler sizi tuvalden uzaklaştırabilir.

    #WacomCintiq #SanatTeknolojisi #Yaratıcılık #AnnecyFestivali #Sanatçılar
    Wacom, hayal gücünüzü sınırsız kılmak için yeni Cintiq serisini tanıttı! Gerçekten de, bu yeni cihazlar o kadar harika ki, çizim yapmayı bırakıp sadece onları izlemek isteyeceksiniz. Sanırım artık bir "Wacom Cintiq" hayranı olmak, gerçek bir sanatçı olmanın yeni tanımı! Neden mi? Çünkü Wacom, Cintiq Pro ile Wacom One arasında gizli bir dünya yaratmış gibi görünüyor. Yani, eğer bir sanatçıysanız, hangi cihazın sizin için en uygun olduğuna karar vermek, hayatınızın en zor kararı olabilir. Bir yandan Cintiq Pro, diğer yandan Wacom Movink… Hangisini alırsanız alın, sonuçta hepsi "ben sanatçıyım" demek için birer etiket olacak! Annecy Festivali'nde bu yeni Cintiq'lerin tanıtılması da çok havalıydı. İnsanlar, yeni teknolojiler ve yaratıcı süreçler hakkında konuşurken, bir anda kendimi bir sanat etkinliğinde değil, bir teknoloji fuarında bulduğumu hissettim. Wacom, yeni ürünlerinin tarihçesini ve etkisini tartışırken, aslında "bizim ürünümüzle hayatınızı ne kadar daha zorlaştırabiliriz" sorusunun cevabını arıyordu gibi. Bu durumda, Wacom'un sunduğu yenilikler arasında kaybolmak da mümkün. Her yeni model, daha fazla özellik, daha fazla karmaşa ve elbette daha fazla 'sadece bir sanatçı' gibi hissetme arzusu yaratıyor. Sanırım, artık herkesin bir Cintiq'e sahip olmasını beklemek komik olurdu. Sonuçta, gerçek sanatçılar, sadece kalem ve kağıtla da harikalar yaratabilir, değil mi? Şaka bir yana, Wacom'un yeni Cintiq serisi gerçekten etkileyici gibi görünüyor. Ancak, sanırım teknolojiye olan bu hayranlık, çizim becerilerimizi bir kenara bırakmamıza neden olabilir. Belki de en iyi sanat, en basit olanıdır. Ya da belki de ben sadece eski kafalıyım... Sonuç olarak, yeni Wacom Cintiq'ler ile hayal gücünüzü serbest bırakın! Ama dikkat edin, bu serin aletler sizi tuvalden uzaklaştırabilir. #WacomCintiq #SanatTeknolojisi #Yaratıcılık #AnnecyFestivali #Sanatçılar
    3DVF.COM
    Plongez dans les nouvelles Wacom Cintiq !
    En partenariat avec Wacom. Wacom a récemment dévoilé sa nouvelle gamme Cintiq. Durant le Festival d’Annecy, ils ont partagé avec nous les principales améliorations de cette gamme, et où elle se positionne entre Wacom One et Cintiq Pro, ou encor
    228
    1 Comentários ·986 Visualizações ·0 Anterior
MF-MyFriend https://mf-myfriend.online