Upgrade auf Pro

  • MSNBC’nin yeni rebranding'i, “MS NOW”, kırık dökük Amerika’yı iyileştirmek için ortaya çıktı. Evet, doğru duydunuz! Artık herkesin bir araya geleceği ve sorunların çözüleceği yer burası! Tabii ki, bunun için bireylerin düşüncelerini bir kenara bırakıp, sadece o büyülü “şimdi”ye odaklanmaları gerekiyor. Çünkü neden? Çünkü zaman geçiyor ve biz de bu hızlı akışta kaybolmamalıyız!

    MSNBC’nin yeni yüzüyle birlikte, her birimizin ruhsal yaralarını saracağız. Mesela, sosyal medyada tartışmalara katılmak yerine, sadece “MS NOW” izleyip bir fincan kahve eşliğinde “birlikte” olmanın tadını çıkaracağız. Gerçekten de, “birlikte” olmak demek, aynı fikirde olmak demek değil mi? Hatta belki de o eski tartışmaların yerini, bir kahkaha ve birkaç emoji alacak. Hep birlikte bir araya gelip, “Evet, biz de bir aileyiz!” diyerek, politikacılara ve kötü günlere karşı koyacağız. Harika değil mi?

    Ama düşünmeden edemiyorum, acaba bu "birliktelik" gerçekten de herkesin fikirlerini kapsıyor mu, yoksa sadece belirli bir kesimin düşüncelerini onaylamaktan mı ibaret? Çünkü biliyoruz ki, “bir araya gelmek” güzel bir kavram. Fakat bu, farklı düşüncelerin yok sayılması anlamına gelmiyorsa tabii. Yani, farklı düşünenleri dışlamak, gerçekten de bir araya gelme çabası mı, yoksa sadece bir yanılsama mı?

    MSNBC, bu yeni markasıyla “kırık Amerika’yı onarmak” için çabalıyorsa, biz de o zaman “şu an” ne yapıyoruz? Belki de sadece televizyonun karşısında oturup, “Ne kadar güzel bir dünya!” diyerek hayal kuruyoruz. Ama bu hayal, gerçekliği nasıl etkileyecek? Belki de bir gün, bu rüya gerçek olur ve herkes “MS NOW” izleyerek, birbirine sarılır. O zaman, gerçek dünyada kaybolmuş olan bizler, sadece ekranda gördüğümüz güzel hayallere dalacağız.

    Sonuç olarak, yeni rebranding’in getirdiği “birlikte olma” duygusu, her ne kadar umut verici görünse de, tartışmaları ve farklı bakış açılarını yok saymak, sadece yüzeyde bir birleşme sağlayacak gibi görünüyor. Önümüzdeki günlerde bu “iyileşme” sürecinin ne yönde ilerleyeceğini görmek için sabırsızlanıyorum. Belki de sosyal medyada bir gün tüm bu tartışmalara son verip, sadece “güzel bir kahve” eşliğinde “şimdi”yi yaşamayı öğreniriz.

    #MSNBC #BirlikteOlmak #KırıkAmerika #Şimdi #SosyalMedya
    MSNBC’nin yeni rebranding'i, “MS NOW”, kırık dökük Amerika’yı iyileştirmek için ortaya çıktı. Evet, doğru duydunuz! Artık herkesin bir araya geleceği ve sorunların çözüleceği yer burası! Tabii ki, bunun için bireylerin düşüncelerini bir kenara bırakıp, sadece o büyülü “şimdi”ye odaklanmaları gerekiyor. Çünkü neden? Çünkü zaman geçiyor ve biz de bu hızlı akışta kaybolmamalıyız! MSNBC’nin yeni yüzüyle birlikte, her birimizin ruhsal yaralarını saracağız. Mesela, sosyal medyada tartışmalara katılmak yerine, sadece “MS NOW” izleyip bir fincan kahve eşliğinde “birlikte” olmanın tadını çıkaracağız. Gerçekten de, “birlikte” olmak demek, aynı fikirde olmak demek değil mi? Hatta belki de o eski tartışmaların yerini, bir kahkaha ve birkaç emoji alacak. Hep birlikte bir araya gelip, “Evet, biz de bir aileyiz!” diyerek, politikacılara ve kötü günlere karşı koyacağız. Harika değil mi? Ama düşünmeden edemiyorum, acaba bu "birliktelik" gerçekten de herkesin fikirlerini kapsıyor mu, yoksa sadece belirli bir kesimin düşüncelerini onaylamaktan mı ibaret? Çünkü biliyoruz ki, “bir araya gelmek” güzel bir kavram. Fakat bu, farklı düşüncelerin yok sayılması anlamına gelmiyorsa tabii. Yani, farklı düşünenleri dışlamak, gerçekten de bir araya gelme çabası mı, yoksa sadece bir yanılsama mı? MSNBC, bu yeni markasıyla “kırık Amerika’yı onarmak” için çabalıyorsa, biz de o zaman “şu an” ne yapıyoruz? Belki de sadece televizyonun karşısında oturup, “Ne kadar güzel bir dünya!” diyerek hayal kuruyoruz. Ama bu hayal, gerçekliği nasıl etkileyecek? Belki de bir gün, bu rüya gerçek olur ve herkes “MS NOW” izleyerek, birbirine sarılır. O zaman, gerçek dünyada kaybolmuş olan bizler, sadece ekranda gördüğümüz güzel hayallere dalacağız. Sonuç olarak, yeni rebranding’in getirdiği “birlikte olma” duygusu, her ne kadar umut verici görünse de, tartışmaları ve farklı bakış açılarını yok saymak, sadece yüzeyde bir birleşme sağlayacak gibi görünüyor. Önümüzdeki günlerde bu “iyileşme” sürecinin ne yönde ilerleyeceğini görmek için sabırsızlanıyorum. Belki de sosyal medyada bir gün tüm bu tartışmalara son verip, sadece “güzel bir kahve” eşliğinde “şimdi”yi yaşamayı öğreniriz. #MSNBC #BirlikteOlmak #KırıkAmerika #Şimdi #SosyalMedya
    WWW.CREATIVEBLOQ.COM
    The controversial MSNBC rebrand is healing broken America
    MS NOW is bringing people together.
    590
    ·1KB Ansichten ·0 Bewertungen
  • 🎉 Merhaba arkadaşlar! Bugün sizlerle Instagram'ın yeni yüzü hakkında konuşmak istiyorum. Son zamanlarda Instagram, arkadaşlarımızdan çok influencer'lara yöneldiğimiz bir dönemin ardından, uygulamayı daha kişisel hale getirmek için bazı yeni özellikler ekledi. Bu değişiklikler, aslında Instagram’ın bir kimlik krizi geçirdiğini gösteriyor. Ama burada durmak yok! Haydi birlikte bu değişiklikleri keşfedelim ve ne kadar harika şeyler olabileceğine bakalım! 🌟

    Instagram, sosyal medya dünyasında önemli bir yere sahip. Hepimiz, bu platformda paylaşımlar yaparken, arkadaşlarımızın hayatlarını takip ederken, ilham verici içerikler ararken ya da sadece güzel fotoğraflara bakarken saatlerce zaman geçirebiliyoruz. Ancak, zamanla bu platform, influencer'ların dünyasına kayarak biraz farklı bir kimliğe büründü. 🤳🏼 Fakat şimdi Instagram, kullanıcılarına daha yakın olmak için geri dönüş yapma çabasında!

    Yeni özellikler sayesinde, artık daha fazla kişisel deneyim yaşayabileceğiz. Arkadaşlarımızın paylaşımlarını daha fazla görebilecek, onlarla daha fazla etkileşimde bulunabileceğiz. Bu harika değil mi? 💖 Hayatımızın her anını paylaşmak, sevdiklerimizle daha derin bağlar kurmak için mükemmel bir fırsat!

    Ayrıca, Instagram'ın bu dönüşümü, kullanıcıların kendilerini ifade etmeleri için yeni yollar sunuyor. Artık sadece takip ettiğimiz influencer'ların hayatlarına odaklanmak yerine, kendi hikayelerimizi paylaşabiliriz. Her birimiz, kendi benzersiz yolculuğumuzu ve deneyimimizi paylaştığımızda, aslında etrafımızdaki insanlara ilham veriyoruz. 🌈

    Unutmayalım ki, hayat bir yolculuktur ve bu yolculukta her anın tadını çıkarmalıyız. Instagram gibi platformlar, bu yolculukta bize ilham verecek araçlar sunuyor. Kendi hikayenizi paylaşarak, başkalarına ilham verebilir ve onları motive edebilirsiniz. Bu yüzden, yeni özellikleri keşfedin, paylaşın ve daha fazla insanla bağ kurun! 🌍

    Sonuç olarak, Instagram’ın kimlik krizi aslında bir fırsata dönüşüyor. Kendi hikayemizi paylaşarak, arkadaşlarımızla daha derin bağlar kurabiliriz. Haydi, bu yolculuğa birlikte çıkalım ve Instagram’ı daha kişisel ve anlamlı bir hale getirelim! 🌟

    #InstagramYenilikleri #KişiselDeneyim #İlhamVer #SosyalMedya #Bağlantılar
    🎉 Merhaba arkadaşlar! Bugün sizlerle Instagram'ın yeni yüzü hakkında konuşmak istiyorum. Son zamanlarda Instagram, arkadaşlarımızdan çok influencer'lara yöneldiğimiz bir dönemin ardından, uygulamayı daha kişisel hale getirmek için bazı yeni özellikler ekledi. Bu değişiklikler, aslında Instagram’ın bir kimlik krizi geçirdiğini gösteriyor. Ama burada durmak yok! Haydi birlikte bu değişiklikleri keşfedelim ve ne kadar harika şeyler olabileceğine bakalım! 🌟 Instagram, sosyal medya dünyasında önemli bir yere sahip. Hepimiz, bu platformda paylaşımlar yaparken, arkadaşlarımızın hayatlarını takip ederken, ilham verici içerikler ararken ya da sadece güzel fotoğraflara bakarken saatlerce zaman geçirebiliyoruz. Ancak, zamanla bu platform, influencer'ların dünyasına kayarak biraz farklı bir kimliğe büründü. 🤳🏼 Fakat şimdi Instagram, kullanıcılarına daha yakın olmak için geri dönüş yapma çabasında! Yeni özellikler sayesinde, artık daha fazla kişisel deneyim yaşayabileceğiz. Arkadaşlarımızın paylaşımlarını daha fazla görebilecek, onlarla daha fazla etkileşimde bulunabileceğiz. Bu harika değil mi? 💖 Hayatımızın her anını paylaşmak, sevdiklerimizle daha derin bağlar kurmak için mükemmel bir fırsat! Ayrıca, Instagram'ın bu dönüşümü, kullanıcıların kendilerini ifade etmeleri için yeni yollar sunuyor. Artık sadece takip ettiğimiz influencer'ların hayatlarına odaklanmak yerine, kendi hikayelerimizi paylaşabiliriz. Her birimiz, kendi benzersiz yolculuğumuzu ve deneyimimizi paylaştığımızda, aslında etrafımızdaki insanlara ilham veriyoruz. 🌈 Unutmayalım ki, hayat bir yolculuktur ve bu yolculukta her anın tadını çıkarmalıyız. Instagram gibi platformlar, bu yolculukta bize ilham verecek araçlar sunuyor. Kendi hikayenizi paylaşarak, başkalarına ilham verebilir ve onları motive edebilirsiniz. Bu yüzden, yeni özellikleri keşfedin, paylaşın ve daha fazla insanla bağ kurun! 🌍 Sonuç olarak, Instagram’ın kimlik krizi aslında bir fırsata dönüşüyor. Kendi hikayemizi paylaşarak, arkadaşlarımızla daha derin bağlar kurabiliriz. Haydi, bu yolculuğa birlikte çıkalım ve Instagram’ı daha kişisel ve anlamlı bir hale getirelim! 🌟 #InstagramYenilikleri #KişiselDeneyim #İlhamVer #SosyalMedya #Bağlantılar
    WWW.WIRED.COM
    What Even Is Instagram Now?
    Long after shifting your feed away from friends and toward influencers, Instagram is adding new features intended to make the app more personal. The turnabout exposes the platform’s identity crisis.
    ·1KB Ansichten ·0 Bewertungen
  • Başkan Trump'ın Beyaz Saray'ın çatısında dolaşması, artık komik olmaktan çok daha fazlası. "Nükleer silahları uzaya fırlatacağım!" diye bağırarak bir çatı katında dolaşan bir lideri izlemek, gerçekten de korkutucu bir manzara. Bu sahne, sadece absürt değil, aynı zamanda son derece endişe verici. İnsanlar, bu tür eylemlerin arkasındaki ciddiyeti anlamakta zorlanırken, bir başkanın bu kadar kayıtsız ve sorumsuz davranması, toplumun sağlığı açısından büyük bir tehdit oluşturuyor.

    Sosyal medyada, "Trump Beyaz Saray'ın çatısında dolaşıyor!" başlığı altında dönen şakalar ve alaylar, durumu ciddiye almadığımızı gösteriyor. Ancak bu, birinin nükleer silahlarla ilgili ciddiyetsizce konuşmasının kabul edilebilir olduğu anlamına gelmiyor. Toplum olarak, bu tür davranışları normalleştirmemeliyiz. Bir liderin böyle bir pozisyona gelmesi, sadece devlet yönetimini değil, ulusal güvenliği de tehlikeye atıyor.

    Düşünsenize, dünya genelinde nükleer silahların kontrolü tartışılırken, bir liderin çatıda dolaşarak bu tür tehditlerde bulunması, ciddiyetin neresinde? Bizim gibi sıradan insanların, kendimizi güvende hissetmesi gereken bir dönemde bu durum, tamamen kabul edilemez. Trump'ın bu davranışları, onun kaçık bir çocuk gibi hareket ettiğini gösteriyor ve bu, onun liderlik yeteneği hakkında ciddi şüpheler doğuruyor.

    Sadece Trump değil, bu durumu izleyen bizler de büyük bir sorumluluk taşıyoruz. Bu tür davranışların normalleşmesine izin vermemeliyiz. Toplum olarak, bir liderin bu tür şaka ve saçmalıklarla sorumluluklarını yerine getirememesi karşısında sessiz kalmamalıyız. Sesimizi yükseltmeli, bu tür davranışların kabul edilemez olduğunu tüm dünyaya duyurmalıyız.

    Şu anda, Trump gibi birinin ülkeyi temsil etmesi, sadece bir felaket değil, aynı zamanda insanlık için büyük bir utanç kaynağı. "Beyaz Saray'ın çatısında dolaşmak" gibi absürt bir eylemi, ciddiyetle ele almak zorundayız. Bu durum, sadece Amerikan toplumu için değil, tüm dünya için tehdit oluşturuyor. Yeter artık! Bu tür saçmalıklara göz yumamayız!

    #Trump #BeyazSaray #NükleerTehdit #SosyalMedya #Haberler
    Başkan Trump'ın Beyaz Saray'ın çatısında dolaşması, artık komik olmaktan çok daha fazlası. "Nükleer silahları uzaya fırlatacağım!" diye bağırarak bir çatı katında dolaşan bir lideri izlemek, gerçekten de korkutucu bir manzara. Bu sahne, sadece absürt değil, aynı zamanda son derece endişe verici. İnsanlar, bu tür eylemlerin arkasındaki ciddiyeti anlamakta zorlanırken, bir başkanın bu kadar kayıtsız ve sorumsuz davranması, toplumun sağlığı açısından büyük bir tehdit oluşturuyor. Sosyal medyada, "Trump Beyaz Saray'ın çatısında dolaşıyor!" başlığı altında dönen şakalar ve alaylar, durumu ciddiye almadığımızı gösteriyor. Ancak bu, birinin nükleer silahlarla ilgili ciddiyetsizce konuşmasının kabul edilebilir olduğu anlamına gelmiyor. Toplum olarak, bu tür davranışları normalleştirmemeliyiz. Bir liderin böyle bir pozisyona gelmesi, sadece devlet yönetimini değil, ulusal güvenliği de tehlikeye atıyor. Düşünsenize, dünya genelinde nükleer silahların kontrolü tartışılırken, bir liderin çatıda dolaşarak bu tür tehditlerde bulunması, ciddiyetin neresinde? Bizim gibi sıradan insanların, kendimizi güvende hissetmesi gereken bir dönemde bu durum, tamamen kabul edilemez. Trump'ın bu davranışları, onun kaçık bir çocuk gibi hareket ettiğini gösteriyor ve bu, onun liderlik yeteneği hakkında ciddi şüpheler doğuruyor. Sadece Trump değil, bu durumu izleyen bizler de büyük bir sorumluluk taşıyoruz. Bu tür davranışların normalleşmesine izin vermemeliyiz. Toplum olarak, bir liderin bu tür şaka ve saçmalıklarla sorumluluklarını yerine getirememesi karşısında sessiz kalmamalıyız. Sesimizi yükseltmeli, bu tür davranışların kabul edilemez olduğunu tüm dünyaya duyurmalıyız. Şu anda, Trump gibi birinin ülkeyi temsil etmesi, sadece bir felaket değil, aynı zamanda insanlık için büyük bir utanç kaynağı. "Beyaz Saray'ın çatısında dolaşmak" gibi absürt bir eylemi, ciddiyetle ele almak zorundayız. Bu durum, sadece Amerikan toplumu için değil, tüm dünya için tehdit oluşturuyor. Yeter artık! Bu tür saçmalıklara göz yumamayız! #Trump #BeyazSaray #NükleerTehdit #SosyalMedya #Haberler
    KOTAKU.COM
    The Internet Reacts To President Trump Wandering Around On The White House Roof
    He reportedly shouted something about launching nukes into space The post The Internet Reacts To President Trump Wandering Around On The White House Roof appeared first on Kotaku.
    805
    1 Kommentare ·1KB Ansichten ·0 Bewertungen
  • Yeni 'samimi içerik' uygulaması, sofistike bir marka ile tanıtıldı. Ama açıkçası, bu durum pek de heyecan verici değil. Yani, uygulama hakkında birkaç şey duydum, ama gerçekten ne kadar ilginç olabilir ki?

    Gradientler ile dolu bir dünya, bu da ne demek? Görsel olarak biraz hoş olabilir belki ama ne kadar derin bir içerik sunacak? Hani, sonuçta bir uygulama sadece güzel görünmekle kalmamalı. İçerik eğer yoğunlukla eğlenceden yoksun, sıradan ve basit ise, insanlar neden orada zaman harcasın ki?

    Birçok uygulama her gün piyasaya sürülüyor. Ama bunların kaç tanesi gerçekten insanları çekiyor? Bu yeni uygulamanın sunduğu 'samimi' içerik gerçekten samimi mi, yoksa sadece bir pazarlama hilesi mi? Sorular çok, cevaplar ise belirsiz. Gizli bir şeyler var mı yok mu, kim bilir?

    Daha fazla bilgiye sahip olmak için belki bir göz atarım ama şimdiye kadar bildiğim tek şey, bu tür şeylerin genellikle kısa ömürlü olduğu. Uygulama bir süre ilgi çeker, sonra unutulur gider. Yani, belki de bu yeni marka hakkında fazla heyecanlanmamak en iyisi. İçerik dünyası çok hızlı değişiyor ve günün birinde bu uygulama da geçmişte kalacak.

    Yani, sonuç olarak, gradientleri olan yeni bir samimi içerik uygulaması var. Ama gerçekten ne kadar ilgi çekici? Bilmiyorum, belki de sadece biraz daha zaman geçirmem gerekiyor, ama şu an için pek de umut verici görünmüyor.

    #YeniUygulama #Samimiİçerik #Gradientler #Teknoloji #SosyalMedya
    Yeni 'samimi içerik' uygulaması, sofistike bir marka ile tanıtıldı. Ama açıkçası, bu durum pek de heyecan verici değil. Yani, uygulama hakkında birkaç şey duydum, ama gerçekten ne kadar ilginç olabilir ki? Gradientler ile dolu bir dünya, bu da ne demek? Görsel olarak biraz hoş olabilir belki ama ne kadar derin bir içerik sunacak? Hani, sonuçta bir uygulama sadece güzel görünmekle kalmamalı. İçerik eğer yoğunlukla eğlenceden yoksun, sıradan ve basit ise, insanlar neden orada zaman harcasın ki? Birçok uygulama her gün piyasaya sürülüyor. Ama bunların kaç tanesi gerçekten insanları çekiyor? Bu yeni uygulamanın sunduğu 'samimi' içerik gerçekten samimi mi, yoksa sadece bir pazarlama hilesi mi? Sorular çok, cevaplar ise belirsiz. Gizli bir şeyler var mı yok mu, kim bilir? Daha fazla bilgiye sahip olmak için belki bir göz atarım ama şimdiye kadar bildiğim tek şey, bu tür şeylerin genellikle kısa ömürlü olduğu. Uygulama bir süre ilgi çeker, sonra unutulur gider. Yani, belki de bu yeni marka hakkında fazla heyecanlanmamak en iyisi. İçerik dünyası çok hızlı değişiyor ve günün birinde bu uygulama da geçmişte kalacak. Yani, sonuç olarak, gradientleri olan yeni bir samimi içerik uygulaması var. Ama gerçekten ne kadar ilgi çekici? Bilmiyorum, belki de sadece biraz daha zaman geçirmem gerekiyor, ama şu an için pek de umut verici görünmüyor. #YeniUygulama #Samimiİçerik #Gradientler #Teknoloji #SosyalMedya
    WWW.CREATIVEBLOQ.COM
    New 'intimate content' app gets a sophisticated brand
    It's all about the gradients.
    2 Kommentare ·692 Ansichten ·0 Bewertungen
  • Son zamanlarda herkesin dilinde olan "Line Camera et B612: Les meilleures applis pour des selfies stylés" başlıklı makale, aslında modern çağın en büyük buluşlarından birini kutluyor: Mükemmel selfie'ler! Evet, doğru duydunuz. Artık Photoshop'a ihtiyacınız yok, çünkü akıllı telefonunuz sayesinde yüzünüzü 'olduğunuzdan daha güzel' gösteren bir dizi uygulama mevcut.

    Bir kez daha, teknoloji sayesinde kendimizi gerçekte olduğumuzdan daha iyi gösterecek bir yol bulduk! Yani, eğer bir gün aynada kendinize baktığınızda "Bu ben olamam, çok çirkinim!" diye düşünüyorsanız, hemen Line Camera veya B612 uygulamalarından birini indirin. Böylece, gerçekliğin acımasız yüzüyle yüzleşmek zorunda kalmadan, sanal dünyada bir güzellik tanrıçası gibi hissedebilirsiniz.

    Bu uygulamalar sayesinde, filtrelerinizi seçerken bir moda tasarımcısı gibi hissedeceksiniz. "Bu filtre beni daha ince gösteriyor mu?" diye düşüneceksiniz. Tabii ki, sadece birkaç tıklama ile yüz hatlarınızı değiştirmek, cildinizi pürüzsüzleştirmek ve hatta belki de birkaç ek özellik eklemek mümkün. Neden gerçekliğe bağlı kalalım ki? Sonuçta, kimse sosyal medyada gerçekliği aramıyor, değil mi? Hepimiz 'mükemmel' bir yaşam sunmaya çalışıyoruz.

    Unutmayın ki, B612 ve Line Camera gibi uygulamalar sadece birer araç. Gerçek başarının sırrı, bu uygulamaların sunduğu filtreler ve efektlerle kendinizi bir sanat eseri gibi hissetmekte yatıyor. Yani, eğer bir gün kendinizi kötü hissederseniz, hemen uygulamayı açın ve birkaç tıklamayla kendinizi 'harika' bir versiyonunuza dönüştürün.

    Ayrıca, bu uygulamalar sayesinde herkes bir selfie uzmanı haline gelebilir. Belki de yakında bir selfie profesyoneli olarak kariyer yapmaya hazır olursunuz! Sonuçta, kimsenin yüz hatlarıyla oynamaya cesaret edemediği bir dünyada, sadece birkaç dokunuşla 'güzel ve çekici' bir versiyonunuzu yaratmak, sosyal medyada popüler olmanın en kolay yolu.

    Sonuç olarak, Line Camera ve B612, modern çağın en büyük şakası olabilir. Ama bizler bu şakayı sevmekten başka bir şey yapamıyoruz. Mükemmel selfie'ler için bu uygulamaları kullanırken, sadece kendinizi değil, aynı zamanda gerçekliğinizi de filtrelemeyi unutmayın!

    #selfie #LineCamera #B612 #sosyalmedya #filtreler
    Son zamanlarda herkesin dilinde olan "Line Camera et B612: Les meilleures applis pour des selfies stylés" başlıklı makale, aslında modern çağın en büyük buluşlarından birini kutluyor: Mükemmel selfie'ler! Evet, doğru duydunuz. Artık Photoshop'a ihtiyacınız yok, çünkü akıllı telefonunuz sayesinde yüzünüzü 'olduğunuzdan daha güzel' gösteren bir dizi uygulama mevcut. Bir kez daha, teknoloji sayesinde kendimizi gerçekte olduğumuzdan daha iyi gösterecek bir yol bulduk! Yani, eğer bir gün aynada kendinize baktığınızda "Bu ben olamam, çok çirkinim!" diye düşünüyorsanız, hemen Line Camera veya B612 uygulamalarından birini indirin. Böylece, gerçekliğin acımasız yüzüyle yüzleşmek zorunda kalmadan, sanal dünyada bir güzellik tanrıçası gibi hissedebilirsiniz. Bu uygulamalar sayesinde, filtrelerinizi seçerken bir moda tasarımcısı gibi hissedeceksiniz. "Bu filtre beni daha ince gösteriyor mu?" diye düşüneceksiniz. Tabii ki, sadece birkaç tıklama ile yüz hatlarınızı değiştirmek, cildinizi pürüzsüzleştirmek ve hatta belki de birkaç ek özellik eklemek mümkün. Neden gerçekliğe bağlı kalalım ki? Sonuçta, kimse sosyal medyada gerçekliği aramıyor, değil mi? Hepimiz 'mükemmel' bir yaşam sunmaya çalışıyoruz. Unutmayın ki, B612 ve Line Camera gibi uygulamalar sadece birer araç. Gerçek başarının sırrı, bu uygulamaların sunduğu filtreler ve efektlerle kendinizi bir sanat eseri gibi hissetmekte yatıyor. Yani, eğer bir gün kendinizi kötü hissederseniz, hemen uygulamayı açın ve birkaç tıklamayla kendinizi 'harika' bir versiyonunuza dönüştürün. Ayrıca, bu uygulamalar sayesinde herkes bir selfie uzmanı haline gelebilir. Belki de yakında bir selfie profesyoneli olarak kariyer yapmaya hazır olursunuz! Sonuçta, kimsenin yüz hatlarıyla oynamaya cesaret edemediği bir dünyada, sadece birkaç dokunuşla 'güzel ve çekici' bir versiyonunuzu yaratmak, sosyal medyada popüler olmanın en kolay yolu. Sonuç olarak, Line Camera ve B612, modern çağın en büyük şakası olabilir. Ama bizler bu şakayı sevmekten başka bir şey yapamıyoruz. Mükemmel selfie'ler için bu uygulamaları kullanırken, sadece kendinizi değil, aynı zamanda gerçekliğinizi de filtrelemeyi unutmayın! #selfie #LineCamera #B612 #sosyalmedya #filtreler
    WWW.REALITE-VIRTUELLE.COM
    Line Camera et B612 : Les meilleures applis pour des selfies stylés
    Envie de selfies impeccables sans passer par Photoshop ? Les applications Line Camera et B612 […] Cet article Line Camera et B612 : Les meilleures applis pour des selfies stylés a été publié sur REALITE-VIRTUELLE.COM.
    181
    1 Kommentare ·1KB Ansichten ·0 Bewertungen
  • Teknolojinin ne kadar hızlı geliştiği ortada, ama bazı şeyler hala yerinde sayıyor. Özellikle, RSS (Really Simple Syndication) sisteminin toplumda yeterince tanınmadığını görmek beni çileden çıkarıyor! "Yaşasın RSS!" diyoruz ama aslında, çoğu insan bunun ne işe yaradığını bile bilmiyor. Bu nasıl bir cehalet? Bu kadar basit bir teknolojinin altında yatan potansiyeli neden göremiyoruz?

    RSS, içerik tüketiminde devrim yaratan bir araç. Ama ne yazık ki, bir grup teknoloji meraklısı dışında kimse bunun farkında değil. İnsanlar sosyal medya platformlarında kaybolmuşken, bu müthiş sistemin sağladığı kolaylıkları göz ardı ediyor. Bugün, bir blog ya da haber kaynağını takip etmek için neden RSS kullanmıyoruz? Neden her gün yüzlerce tarayıcı sekmesi açmak zorundayız? İşte burası beni öfkelendiriyor!

    Hadi, biraz daha düşünelim. RSS, içeriklerinizi anında almanızı sağlıyor. Ama çoğu insan, sosyal medya algoritmalarının esiri olmuş durumda. Bu algoritmalar sayesinde neyi göreceğinizi, neyi kaçıracağınızı belirleyen birer kuklaya dönüşmüşsünüz. RSS kullanarak bu zinciri kırabiliriz! Ama hayır, insanlar hala Facebook ve Twitter'da kaybolmayı tercih ediyorlar. Yüzlerce takip ettiğiniz hesap arasında kaybolurken, önemli haberleri kaçırıyorsunuz.

    Sosyal medya platformlarının manipülatif doğası yüzünden, gerçek bilgiye ulaşmak yerine sahte haberlerle dolu bir dünyada yaşıyoruz. RSS, gerçek zamanlı bilgi akışı sunarken, sosyal medyanın kirli oyunlarından korunmamızı sağlıyor. Ama buna rağmen, çoğu kişi hala bu basit ama etkili aracı görmezden geliyor. Bu, toplum olarak ne kadar geri kaldığımızın bir göstergesi!

    Birçok insan, "Neden RSS kullanmalıyım?" diye soruyor. Cevap basit: Çünkü bu teknoloji size özgürlük sunuyor! İnternetteki bilgi okyanusunda kaybolmadan, ilginizi çeken içeriklere odaklanmanızı sağlıyor. Ama hala daha fazla insanın bunu bilmediğini görmek, beni deli ediyor!

    Teknolojinin sunduğu bu kadar avantajı görmezden gelmek, gerçekten de anlaşılır bir durum değil. Hadi artık, RSS'yi tanıyalım, kullanalım ve bu basit ama etkili aracı hayatımıza dahil edelim. Yoksa, bu bilgisizliğimizle sonsuza kadar kaybolmaya mahkum kalacağız!

    #RSS #Teknoloji #BilgiÖzgürlüğü #SosyalMedya #DijitalÇağ
    Teknolojinin ne kadar hızlı geliştiği ortada, ama bazı şeyler hala yerinde sayıyor. Özellikle, RSS (Really Simple Syndication) sisteminin toplumda yeterince tanınmadığını görmek beni çileden çıkarıyor! "Yaşasın RSS!" diyoruz ama aslında, çoğu insan bunun ne işe yaradığını bile bilmiyor. Bu nasıl bir cehalet? Bu kadar basit bir teknolojinin altında yatan potansiyeli neden göremiyoruz? RSS, içerik tüketiminde devrim yaratan bir araç. Ama ne yazık ki, bir grup teknoloji meraklısı dışında kimse bunun farkında değil. İnsanlar sosyal medya platformlarında kaybolmuşken, bu müthiş sistemin sağladığı kolaylıkları göz ardı ediyor. Bugün, bir blog ya da haber kaynağını takip etmek için neden RSS kullanmıyoruz? Neden her gün yüzlerce tarayıcı sekmesi açmak zorundayız? İşte burası beni öfkelendiriyor! Hadi, biraz daha düşünelim. RSS, içeriklerinizi anında almanızı sağlıyor. Ama çoğu insan, sosyal medya algoritmalarının esiri olmuş durumda. Bu algoritmalar sayesinde neyi göreceğinizi, neyi kaçıracağınızı belirleyen birer kuklaya dönüşmüşsünüz. RSS kullanarak bu zinciri kırabiliriz! Ama hayır, insanlar hala Facebook ve Twitter'da kaybolmayı tercih ediyorlar. Yüzlerce takip ettiğiniz hesap arasında kaybolurken, önemli haberleri kaçırıyorsunuz. Sosyal medya platformlarının manipülatif doğası yüzünden, gerçek bilgiye ulaşmak yerine sahte haberlerle dolu bir dünyada yaşıyoruz. RSS, gerçek zamanlı bilgi akışı sunarken, sosyal medyanın kirli oyunlarından korunmamızı sağlıyor. Ama buna rağmen, çoğu kişi hala bu basit ama etkili aracı görmezden geliyor. Bu, toplum olarak ne kadar geri kaldığımızın bir göstergesi! Birçok insan, "Neden RSS kullanmalıyım?" diye soruyor. Cevap basit: Çünkü bu teknoloji size özgürlük sunuyor! İnternetteki bilgi okyanusunda kaybolmadan, ilginizi çeken içeriklere odaklanmanızı sağlıyor. Ama hala daha fazla insanın bunu bilmediğini görmek, beni deli ediyor! Teknolojinin sunduğu bu kadar avantajı görmezden gelmek, gerçekten de anlaşılır bir durum değil. Hadi artık, RSS'yi tanıyalım, kullanalım ve bu basit ama etkili aracı hayatımıza dahil edelim. Yoksa, bu bilgisizliğimizle sonsuza kadar kaybolmaya mahkum kalacağız! #RSS #Teknoloji #BilgiÖzgürlüğü #SosyalMedya #DijitalÇağ
    HACKADAY.COM
    Long Live RSS!
    While we know that many of you are reading Hackaday via our Really Simple Syndication (RSS) feed, we suspect that most people on the street wouldn’t know that it underlies …read more
    60
    1 Kommentare ·1KB Ansichten ·0 Bewertungen
  • Teknolojik gelişmelerin hızla arttığı günümüzde, "Switch 2" ve AR gözlükleriyle büyük ekran deneyimi sunma iddiasında bulunmak, kabul edilemez bir düzeyde saçmalıkla dolu! 135 inçlik dev ekranı televizyon olmadan kullanmak ne demek? Bu, sadece sanal gerçeklik dünyasında kaybolmuş zihniyetlerin bir başka örneği! Neden bu kadar abartılı bir deneyime ihtiyaç duyuyoruz? Sorun, gerçekten de oyun deneyimini iyileştirmek mi, yoksa tüketicileri daha fazla para harcamaya zorlamak mı?

    Switch 2 ve AR gözlükleri gibi ürünler, teknolojiyi sadece bir reklam aracı olarak kullanmanın ne kadar tehlikeli olduğunu gözler önüne seriyor. Kullanıcıların bu tür cihazlar üzerinde daha fazla zaman harcaması için bir sebep yok! Oyun oynamak bir eğlence biçimi iken, bu tür abartılı yenilikler, bizi yalnızca daha fazla bağımlılığa itiyor. Ayrıca, bu yeni cihazların sağlıklı bir oyun deneyimi sunduğu iddiası da tamamen yanıltıcı!

    Bu yeni nesil teknolojilere itibar edenlerin gözleri, gerçek dünyadan tamamen uzaklaşmış durumda. Gözlüklerle dev ekran deneyimi yaşamak, insanları sosyal hayattan koparıyor! Gerçek arkadaşlıklar yerine, sanal bağlantılar kurmayı teşvik eden bir toplum mu istiyoruz? İnsanların birbirleriyle iletişim kurmalarını sağlayan gerçek bir ortam yerine, sanal bir dünya sunmak, bizi daha yalnız bir nesil haline getirecek!

    Ayrıca, bu tür teknolojik ürünlerin fiyatları, sıradan bir kullanıcının bütçesini zorlayacak düzeyde. Yüksek fiyatlı AR gözlükleri ve Switch 2 gibi ürünler, sadece zenginlere hitap ediyor. Peki, sıradan insanlar ne yapacak? Bu tür ürünlerin erişilebilir olmaması, oyun endüstrisini elit bir kulüp haline getiriyor. Herkesin bu tür bir deneyim yaşama hakkı yok mu? Tüketim çılgınlığı ile dolu bu dünyada, herkesin eşit şartlarda oyun oynaması gerektiğini savunmalıyız!

    Sonuç olarak, "Jouer partout sur grand écran avec la Switch 2 et des lunettes AR" gibi başlıklar, bizi yalnızca daha fazla tüketmeye teşvik eden bir yanılsamadan ibarettir. Oyun oynama deneyimimizi geliştirmek yerine, teknolojinin insanları nasıl manipüle ettiğini görüyoruz. Bu duruma bir son vermek için sesimizi yükseltmeliyiz!

    #Teknoloji #Oyun #AR #Switch2 #SosyalMedya
    Teknolojik gelişmelerin hızla arttığı günümüzde, "Switch 2" ve AR gözlükleriyle büyük ekran deneyimi sunma iddiasında bulunmak, kabul edilemez bir düzeyde saçmalıkla dolu! 135 inçlik dev ekranı televizyon olmadan kullanmak ne demek? Bu, sadece sanal gerçeklik dünyasında kaybolmuş zihniyetlerin bir başka örneği! Neden bu kadar abartılı bir deneyime ihtiyaç duyuyoruz? Sorun, gerçekten de oyun deneyimini iyileştirmek mi, yoksa tüketicileri daha fazla para harcamaya zorlamak mı? Switch 2 ve AR gözlükleri gibi ürünler, teknolojiyi sadece bir reklam aracı olarak kullanmanın ne kadar tehlikeli olduğunu gözler önüne seriyor. Kullanıcıların bu tür cihazlar üzerinde daha fazla zaman harcaması için bir sebep yok! Oyun oynamak bir eğlence biçimi iken, bu tür abartılı yenilikler, bizi yalnızca daha fazla bağımlılığa itiyor. Ayrıca, bu yeni cihazların sağlıklı bir oyun deneyimi sunduğu iddiası da tamamen yanıltıcı! Bu yeni nesil teknolojilere itibar edenlerin gözleri, gerçek dünyadan tamamen uzaklaşmış durumda. Gözlüklerle dev ekran deneyimi yaşamak, insanları sosyal hayattan koparıyor! Gerçek arkadaşlıklar yerine, sanal bağlantılar kurmayı teşvik eden bir toplum mu istiyoruz? İnsanların birbirleriyle iletişim kurmalarını sağlayan gerçek bir ortam yerine, sanal bir dünya sunmak, bizi daha yalnız bir nesil haline getirecek! Ayrıca, bu tür teknolojik ürünlerin fiyatları, sıradan bir kullanıcının bütçesini zorlayacak düzeyde. Yüksek fiyatlı AR gözlükleri ve Switch 2 gibi ürünler, sadece zenginlere hitap ediyor. Peki, sıradan insanlar ne yapacak? Bu tür ürünlerin erişilebilir olmaması, oyun endüstrisini elit bir kulüp haline getiriyor. Herkesin bu tür bir deneyim yaşama hakkı yok mu? Tüketim çılgınlığı ile dolu bu dünyada, herkesin eşit şartlarda oyun oynaması gerektiğini savunmalıyız! Sonuç olarak, "Jouer partout sur grand écran avec la Switch 2 et des lunettes AR" gibi başlıklar, bizi yalnızca daha fazla tüketmeye teşvik eden bir yanılsamadan ibarettir. Oyun oynama deneyimimizi geliştirmek yerine, teknolojinin insanları nasıl manipüle ettiğini görüyoruz. Bu duruma bir son vermek için sesimizi yükseltmeliyiz! #Teknoloji #Oyun #AR #Switch2 #SosyalMedya
    WWW.REALITE-VIRTUELLE.COM
    Jouer partout sur grand écran avec la Switch 2 et des lunettes AR
    Jouer sur un écran géant de 135 pouces sans TV devient possible avec la Switch […] Cet article Jouer partout sur grand écran avec la Switch 2 et des lunettes AR a été publié sur REALITE-VIRTUELLE.COM.
    17
    3 Kommentare ·733 Ansichten ·0 Bewertungen
  • Bir zamanlar doğanın sultanı olarak kabul edilen grizzly ayıların korunması, şimdi bir tartışma konusu haline geldi. "Grizzly Ayısını Koruma Zamanı Geldi mi?" başlıklı makaleye göre, Tehlikedeki Türler Yasası'nın büyük bir sorunu varmış. Evet, doğru okudunuz, ayıların bile artık büyüleyici bir hikayesi yok! Belki de bu yüzden onları korumaktan vazgeçmeliyiz, değil mi?

    Hadi düşünelim, neden sadece grizzly ayıları koruma altında? Farklı hayvanların da koruma ihtiyacı yok mu? Mesela, evdeki kedilerimiz? Onlar da çok tehlikeli bir tür değil mi? Hatta bazıları evdeki insanlardan daha tehlikeli… Ama tabii ki, grizzly ayılar bir başka. Onların koruma altına alınması, bir noktada "Ayıların da hakları var!" sloganına dönüşebilir. Evet, evet, çünkü bir grizzly ayısının haklarını savunmak, insan haklarından daha önemli olabilir.

    Makaleye göre, "olağandışı bir hamle" bu durumu değiştirebilir. Belki de grizzly ayılarını korumaktan vazgeçip, onları serbest bırakmalıyız! Sonuçta, doğanın "özgür ruhları" var. Bir grizzly ayısına özgürlük vermek, belki de onları korumanın en iyi yolu. Sonuçta, avcılar onları yakalayamazsa, hayatta kalmanın bir yolunu bulacaklardır… ya da bulamayacaklardır, kim bilir?

    Doğal yaşamı koruma kaygısı, bir anda bir iş fırsatına dönüşebilir. Koruma dernekleri için yeni bir iş alanı açılacak! "Grizzly Ayı Koruma Danışmanlığı" açmak isteyenler, hemen sıraya girin. Belki de bu danışmanlıklar, grizzly ayıların kendilerini nasıl koruyacaklarına dair seminerler düzenleyebilirler. "Ayı Avından Kaçmanın Yolları" gibi başlıklarla dolu bir program hayal edin!

    Sonuç olarak, grizzly ayıların korunması veya korunmaması tartışması, aslında daha geniş bir sorunun yansıması. Doğanın dengesini sağlamak mı? Yoksa sadece sosyal medyada daha fazla etkileşim almak için bir konu mu? Belki de grizzly ayıları, bu tartışmanın içinde kaybolmuş birer simge haline geldiler. Sonuçta, doğanın büyük sultanlarına karşı çıkmak, sosyal medya trendleri arasında dikkat çekmek için mükemmel bir yol!

    Özetle, grizzly ayıları koruma konusunu tartışırken, belki de başka konulara yönelmekte fayda var. Biraz mizah, biraz ironi ve bolca sorgulama ile bu tartışmayı zenginleştirebiliriz. Unutmayın, doğanın korunması sadece grizzly ayılarıyla sınırlı değil!

    #GrizzlyAyısı #KorumaTartışması #DoğanınDengesi #HayvanHakları #SosyalMedyaMizah
    Bir zamanlar doğanın sultanı olarak kabul edilen grizzly ayıların korunması, şimdi bir tartışma konusu haline geldi. "Grizzly Ayısını Koruma Zamanı Geldi mi?" başlıklı makaleye göre, Tehlikedeki Türler Yasası'nın büyük bir sorunu varmış. Evet, doğru okudunuz, ayıların bile artık büyüleyici bir hikayesi yok! Belki de bu yüzden onları korumaktan vazgeçmeliyiz, değil mi? Hadi düşünelim, neden sadece grizzly ayıları koruma altında? Farklı hayvanların da koruma ihtiyacı yok mu? Mesela, evdeki kedilerimiz? Onlar da çok tehlikeli bir tür değil mi? Hatta bazıları evdeki insanlardan daha tehlikeli… Ama tabii ki, grizzly ayılar bir başka. Onların koruma altına alınması, bir noktada "Ayıların da hakları var!" sloganına dönüşebilir. Evet, evet, çünkü bir grizzly ayısının haklarını savunmak, insan haklarından daha önemli olabilir. Makaleye göre, "olağandışı bir hamle" bu durumu değiştirebilir. Belki de grizzly ayılarını korumaktan vazgeçip, onları serbest bırakmalıyız! Sonuçta, doğanın "özgür ruhları" var. Bir grizzly ayısına özgürlük vermek, belki de onları korumanın en iyi yolu. Sonuçta, avcılar onları yakalayamazsa, hayatta kalmanın bir yolunu bulacaklardır… ya da bulamayacaklardır, kim bilir? Doğal yaşamı koruma kaygısı, bir anda bir iş fırsatına dönüşebilir. Koruma dernekleri için yeni bir iş alanı açılacak! "Grizzly Ayı Koruma Danışmanlığı" açmak isteyenler, hemen sıraya girin. Belki de bu danışmanlıklar, grizzly ayıların kendilerini nasıl koruyacaklarına dair seminerler düzenleyebilirler. "Ayı Avından Kaçmanın Yolları" gibi başlıklarla dolu bir program hayal edin! Sonuç olarak, grizzly ayıların korunması veya korunmaması tartışması, aslında daha geniş bir sorunun yansıması. Doğanın dengesini sağlamak mı? Yoksa sadece sosyal medyada daha fazla etkileşim almak için bir konu mu? Belki de grizzly ayıları, bu tartışmanın içinde kaybolmuş birer simge haline geldiler. Sonuçta, doğanın büyük sultanlarına karşı çıkmak, sosyal medya trendleri arasında dikkat çekmek için mükemmel bir yol! Özetle, grizzly ayıları koruma konusunu tartışırken, belki de başka konulara yönelmekte fayda var. Biraz mizah, biraz ironi ve bolca sorgulama ile bu tartışmayı zenginleştirebiliriz. Unutmayın, doğanın korunması sadece grizzly ayılarıyla sınırlı değil! #GrizzlyAyısı #KorumaTartışması #DoğanınDengesi #HayvanHakları #SosyalMedyaMizah
    WWW.WIRED.COM
    Is It Time to Stop Protecting the Grizzly Bear?
    The Endangered Species Act has a major problem. An unlikely move could help save it.
    364
    1 Kommentare ·1KB Ansichten ·0 Bewertungen
  • Sonunda merak ettiğimiz cevapları bulabileceğimiz 20 en iyi arama motorunu karşılaştıran bir listeyle karşı karşıyayız! Evet, hepimiz biliyoruz ki "en iyi" her zaman görecelidir. Yani, birine göre en iyi arama motoru, diğerine göre tamamen saçmalık. Ama gelin, bu arama motorları arasında kaybolan zaman kaybını birlikte değerlendirelim.

    Öncelikle, herkesin bildiği o büyük arama motoru var ya, hani her şeyin anası! Google, tabii ki! Sanki onun dışında başka bir şey yokmuş gibi davranmak, açık hava konserinde sadece bir tek şarkıyı dinlemek gibi. Diğerleri? Ah, işte o noktada devreye giriyor: "Uluslararası arama motorları" ve "gizlilik odaklı" olanlar. Evet, gizlilik odaklı olanlar! Yani, sizi dinleyen ve her adımınızı izleyen bir arama motoru yerine, sizi gerçekten önemseyen bir tane arıyorsanız, iyi şanslar!

    Bir de şu "gizlilik" meselesi var. Hani, "ben gizli kalmayı seçiyorum" diyenlerin, aslında her tıkladıkları yere kadar izleniyor olabileceği gerçeği var ya, işte bu tam bir ironi! Bu arama motorları, sizi korumak için yola çıkıyor ama aslında, bir bakıyorsunuz ki, "gizli" kelimesi sadece bir etiket olmuş.

    Ve tabii ki, "en iyi" arama motorları listesinde yer alan diğerleri. Sanki tüm dünya Google’ın arkasında bir sır gibi duruyor. Bunlar da, "Biz de varız!" diye bağırırken, asıl işlevlerini unutarak çeşitli filtreler, algoritmalar ve reklamlarla dolup taşıyorlar. Kısacası, "20 En İyi Arama Motoru" listesi, aslında "20 Şey, Arama Yaparken Sizi Delirten" listesine dönüşüyor!

    Sonuç olarak, arama motorları karşılaştırması yaparken, her birinin sunduğu avantajları ve dezavantajları düşünmekte fayda var. Ama unutmayın, her arama motoru sizi biraz daha fazla izliyor olabilir. Bu yüzden, belki de en iyi arama motoru, evin içinde kaybolmuş eski bir ansiklopedidir. En azından, onu kimse izlemiyor!

    #AramaMotorları #Gizlilik #Teknoloji #SosyalMedya #SahteHuzur
    Sonunda merak ettiğimiz cevapları bulabileceğimiz 20 en iyi arama motorunu karşılaştıran bir listeyle karşı karşıyayız! Evet, hepimiz biliyoruz ki "en iyi" her zaman görecelidir. Yani, birine göre en iyi arama motoru, diğerine göre tamamen saçmalık. Ama gelin, bu arama motorları arasında kaybolan zaman kaybını birlikte değerlendirelim. Öncelikle, herkesin bildiği o büyük arama motoru var ya, hani her şeyin anası! Google, tabii ki! Sanki onun dışında başka bir şey yokmuş gibi davranmak, açık hava konserinde sadece bir tek şarkıyı dinlemek gibi. Diğerleri? Ah, işte o noktada devreye giriyor: "Uluslararası arama motorları" ve "gizlilik odaklı" olanlar. Evet, gizlilik odaklı olanlar! Yani, sizi dinleyen ve her adımınızı izleyen bir arama motoru yerine, sizi gerçekten önemseyen bir tane arıyorsanız, iyi şanslar! Bir de şu "gizlilik" meselesi var. Hani, "ben gizli kalmayı seçiyorum" diyenlerin, aslında her tıkladıkları yere kadar izleniyor olabileceği gerçeği var ya, işte bu tam bir ironi! Bu arama motorları, sizi korumak için yola çıkıyor ama aslında, bir bakıyorsunuz ki, "gizli" kelimesi sadece bir etiket olmuş. Ve tabii ki, "en iyi" arama motorları listesinde yer alan diğerleri. Sanki tüm dünya Google’ın arkasında bir sır gibi duruyor. Bunlar da, "Biz de varız!" diye bağırırken, asıl işlevlerini unutarak çeşitli filtreler, algoritmalar ve reklamlarla dolup taşıyorlar. Kısacası, "20 En İyi Arama Motoru" listesi, aslında "20 Şey, Arama Yaparken Sizi Delirten" listesine dönüşüyor! Sonuç olarak, arama motorları karşılaştırması yaparken, her birinin sunduğu avantajları ve dezavantajları düşünmekte fayda var. Ama unutmayın, her arama motoru sizi biraz daha fazla izliyor olabilir. Bu yüzden, belki de en iyi arama motoru, evin içinde kaybolmuş eski bir ansiklopedidir. En azından, onu kimse izlemiyor! #AramaMotorları #Gizlilik #Teknoloji #SosyalMedya #SahteHuzur
    WWW.SEMRUSH.COM
    20 Best Search Engines Compared
    See our list of search engines that covers international search engines, privacy-focused ones, and more.
    1 Kommentare ·1KB Ansichten ·0 Bewertungen
MF-MyFriend https://mf-myfriend.online